İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 26 · 14 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 26

26.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı beklerim canlar. Keyifli okumalar💙 Güneşin sıcaklığı Anlara'yıda ısıtmıştı. Evet...yine Ankara'daydık. Sabahın erken saatlerinde gelmiştik. Diğerleri evlerine dağılırken ben ve Kuzey Devrim ağabeyleri takip ederek kaldıkları apartmanın önüne gelmiştik. Kuzey Devrim ağabeyin ardından apartmanın bahçesine arabasını park etti. Karşımdaki apartman dahil belli aralıklarla dizilmiş apartmanların her biri üç katlıdan oluşuyordu. Çok güzel görünüyordu. Defne gülümseyerek koluma girdi ve neşeli sesiyle, "komşu oluyoruz ne güzel. Yine hiç ayrılmayacağız canım. Tıpkı eskisi gibi; çocukluğumuzda ki gibi. Hadi biz çıkalım onlarda eşyalarımızı alarak gelirler." Apartman kapısına geldiğimizde Defne şifreyi söyleyerek tuşlara bastı. Açılan kapıdan girdiğimizde giriş katında oturan komşumuzdan bahsetti. Bir üst katta Defne ve ağabeyinin oturduğu daire ve en üst kattada ise bana tuttukları daire vardı. Boş dairenin önüne geldiğimizde kenarda duran bir dolabı açarak içinden anahtar çıkardı. "Ev sahibimiz anahtarı dolaba bıraktığını söylemişti. Bu üç dairede aynı kişiye ait şekerim." Her katta geniş merdivenlerin ulaştığı holde gerek olmasada asarsörde vardı. Daireye girdiğimizde içerisinin üç oda ve bir salondan oluşan geniş güzel bir yer olduğunu gördüm. Etrafı ilgiyle inceliyordum. Artık evim burası olaçaktı. Defne'nin ilgiyle etrafı tanıtan heyecanı beni mutlu ederken, "evi çok beğendim" dedim. Defne ışıldayan gözleriyle bakışlarını bana çevirdi. "Yine bir aradayız, tıpkı eskisi gibi." Bu sefer ben koluna girdim. İkimizde gülümsemeye başladık. O anda bizimkiler içeri girdi. "Neşeniz bol olsun. Evi beğendin galiba maviş?" Dedi Kuzey. "Beğendim. Ama evden daha önemliside sevdiklerim yanımda. Yalnız olmayacağım." Kuzey kısa bir süre konuşmayıp öylece baktı. "Yalnız olmayacaksın zaten. Burada birlikte yaşayacağımızı söylemiştim." Devrim ağabey araya girerek, "hadi evinize bakalım eksiği varmı? Neler yapılacak" dedi. Sonrada bana döndü. "Hadi gel kardeşim, bir kadın gözüyle sen incele evi." Az önce Defne ile üstten baktığımız evi tekrar gezerek nereye hangi eşyaları almalıyız diye konuştuk. Açık mutfaklı olan geniş bir salonu ve geniş üç odası olan evin tek eksiği boya isteyen duvarlarıydı. Bir alt kata inerek Defne ve Devrim'im evine inmiştik. Ev dayalı döşeliyken daha güzel gelmişti gözüme. Birer kahve içerek biraz vakit geçirdik. Bu günü onlar ile geçirmemiz için ısrar ettiklerinde Feride hanımın bizi evinde beklediğini bile bile bu teklifi memnuniyetle kabul etmiştim. Kuzey'de itiraz etmemiş annesini arayıp bu gün gelmeyeceğimizi söylemişti. Evde yiyecek bir şeyler olmadığı için erkekler alışverişe giderken bizde biraz geçmişten biraz günümüzden konuşmaya başladık. "Selim ile ne yapmayı düşünüyorsunuz? Evlenmek gibi bir planınız yokmu?" Dediğimde Defne iç çekerek, "biz böyle iyiyiz be