Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin canlar. Keyifli okumalar💙 Kuzey oturduğu yerde göğsünü kabartarak dikleşti. "Kaderin, bize yaşadığımız süre boyunca nasıl bir sürpriz hazırlayacağını bilemem. Ama son nefesimi verene kadar kendi irademle kızınızı koruyup, seveceğim. Bu konuda hiç şüpheniz olmasın. Yasmin'e olan sevgim ve sadakatim hiç eksilmeyecek. Bunun için size söz veriyorum." Kuzey'in bu çok etkili konuşmasıyla gözlerim kocaman olmuş onu izliyordum. Bunlar çok büyük laflardı. Gerçi, her kadın kendini korumak için bir başkasına ihtiyaç duymamalı. Her konuda kendini geliştirmeli. Özellikle bir erkeğin buyundurluğu altına girmemeli. Ama Kuzey'in, bu kendinden emin bir şekilde bana olan sevgisi ve sadakati için aileme söz vermesi beni gururlandırmış çok mutlu etmişti. Onu büyük bir ilgiyle dinleyen babamın yüz mimikleri giderek yumuşuyordu. Kuzey'e karşı daha çok anlayış gösteriyordu. Babam ve Kuzey konuşmalarına devam ederken bende annem ve Elvan teyzeye dönerek, "kendinizi fazla yormayın güzel kadınlar" dedim gülümseyerek. Evde çalışan iki kadını başımla işaret ettim. "Yardımcılar var nasıl olsa. Birazdan temizlik bittiğinde sizde alışverişe çıkın. Kendinize kıyafet bakar koaföre gidersiniz." "Kızım, bunlar için zamanımız mı var! Daha ikramlıklar yapılacak" dedi annem telaşla. "Annecim, ikramlıkları düşünme onları Kuzey halledecek." Gülümseyerek yanımda oturan Kuzey'i bacağından dürterek, "öyle değilmi Kuzey" dedim. Kuzey ne dediğimi anlayamayan bakışlarını babamdan çekerek bana baktı. Öyle babamın konuşmalarına odaklanmıştı ki boş boş suratıma bakıyordu. "Ne demek istedin maviş?" Bu şaşkın haline gülmek istiyordum. "Annem akşam için ikramlık bir şeyler yapmayı düşünüyormuş. Onu biz hallederiz değilmi?" "Tabi. Siz kendinizi yormayın Hülya hanım, Yasmin ve ben gerekeni yaparız." "Peki o zaman bizde temizlik bitince alışverişe gider oradan da kuaföre geçeriz. Ay böyle zaman daraldıkça beni bir telaş sarıyor zaten." Annemin heyecanlı hali çok tatlıydı. Dayanamayıp kollarımı ona sardım. "Bakıyorum da benden daha heyecanlısın anne. Telaş yapmana gerek yok herşey hallolur. Sen ne vakalarla baş etmiş kadınsın. Sana bumu koyacak. Bence temizlikte bu kadar yeter. Kadınları gönderinde gidin kendinizle ilgilenin." "Anlamıyorum ki kızım, seni ben doğurdum ama bu rahatlığın gibi her şeyin babana çekmiş. Sanki bu gün nişanlanan sen değilsin." Gülerek anneme baktım. Kumral saçları, ela gözleri hiç yaşını göstermeyen yüz hatları, eğer anneme benzeseydim çok daha güzel bir kadın olurdum. ***** Defne'nin aramasıyla bizimkileri evde bırakarak evden çıkmıştık. Telefonuma attığı konuma yani bir kıyafet mağazasına gidiyorduk. Kuzey, Ekim ve beni kızların yanına bıraktıktan sonra Toprak ile diğerlerinin yanına gideceklerdi. Erkek erkeğe kendi alışverişlerini yapıp işleri bittiğinde bizi almak için döneceklerdi. Mağaza önüne geldiğimizde Kuzey'in bana uzattığı banka kartını hiç itiraz etmeden almıştım. Bu gün onu biraz masrafa sokacaktım. Öyle anlaşmıştık. E.. bu gün, benim gibi biriyle nişanlanıyordu. Ekim ile arabadan inerek Kuzey ve Toprak'la vedalaşıp mağazaya girdik. Burası nezih bir semtte bulunan moda eviydi. Kızlar, mağazanın şık