İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 6 · 12 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 6

6.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.

Keyifli okumalar♥️

Karşımda hiç tanımadığım bir Gizem vardı.

Ona doğru bıçak savuran adamın kolunu tutarak dizinin üzerine çevik hareketlerle vurdu. Bıçak yere savrulurken adam bayılana kadar yumrukladı. Diğer adam hızla saldırıya geçerken, Gizem ondan önce davrandı ve takla atarak adamın kafasını bacaklarının arasına alarak yere yıktı. Bıçağı alarak hiç tereddüt etmeden adama sapladı. Yerdeki Gizem'le gözgöze geldiğimizde, ben daha olayın şokunu atlatamadan abamın bedenindeki bıçağı alarak bana fırlattı.

Ani hareketlerle bıçaktan kurtulmuştum kurtulmasına ama Gizem'in üzerime atlayıp, suratımı yumruklamasından kurtulamadım.

"Gizem" diye bağırdım. Bağırmamla yumruk olmuş eli havada kaldı. Bu sefer o şok olmuş gibi bana bakıyordu.

Yüzümdeki siyah maskeyi tutup çektiğimde, yediğim yumrukların acısından suratımı buruşturdum.

"Yasmin. Sen burada ne arıyorsun?"

"Elinde amma ağırmış. Üzerimden kalkacakmısın yoksa benidemi öldüreceksin" dedim sitem eder gibi. Üzerimden kalkarak kalkmam için elini uzattı.

Elini tutup yerden kalkarken, "özür dilerim Yasmin. Maskeden dolayı seni tanıyamadım. Bir de" diyerek etrafı gösterdi. "Malum bulunduğum durumdan panik yaptım. Seni de onlardan biri sandım."

Odada altı ölü adam vardı. Hepside Gizem'den iri, yapılı güçlü adamlardı. Şüpheyle Gizem'in gözlerine baktım. "Kimsin sen? Gizem'mi desem? Yada bir başkasımı? Seni tanımıyorum. Bana bir açıklama yapacak mısın?"

Bakışlarını benden çekerek, "Yasmin ben" diyerek sustu.

Gülümseyerek elimle etrafı gösterdim. "Benim tanıdığım Gizem, az önce şahit olduğum Gizem değildi. Kendini koruman hoşuma gitti. Ama sende arkamdan iş çevirenlerden birisin" dedim gözlerine bakarak.

"Arkandan iş çevirmedim. Seni çok seviyorum Yasmin. Sana açıklama yapacağım. Ama şimdi zamanımız yok. Her an gelebilirler. Hemen kaldığın odaya geri dönmen gerek. Hadi Yasmin yakalanmadan git burdan." Sesi telaşlıydı.

"Sen gelmeyecek misin?"

"Gizem gitmemiz gerek." Odaya giren telaşlı sesin sahibine döndüm. Boynundaki dövmeler, mavi saçlar, bu kız.. Gözlerim büyüdü. Bu kız Defne'nin evinde Gizem'in yanında gördüğüm kızdı. Neler dönüyor lan burada.

Dövmeli kız bana sırıtırken, "Yasmin lütfen" dedi tekrar gözlerime baktı. "Yakalanmadan git burdan." Nedense üzgün görünüyordu ama benim ona olan inancım kalmamıştı.

Kapıya doğru yönelirken önüne geçtim. "Siz neler çeviriyorsunuz? Defne'nin evindeyken bu kızda seninleydi. Bana arkadaşlarının nerede olduğunu bilmediğini söyledin." Dediğimde Gizem'den önce mavi saçlı kız cevap verdi. Yasmin'cim eğer biraz daha bizi burada tutarsan herşeyi berbat edeceksin bebeğim. Şimdi çekilde biz gidelim."

Onlar odadan çıkarken, ben hala olduğum yere çakılmış, neler döndüğünü düşünüyordum. Biraz daha düşünürsem yakalanacaktım. Odadan çıkarak etrafa baktım. Gizem ve dövmeli arkadaşı yoktu ortalıkta. Pis bir oyunun içine düşmüş, nasıl çıkacağımı bilmiyordum. Etrafımdaki hiç kimse güvenilir değildi. Öyle bir çıkmaza düşmüştüm ki nasıl çıkardım bu durumdan bilemiyorum. Hızla merdivenleri indim. Buralarda bir yerde çıkış kapısı olmalıydı. Üst katlarda neler vardı kimbilir. Öğrenmekte istemiyorum. Sadece bir an önce bu cehennemden çıkıp gitmek istiyorum.