Yasmin'im" dedi. "En son evlilik planları yaptığımızda tamamen ayrılmıştık." "Oysa ki ikinizde çok eğlenceli insanlarsınız. Anlaşamadığınız konu nedir anlamıyorum? Sizi çok yakıştırıyorum. Neredeyse huylarınız da aynı sayılır." Pek içten olmayan gülümsemesiyle, "sorunda orada işte" dedi. "Birbirimize çok benzememiz birbirimizi çok sıkmamız anlamına geliyor. En çokta ortak karakterimizden biride kıskançlık." "İyi ya işte, evlenirseniz bu anlattığın tüm sorunlar kalkar ortadan." Defne tek kaşını kaldırırken, "kız herkes sizin gibi hızlımı?" diyerek üzerime atıldı. Fazla gıdıklanmasamda Defne'nin gıdıklamaları kahkaha atmama yetmişti. "Defne yeter. Dur kız" derken ikimizde kahkahalara boğulmuştuk. Bir süre sonra yaptığı eylemi bırakarak, "aşk sana çok yakıştı be Yasmin'im" diyerek bakışlarıyla beni süzdü. "Yüzende gülücükler açıyor, eski suratsız halinden eser kalmadı." Doğru söylüyordu. İstemsizce artık herşeye gülebiliyordum. **** Erkekler elleri poşetlerle dolu dolu geldiğinde ben ve Defne yemekleri yaparken Kuzey salataları ayarlıyor Devrim masayı kuruyordu. Herşey hazır olduğunda muhabbet eşliğinde keyifli bir yemek yemiştik. Daha sonra güzel bir film seçerek tatlı yerken filmimizi izledik. Saat epey geç olduğunda Devrim ve Defne odalarına çekilmiş bizim içinde salondaki koltuğu açarak yatak haline getirmişlerdi. Pikeyi kaldırarak yatağa girdiğimde Kuzey'de yanıma uzandı. Elini yanağının altına koyarak bakışlarını bana sabitledi. Sadece ay ışığının aydınlattığı salonda bile parlayan Kara gözlerini net bir şekilde görebiliyordum. "Çok güzelsin maviş." Seside gözleri gibi büyüleyici geliyordu şu an zihnime. "Çok yakışıklısın sevgilim" diye karşılık verdim. Dudakları kıvrılırken belimden tutarak beni kendine çekti. Yanağımdan başlayarak küçük öpücüklerle dudaklarıma ulaştı. Kokusu, sıcaklığı beni hemen etkisi altına alıyordu. Ondan ayrılırken gözlerimi gözlerine sabitledim. "Bundan sonra aynı evi paylaşacağız. Aynı odada benimle uyumayı düşünmüyorsun değilmi?" Kaşlarını çattı. "Seninle uyuyacağım maviş. Bu saatten sonra sensiz gözüme uyku girmez. Bunu neden bu kadar sorun ettin anlamıyorum?." "Kuzey, biz henüz evlenmedik. Sadece nişanlıyız." Başını aşağı yukarı salladı. "Tamam, en yakın zamanda nikah işlemlerine başlayalım. Düğünüde ne zaman istersen o zaman yaparız." İnanamayan gözlerle baktım yakışıklı yüzüne. "Çok acele etmiyor musun?" "Ben sensiz olmak istemiyorum diyorum sen hala ne kadar ciddi olduğumu anlamıyorsun." Derin bir nefes çekti içine. "Kusura bakma maviş ama farkındaysan bir süredir zaten aynı yatakta uyuyoruz. Artık buna alışmalısın. Eğer öpmekten ileri gitme diyorsan bunada razıyım. Ben çok sabırlı bir adamım. Nikahımıza kadar sen ne dersen o." Elimi yanağında gezdirerek gülümsedim. Kuzey'de beni, onu sevdiğim kadar seviyordu. Gerilen yüz hatları gevşeyerek gözlerini kapattı. İyice sıcak bedenine sokularak sarıldım. "Nasıl istersen sevgilim." İkimizde huzurun verdiği hisle birbirimize sarılarak kendimizi uykuya bıraktık. ***** Sabah