Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.
Keyifli okumalar♥️
Bu gece yapacağımız büyük operasyon için hepimiz çok heyecanlıydık. Sığınağımız olan depoda herbirimiz oturduğumuz yerde Kuzey'in anlattığı pilanları dinliyorduk. Sayımız azdı ama ekipteki herkes birer profesyoneldi. Örgütün sayıca çok olması korkutuyordu bizi.
"Dediğim gibi, ilk önce bu binayı temizlemekle başlayacağız" diyerek devam etti Kuzey sözlerine. "İşimizi sessiz sedasız yürütmeliyiz ta ki, bütün esirleri güvence altına alana kadar." Karşı binada tutulan esirleri sorunsuz bir şekilde bu tarafa getirecektik. Aklım hala revirdeki benden yardım isteyen kızdaydı. Umarım hala yaşıyordur. Yoksa o acı çekerek benden yardım isteyen yüzü hiç aklımdan çıkmayacaktı.
"Esirleri güvence altına aldıktan sonra hiç kimseye acımak yok. Pamir ve Parla kardeşleri mümkün olduğunca elimize sağ geçirmemiz gerekiyor" diyerek bana döndü Kuzey. "Yasmin aramıza yeni katıldığı için, Kozlov kardeşler hakkındaki bilgileri kısaca tekrar özetleyeceğim. Pamir ve Parla Kozlov kardeşlerin babaları Ivan Kozlov, Rus asıllı ünlü bir iş adamıdır. Türkiye'ye düzenlediği bir iş seyahatinde eşi Sıla hanım ile tanışır ve kısa sürede evlenirler. Araştırmalımıza göre kardeşlerin ne tür işler çevirdiklerinden haberleri yok.
Yaptıkları yasa dışı işlere gelecek olursak. Çeşitli ülkelerdeki ortakları ile silah, kadın, organ ve bir çok yasa dışı işlerle uğraşıyorlar." Duyduklarım kanımı dondurmuştu. Sokak sokak insan toklayıp Burada her istediklerini yapıyorlardı. "Burada bir çok insanı belki kurtaramadık. Ama artık bir can daha kaybetmeye sabrım yok. Allah'ın izni ile bütün tedbirleri alarak bu gece operasyona başlıyoruz. Bu cani, acımasız yaratıkları önce bu binadan sonrada bütün ülkeden temizleyeceğiz arkadaşlar."
Elimde olmadan çok duygulanmıştım. Aynı zamanda da çok mutluydum. Masum insanların bir an önce buradan kurtulmasını istiyordum. Kuzey'in söylediğine göre şehirden kilometrelerce uzak bir adada olan devasa bir binada kalıyorduk. Böyle bir yeri anca büyük bir örgüt yönetirdi. Anlaşılan buradan kurtulmamız sandığımız gibi kolay olmayacaktı.
"Burası ne zamandan beri var? Yani yaptıkları bu işkencelere ne zamandır devam ediyorlar?" Diye sordum.
"Dört yıldır var. Kozlov kardeşler burayı kurmadan önce çeşitli ülkelerle yasal olmayan işlerde bulundular. Ve sonrada iğrenç işleri için bu devasa yapıyı inşa ettiriyorlar."
"Görünüşe göre hepiniz profesyonel ajanlarsınız, ama karşımızda büyük bir örgüt var. Diyelim ki işler tersine işledi. O zaman yapılacak başka bir alternatif yada bir pilanın varmı?"
"Başka ne tür bir plan yapabiliriz ki? Ben her zaman düz mantıkçıyım. Ne olacaksa o yapılacak ve iş bitecek" bunu diyen İbrahim'di.
Defne İbrahim'e öfkelenir gibi, "seni bu koca kafayla kim istihbarata aldı çok merak ediyorum" dedi.
"E.. Defne'cim herkeste benim kişiliğimi bulamazsın." Selim'in çapkınca gülümseyerek anlamsızca Defne'yi cevaplaması ona ilgisinin olduğunu gösteriyor. Bunu yalnızca benmi farkediyorum acaba.
"Senin kişiliğin beni ilgilendirmiyor Selim. Artık sadece iş arkadaşı olduğumuzu unutma."
"Bunu içinde öyle söylüyorum?"
"Biraz daha konuşursan Selim, bunca dostluğumuzu unutmak zorunda kalacağım." Devrim abide öfkelenmeye başladı. Neler dönüyordu burada. Bu koca insanları bıraksak birazdan birbirlerine girecekler.
"Yeter. Konumuzun dışına çıktığınızda farkındamısınız" dedi Kuzey. "İçinde bulunduğumuz zorlu bir görevimiz var. Herşeyden önce canımız tehlikede. Sizden tek istediğim hepimiz ellerindeki insanlarla birlikte sağ salim buradan çıkmak. Yasmin'in son sorusuna gelecek olursak, bu binayı tamamen temizlediğimiz zaman destek ekipleri helikopterlerle çatıya iniş yapacaklar."
Kuzey'in verdiği destek müjdesi içimi biraz olsun ferahlatmıştı ama binayı temizlemek hiçte zannettiğimiz gibi kolay olacağını sanmıyordum.
"Ceyhun, senin sağlık malzemen ne durumda? Yani anestezi malzemelerin neler? Ne kadar var elinde görebilirmiyim?" Dedim Ceyhun'a bakarken.