koltuklarına yayılmış kahvelerini içerken çalışanlar onlara elbiseleri göstererek tanıtıyorlardı. Bizi ilk gören Eylül, oturduğu yerden hızla kalkarak, "bizimkiler gelmiş" diyerek bana sarıldı. "Bizde sizi bekliyorduk yengecim. Burada çok güzel kıyafetler var. Ben bir kaç tane senin için beğendim. Görsen sende çok beğeneceksin." Bu heyecanlı haline gülümsedim. "Teşekkür ederim sevgili görümceciğim." Defne'de yerinden kalkarken, "Yasmin'cim, sizde oturun şöyle, görevliler bizim için kıyafetleri getiriyorlar şekerim" dedi. Çalışan kadınlardan biri, "buyrun efendim" diyerek koltukları işararet ederken, "kahvenizi nasıl alırsınız" dedi. Ben sade kahve isterken Ekim, meyve suyu istemişti. Koltuğa oturduğumuz da çeşit çeşit kıyafetlerin biri geliyor biri gidiyordu. Kızlar bu durumdan çok memnunlardı. Tabiki bende. Daha önce hiçbir mağazaya gidipde bir kıyafet için bu kadar oyalanmazdım. Benim için kıyafet bir pantolon bir kazak yada tişörtten ibaretti. Ama bu gün başkaydı. Benim en güzel ve özel günümdü. Sevdiğim adam ile hayatımızı birleştirmenin ilk adımlarını atacaktım. Hayatın tadı da anlamı da bu gün bir başkaydı. Çok mutluydum. Kendime hakim olamayarak ilk defa böyle içten gülümsüyordum. "Yasmin." Gizem'in seslenmesiyle ona döndüm. "Bu elbise nasıl? Bence tam sana göre." Görevli kadınlardan birinin elindeki kırmızı elbiseyi gösteriyordu. Bu elbise, otelde giydiğim kırmızı elbiseyi andırıyordu. Suratımı ekşiterek baktım Gizem'e. "Beğenmedim" dedim. Duygu kıkırdayarak, "sana anca şu yakışır. Sen elbiseden anlamıyorsun Yasmin. En iyisi nişanına bu elbiseyle gel" diyerek duvarda asılı siyah boydan saten elbiseyi göstermişti. "Yengecim, bu gün senin nişanın. Biraz gösterişli bir elbise seçmelisin." "Tamam bücür, seni mi kıracağım" dedim gülümseyerek. Deminden beri gözümü ayıramadığım beyaz elbiseyi işaret ettim bakışlarımla. "Şunu beğendim." Herkes inanamayan bakışlarla bir elbiseye birde bana bakıyordu. "En güzel seçimi yaptınız efendim. Bu elbise size çok yakışacak" dedi görevlilerden biri. Elbiseyi tutarak bana doğru yaklaştı. "Ama bu gelinlik gibi" dedi Tuğçe. "E yani" diyerek eşlik etti kızlar. "Elbise çok güzel ama gelinliği andırıyor." "Ben bunu giymek istiyorum" dediğimde görevli kadın, "giyinmenize yardımcı olayım" dedi. Kızlar benden sıradan bir elbise beklerken ben, gelinliği andıran elbise seçmiştim. Elbiseyi giyerek geri döndüğümde kızlar, "çok güzel oldun, harika" diyerek iltifatlar etmeye başladı. İlerleyerek büyük boy aynanın önünde durdum. Uzun Beyaz elbise üzerime dikilmiş gibi çok yakışmıştı. Elimi belime koyarak bir manken edasıyla yürümeye başladım. "Çok yakıştı Yasmin'cim hazır gelin olmuşken şu nikahınızı da ortadan çıkarsak mı?" Defne'nin söyledikleriyle ona bakarak kaşlarımı çattım." Bu gün Kuzey'in aklını alacaksın kızım!" Bakışlarımı bu defa konuşan Duygu'a çevirdim. "Siz benimle dalgamı geçiyorsunuz?" Gülüşmeye başladılar. "Çok güzel oldun kız, bırakta biraz tadını çıkaralım." "Gülün kızler, sıra sizde gelecek." Ben üzerimi değiştirirken kızlarda elbise seçmeye devam ettiler. ***** Kıyafet, ayakkabı, çanta derken baya vakit geçmişti. Son durağımız Defne'nin ayarladığı kuafördü. Sandalyede oturmuş saçlarımı hala kararsızlıkla