uyandığımda Kuzey yanımda yoktu. Mutfaktan gelen güzel kokuları içime çekerek yataktan kalktım. Kuzey, Devrim ağabeyin gece giymesi için ona verdiği eşortman altı ve tişörtü çıkarmış güzelce katlayarak tekli koltuğa koymuştu. Koltuğun üzerindeki pike ve çarşafı katlayarak yastıklarla diğer koltuğun üzerine koydum. Üzerimdeki Defne'nin pijamalarını çıkarıp kıyafetlerimi giydim ve salondan çıktım. Defne mutfakta kahvaltı hazırlıyor aynı zamanda da mutfakta bulunan televizyondan magazin programı izliyordu. "Günaydın?" Defne beni gördüğünde gülümseyerek neşeli sesiyle, "günaydın benim güzel arkadaşım" dedi. "Kolay gelsin, ne izliyorsun böyle?" "Sağol şekerim. Kahvaltı hazırlarken magazin programı izliyorum." Eliyle ekrandaki tanıdık yüzleri göstererek, "baksana şu güzel kadınlara, her zaman böyle bakımlı olmayı nasıl başarıyorlar." "Sürekli ekran karşısında oldukları için bakımlı olmak zorundalar. Ayrıca;" diyerek üzerindeki önlüğü işaret ettim. "Sen bu halinle bile bakımlı ve onlardan daha güzelsin." Çığlık atar gibi bağırarak üzerime atladı resmen. Bu hareketi ani olduğundan irkilerek beni boğarcasına sarılmasına izin verdim. Yanağıma sesli bir öpücük kondurarak, "seviyorum seni kızım be" dedi. Bu çılgın haliyle kahkalarımı durduramazken, "bizimkiler nerede?" Diye sordum. Eliyle üst katı işaret ederek, "senin evdeler, sanırım ustalar gelmiş" dedi. "Ustalar mı?" Diyerek evden çıkarak merdivenleri tırmandım. Açık kapıdan içeri girdiğimde evde bir kaç kişinin Kuzey ve Devrim ağabey ile evi inceleyerek konuştuklarını gördüm. Kuzey beni farkedince yanıma gelerek üzerimi inceledi. "Sevgilim, bende seni arayacaktım. Ustalar kataloklar getirdi. Nereye nasıl eşya istiyorsan yada eve neler yaptırmak istiyorsan tek tek söyle. Ustalar ona göre ayarlayacaklar." "Sence biraz abartmıyor musun Kuzey? Sonuçta evi satın almadık." Şefkatle yüzümü incelerken, "İstersen evide alırım senin için" dedi. Elimi tutarak ustaların yanına ilerletti. Kataloklardan duvar boyası ve eve gerekli bütün mobilyaları beğendik birlikte. Daha doğrusu ben beğeniyordum Kuzey'de onaylıyordu. Evin ufak tefek ev aletlerini bile ayarlamıştık. Ve paranın her kapıyı rahatlıkla açacağını böylelikle bir kez daha anlamıştım. Çarşı çarşı, mağaza mağaza gezmeden bütün herşeyi halletmiştik. Defne'nin hazırladığı kahvaltıyı yaparak Kuzey'in ailesiyle yaşadığı eve gelmiştik. En son eve yapılan saldırıdan dolayı evde olan hasarlar onarılmıştı. Bize kapıyı daha önce görmediğim evde çalışan bir kadın açmıştı. Merdivenlerden inen Kemal bey ve Feride hanım bizi görünce gülümsemeye başladılar. Feride hanım bana içtenlikle sarılarak, "hoşgeldin kızım" dedi. Kemal Bey'in elini öpmek için uzandığımda elini vermeyip oda içten bir şekilde kollarını sarmıştı bana. Ardından merdivenlerde görülen Eylül hızla basamakları inerek, "iyi ki geldiniz. Sizi özledim valla" derken Kuzey gülümseyerek, "ayrılalı ne kadar olduki özledin kız" diyerek yanağını sıkmıştı. Bir kaç saattir salonda oturup konuşuyorduk ama nedense Ekim hala