İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 23 · 12 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 23

23.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin canlar. Keyifli okumalar💙 Kulağımda ısrarla yankılanan telefon melodisi, tam sustuğu anda tekrar çalıyordu. Kim di bu ısrarla arayan? Uykuda da olsam en ufak ses ve kıpırtıya duyarlı olan ben, yorgunluğun ve huzuru bulduğum kollardan ayrılmak istemeyişim den gözlerimi açmak istemiyordum. Susan telefon tekrar ısrarla çalmaya başladığında bütün ekip evde beni kim araya bilirki diye düşündüğümde aklıma gelenle aniden gözlerim açıldı. Kuzey ile gözgöze geldiğimizde uykulu kara gözlerini kırparak bana bakıyordu. "Telefonun bu güzel anı mızı bozmak için ısrarla çalıp duruyor." Suratını asmasından bu durumdan çok rahatsız olduğu belliydi ama telefona bir an önce bakmalıydım. Yatakta doğrularak komidine uzandım ve çantamın içindeki telefonu çekip aldım. Ekrandaki ismi görünce sesimi temizleyerek, "efendim baba" diyerek cevapladım. "Kızım, niye şu telefona cevap vermiyorsun? Seni istemeye gelecekler, neden son gün sadece bir mesajla haber veriyorsun? Üstelik aynı gün nişan yapmayı düşünüyormuş hanım efendi. Bak hele şu işe. Kızım sen benimle dalgamı geçiyorsun?"Suratımı büzerek Kuzey'e baktım. Meraklı gözlerle bizi dinliyordu. Babam öfkeli sesiyle öyle bir bağırıyordu ki her söylediğini duyuyordu. "Baba biraz sakinleşirmisin?""Sakin makin olamam ben. Sen hemen sorularıma cevap ver. Neden doğru düzgün arayıp haber vermiyorsun öğrenebilirmiyim?"Bıkkınlıkla derin bir nefes aldım. "Baba, iki gündür görevdeydik. Sizi aramaya fırsatım olmadı. Sabaha karşı eve geldik. Dün Feride hanım bir kaç gün içinde Ankara'ya döneceğiz, buradayken ailen ile tanışıp aramızda nişanınızı yapalım dedi.""Peki kızım, sen şu Feride hanıma böyle işler aceleye gelmez herşeyin bir üslubu var demedinmi? Oğlu olacak şu Kuzey bey, ailesini çağırırken bir zahmet edipte bizede haber verseydi." Bakışlarımı tekrak Kuzey'e çevirdim ne tepki veriyor diye. Başını gömdüğü yastıkta gülümseyerek baktı suratıma."Baba, Kuzey ailesini çağırmadı. Annesi Feride hanım ve babası Kemal bey teşkilat başkanımız. Görev için buradalar.""Taşkilat başkanımı? Kızım niye daha önce söylemedin? Buyursunlar gelsinler." Öfkeli sesi yumuşamıştı."Anneme söyle telaş yapmasın. Ben eve geleceğim zaten. Ne yapılacaksa ayarlarız." Sakin sesiyle, "tamam kızım" dediğinde, "seni seviyorum bacım" dedim. Aynı şekilde karşık verdiğinde kapatmıştım telefonu. Bir baba olarak kızmakta haklıydı. Biraz aceleye getirmiştik bu konuyu.Kuzey derin bir nefes alarak beni kolları arasına çekerken, "gel buraya" dedi. "Baban sitem etmekte haklı. Birden bire bir adam çıkarak kızını ondan almak istiyor. Ama bende çok haklıyım. Böyle güzel bir kızı bulmuşken, onu hemen sahiplenmek istiyorum.""Sahiplenmek derken?" Dedim kolları arasında tek kaşımı