şekillendirmeye çalışan, erkek kuaföre bakıyordum. "Amma düşündün, sana sade bir şeyler yap diyorum sen hala beni inceliyorsun." "Ama Yasmin hanım, siz gelinsiniz biraz gösterişli bir model yapalım." Yok böyle olmayacaktı. "Defne" diye seslendim. "Efendim canım" diyen Defne'nin sesi var görüntüsü yoktu. "Ben bakıyorum Yasmin'e" diyen Gizem oturduğu koltuktan kalkarak yanıma geldi. "Defne'nin saçları yapılıyor şekerim. N'oldu? Bir şeyemi ihtiyacın var?" Ben daha cevaplamadan başımda dikilmiş adam Gizem'e cevap verdi. "Yasmin hanımla anlaşamadık bir türlü. Saçlarını biraz olsun göze hitap eden bir model yapalım, gelin olduğunuz belli olsun diyorum ama kendisi sade bir şeyler istiyor. Mesela sizin dağınık topuzunuz gayette güzel olmuş" diyerek Gizem'in saçını işaret etti. Oturduğum sandalyede dönerek Gizem'in saçına baktım. "Bu kadar abartıya gerek yok." "Yasmin'cim." Gizem sandalyemi tutarak tekrar aynaya doğru çevirdi beni. "Sen nasıl bir model istiyorsun? Varmı aklında bir model canım" dedi aynadaki yansımama bakıyordu tebessüm ederek. Saçı, makyajı ve üzerindeki mor rengindeki askılı elbisesiyle çok tatlı görünüyordu. "Biraz dalgalandırsın yeter. Elbisem yeterince gösterişli." Gizem koaföre dönerek, "biraz dalgalı yapar sonrada iki kenardan örgülü yaparak arkadan tutturursun" diyerek tekrar bana döndü. "Canım, olur değilmi?" "Tamam, dediğin gibi olsun Gizem" dediğimde koaför, "birde Çiçekli taç takarız" dedi heyecanla. Bir modelde anlaştığımız için sevinmişti anlaşılan. "Taça gerek yok." "Ama Yasmin hanım, çok güzel duracak bu elbisenin üzerine." "İstersen fazla şansını zorlama" dedim hafiften kaşlarımı çatarak. Adam surat ifademi görünce bir daha konuşmadan işine devam etti. Hafif bir makyajlada tamamladıktan sonra artık hazırdım. Kızlar herbiri şık kıyafetleriyle ve saç, makyajlarıyla çok güzel olmuşlardı. "Ağabeyim geldi." Koltukta oturmuş kahvemi yudumlarken Eylül'ün sesiyle kapıya yöneldi bakışlarım. Arabasını parkeden Kuzey, içeriye doğru adımlarken heyecanla yerimden kalktım. Hızlı adımlarla kapıyı açarak içeri daldı. Etrafa bakarak göz gezdirdi. Anlaşılan bu kalabalıkta gözleri beni arıyordu. Kızlar gülümseyerek Kuzeyi izlerken Defne, "aradığını bulamadın galiba?" Dedi gür sesi ile. İstemsizce kenarda dikilen bende kıkırdamaya başladım. Kuzey beni görünce olduğu yerde gözlerini açarak suratıma baktı. Bir süre o şekilde bakıştık. Sonrada bakışlarını indirerek üzerimde gezdirdi. Sanki büyülenmiş gibi olduğu yere çakılmış beni izliyordu. Bu hali ve kızların kıkırdaması beni daha çok güldürmüştü. Bir yandanda hayatımda hiç olmadığım kadar heyecanlanmıştım. Nefes alırken resmen kalbimin gümbürtüsünü hissediyordum. Üzerindeki siyah takım ve beyaz gömleği, siyah papyonuyla tam bir damat olmuştu. Nefesimi kesecek kadar yakışıklı bir damat. "Kuzey'cim bakıyorum da Yasmin'i görünce nutkun tutuldu. Tabi, onu böyle görmeye alışık değilsin" diyen Duygu bana bakarak, "çok güzel oldu değilmi?" Dedi. Kuzey gözlerini kırparak suratındaki aynı ciddiyetle bana doğru geldi. Elimi tuttuğu gibi, "gidiyoruz" diyerek benide kendiyle bir kapıya yönlendirdi. Arkamızdan Eylül, "abi nereye" diye seslensede Kuzey durmayarak dışarı çıkardı beni. Arabanın kapısını