yanımıza gelmemişti. "Demek burda bizimle kalmamakta ısrarcısın?" Dedi Feride hanım. Başımı evet anlamında onaylayarak salladım. "Tabiki görüşlerinize saygım sonsuz ama gönlüm isterdi ki burada bizimle kalmanız. Belki düğünden sonra buraya yerleşirsiniz? Sonuçta kocaman ev hepimize yeter." Bu evde onlarla kalmak istemiyordum ama bunu şimdilik dile getirmeyecektim. Sadece, "olabilir" diyerek geçiştirmiştim. Kuzey söze girerek, "en yakın zamanda evlilik işlemlerine başlayacağız, düğünüde Yasmin ne zaman uygun görürse o zaman yapacağız" dediğinde Feride hanım ve Kemal bey bir şey demeden donuk bakışlarla bize bakıyorlardı. Eylül neşeli çıkan sesiyle, "bu habere çok sevindim" diyerek oturduğu yerden bana doğru yanaşarak sarılmıştı. Bir süre sessiz kalan sevgili kayınvalidem, "nikah için acele etmiyormusunuz çocuklar" dediğinde anlamayarak baktım yüzüne. "Nikahıda düğünle birlikte yaparız." Kuzey kaşlarını indirerek baktı annesine. "Biz Yasmin'le anlaştık anne. Kararımız kesin." Kemal bey bu konu hakkında hiçbir şey söylemedi. Bu durum biraz tuhaf gelsede üzerinde durmadım. "Ekim iyimi? Neden hala odasından çıkmadı?" Dediğimde Eylül, "bu gün odasından hiç çıkmadı. Gidipte sesleneyim" dedi. Onu durdurarak, "ben bakmak istiyorum" dedim. Bu evde fazla kalmamıştım ama her yerini ezberlemiştim. Ekim'in odasının önüne geldiğimde kapısını çaldım. Derinden gelen sesiyle, "rahatsız edilmek istemiyorum" dedi. Bir daha çalmadan kapıyı açtığımda o neşeli kızdan beklemediğim bir görüntü karşıladı beni. Kızarmış şiş gözleriyle başını yastığından kaldırarak baktı yüzüme. Nazlı sesiyle, "yenge" diyerek hızla çıktı yatağından ve boynuma sarıldı. Sarılmasına karşılık vererek, "Ekim, bu ne hal?" Dedim. Benden bir adım uzaklaştı ve yüzüme bakarak ağlamaya başladı. "Dur bir sakin ol." Omzundan tutarak onu yatağına oturttum. Yanına otururken her yere burnunu silerek attığı peçetelerde ve gelişi güzel atılmış kıyafetlerde gezdirdim gözlerimi. Sonrada ağlamaktan kızarmış şiş gözleri ve kızarık burnuna baktım. "Burada neler oluyor? Bu halin ne güzelim?" Dedim. "Şimdiden Toprak'ı çok özledim. Onu görmeden nasıl duracağım." Bu haline derin bir iç çekerek kollarımı ona sardım. Saçlarına öpücük kondururken okşadım. "Ekim'cim, seni çok iyi anlıyorum. Ama ayrılalı daha ne kadar olduki ayrılık acısı seni bu hale getirdi. Senin gibi güçlü bir karakterden bu yıkımı hiç beklemezdim." Gözlerini irice açarak başını dayadığı göğsümden kaldırdı ve gözlerime baktı. "Beni güçlümü görüyorsun gerçekten?" Diye sordu."Tabiki güçlüsün. Her zaman neşeli, delidolu bir kızsın diye biliyordum ben seni. Bu halin beni çok şaşırttı. Ayrıca telefon diye bir icat var istediğin zaman görüntülü görüşebilirsiniz. Tatillerde bazen gidersin Toprak'ı görmaye bazende o gelir. Hem böylelikle bende kardeşimi görmüş olurum." Ellerinin tersiyle gözyaşlarını silerek, "haklısın" dedi. "Toprak'la gelmeden bir gün önce dışarı çıktık. Ayrılıyoruz diye çok mutsuzdu." Başımı sallayarak onayladım. "Evet. Kahvaltı bile yapmadan