kaldırarak gözlerine baktım. Gülerken, "sende beni sahiplenebilirsin" dedi. Bu tatlılığına bende gülümsemeye başladım. Bu haliyle çok çekici görünüyordu. Üstelik parfümüde çok güzel kokuyordu. ***Kuzey odadan çıktığında gece yorgunlıktan alamadığım duşumu alabilmek için banyoya girmiştim. Aynaya bakarak saçımı taradığımda çok uzadıkları için beni biraz uğraştırmıştı. Bir ara saçlarımı kestirmeyi aklıma not ederek banyodan çıktım. Rahat bir kargo pantolon ve üzerine ona uygün askeri yeşili bir kazak giyindim. Bileğime bağladığım lastik tokayla saçlarımı atkuyruğu yaparak odadan çıktım. Koridorda bir karışıklık vardı. Kızlar banyo ve tuvalet sırasına girmişti. Tabiki bu kattaki, Kuzey ve anne babasının odası hariç diğer odalarda banyo yoktu. Banyodan çıkan Duygu, kısa saçlarını savururken beni gördüğünde gülümseyerek, "günaydın gelin hanım" diye seslendi. Duygu'nun ardından Eylül girmişti banyoya."Günaydın Duygu'cum da gelin hanım da ne demek?" Diyerek suratımı büzdüm."Kız, gelin hanım kelimesini kendine yakıştıramadın mı? Yalanmı? Bu gün nişanlandığında artık bir gelin adayı olacaksın." Muzipce sırıtıyordu tepkilerimi ölçerken."Neyse" dedim konuyu değiştirirken. "Herkes banyo yapmak için aynı saatimi seçti?" Dediğimde, "tek banyo olunca, naparsın. Herkes senin gibi şanslı olamıyor. Sen sevgili nişanlının odasında rahatlıkla işlerini görmüşsündür" dedi. "E... Nişanlılık avantajlarından yararlanıyoruz diyelim. Yok, ona gelin hanımlık avantajlarımı demeliydim?" Dediğimde ikimizde gülmüştüm.Ekim kaşlarını çatmış sitemli bir şekilde söylenerek odasından çıktığında gözlerim onu buldu. "Ben artık bu kalabalığı kaldıramıyorum. Bu nedir ya? Her gün tuvalet, banyo sırasımı bekleyeceğim? Bu nedir arkadaş, sanki askeriye koğuşundayız." Kucağında kıyafetleri bu sinirli haliyle çok komik ve tatlı görünüyordu."Bizden bu kadarmı çabuk bıktın kız?" Duygunun sorusuna, "ben onu bunu bilmem, şu an konforumdan çok uzaktayım ya. Asker benmiyim sizmi bilemiyorum artık. Bu durum size çok normal gelebilir ama ben hiçte alışkın değilim.""Merak etme Ekim'cim, yakında herbirimiz dağılacağız. O zamamda Toprak'ı bu şehirde bırakıp gideceksin."Ekim'in gözleri büyüdü birden. Anlaşılan bu gerçeği göz ardı etmişti. Suratını astı. Sonrada bana bakarak, "bir çaresini buluruz elbet. Değilmi yenge" dedi."Bir çaresi bulunur güzelim. Sen sıkma canını. Hadi şimdi git ağabeyinin odasındaki banyoda duşunu al. Oda boş. Ağabeyin alt kata indi. Benimde işim bitti zaten." Birden asık suratından eser kalmayarak gözleri parladı. Hızla yanağımdan öpücük alarak, "teşekkür ederim yengelerin en güzeli" diyerek koşar adımlarla Kuzey'in odasına doğru gitti. Bu haliyle hala çocuk gibiydi.Gizem ve Defne hazırlanarak yanımıza geldiklerinde, "günaydın" diyerek onlara dönmüştük. "Günaydın taze gelin.""O nasıl bir kelime Defne? Sadece nişanlanacağım. Daha evlenmiyorum. Üstelik, taze gelin kelimesini