İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 4 · 12 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 4

4.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.

Keyifli okumalar♥️

Yine hücreyi andıran odamda yatağıma uzanmış tavanı seyrediyordum. Zihnim düşünmeyi bırakmış, bir boşlukta kayboluyordu. Yeterince düşünmüş, sevdiklerime yani Defne ve abisine toz konduramamıştım. Ama ne kadar inkar etsemde bana ihanetleri apaçık ortadaydı. Bunca yıllık dostluğumuza, gururuma yediremiyordum.

Odamın içinde cızıltılı bir ses yankılandı. Ben daha ne olduğunu anlamadan bir erkek konuşmaya başladı. "Naber güzellik." kaşlarımı çatarak yerimden doğruldum. Burası dört duvar küçük bir odaydı. Bu seste nereden geliyordu. Sakince etrafa göz gezdirdim.

"Nasılsın? Seninle biraz sohbet etmek istedim."

"Kimsin sen?"

"Kim olduğumun ne önemi var Yasmin." İsmimide biliyordu.

"Peki... Beni görüyormusun?"

"Hemde nasıl. Pijamalarda çok yakışmış." Onunla konuşurken bir yandanda etrafı inceliyor sesin nereden geldiğini bulmaya çalışıyordum.

"Çok sıkıldın değilmi bu küçücük odada? Ah... Benimkide sorumu. Tabiki sıkılıyorsun. Ama sana bir sır vereyim mi diğer hücrelerde kalanlar senin kadar dayanıklı değil. Kadınlar hepsi sulu göz. Erkeklerin bile ağladığını görüyorum. En vahşi görünen bile." O konuşurken bende yatağın ve komidinin her yerine baktım. Zaten eşyalarım bu kadardı. Konrol edebileceğim başka eşya yoktu. Gözlerimi dört duvar ve kapıda gezdirdim. Ses kahkaha atarak, "ne o bulamadınmı beni?" Dedi.

Öfkelenmeye başlıyordum. Resmen sesin sahibi benimle dalga geçiyordu. Bu sesi bir yerden hatırlıyor gibiyim ama bir türlü kim olduğunu çıkaramıyordum.

"Benimle dalgamı geçiyorsun?" Dedim elimle demir kapıyı yoklarken. Ama kapı da temizdi. Ne bir kamera nede bir ses cihazı vardı.

"Estağfurullah. Seninle dalga geçmem ne mümkün. Aramızda kalsın senin hayranınım. Zaten bu hayranlıktan öteye gidemiyorum."

Bir an boşlukta bulunup, "neden?" Sorusu çıktı ağzımdan. Yine kahkaha atarak gülmeye başladı. Bu sesi aklımın bir köşesine kaydedeceğim. Seni bulacağım pislik herif.

"Birileri tarafından engelleniyorum. Yani bana yasak bir elma gibisin."

"Bu yasağı kim koydu." Onu konuşturup sesin kaynağının nereden geldiğini bulmaya çalışıyordum.

"Maalesef bunu şu anda sana söyleyemiyorum."

Gözlerimi kapattım sesin nereden geldiğini daha iyi anlayabilmek için.

"Peki şu anda n'apıyorum?"

"Gözlerini kapatmış güzel sesimi dinliyorsun." Güzel sesine başlayacağım senin.

Komidini tutup sesin nereden geldiğini tahmin ettiğim tarafa çekerek üzerine çıktım. Elimi duvarda gezdirerek, "beni sürekli izliyormusun?" Dedim.

"Evet" diyerek güldüğünde, gözlerim dehşetle büyüdü. Ben bu odada soyunup üzerimi değiştirmiştim. Herşeyi gördümü yani. Bu adamı bir elime geçirsem... Düşüncelerimi okumuş gibi, "merak etme sen soyunurken gözlerimi kapattım" dedi.

"Seni aşşağılık sapık. Elbet bulacağım seni." Sinirle duvarı yoklarken elimin altında bir yumuşaklık hissettim. Bulmuştum işte. Elimle bastırarak ince tabakayı yırttım. Gördüğüm şeyle sinsice gülmeye başladım. Karşımdaki kamera bana gülümsüyordu. "Buldum işte. Seni de bulacağım pislik" diyerek kamerayı tuttuğum gibi yerinden söküp fırlattım. Demek her hareketimi izliyorlardı sapık herifler.