çıktı evden. Anneme, hemen Ekim'i istemeye gidelim diye tutturdu o gün. Evde resmen terör estiriyordu. Artık ne yaptıysanız benim küçük kardeşime Ekim hanım." Alaycı çıkan sesimle gülerken Ekim de benimle bir gülmeye başladı. "O gün bana evlilik teklifi etti." "Sen ne cevap verdin" dedim omzunu hafif iterken. "Nasıl olacağını bilmiyorum ama kabul ettim. Ailem bu durumu onaylamaz. En azından şimdilik." "Haklı olarak tabiki onay vermeyecekler. İkinizde daha küçüksünüz. Okullarınızı bitirip mesleğinizi elinize alın. Daha sonra evlilikle ilgili planlar yaparsınız. Hadi şimdi kalk ve elini yüzünü yıka. Kendine bir çeki düzen ver. Sonrada aşağı inerek bize katıl lütfen. Seni bir daha böyle görmek istemiyorum Ekim." Yüzümü buruşturarak etrafa ve tekrar ona baktım. "Göz zevkimi bozuyorsun." Gülümseyerek tekrar sarıldı bana. Yanağımdan öperek yatağından kalkarak odasındaki banyoya girdi. Ben aşağı inerek salonda oturmuş hala sohbet eden Kuzey ve ailesine katılırken bir süre sonrada Ekim, üzerini değiştirmiş kendine çekidüzen vererek bize eşlik etmişti. Ekim'in kızaran gözleri ve burnu diğerlerininde dikkatini çekmişti. Bu halini sorduklarında Ekim konuyu değiştirerek cevap vermemişti. Ertesi gün görevimizin başına döneceğimiz için akşam yemeğinden sonra erkenden odalarımıza çekilmiştik. Tabiki Kuzey yine sessizce benim odama sızarak belime sıkıca sarılarak uyumuştu. ***** Merkeze geldiğimizde Mehmet başkan hepimizi büyük toplantı odasında toplamıştı. Feride hanım ve Kemal başkanda geldiğinde uzun soluklu bir toplantı süreci başlamıştı. Feride hanım önündeki dosyaları kaldırarak görmemiz için işaret etti ve, "arkadaşlar, dosyamız baya kalabalık. Yine zorlu bir süreç bizi bekliyor. Ne kadar zor olsa da bu sürecinde üstesinden başarıyla geleceğinizi biliyorum. Otelde yakaladığımız Kulaksız ve diğerlerini konuşturduk. Ülkenin bir çok yerine yayılmış olan yasa dışı şebekenin listesi bu dosyalarda" diyerek tekrar bakışlarıyla dosyaları gösterdi. Derin bir soluk alarak, "kiminizin ailelerinin yanına gitmek gibi planları olduğunu biliyorum" dedi ve bakışlarını İbrahim, Faruk, ve Tuğçe'nin üzerinde gezdirdi. "Bu planlarınızı biraz ertelemeniz gerekecek. Yer altının azılı suç örgütünün geniş kapsamlı bilgileri elimizdeyken bu fırsatı iyi değerlendirip planlı bir şekilde ilerleyeceğiz." Duvardaki büyük mönütürü açtığında Mehmet başkan sözü alarak ekrandaki suç listesindeki kişileri tek tek sayarken ne iş yaptıkları, aileleri, yurt içi ve yurt dışı bağlantılarını anlattı. Ünlü iş insanı görünümlü maskelerinin altında her biri aslında azılı suçlulardı. Toplantımız bittiğinde Kemal bey sözü alarak, "bu dosya için ekibin başına Devrim'i veriyorum" dediğinde Kuzey dahil hepimizde şaşkınlık içince bakışlarımızı Kemal beye çevirdik. Devrim ağabey önce Kuzey'e bakarak tekrar Kemal beye döndü. "Efendim, sizin uygun gördükleriniz bizim için bir emirdir. Ama uzun süredir Kuzey başkanımın ekibinde yer aldığımız için bu düzeni aynı şekilde yürütme taraftarıyım." Kemal bey derin