babaannemden bile duymadım. Artık yaşlanıyorsunmu ne? Senide bir an önce Selim'le başgöz etmek lazım." Defne şaşkınlıkla gözlerini açmış beni dinlerken, "a.. nerem yaşlanmış benim. Dikkatini çekerim ki ikimiz yaşıtız. Daha yirmiyedisinde bir çıtırım ben" dedi."O zaman ben gerçekten evde kaldım. Sizden bir yaş büyüğüm" diyen Gizem, suratını sahte üzgünlükle büzerken, arkadan gelen Tuğçe'nin sesiyle ona döndük. "Anlaşıldı, bu sene hepimizin acilen evlenmesi gerek. Aksi taktirde evde kalacağız." Hepimiz gülüşerek merdivenleri inmeye başladık. Bir alt kata geldiğimizde Faruk ve İbrahim'le karşılaştık. Onlarda alt kata inmek için odalarından çıkıyorlardı. "Kızlar günaydın, nasılsınız?" "Günaydın. İyiyiz." Dediğimizde Faruk, "mutfaktan acayip güzel kokular geliyor, kim hazırlıyor kahvaltıyı?" Diye sorduğunda kızlarla hepimiz birbirimize baktık. "Eylül ve Ekim hala yukarıda. Kızlardan biri değil" dedi Duygu.""Erkeklerde hala odalarında. O zaman mutfaktaki kim?" Dedi İbrahim. "Kuzey odadan çıkalı biraz oluyor ama bu kadar çabuk sofra hazırlamış olamaz" dediğimde hepimiz merakla kokunun kaynağını öğrenmek için merdivenlere yöneldik. Salona indiğimizde mutfak bölümünde kahvaltıyı hazırlayan çifti görmemizle olduğumuz yerde kalarak onları izlemeye başladık. Feride hanım ve Kemal bey, bizim için sofrayı donatmışlardı. Şu anda ise Kemal bey ocakta ne olduğunu bilmediğim, kendi elleriyle pişirdiği şeyi karısına tattırıyordu. Feride hanım, memnuniyetle ağzındakini yerken, "çok güzel olmuş hayatım" dedi ve gülümsemeye başladı. Kemal bey de bundan memnun olarak, "seni ellerimle besliyorum" dedi ve sonrada karısının belini tutarak onu kendine çekti. Olamaz, n'apıyorlar lan bunlar bizim karşımızda. Neredeyse yüzüm kızaracaktı. Ne yapacağımı bilemezken yanımdakilere döndüğümde onlarda benim gibi şaşkın bir şekilde birbirlerine bakıyorlardı. Kuzey neredeydi ya? "Gençler, napıyorsunuz orada?" Kemal Bey'in bizi farketmesiyle suç işleyen çocuklar gibi yerimizde kıpırdandık."Başkanım günaydın. Hoş geldiniz." İbrahim hızla cevap verdiğinde Feride hanım, "ayakta durmayın geçin masaya" diye konuştu. Biz masaya geçerken diğerleride teker teker gelmeye başladılar. Kuzey ise çalışma odasından çıkıyordu. Masaya yaklaştığında herkese, "günaydın" diyerek bana döndü ve göz kırparak yanımdaki sandalyeye oturdu. Elimi tutarak dizinin üzerine yerleştirdiğinde bu his çok güzel hissettirmişti.Sevgili kayınvalidem ve kayınpederim de işlerini bitirip masaya yerleştiklerin de tek eksik olan Ekim'de teşrif etmişti. "Baba, siz ne zaman geldiniz?" Coşkulu sesiyle hızla gelerek babasına ve annesine sarılarak onları öpücüklere boğdu. "Yeter kızım. Bizi bu kadar özlediğini bilmiyordum. Hadi sende geç sofrayada başlayalım artık." Feride hanımın neşeli çıkan sesiyle Ekim'de annesini bırakarak bütün ilgisini babasına verdi. "Annem ilgiden hoşlanmıyor. Bende bütün ilgimi babama