*****************

Günler geçiyor hala bir çıkış yolu bulamıyordum. Resmen kapana kısılmış kurtarılmayı bekliyordum. Bu durum çok sinir bozucuydu. Böyle bir yerin hala nasıl fark edilmediğini merak ediyordum. Her gün eğitimlere zorlanıyor bizden ne isteniyorsa yapmak zorunda kalıyorduk. En ufak hatamızda itilip kakılıyorduk. Bütün mavilerde artık benim gibi bıkmış, arada isyan ediyor ve karşılığı olarakta dayak yiyorlardı.

Buradaki hiç kimseye güvenmiyor, kimse ile diyaloğa girmiyordum. Bir tek Gizem hariç. Başlarda ondan ne kadar şüphelensem de masum hali gönlümü kazanmıştı. Onu koruma iç güdüsüyle artık yanımdan ayırmıyordum. Bir tek odalarımıza kapatıldığımızda ayrılıyorduk. Çok masumdu küçük bir kız çocuğu gibi. Bir kız kardeşim yoktu ama ona bakınca kardeşim Toprak'ın özlemini gidermeye çalışıyordum. Onu çok özlemiştim. Burnumda tütüyordu.

Demir kapı gür sesiyle yankılanarak açıldığında, uzandığım yatağımdan doğrularak ayaklandım. Gecenin bu saati kimse uğramazdı yanıma.

"Benimle geliyorsun." Karşımda koca gövdesiyle dikilerek konuşan Furkan'dı.

"Sebep?" Diye sordum kaşlarımı çatarak. Gece gece beni nereye götürecekti.

Pis pis sırıtarak, "ne o korktunmu yoksa" dedi.

Ona doğru bir adım atarak dik bir şekilde durdum karşısında. "Sendenmi korkacağım?" Dedim yüzüne küçümser gibi bakarak.

"Cesur kızsın. Ama bir o kadarda aptalsın. Hayatını kurtaracak bir teklif sundum sana. Ama sen o eziklerle olmayı seçtin."

Aramızdaki mesafeyi kapatarak iyice yaklaştım. "Fazla konuşmada nereye gidiyorsak gidelim. Senin şu gereksiz konuşmalarını dinlemek zorunda değilim."

Yüzü gerilerek tek gözü seyirmeye başladı. Elini boğazıma sarıp fazla sıkmadan, "neyine güveniyorsun küçük sıçan. Sana bize katılabilirsin dedim diye kendi birşeymi sandın? İstersem şu anda nefesini keserim senin." Boğazımdaki eli titriyor, surat ifadesi bir ruh hastasını andırıyordu. İstifimi bozmadan gözlerine bakıyor ondan korkmadığımı gorsun istiyordum. Beni iterek bıraktı.

"Eşyalarını topla. Başka odaya geçiyorsun" dedi. Zaten bir iki parça olan kıyafetlerimi bir poşete doldurup onu takip ettim. Uzun bir koridorun ardından demir bir kapının önünde durup, hızla açtı. "Geç içeri" hala öfkesi sesinden belli oluyordu.

Odaya girmemle kapıyı çarparak kapattı. İçerdekileri görmemle şaşırmıştım. Kadıınların bir kısmı buradaydı. İçlerinden Gizem beni görmesiyle oturduğu ranzadan kalkarak bana doğru koşmaya başladı. Boynuma sarılırken, "seni gördüğüme çok sevindim Yasmin. Aynı odaya denk gelmemiz için çok dua ettim" dedi.

Alışmıştım artık bu kıza. Gülümseyerek, "artık bırakacak mısın Gizem. Biraz daha sıkarsan boğacaksın beni" dedim. Furkan'ın yapamadığını bu kız yapacaktı.

"Gülümsüyorsun. İlk defa bana gülümsedin." Kollarını gevşeterek şaşkınca suratıma baktı.

"Uykum var. Yorgunum. Yatıp dinlenelim" derken gözlerimi etrafta gezdiriyordum. Esmer tenli bir kız gülümseyerek oturduğu yatakta, "hoş geldin" dedi. Başımla selam verdim. Burası oniki yataklı karşılıklı ranzalar ve ilerideki kapının lavabo olduğu anlaşılan çokta büyük olmayan bir odaydı. Oniki yatak ve benimle birlikte oniki kadın.