Hızlı adımlarla yürüyor, etrafı kontrol ediyordum. Aklıma gelenle, kahretsin" dedim. Maskeyi odada unutmuştum. Yakalanacaktım. Tek tek kapıları yokladım. Her girdiğim oda boştu kimse yoktu. Odanın birina daha girdim. Burası büyük bir toplantı odasıydı. İşime yarar birşeyler aradım, bulamadım. Tekrar çıktım odadan.

Odalarda ve koridorda kameralar vardı. Ama kimse bana müdahale etmiyordu. Şimdiye çoktan yakalanmalıydım. Neden kimse gelmiyordu ki. Sanki bana karşı oynanan büyük bir oyunun içinde kapana kısılmıştım. Kendime olan güvenim yok oluyordu. Kesik kesik nefesler alıyordum artık. İçten içe korkuyordum. Başıma nelerin geleceğini kestirememek beni deli gibi korkutuyordu.

Önümdeki koridoru döndüğümde bir kapının önünde nöbet bekleyen kişiyle gözgöze geldik. Beni görmesiyle afallayarak elini belindeki silaha attı. Hızla üzerine atladım. Boğuşurken bağırmaya başladı. Kolumu boynuna dolayıp ağzını elimle kapattım. Her an içeriden biri çıkabilirdi. Adamı zabtetmek çok zordu. Zorlada olsa belindeki bıçağı çekip aldım. Elimi çabuk tutmalıydım. Bıçağı tam kalbine saplarken boynumdaki elleri gevşemeye başladı. Boğazından hırıltılı sesler gelirken, bedeni titremeye başladı. Yerde kendimle bir onuda sürükleyetek duvarın kenarından köşeyi döndüm.

Elim hala adamın ağzına baskı yaparken, kapının açılma sesini duydum. Ses çıkarmamak için resmen nefes almıyordum. Adım sesleri bize doğru yaklaştı. Nefesimi tutarken bir yandanda yakalanma ihtimaline karşı ne yapmalıyım diye düşünüyordum. Gelen kişinin adımları tam köşeye geldiğinde durdu. Gözlerimi açmış dikkatlice görünen tek ayağına bakıyordum.

"İt herif, nöbeti bırakıp nereye gittin" dedi kaba ses. Sonra söylene söylene geri dönerek çıktığı odaya girdi. Rahatlayarak bir oh çektim.

Üzerimdeki adamı iterek ayağa kalktım. Adamın çıktığı kapının önünde durdum. İçeride ne vardı, neden kapıya adam dikmişlerdi merak ediyordum. Ama başıma yeni bir iş açmadan bir an önce çıkış kapısını bulmam gerekiyordu. Bir daha bu fırsatı yakalayamazdım.

Bina çok büyüktü. Tıpkı bir labirent gibi koridordan koridora çıkıyordu. Her odaya bakamıyordum. Bu benim için zaman kaybıydı. Bir de odalarda beni nasıl bir sürprizin bekleyeceğini bilmiyordum. Yorgundum. Çok yorgun. Buraya getirildiğimden beri bedenen ve ruhen çok yoruldum. Artık güçlü durmaktan, kendimi güçlü göstermekten yorulmuştum. Şu an annemin dizlerine başımı koyarak, hiç birşey düşünmeden uyumak istiyorum.

İleride asansörün olduğunu görünce içime bir umut ışığı doğdu. Yeni farkettiğim göz yaşlarımı elimle silerek ilerledim ve kapısında durdum. Tereddütte etsem içime derin bir nefes çekerek düğmesine bastım. Asansör en son eksi bire inmişti. Belkide çıkış kapısı oradadır. Gelen asansöre binerek alt kata bastım. İçi baya büyükkü. Aynadaki yansımamı görünce bu halime inanamadım. At kuyruğu yaptığım saçlarım darmadağınık olmuş, yüzüm kana bulanmıştı.