veririm." Kemal Bey'in yanaklarından öperek sıkıca sarıldı. Kızının ilgisinden gayet mutlu olan Kemal bey sesli bir şekilde gülerek ona sarıldı. "Bizde seni özledik prensesim." Ekim neşeli bir şekilde, "özledim tabi" diyerek masada ona yer ayıran Toprak'ın yanına oturdu. Sevgili kardeşim parlayan gözleriyle Ekim'in her hareketini izliyordu. Bu sırada Sıraç, "başkanım, siz zahmet etmeseydiniz. Biz sofrayı hazırlardık" dediğinde Feride hanım, "görevde değiliz Sıraç, sizi bizi yok. Sabah geldik eve zaten. Hepiniz uyuyordunuz" dedi. Anlaşılan Sıraç kayınvalidesinin gözüne girmeye çalışıyordu. Sıraç, Eylül ile evlenirse bizde bu durumda akrabamı olacaktık. "Bu gün Kemal beyle ben hazırladık yarında siz hazırlarsınız. Kahvaltıdan sonrada biz odamıza çıkar biraz dinleniriz. Hadi şimdi afiyet olsun" diyerek eliyle sofrayı işaret etti. "Başlayın."Sofrayı donatmışlardı. O kadar çeşit hazırlamışlardı ki hangisini yiyecektik bilmiyorum.Büyük salonu çatal bıçak ve hepimizden çıkan sesler dolduruyordu. Elimi çekmek istediğimde Kuzey bırakmadı. Boşta kalan sol eliyle tabağıma kahvaltılıklardan doldurmaya başladı. "Böyle daha güzel. Başla sen. Bu gün çok yorulacaksın.""Sol elle yemek zor olmayacakmı? Ayrıca sende yorulacaksın." "Sen hep elimi tutarak yanımda olursan bana yorgunluk koyarmı?" Gülümseyerek Kuzey'e döndüğümde o da kara gözlerini bana çevirdi. Bana karşı ilgili sözleri, bakışları gibi içimi titretiyordu. Bu gün bu yakışıklıyla nişanlanıyordum. Bir süre gözlerimi karalarından ayıramayınca Kuzey'in gülümseyerek, "hadi güzelim kahvaltımızı yapalım" demesiyle önüme dönmüştüm. "Feride başkanım, sorgu nasıl geçti? Adamlar konuştumu?" Selim'in sorusuna Feride hanım, "Konuştular" dedi ağzındaki lokmasını çiğnerken. Devrim ağabey söz alırken, "peki adamlar, asıl başta olanların yani en tepede olanların isimlerini verdiler mi?" Diye sordu. "Evet. İsimlerini öğrendik. Bu konu hakkında detaylı bilgileri, bir kaç gün sonra Ankara'ya gittiğimizde konuşacağız. Bence bu gün iş konuşmayalım gençler. Bu gün çok güzel bir gün" diyerek ben ve Kuzeyin üzerinde gezdirdi gözlerini Feride hanım. "Hep birlikte Yasmin kızım ve oğlum Kuzey'in nişan hazırlıklarını yapalım. Bu gecemiz çok güzel geçsin.""Bence de" diyen Kemal bey gülümseyerek bana odaklandı. "Yasmin kızım, ailenle konuştun mu? Umarım bu aceleci tavrımızı garipsememişlerdir.""Başta biraz yadırgasalarda az çok durumları bildikleri için anlayış gösterdiler. Akşama hepinizi bekliyorlar efendim. Ailemin kaldığı ev biraz küçük, isterdim ki sizi kendi evimizde ağırlayalım. Ama şimdilik bu pek mümkün gibi görünmüyor.""