Herkes kendine bir yatak seçmişti. Üstelik bu odanın demir parmaklıda olsa küçük bir penceresi vardı. Anlaşılan günlerdir bir sorun çıkarmadan durmamızın mükafatıydı bu, tekli hücrelerden çıkarılıp topluca odalara yerleşmemiz. Yada başka bir amaçları vardı. Bilemiyordum. Bunu yaşayarak görecektik.

Pencere kenarındaki yatakta kumral bir kız uzanıyordu. Gözlerimi ona sabitleyerek yürümeye başladım. Bu kız geçen gün yemekhanede Kuzey'e sulanan kızdı. Adımlarım önünde durduğunda, başını kaldırarak bana baktı. "N'oluyor?" Der gibi başını salladı.

"Kendine başka yatak bul" dedim ifadesiz yüzümle. Yataktan kalkarak önümde durdu.

"Ne saçmalıyorsun sen? Buraya ilk ben yerleştim. Kendine başka yer bul."

"Ben burada yatmak istiyorum. Eşyalarını topla."

"Saçmalık bu. Defol başımdan. Yoksa bağırır bütün adamları toplarım başına."

Sahte bir şekilde gülümseyerek, "çok korktum. Bağırmak serbest" diyerek kolundan tutarak ittirdim. "Yorgunum beni uğraştırma." Yatağa oturduğumda, kız sinirle yataktaki bir kaç eşyasını alıp başka bir yatağa geçti. "Gizem, sende üst yatağa geç."

Gizem gülümseyerek ranzanın üst yatağına geçti. Böyle birşeyi niye yapmıştım bende bilmiyorum. Tamamen anlık bir iç güdüyle kıza gıcık olmuştum. Aklıma gelen duygularla başımı iki yana salladım. Saçmalıktı bu. Ben Kuzey'imi kıskanmıştım. Yok, böyle birşey olamaz. O benim baş düşmanımdı. Beni bayıltıp bu hapishaneye getirmişti. Buradaki katillerden biriydi. Onun yüzünden belki kısa sürede ölecektim burada. Belkide bir şekilde pis işlerine alet olacaktım. Benim bir şekilde buradan çıkıp kurtulmam gerekiyordu.

************

Sabah yine erkenden kaldırılmış bahçedeki alana getirilmiştik. Çeşitli parkurlardan atlıyor, tırmanıyor, koşuyorduk. Hiç acımıyorlardı bize. Ayağı tökezleyen yada yere düşenlere bağırıyor, jopla vuruyorlardı. İçim ne kadar acısada elimden birşey gelmiyordu. Müdahale ettiğim taktirde ben de joplardan nasibimi alıyordum. Yorgunluğa dayanamayan bir kız bitkince yere yığıldı. Bir iki jop darbesiyle bayılan kızı iki kişi sürükleyerek götürdüler. Ne yapacaklardı kıza hiç bir fikrim yoktu.

Karşımızdaki eğitmenin konuşmasıyla ona döndü herkes. "Şimdiki görevleriniz, iki kişi karşılıklı dövüşecek. Böylelikle kimlerin dövüşte daha iyi olduklarını göreceğiz." Eğitmenler herkesi eş yaparken, Furkan içlerinden en iri adamı bulmuş bana doğru geliyordu. Yüzündeki pis sırıtışı benden intikam almanın sinyallerini veriyordu. Neyin intikamıydı bu.

Karşımda durarak, "bu da senin rakibin" dedi. Kaşlarımı çatarak suratına baktım. Bu iri adam yerine onun suratını dağıtmak istiyordum. Bu hevesimi başka zamana saklayıp rakibime döndüm. "Böyle korkak gibi köşeye sıkıştığını görmek bana öyle zevk veriyor ki anlatamam.

Geri adım atarak Furkan'a döndüm. "Zamanı geldiğinde bu iğrenç suratını dağıttığımda bende aynı zevki yaşayacağım" dedim suratına tükürür gibi.