Asansör bir kat alta indiğinde kapısının açılmasıyla loş bir ışık karşıladı beni. Bu kat diğerlerinden çok farklıydı. Tıpkı büyük bir depoyu andırıyordu. Belimdeki bıçağı elime alarak etrafta göz gezdirdim. Bu kısık ışıkta kimse görünmüyordu. Temkinli bir şekilde ilerlemeye başladım. Üzerimde kıyafetlerini giydiğim adamın silahı vardı ama ses çıkarmamak için kullanamıyordum. Sessiz adımlarla önüne geldiğim, aralık sürgülü demir kapıdan içeri baktım. Burası tıpkı bir hastaneyi andırıyordu.

Beyaz çarşaflı hastane yatakları ve her türlü hastane malzemeleri vardı. Adamlar nasıl bir sistem kurmuştu. Resmen hastaneyi buraya taşımışlardı. Bunlar nasıl insanlardı. Onca yaralı insan vardı ama hiç biri buraya getirilip tedavi ettirilmemişti. Ne yaralı nede doktor vardı. Etrafta bir çıkış kapısı yoktu ama yine uzunca bir koridor vardı. Ben ilerledikçe yoğun bir ışıga doğru yaklaşıyordum. Işığın kaynağını görebilmek beni hem heyecanlandırıyor, hemde korkutuyordu. Bıçak tutan elim havadayken istemsizce titriyordu.

Artık ışığın kaynağına yaklaşmışken inilti sesleri gelmeye başlamıştı. Bir yandan da derinden konuşma sesleri geliyordu. Karşımda duvardan duvara geçirilmiş büyük perde branda vardı. Perdeye iyice yaklaştım ama açmaya korkuyordum. Perdenin arkasında her ne oluyorsa insanlar acı çekiyordu. Kalp atışlarım hızlanırken perdenin ucunu tuttum. Sanki uzun zamandır ciğerlerime hava gitmiyormuş gibi derin derin soluklandım. Perdeyi açmamla gördüğüm manzara kanımı dondurdu.

Sıra sıra dizili sedyeler insanlarla doluydu. Kiminin üzerine aneliyat önlüğü giydirilmişti, kimisi ise sadece örtüyle kapatılmıştı. İleride şeffaf bir perde bıranda daha geçirilmişti ve ardında bulunan beyaz önlüklü, doktormu yoksa kasapmı belli olmayan kişiler, önlerindeki sedyelerde olan kişileri dalga geçerek ameliyat ediyorlardı.

Ne yapacağımı bilmeyerek bir iki adım ilerledim. Adamlar beni farkederse hiç iyi olmazdı. Arkaları bana dönüktü. Hızla gözlerimi sedyede yatanlarda gezdirdim. İlk yatakta yatan uyutulmuştu belliki, serum takılıydı. Monitörden yaşam fonksiyonu izleniyordu. Ama ne ameliyatı olduğu üzerindeki önlükten belli olmuyordu. Bir kaç kişinin üzeri kanlı örtülerle kapalıydı. Çok kan kaybetmişlerdi anlaşılan.

Bu dehşet verici ortamın buz gibi havası, sanki cehennemden önceki son durak gibiydi. Bütün vücüdümun titrediğini hissediyordum. Üzerinde kana bulanmış örtüden hala yere kanlar damlayan kişiye yaklaştım. Bir yandanda hala ameliyatla ilgilenenlerdeydi gözüm. Örtüyü kaldırdım. Adamın kanı çekilmiş, yüzü kireç gibi olmuş, gözleri ve ağzı açıktı. Adam ölmüştü. Ona ne yaptıklarını anlamak için, örtüyü tamamen kaldırdım. Gördüklerimle çığlık atmamak için elimi ağzıma bastırdım. Adamın resmen içini deşmişler bütün organlarını almışlardı.

Yok bu kadarda canilik olamazdı. Neler yapmışlardı bu insanlara. Göz yaşlarımı tutamadım. Haykırmak, bağırmak istiyordum. Bütün bu canileri öldürmek istiyor, bu acı çeken insanların yaşadıklarını onlara yaşatmak istiyordum. Beyaz önlüklülerin konuşmalarını duyunca onlara baktım.

"Adamı öldürüp öyle getirmişler. Bunun organlarının pek bir işe yarayacağını sanmıyorum."