açarak binmem için beni yönlendirdiğinde Ekim "abi biz n'olacağız" dedi sitemle. Kızlar şaşkınlıkla bize bakarken Kuzey kapımı kapatıp arabanın önünden dolanarak şoför koltuğuna ilerledi. "Sizi almaya gelecekler" dedi. Tuğçe içeriden koşturarak bize yetiştiğinde kapımı açarak, "bari kızın şalını vereyim üşüyecek kız" dedi. Şalı aldığımda kapımı kapattı ve biraz şaşkın birazda endişeli ifadesiyle bana bakıyordu. Tıpkı diğerleri gibi. Doğrusu bende neler olduğunu anlamamıştım. Kuzey arabayı çalıştırırken kendimi tutamayıp, "neler oluyor Kuzey? Beni telaşlandırıyorsun. Bu halin ne? Bu güzel günümüzde yine bir vukuat var deme sakın" dedim meraklanarak. Kuzey derin bir nefes alarak gülmeye başladı. "Neden gülüyorsun? Beni telaşla aniden kuaförden çıkardın. Şimdi kızlarda telaşlanacak." Daha çok gülmeye başladı. Neler oluyordu lan. Kafayımı yedi yoksa. Yoksa, aklıma gelen başka bir düşünceyle, "Kuzey" dedim. "Hayırdır nişanlanmaktan vazmı geçtin yoksa?" Bütün heyecanım, sevincim, mutluluğum bu düşüncemle kursağımda kalmıştı bir anda. Hala yüzündeki sırıtışla bana döndü. "Dur kızım ya şu yaşadıklarımın bir tadını çıkarayım." Daha çok kaşımı çattım. "Yani?" Gülerken tekrar derin bir nefes aldı. "Yanisi şu maviş, heyecandan geberiyorum. Sevdiğim kadını böyle melekler gibi karşımda görmek, ve onunla bu gün nişanlanıyor olmak, bu mutluluk dozu bana biraz fazla geldi demek ki aklıma seni alıp kaçırmak geldi." İçime biraz da olsun bir rahatlama gelmişti. O da benim gibi heyecanlanmıştı demek. "Seninle biraz başbaşa kalıp bu güzelliğinin tadını çıkarmak istiyorum maviş." "Nereye kaçıyoruz o zaman" dedim meraklanarak. "Nereye istersen sevgilim. "Acıktınmı?" Evet anlamında başımı sallarken büyük bir hayranlıkla baktı gözlerime. Kara gözleri bir elmas gibi parlıyordu. O kadar mutluydum ki bu mutluluğun hiç bitmemesini diledim. Lüks bir otelin bahçesinde durmuştuk. Kuzey arabadan inerek kapımı açtı. Elini bana uzattığında büyük bir heyecanla tuttum. "Neden geldik buraya?" "Sevgilimin karnı acıkmış, önce seni güzelce bir doyuralım" diyerek beni otelin girişine doğru yönlendirdi. Otelin içi dışından daha lüks ve güzeldi. Denize bakan restoranına geçtiğimizde bizi karşılayan görevli isimlerimizi sordu. Kuzey isimlerimizi söylediğinde görevli tebessüm ederek, "Kuzey bey buyrun, sizi şöyle alalım" diyerek cam kenarı güzel bir masayı gösterdi. Zaten fazla insan yoktu restoranda. Biz yemekleri sipariş ettiğimizde görevli yanımızdan ayrıldı. "Kuzey, öyle apar topar koaförden çıkarak kızlara çok ayıp ettik. Birde çantamı aceleyle orada unuttum. Kızlardan birini ararmısın? Silahımda çantamdaydı." Tek kaşını kaldırarak, "senin gizli bölgelerinde vardır başka silahların" dedi alaylı bakış atarak. "Maalesef ki yok. Temizim başkanım." Gülerek cebinden telefonunu çıkardı. "Eylül, Yasmin'in çantasını aldınızmı?" Bir süre Eylül'ü dinledikten sonra, "Yasmin şu anda müsait değil. Akşam konuşursun" diyerek kapattı telefonu. "Kız benimle konuşmak istiyordu neden telefonu vermedin?" "Boş ver. Önemli olduğunu sanmıyorum." Masada duran elimi tutarak dudaklarına götürdü. "Başbaşa olmanın tadını çıkaralım sevdiğim." Göz kırparak elime öpücükler kondurdu. "Akşam için ikramlık bir şeyler