Birden öfkelenerek üzerime yürürüdü. Benimle burun buruna gelip, "demek öyle? Bunun için beklemeye gerek yok" diyerek üzerindeki çeketini çıkarmaya başlamıştı. Derin nefes alarak kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Öfkelenipte bu pisliğe yenilmemeliydim. Üzerindeki iki silah, jop, çakı, şiş, kelepçe hepsini çıkarıp kenara attı. Ne çok silah taşıyordu üzerinde.

Birden bulunduğumuz meydan genişledi. İkimize büyük bir alan açılmıştı. Maviler mizden uzak bir alanda ikili olarak dövüşürken, bizim etrafımızı siyahlılardan bir kalabalık topluluğu sardı. Gözlerimm Parla'ya takıldı. Kollarını birbirine kavuşturmuş şeytanca sırıtarak bana bakıyordu. Kalabalıkta gözlerim bir kişinin daha üzerinde durdu. Başını olumsuz anlamda yana doğru salladı. Öyle dikkatli ve yoğun gözlerle bakıyordu ki, sanki benim için endişeleniyordu.

Kuzey benim için endişeleniyordu! Ama neden? Bir süre gözlerimi ondan çekemedim. Oda aynı şekilde kaldı. Onu ilk gördüğümden beri hissettiğim bir çekim vardı aramızda. Sanki oda bana karşı aynı hisleri paylaşıyordu.

Birden bağırış sesleriyle olduğum yerde irkildim. Herkes Furkan diye tezahürat yapıyordu. Gürültülü bağırışla tekrar hızla etrafımızı saran kalabalığa baktım. Nekadar dimdik ayakta kalsamda, ister istemez içimi bir korku sarıyordu. Bu adamın hakkından gelirsem, sanki sonumu getirecektim. Yenilirsem yine sonum olacaktı. Furkan'a döndüm. Vahşice gülüyor, ismini bağıranlara karşı kollarını kaldırmış bağırıyordu. Parla herkesi susturacak Furka'a döndü.

"Bitir şu aşiftenin işini" diye bağırarak ardından gür bir kahkaha attı. Bunuda yazıyorum bir kenara. Bu kadına bu lafı yedireceğim.

Furkan hiç vakit kaybetmeden bana doğru adımlayarak yumruğunu savurdu. Hızlı davranarak gelecek olan darbeden kurtulmuştum. Benden güçlü olduğu her halinden belli oluyordu. Ama ikinci attığı yumruktan, nekadar fevri hareket ettiği belli oluyordu. Bütün düşüncelerimi ve korkularımı bir kenara bırakıp, mantığımı kullanarak her hareketini takip etmem gerekiyor. Derin bir nefes alarak, bir süreliğine etraftaki kalabalığı yok saydım. Alan boştu. Yalnızca Furkan ve ben vardım.

Yumruklarımı sıkarak bir kaç yumruk darbesi savurdum. Oda aynı şekilde karşılık veriyor, darbelerimden sıyrılıyordu. Etraftımızdan hiç ses gelmiyor pür dikkat bizi seyrediyorlardı. Bütün gücümü kullanarak bir yumruk daha savurduğumda, bu kez suratına gelen darbeden dolayı başı geriye gitti. Öfkeyle hemen toparlanıp bana karşı bir yumruk daha attığında oda boşlukla sonuçlanınca. Haykırarak attığı tekme karnıma gelince darbenin etkisiyle sırt üstü yere çakıldım. Koşarak üzerime atlayacağı anda yana doğru yuvarlanarak kurtulmuştum. Ben yerden kalkarken o yere çakılmıştı.

Bu adamın öfke problemi vardı. Kolay kolay pes edeceğe benzemiyor. Her boşa giden darbesiyle daha da kinleniyor, vahşileşiyordu. Üst üste yumruk ve tekme darbeleri atıyor, kiminden kurtuluyor kiminden kurtulamıyordum. Anlaşılan bu gün çok uzun bir gün olacaktı.

***********

Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum. Hava kararmıştı. Birbirimize attığımız darbeler bizi yormuş, yüzümüzde ve vücüdumuzun çeşitli yerlerinde hasara yol açmıştı. Yorgunluktan dağılan dikkatimle göğsüme aldığım yumruk darbesiyle soluğum kesildi. Elim istemsizce göğsüme giderken, gözlerim büyüdü. Aynı anda yaşlar boşaldı. Sanki beynime oksijen gitmiyordu. Dizlerimin üzerine düştüm. Sanki kulaklarım duymuyor, gözlerim görmüyordu.