"Biz işimizi yapalımda, gerisi bizi ilgilendirmez. Sonuçta bun organlar çok kıymetli."

"Bu gün çok sayıda ölen varmış. İşimiz uzun sürecek. Ezikler çok bile dayandı."

Daha fazla onları dinleyemeyecektim. Birşeyler yapmalıydım. Onlara doğru bir iki adım atmıştım ki. Sol tarafımda bir kadın sesi inleyerek, "yardım et" dedi. Üzerinde önlük kolunda serum vardı. Yalvaran gözlerle bana bakıyor, çok kötü görünüyordu. Tekrar zorlukla, "yardım et" dedi kısık sesle. Ona doğru adımımı atmıştım ki, bir elin hızla ağzıma kapanmasıyla sarsıldım.

Elini ağzıma sıkıca kapatarak bastırdı. Bir yandanda diğer eliyle bıçak tutan elimi kavramıştı. Beni kendine sıkıca bastırıp geriye doğru çekiyordu. Kollarında çırpınırken bağırmak istiyor, ama ağzımdan yalnızca boğuk iniltiler çıkıyordu. Ayaklarım birşeylere çarparak ses çıkardığında, doktorlardan birinin bu yöne döndüğünü gördüm. O daha beni görmeden, arkamdaki adam benimle birlikte perdenin dışına çıkmıştı.

"Sakin ol. Yasmin benim." Bu Kuzey'in sesiydi. Ben çırpınmayı kesince oda beni bırakıp kendine çevirdi. Yüzünü görmemle içime derin derin nefesler çektim.

"Yasmin sessiz bir şekilde burdan çıkmamız gerekiyor güzelim tamammı?" Kollarımdan tutmuş gözlerime bakıyor fısıldayarak konuşuyordu.

Zorlukla yutkunarak onun gibi sessizce konuşmaya çalıştım. "Onlar acı cekiyor. Kurtarmamız lazım." Ağlamaktan konuşamıyordum.

"Evet güzelim. Ama önce seni kurtarmalıyız" diyerek cebinden siyah maske çıkardı ve başımdan geçirdi. "Hadi maviş benimle gel. Kimseye birşey belli etmeden kaldığın odaya dönmeliyiz" dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.

"Hayır. Beni çıkış kapısına götür. Burdan kurtulmak istiyorum."

"Şimdi değil Yasmin. Bu o kadar basit değil. Lütfen sorunsuz birşekilde seni odana götüreyim."

"Kuzey" dememle,

"Kim var orda? Diyen, içerideki doktorlardan birinin sesini duymamızla, Kuzey beni tutarak çekti. İlk gördüğümüz yere saklanmıştık. Doktor perdeyi açıp etrafta göz gezdirdi. Kimseyi göremediği için, tekrar perdenin arkasına doğru ilerledi.

Kuzey elimi tuttuğu gibi oradan uzaklaşmaya başladık. Bir süre sonra elimi bırktı. Artık yanyana yürüyorduk. Benim kaybolduğum binada, Kuzey her yeri evi gibi biliyordu. Rahatlıkla binadan çıkıp boş alana çıktığımızda gece olmuştu. Karşılaştığımız adamlara selam vererek karşı binaya ilerledik. Kimse maskenin altındaki beni tanımamıştı. Neden bu maskeyi takıyorlardı? Bilmiyorum. Kuzey'i herkes tanıyordu. Onun yüzü benim aksime açıktı. Niye bana yardım ediyordu bilmiyorum. Kaldığım odaya geldiğimizde önce içeri Kuzey girdi. Ardından da ben.

Maskemi çıkardığım gibi üzerine yürüdüm. "Neden burdan gitmeme izin vermedin? Neden bunu bana yaptın?" Dedim. Ellerimi göğsüne vurarak onu ittirdim. "Neden beni bu cehenneme attın? Belkide bu gece kurtulmam için tek şansımdı. Bana çıkış yolunu göster. Artık sabrım kalmadı. Bir an önce buradan kurtulmak istiyorum. Beni getirdiğin gibi geri götür." Sinirlerim iyice bozulmuş, gözyaşlarım durmuyordu. Ben ard arda göğsüne vurdukça o geri geri adımlar atarak duvara dayandı. Kara gözlerini gözlerimden ayırmayarak masumca bana bakıyordu. "Konuşsana ne susuyorsun? Madem kurtulmama izin vermiyorsun, neden bana yardım ettin?"