bakışlarını Devrim ağabeye dikerek, "bu düşünceli halini anlıyorum Devrim. Ama biz bunu böyle uygun gördük. Kuzey bu süreçte yanınızda olacak, ona uygun gördüğümüz bazı görevleri haricinde." Kuzey bu durumu hiç sorgulamamıştı. Nedense çok çabuk kabullenmiş ti. Biz toplantı salonundan çıkarken Kemal bey, "Kuzey sen kal" demişti. Kuzey olmadan ekip olarak bir süre daha kendi aramızda toplantıyı sürdürmüştük. Elimdeki kalemi masada çevirerek arada kapıya bakıyordum. Kuzey'le bu kadar süredir ne konuşuyorlardı bilmiyorum. Ekibin başından onu neden aldıklarını, bu konuda Kuzey'in neden hiç itiraz etmediğini merak ediyordum. Acaba eve gidince bu konu hakkında bana bir açıklama yapar mıydı? Gece geç saatlere kadar merkezden çıkamamıştık. Yarın görevimiz başlıyordu. Bu saate kadar da Kuzey'i görememiştim. Devrim ağabey beni Kuzey'in evine bırakmak için arabasına davet ettiğinde bir şey demeden arabasının arkasına oturdum. Anlaşılan Kuzey henüz eve gelmeyecekti. Defne yanımda oturduğunda durgun olduğumun farkındaydı ve beni kendine çekerek kollarını boynuma sardı. "Bu gün çok yorulduk değilmi Yasmin'im. Bayadır tatil yaptığımız için paslandık mı ne?" Gülümseyerek, "daha yeni başlıyoruz, kendimizi buna alıştırsak iyi olur Defne'm" dedim bende ona sarılarak. Bahar gibi kokuyordu. Tıpkı çocukluğumuzda ki gibi. Bakışlarımı Devrim'e çevirip, "ağabey, sence Kuzey'i neden ekibin başından aldılar?" Dedim. "Bilemiyorum kardeşim. Kemal başkanın vardır bir bildiği." "Sence hala merkezde midir?" Dikiz aynasından bana bakarak derin bir nefes çekti. "Bu gün hiç konuşamadık. Telefonu kapalıydı. Arkadaşlara sordum toplantıdan sonra hiç kimse görmemiş." "Bende aradım telefonu kapalıydı. Beni hiç habersiz bırakmazdı. Onu çok merak ediyorum." Devrim ağabey bir şey demeden Defne, konuştu. "Önemli bir işi, bir görevi vardır. Yoksa seni böyle merakta bırakmazdı. Kuzey ağabeyim, çok düşünceli, çok şefkatli bir adamdır. Eminim ki birazdan işi bitince seni arayacaktır canım. Endişelenme." Kollarını açarak yüzüme baktı. "Bir kaç güne kadar komşu olacağız kız. Bunları düşünelim. Çok süper olacak." Defne'nin heyecanına eşlik ederek yeni evimden, nasıl komşuculuk oynayacağımızdan bahsetmiştik. Biraz kafa dağıtırım diye düşünmüştüm ama aklım hep Kuzey'deydi. Eve geldiğimizde beni bırakıp içeri girmeden kendi evlerine gitmişlerdi. Kapıyı bana yine çalışan kadın açmıştı. "Hoşgeldiniz Yasmin hanım. Açsanız size yemek hazırlayayım" dediğinde teşekkür ederek ona hitap edebilmek için adını sormuştum. "İsmim Suzan efendim" dediğinde, "Suzan hanım, Eylül evdemi?" Diye sordum. "Eylül hanım odasında efendim." Başımı onaylar bir şekilde sallayarak, "teşekkür ederim" dedim ve merdivenlere doğru ilerledim. Eylül'ün kapısını tıkladığımda, "gel" diye seslendi. Laptop'una gömülü başını kaldırarak beni gördüğünde, "yenge" diyerek masasından kalktı. "Hoşgeldin, gel otur şöyle" diyerek odadaki tekli beyaz koltuğu gösterdi. "İşin varsa rahatsız etmeyeyim. Sadece ağabeyini soracaktım sana" dedim. "Ağabeyim mi? Gel