Biri önümde çömeldi. Birşeyler söylüyor ama algılayamıyordum. Nefes almaya çalıştım. Çok zordu. Ağlamıyordum ama gözlerim durmadan akıyordu. Bir kez daha çabaladım nefes almak için. Aniden ciğerlerimin açılmasıyla yüksek sesli bir soluk aldım. Algılarım açılmış, karşımdaki kişinin kim olduğunu seçebilmiştim. Kuzey endişeli gözlerle bana bakıyor, "nefes al" diyordu. Elimden tutup beni kaldırdığında, "iyimisin" dedi. Benim ruhsuz gözlerle ona baktığımı görünce, "bu kadar yeter" diyerek etraftakilere bağırdı. Öfkenin etkisiyle ani bir karar alarak Kuzey'in elinden kurtardım elimi. Bana bir pislikmişim gibi bakan Furkan'a doğru koştum. O daha ne olduğunu anlamadan üzerine atladım.

İkimizde yere savrulduğumuzda, üzerine oturup ard arda yumruklarımı savurdum. Altımda koca gövdesiyle debeleşmesine aldırış etmeden, hırsla darbeler indiriyordum. Canımı yakmıştı şerefsiz. Bunun hesabını verecekti. Etrafta hareketlilik hissediyordum. Bağırışmalar vardı ama yinede durmadım. Delirmiş gibiydim. Birinin belime sarılmasıyla geriye çekildim.

"Sakinleş" diye bağırıyordu belime sarılan Kuzey. Derin derin soluklar alırken, kalabalık içinde bir kaç kişi bana saldırmak için üzerime çullandılar. Ama onlar bana ulaşmadan biri önüme siper oldu. Kuzey bana sarılmış sakinleşmemi sağlıyordu. Peki bu önümdeki beni koruyan kimdi. Herkesi dağıtmayı başardığında, bana doğru döndü.

Yanıma yaklaşarak, "iyimisin Yasmin" dedi. Bu bana sarkıntılık eden ve sonra da Kuzey'in ona kafa atmasıyla revire götürülen eğitmen Korkut'tu. Benimi korumuştu o. Ben şaşırarak bakınca bakışlarını Kuzey'e çevirerek, "hadi odasına götürelim" dedi.

Kuzey, "ben hallederim sen Furkan'la ilgilen" dedi. Kuzey yürümeme yardım ederken, gözlerim kalabalığın ilgilendiği yerde yüzü kanlar içinde baygın yatan Furkan'a takıldı. Resmen kendimi kaybetmişim. Kuzey yetişmeseydi onu öldürebilirdim. Gözlerimi kapatıp açtım. Olayın şoku hala üzerimdeydi.

Kolunu belime sarmış beni yürüten Kuzeyin sesi beni kendime getirdi. "Başın belada artık Yasmin. Tehlikede olduğun yetmezmiş gibi birde bu gün kendine bir çok düşman kazandın."

Hala kanayan patlamış dudaklarımın müsade ettiği kadarıyla gülümsemeye çalıştım. "Kendinle grur duymalısın Kuzey bey. Beni bu cehenneme sen getirdin."

Bakışları bana döndüğünde yüzlerimiz çok yakındı. "Sana kimseye bulaşmamanı söylemiştim. Sadece uslu dur dedim. Onunla dövüşmek zorundamıydın?"

"Bana hesapmı soruyorsun birde? Sanki bütün bunların suçlusu sen değilmişsin gibi. Hayatımı mahvettin."

"Bak, seni her zaman koruyamam."

"Koruma" diye bağırarak kollarından kurtuldum. "Senin yardımına ihtiyacım yok. Hem neden bana yardım ediyorsun ki. Ben de zorla buraya getirdiğiniz mahkumlardan biriyim. Seni görmek istemiyorum artık. Benden uzak dur" dedim. Gözlerim doldu. Yalnız başıma kalıp haykırarak bağırıp ağlamak istiyordum. Bana kafayı yedirtmişlerdi.