Her göğsüne vurduğumda vücudu sarsılıyor, beni durdurmadan öylece yüzüme bakıyordu. Sanki bakışlarında merhamet ve üzüntü vardı. "Burada çok kötü şeyler dönüyor. Bu gün gördüklerim kanımı dondurdu. İnsanları bilerek öldürdüler. Çoğunun organlarını vahşice alıp onları katletmişler. Orada gördüğüm genç kadın acı çekiyordu. Benden yardım istedi. Ona yardım edemedim. Anlıyormusun. Ona yardım edemedim." O kadar şey söylememe rağmen hala susuyordu. "Neden susuyorsun? Konuşsana Allah'ın cezası" dedim. Suratına tokat atarak. Tokadın etkisiyke başı sağa düştüğünde birkaç saniye öylece durdu. Ona vurduğum için içim rahatlamışmıydı, yoksa pişmanmı olmuştum. Bilmiyorum. Karmaşık duygular içindeydim. Ama neden karmaşıktım ki sonuçta hak etmişti.

Ciddi surat ifadesiyle bana dönerek, bileklerimden tuttu. Beni hızla kendisiyle bir çevirerek duvara yapıştırdı. Şimdi tam tersi ben duvarla onun arasındaydım. Kollarımdam sıkıca tutarak duvara bastırdı. Aramızda hiç mesafe bırakmamıştı. Onu üzerimden itmeye çalıştım. "Sakin ol maviş. Rahat dur. Konuşacağız" dediğinde çırpınmayı bıraktım.

"Konuş" dedim tersleyerek.

"Onlar için şu an da birşey yapamam. Sana söz veriyorum maviş. Buradan sağ salim çıkacaksın. Ama şu an bu çok tehlikeli. Her yerde adamlar var. Bu gün seni farketseydiler hiç düşünmeden öldürürlerdi. Biraz sabret. Sabretki buradan birlikte çıkalım."

"Neden bana yardım ediyorsun? Sorularımı cevaplamanı istiyorum. Defne'yi nereden tanıyorsun? Odamı bu işin içinde? Beni neden kaçırıp buraya getirdin? Şimdi pişman oldun da bu yüzdenmi bana yardım etmek istiyorsun?"

Gülmeye başladı. Gözlerim gülüşünde kaldı. Ne güzel gülüyordu. Kendimi toparladım. Hala elleri bileklerimde beni duvarla arasında tutuyordu.

"Seni kaçırdım çünkü sebeblerim vardı. Çok yorulduğunu, pskolojikmen çok yıprandığını biliyorum. Keşke bazı şeyler elimde olsaydı maviş. Bütün bu yaşadıklarını yaşamasaydın. Buraya hiç gelmeseydin. Ama bütün bu yaşadıklarımız senin gibi çok değerli bir varlıkla tanışmama sebep oldu." Ne diyordu bu adam böyle. Bana aşık olamaz herhalde. Konuşurken öyle yoğun bakıyordu ki , kalp atışlarımı hızlandırıyordu. Bu hiç normal değil. Bu doğru değil. Ona güvenmemeliyim. Belki duygusal anlamda bana yakınlaşıp, kimbilir daha neler başıma getirecekti.

"Ah maviş, safir taşını bilirmisin? Gözlerin çok güzel, tıpkı bir safir taşı gibisin." Normalde her zaman kontrollü davranan ben, bu adamın bakışlarından ve sözlerinden etkileniyordum.

"Bir gün bu yaşadığımız kabus bitecek. O gün geldiğinde, sen ve ben, yeniden tanışacağız. Ama şimdi bana izin ver" diyerek dudaklarıma kapandı.

Onu itmedim. Karşı gelmedim. Beni şefkatle öpmesine izin verdim. Neden bunu yapıyordum bilmiyorum ama sıcaklığı beni iyi hissettirmişti. Dudaklarımdan ayrıldığında sırıtarak gözlerime baktı. Beni öpmesine izin vermem hoşuna gitmişti.