otursana konuşalım yenge ayakta durma. İşim bitti zaten." Gösterdiği yere oturduğumda karşımdaki koltuğada kendi oturdu ve, "ağabeyime n'oldu yenge? Aranızda bir sorun mu var?" Dedi. Bu gün olanları tek tek Eylül'e anlattığımda, "belki bir göreve çıkmıştır yenge. Yoksa seni aramadan durmazdı. Annemler bana hiçbir şeyden bahsetmedi. Bende merak ettim, neden onun yerine Devrim'i aldıklarını. Şimdi gidip sorsam istemezlerse hiçbir açıklama yapmazlar. Merak etme işi bitince gelir ağabeyim." Eliyle laptop'unu işaret ederek, "halletmem gereken evraklar vardı yarına kadar yetişmesi için evde daha rahat çalışırım dedim. O yüzden bu gün sizinle gelmedim bak neler olmuş. Neyseki işimi bitirdim. Yarın bizi kim bilir neler bekliyor." Suna hanımın bizim için getirdiği meyve suyu ve tatlıyı yiyerek konuşmamıza devam ettik. Bir süre sonra, "iyi geceler" dileyerek yanından ayrılıp Ekim'in yanına uğramıştım. Böylelikle birazda olsa kafamı dağıtma şansım olmuştu. Ekim, Toprak ile görüntülü konuşuyordu. Kardeşimi görünce keyfim yerine gelmişti. Bir süre üçümüz keyifli bir şekilde sohbet etmiştik. Daha sonra sohbetimize, benim güzeller güzeli annemde eşlik etmişti. Kafam dağılmış bir şekilde odama girdiğimde yatağıma bakarak yine Kuzey'i düşündüm. Beni nasılda kendine alıştırmıştı. Bu gece onsuz mu uyuyacaktım? Acaba, Feride hanım ve Kemal beyindemi odasına uğrasaydım. Diye düşünürken, "saçmalama Yasmin, ben Kuzey'siz uyuyamıyorum da acaba birazda sizinle vakit geçirsek mi?" Diyecektim. Başımı iki yana sallayarak dolaba yöneldim. Lacivert, saten pijamalarımı giyerek yatağa uzandım. Gözlerimi kapattığımda Kuzey'in elmas gibi parlayan gözleri bana bakıyordu. Tekrar gözlerimi açtım ve sırt üstü pozisyonda kaldım bir süre. Onu düşünmekten uyuyamıyorum. Ben böyle birisi değildim. Sanki aklımı başımdan almış gibi hissediyordum. Soluma döndüm. Bir süre bir sağ bir sol tarafa kaynaşıp durdum. Telefonu elime alarak tekrar aradım Kuzey'i. Hala 'aradığınız kişiye ulaşılamıyor' diyordu. Ne kadar süre böyle uyanık kaldım bilmiyorum farkında olmadan uykuya geçmişim. ***** Yarı uyanık bir şekilde, bir kolun boynumun altından süzüldüğünü hissettim. O kadar çok Kuzey'i düşünmüştüm ki bir an rüya olduğunu düşündüm. Sonrada o beni mest eden kokusu doldu burnuma. Rüya değil, gerçekti. Kuzey gelmişti ve beni kolları arasına almıştı. "Neredeydin?" Dedim Nazlı ve sitemli çıkan sesimle. "Merkezdeydim sevdiğim. İşlerim uzun sürdü" dedi burnunu tenime sürterek. "Ne işiymiş bu? Bu kadar uzun sürdü?" "Şşş... Uykunu bölme sevdiğim. Uyuyalım. Yarın konuşuruz." "Tamam. Ama bir daha telefonunu kapatmayacaksın." "Çok yorgunum sevdiğim. Bütün gün bu huzur verici kollarını özledim. Bu büyüyü bozmayalım. Tadını çıkarmama izin ver." Bölümü nasıl buldunuz canlar? Sizce Kuzey bütün gün neredeydi? Yasmin hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınız benim için çok kıymetli. Sizleri öpüyorum canlar Beğenmeyi ve bol bol yorum yapmayı unutmayın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.