alacaktık." "Yasmin, şu an ki büyüyü bozma güzelim. Çocuklar herşeyi halledecek. Unut herşeyi. Şu anda sadece sen ve ben varız. Anın tadını çıkar." Aşk sarhoşu olmuş gibi konuşuyor, gözlerini benden ayırmıyordu. Etrafta bize yönelik bir saldırı olsa gümbürtüye gidecektik. Fazlamı paranoyak biri olup çıktım bilmiyorum. Haklıydı, anın tadını çıkarmalıydım. Kendimi bıraktım Kuzey'in atmosferine. Anı yaşayacaktım. Bir süre sonra ne yaşayacağımızı düşünmeden.Yemeklerimizi yerken Kuzey'in çapkın bakışları altında romantik aşk sözcüklerini dinliyordum. Arada elimi tutup öpüyor, saç buklelerimi parmağına doluyordu. "Bazacaksın" dediğimde elini geri çekiyor sonra yine unutup tekrar parmaklarını saçıma doluyordu. Çok mutluydum bu yakışıklının yanında. Sanki hep hayatımın bir köşesinde var olmuştu. Kısa sürede bu duyguları hissetmem başka bir şeydi. "Beni çok kötü alıştırıyorsun Kuzey bey. Bu romantik halini ömrümüzün geri kalan kısmında da hep isterim haberin olsun" dedim neşeli çıkan sesimle. "Sen yeterki iste sevdiğim. Sana Bin ömür romantik olurum." İkimizinde tabiri caizse ağzımız kulaklarımızdaydı. Aşk, bizi asıl kişiliğimizden zıt birer karaktere dönüştürmüştü. Masadan kalktığımızda Kuzey elimi tutarak restoran çıkışındaki resepsiyona yanaştı. Görevli kıza, "Kuzey Aras" dediğinde kız oda kartlarından birini uzatarak, "buyrun Kuzey bey" dedi. Neler oluyordu yine? Sorgulayan gözlerle Kuzeye baktığımda hiçte oralı olmadan beni yönlendirerek yürümeye başladık. Asansöre bindiğimizde, "oda tutmanın zamanı mı Kuzey? Eve gitmeliyiz. Bizimkiler bekliyorlardır" dedim. Yüzündeki gülümsemeyi görünce, "odayı daha önce tuttun değilmi? Kız sorgulamadan kartı verdi" dedim. "Söylesene Kuzey? Sürprizlere pek açık biri değilim. Birazdan evde nişan törenimiz var biz burada kaçamaklar yapıyoruz. Hani daha nişan olmadan beni kaçırma pilanların varsa bileyim." "Aslında doğru söylüyorsun sevgilim. Ne öyle nişandır, düğündür uğraşıyoruzki hazır üzerindeki gelinliğede benziyor" diyerek baştan aşağı elbisemi inceledi. "Yıldırım nikahı yapalım." Asansörden çıkarak geniş koridoru biraz ilerledikten sonra bir odanın önünde durarak kartı kapıya okuttu. İçeri girdiğimizde tamamen eşyalar ve duvarlar beyaz, ferah bir oda karşıladı bizi. Ortasında beyaz örtülü kocaman yatak, biraz ilerisinde büyük bir jakuzi vardı. Denize bakan cam, duvardan duvara uzanıyordu. Çok güzeldi. Cam sürgülü kapıyı açtığımda büyük bir balkon karşıladı bizi. Balkona çıkarak Deniz dalgalarıyla esen havayı soludum. Arkamdan belime sarıldı Kuzey. "Beğendin mi güzelim?" Esen rüzgarla buram buram kokan Kuzey'in parfümünü soludum gözlerimi kapayarak. Kolları sıkıca beni sarmalarken kokusu, sıcaklığı çok güzeldi. Sanki gözlerimi açsam anın büyüsü yok olacak gibi. Hala gözlerim kapalıyken, "çok beğendim" dedim. Dudaklarını boynuma dokundururken, "o zaman, iyi ki seni kaçırmışım. Yarın evleniyoruz" dedi. Aniden gözlerimi açarak ona döndüm. "Kuzey sen ne saçmalıyorsun ya. Hadi gidelim. Neredeyse hava kararacak." Sesli bir kahkaha attı. "Güzelim, şaka yapıyorum merak etme. Tabiki seninle hemen evlenmek istiyorum. Ama sadece arkadaşlarımız bütün hazırlıkları yapana kadar biraz burada seninle başbaşa kalmak istedim." Elimi