Ona arkamı dönmüş binaya doğru yürümeye başlamıştım ki, Kuzey bana yetişip tekrar kolunu belime sardı. "Bırak" dediğimde ondan kurtulmaya çalışıyordum. Ama daha sıkı tutmaya çalıştı beni.

"Sakinleş Yasmin" yaralarını kontrol etmeden bırakmayacağım seni." Bu sefer ses çıkarmadan Kuzey"le binaya doğru yürüdük. Bana çok yakındı. Fazla yakın. Kokusu bile burnuma doluyordu. Benimle neden ilgileniyordu ki. Acaba buna sebep vicdanımıydı. Yoksa bana acıyormuydu. Yok, ben çözemiyordum bu adamı. Bana öyle bir bakışı vardı ki, görende bana aşık olduğunu sanırdı.

Kızlarla kaldığımız odanın önüne geldiğimizde kapıyı açarak içeri girdik. Kızlar bizi görünce hepsi ayaklandı. Kuzeyden ayrılıp zorlukla yatağıma oturdum. Hepsi başıma toplanırken Kuzey çoktan ortadan kaybolmuştu.

"Hayvan herif seni ne hale getirmiş." Gizem üzgün bir şekilde önüme diz çökerek beni inceledi. Elimi tutarak, "gel önce bir yüzünü temizleyelim. Yüzün kanlar içinde."

Başımı olumsuz anlamda sallayarak, "biraz dinlenmeliyim Gizem" dedim. Ama uzanmaya bile halim yoktu. Başımı kaldırarak Gizem'i ve bana acıyarak bakan diğer kızları inceledim. Hepsi gayet sağlıklı görünüyordu.

"Siz gayet iyi görünüyorsunuz" dedim.

Kızlardan biri öne çıkarak, "evet. Senin sayende" dedi.

"Nasıl?"

"Siz dövüşmeye başladığınızda herkes etrafınızda toplandı. Bizi unutmuşlardı. Bizde bu fırsattan yararlanarak dövüşmeyip sizi izledik."

Gizem konuşunca ona döndüm. "Senin için çok endişelendik. En son göğsüne aldığın darbeyle fenalaştın. Sonrada bizi bu deliğe tıktılar tekrar. Sana birşey oldu diye çok korktum Yasmin.

Gizem'in bu haline gülümsedim. Benim için endişelenmişlerdi.

"Gülüyorsun. Sen nolmalde bile gülmezsin. Adam seni ne hale getirmiş sen herşey normal gibi davranıyorsun."

Gizem'in bu telaşlı hali nedense daha çok gülmemi sağlamıştı. Kızlar kafayı yadiğimi düşünüyorlar gibi bakıyorlardı yüzüme.

"Onun suratını dağıttım. Acıdan bayıldı, belkide ölmüştür" dediğimde, kızlardan biri, "eğer öldüyse bizide yaşatmazlar" dedi.

O anda demir kapının açılmasıyla kızlar korkarak o yöne döndü. Kuzey elindeki ilk yardım çantasıyla odaya girdi.

Kızların korkulu bakışlarını es geçerek yanımda durdu. İzin alma gereği bile duymadan yatağımın bir köşesine oturdu. Tam itiraz edecektim ki, "yaralarına bakmadan seni bırakmam demiştim" dedi. Kızlardan su isteyerek önce yüzümün kanlarını temizledi. Neden benimle bu kar yakından ilgileniyordu ki. Beni bu cehenneme o getirmemiş miydi. Yüzünü inceliyordum. Bu yakınlık heyecanlanmama neden oluyordu.

Birden gülme sesiyle irkildim. Banamı gülüyordu bu. Gülümsemenin bukadar bir arkeğe yakıştığını ilk defa görüyordum.

"Çok beğendin galiba" dedi. Ne demek istediğini anlamamıştım. "Yüzüme okadar dikkatli bakıyorsun ki benden hoşlandığını düşüneceğim. Kömür karası gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Ben heyecandan nefesimi tutarken, tekrar konuştu.

"Kendine iyi bak maviş. Tehlikelerden uzak dur. Çünkü benim için çok değerlisin."

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Bir sonraki bölümde buluşmak diliği ile

Hoşça kalın♥️ sağlıklı kalın

Bölüm sonu

1 yorum