Ceyhun hiç sorgulamadan ayaklanırken diğerleri anlamsızca bana bakıyordu. Ceyhun malzemelerinin olduğu küçük dolabı gösterince, içlerindeki fazla olmayan ama işimizi görür bütün ilaçları ayıklayarak önümüze döktük. Kimisi yalnızca bayıltmak için kullanılan masum ilaçlardı ama bazı ilaçlar ise dozunu fazla verdiğin anda kalp krizine neden olan potasyum ilaçlarıydı. Şırınga dolu kutuyuda dökünce masaya Ceyhun'a baktım. Beni anladığını belirten bir gülücük gönderdi. Bunlar gece için hazırlanacak yeni silahlarımızdı.
***********
Saat gecenin ikisini geçiyordu. Harekete geçmek için hazırlanacaktık. Şu an da yaşadığım duygu karmaşası bana muhteşem bir adranalin salgılıyoydu. Kesinlikle bu geceye hazırdım.
Duygu karşımda durarak bir eliyle kısa mavi saçlarını karıştırıp savurdu. Aynı anda sırıtarak yüzüme bakıyordu. Kaşlarımı çatarak ne yaptığını anlamaya çalışıyordum. İşaret parmağını burnuna sürterek bir iki nefef çekti içine. "Yasmin. Nedense seni çok sevdim. Seni kollamak için hep yanında olacağım. Seni kollayacağım yani."
Yüzümü buruşturarak tebessüm etmeye çalıştım. "Teşekkür ederim. Ama artık böyle bağımlılar gibi hareket etmene gerek yok. Bu sen değilsin biliyorum. Bu saatten sonra rol yapmanıza gerek yok."
"Alışkanlık. Kaç aydır burada bu karakterle geziyorum biliyormusun sen?" Ona tebessüm ederken, Selim'in açtığı, kaç gündür bu depoda olduğum halde yeni farkettiğim duvar görünümlü paravanın ardı cephaneyle doluydu. Ağır makineli silahlar, el bombaları, çeşitli kesici aletler, kıyafet ve çelik yelekler. Gördüğüm manzaraya bakışlarım şaşkınlığımı belli ediyordu. Ne zamandır bu kadar çephaneyi bir araya getirmişlerdi.
Duygu kolunu omzuma atarak, "hayran kaldın öyle değilmi?" Diye sordu. Bir yandan o da hayranlıkla izliyordu.
Selim eline aldığı siyah kıyafetlerden birini bana atarak gülümsedi. "Hadi hazırlanalım." Uygur bir yer ayarlayıp kızlarla hazırlandık. Silahları da yerleştirin ve bir anda Kuzey omuzlarımdan tutarak beni kendine çekti.
"Şimdilik burada Gurur'la kalmanı istiyorum. Yaran daha iyileşmedi."
"Sana kaç defa iyi olduğumu söyleyeceğim Kuzey. Tekrar söylüyorum. Ben iyiyim ve sizi yalnız bırakmayacağım" dedim öfkelendiğimi belli etmeyerek. Biliyorum beni düşünüyordu ama asla bu durumda bir köşede oturup onları bekleyemezdim.
"Tam olarak iyi olmadığını biliyorum Yasmin. Ve senin burada kalmanı istiyorum." Sertleşen surat ifadesine baktım.
"Bana emirmi veriyorsun?" Dedim.
"Üstün olarak sana emrediyorum Yasmin. Seni göreve dahil edene kadar buradan çıkmayacaksın."
Bir adım geri atarak, "rasmi olarak henüz benim başkanım değilsiniz Kuzey Aras bey. Ne zaman resmi olarak üstüm oldunuz, ancak o zaman sizden emir alırım." Sert mizacım onu afallatmuştı. Bütün ekibin bakışları üzerimizdeydi.
Kuzey"den uzaklaşacağım esnada tekrak beni tutarak kendine yaklaştırdı. Gözlerimiz birbirine kenetlenirken, "söz dinlemeyeceğini biliyordum maviş. Ama ne kadar inkar etsende ben senin üstünüm. Emirlerimi dinlemek zorundasın" onu tam kendimden itecektim ki yan tarafında bulunan çelik yeleği alarak üzerime çirdi. "Kendini kolla maviş. Sakın vurulma. Seninle ilgili çok güzel geley için planlarım var." İster istemez son cümlesinden sonra ifadem yumuşamaya başladı. Sinsi gülüşler sergilerken, bende tebessüm etmeye başladım.
Küçük kulaklıkları bana uzattığında, avcunun içinden alıp kulaklarıma taktım. Son olarakta kar maskelerimizi taktığımızda hepimiz hazırdık. Kuzey omuzlarını dikleştirerek, "hepinizi sağ istiyorum arkadaşlar sakın vurulmayın" dedi. Hızlı ve sessiz adımlarla depodan çıkmaya başladık.
Gurur ekran başında kalıp bizi yonlendirecekti. Biz ise ekibin 13 üyesi sahalarda olacaktık.
Bodrum katının düz koridorunda sessiz ve cevik hareketlerle ilerleyerek üst kata çıkmak için ilerledik. Gurur'un Kuzey önde el hareketleriyle bizleri yönlendiriyordu. Boş merdivenleri sorunsuz bir şekilde çıkarak yeni bir boş koridora çıktık. Biraz ilerledikten sonra koridor ikiye ayrılıyordu. Kuzey'in işaretiyle Devrim abi, Selim, Duygu, İbrahim, Ceyhun, Faruk, Tekin sol koridora yönlendi. Biz geri kalanlar ise sağa doğru ilerledik.