tekrar tutarak beni odaya çekti. "Hasta olmadan kapımızı kapatalım." Beyaz koltuklara oturduğumuzda, "istediğin bir şey varmı sevdiğim" dedi "Yok" dediğimde kolunu boynuma doladı. "Baş döndüren bir güzelliğin var maviş. Koaförde aklımı başımdan aldın. Ulan öyle bir beni kilitledin ki kendine olduğum yerde çakılıp kaldım öylece." Bakışlarımı gözlerine sabitleyerek, "yani diyorsunki süslendiğin için böyle güzelsin. Kusura bakma Kuzey bey, ben böyle süslenmeye alışık değilim. Tamam, özel bir gün olur süslenirim. Ama normalde giyeceğim kıyafet bir pantolon bir kazak yada tişörtdür." "Ah maviş" diyerek iç çekti. "Sende biliyorsun seni her halinle beğendiğimi. Ama nedense hep bir arıza çıkarma halindesin." "Kim? Benimi?" Dedim gözlerimi büyüterek. Kuzey gözlerime bakarken aniden beni kendisine çekerek dudağıma yapıştı. ***** Kuzey ile birbirimizi daha iyi tanımak için sorular soruyor, anın mutluluğuyla gülüşerek kahkahalar arıyorduk. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Hava kararmış akşam olmuştu. "Artık yavaş yavaş kalksakmı? Bizi merak etmişlerdir." "Yarın bütün günü birlikte geçirelim sevdiğim." Telefonunun ekranını açarak. Bir şeyler yapmaya başladı. "İstersen sinema bileti alalım. Bakalım hangi filmler varmış. Çocuklar gibi eğlenmek istiyorum seninle." Söylediğim şeyi duymazlıktan gelerek konuyu değiştirdi. Ekrandaki sinema film listesini görstererek, "hadi birini seç güzelim" dedi. Ona ayak uydurarak listede nasıl olduğunu bilmediğim bir aksiyon filmini seçmiştim. Kuzey'de onayladığında sistemden iki tane bilet almıştı. Telefon çaldığında ekranda Devrim'in ismi vardı. Kuzey telefonu kulağına götürerek, "efendim Devrim'im" dedi neşeli sesiyle. Devrim ağabey ne söylediyse, Kuzey onu dinleyek telefonu kapattı. Suratı ciddi bir hal alırken koltuktan kalkan Kuzey, koltuk başlığındaki çeketini alarak üzerine geçirdi. Her hareketini takip ediyordum. Boğazını temizleyerek elini bana uzattı. "Gitme vaktimiz geldi sevgili nişanlım." Gülümseyerek elini tuttum doğrulurken. Heyecanı, kesik kesin aldığı nefeslerinden anlaşılıyordu. Ellerimizi sıkı sıkıya kenetlemiş odadan çıkarak yürüyorduk. Asansöre binerek giriş kata indik. Otel çıkışı yerine, restoran kısmına beni yönlendir diğinde bir an yanlışmı görüyorum acaba diye düşündüm. Restoran girişi beyaz güllerle süslenmiş, kapıda dizilmiş kızlar bize gülümsüyordu. Ekim bizi görür görmez cıvıl cıvıl sesiyle, "geliyorlar" diye bağırdı. Gür bir alkış sesiyle şaşırarak Kuzey'e baktım. Gülümsüyor, parlayan gözlerle bana bakıyordu.İçeri girdiğimizde daha çok şaşırmıştım. İkimizinde ailesi, ekip arkadaşlarımız, iki teyzem ve eşleri, amcam, eşi, kuzenlerim, arkadaşlarım hepsi buradaydı. Annem ve babamın arkadaşları ve tanımadığım, sanırım Kuzey'in yakınlarıda buradaydı. Ve hiç beklemediğim biri daha buradaydı. Onu karşımda sağlıklı bir şekilde görmek, mutluluk vericiydi. Kollarını açarak Babacan bir şekilde bana yaklaştı. "Sizi tebrik ediyorum gençler. Mutluluğunuz daim olsun" diyerek sarıldı. Ömer savcım iyiydi, ve bu güzel günümde beni yalnız bırakmamıştı. Bölümü nasıl buldunuz canlar? Yorumlarda buluşalım. Hoşça ve sağlıcakla kalın💙
Bölüm 24
24.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.