Yüzünde gülümseme hala dururken, elini kulağına götürerek bastırdı. "Kapımızı kilitle. Etrafı kontrol et. Gelen olursa haberim olsun. Bu gece burada kalacağım. Sakın uyuyayım deme" dedi. Ben şaşkınca ne olduğunu anlamaya çalışırken, yeni farkettiğim kulağındaki cihazla biriyle konuşuyordu. Birden kaşlarını çatarak, "zevzekliği bırakta işine bak sen." Karşıdaki ne dediyse artık sinirlenmişti.

"Kimdi o?" Dedim cevabını vereceğini hiç sanmıyordum.

"Gereksizin biri. Hadi güzelim. Bu gün çok yoruldun. Uyu biraz." Kolumdan tutarak beni yatağıma doğru çekti.

"Sende mi burada kalacaksın?"

"Evet bu gece seni yalnız bırakmak hiç içime sinmiyor." Botlarımı çıkararak yatağa uzandım. Üzerimdeki başka bir adama ait kıyafetleri çıkarmaya hiç halim yoktu. Sadece uyumak istiyordum. Kuzey'de yandaki ranzayı çekerek bana yanaştırdı ve yatağa uzandı. Ben sırt üstü uzanırken, o bana dönüktü.

"Sen iyi birine benziyorsun. Bu canilerin, katillerin hatta cehennem zebanilerin arasında ne arıyorsun?" Diye sordum bakışlarımı ona çevirerek. Gözlerimin önüne o gördüğüm dehşet verici anlar geldi. Gözlerimin akmasını engelleyemedim. Ağladığımıda ondan saklamadım. Kuzey'de üzgündü. Bakışlarından anlaşılıyordu.

İç çekerek, "ben onlardan biri değilim" dedi. "Herşeyi öğreneceksin maviş. Kader burda olmamızı istedi. Herkes yaptığı kötülüklerin cezasını en yakın zamanda ödeyecek. Şimdi rahatça uyu. Ben buradayım." Yüz ifadesi çok ciddileşti birden. Sanki bana yalan söylemiyor buradaki herkesten, herşeyden nefret ediyor, dediği gibi kader onu da bir şekilde buraya getirmişti. Beni buraya o getirmemiş gibi ona güvenmek istiyor, bana söylemediği çok önemli şeylerin olduğunu hissediyordum. Yanımda olmasının verdiği güvenle ilk defa huzurlu bir uykuya dalmak için gözlerimi kapattım.

*****************

Birinin bacağımı dürtmesiyle sıçrayarak gözlerimi açtım. Karşımdaki üç adamı görmemle hızla yatakta doğruldum. Yine neler oluyordu?

"Oo, Yasmin hanım sonunda güzellik uykusundan uyandı." Yüzünde morluklarla Furkan ve iki adam karşımda durmuş bana pis pis sırıtıyordu.

"Ne işiniz var burda? Çıkın dışarı" dememle, Furkan elini salık uzun saçlarıma atarak çekti.

"Sen bize emirmi veriyorsun? Yoksa kendini Beylikdüzü'nde ki ailenle oturduğun şu güzel evindemi sanıyorsun." Gözlerim korkuyla açıldı. Bu adam evimi nereden biliyordu. "Etrafına bak. Seni bizden kurtaracak ne polis olan baban Hilmi, nede annen Hülya var. Tabi birde üniversitede okuyan kardeşin vardı değilmi." Ailemden bahsedince kan beynime sıçradı.

"Onlardan uzak durun. Eğer birinin kılına zarar gelirse hepinizi öldürürüm" diye bağırdım.

"Gel bakalım sen bizimle. Öldürecekmiş." Saçlarımı çekerek beni ayağa kaldırdı. "Asıl sen ailenin ne durumda olduklarını görmeden öleceksin" dediğinde dirseğimi karnına geçirmemle saçımdaki eli gevşedi. Ama yinede ellerinden kurtulamadım. İki adam beni zorla tutarak odadan dışarı sürükledi. Furkan'da arkalarından geliyordu. Kuzey neredeydi ne zaman yanımdan ayrılmıştı hiç hatırlamıyorum.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Bir sonraki bölümde buluşmak dileği ile

Hoşça kalın♥️♥️

Bölüm sonu

2 yorum