Önemli değil kızım. Önemli olan senin ve ailenin güvenliği.""Sahi, Pamir Kozlovdan bir haber varmı başkanım?" Emre'nin sorusunu bende çok merak ediyordum."Bu konuyla ilgili araştırmalar devam ediyor. Tahminimizce hala İstanbul sınırları içerisindeler. En yakın zamanda bulundukları delikten çıkaracağız onları. Elimize kesin bir bilgi ulaştığında zaten hepiniz bileceksiniz.""Adamlar amma güzel saklandılar." "Evet Tekin, ama onları bulmamız an meselesi.""Neyse, biz bu günümüzü çok güzel kutlayalım gençler. Darısı sizin başınıza. İnşallah sizinde böyle mutlu gününüzü hep birlikte kutlarız." Feride hanım neşeli çıkan sesiyle konuşmuştu. "İnşallah" diyen İbrahim'le Duygu gözgöze geldi. Diğerlerine baktığımda Selim sırıtarak Defne'yi, Toprak'ta Ekim'i kesiyordu bakışlarıyla. Kemal bey, "Yasmin, bu yakışıklı da kardeşin olmalı?" Diyerek Toprak'a yöneltti bakışlarını. "İsmin neydi delikanlı? Evimizde seni güzel ağırladılarmı?"Sevdiği kızın babasından gördüğü ilgi onu mutlu ettiği her mimiğinden belli olan sevgili canım kardeşim, göğsünü kabartarak otururuşunu düzeltti. "Teşekkür ederim efendim. Çok rahat ettim." Kaçamak bakışlarla Ekim'e baktı ve, "benimle herkes çok güzel ilgilendi. Bu arada ismim Toprak." Çok heyenlıydı yakışıklı kardeşim. Sanki beni değilde onu isteyeceklerdi bu gün."Tanıştığıma memnun oldum Toprak. Sanırım Ekim'le yaşıtsın. Hangi mesleği okuyorsun?" "Gazetecilik üçüncü sınıf öğrencisiyim.""Desene sende Ekim gibi aile mesleği değilde bağımsız bir meslek seçmişsin." Onlar konuşmalarına devam ederken Defne, "kızlar, tanıdığım bir koaför var bu gün için randevu aldım haberiniz olsun" dedi. Ardından Gizem, "kıyafet olayını n'apacağız, vaktimiz çok kısıtlı. Bu kadar kısa sürede nasıl yetiştireceğiz herşeyi" dediğinde bu seferde Tuğçe girdi söze, "daha nişan yüzükleri alınacak.""Asıl önemli şey, Yasmin yengemin evine giderek annesine yardımcı olmalıyız. Yoksa kadıncağız bu kadar insanı nasıl kaldıracak." Eylül'ün konuşmasıyla bu seferde ona odaklanmıştım. Ben hariç herkesi bir telaş sarmıştı."Arkadaşlar sakin olun, bu kadar insanız iş bölümü yaparız. Öyle değilmi İbrahim?" İbrahim Duygu'ya dönerek, "öyle." Dedi gözlerini ayırmadan. Anlaşıldı bizden sonrada bu çiftimiz nişanlanacaktı."Gelin arabası da süsleyecekmiyiz" diyen Emre'ye Tekin, "oğlum düğünmü yapıyoruz" diye karşılık vermişti. Herkes çok tatlıydı aslında. Her biri ben ve Kuzey için heyecanlanıyordu. Hayatıma böyle arkadaşlar girdiği için çok şanslıydım. Normalde her konuda, olursa olur olmazsa olmaz kafasını yaşayan ben, şimdi böyle kıymetli dostlarımla farkediyorum ki herşeyin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu. "Biz Toprak'la önce eve uğrayalım. Neler yapılacak evde ona bir bakayım. Sonrada haberleşiriz" dediğimde Ekim, "bende gelebilir miyim sizinle yengecim" dedi sevimli bakışlar sergileyerek. İçten gülümsedim bu haline. "Olur, sende gel.""Ben sizi bırakayım maviş." Başımı sallayarak Kuzey'i onayladığım da Ceyhun, "bence biz erkeklerde alınacak, yapılacak neler varsa şimdiden başlayalım he. Feride başkanım, siz bir büyük olarak daha iyi anlarsınız bu işlerden" dedi. Yapılacaklar konuşulmuş bizde ailemin yanına gitmek için yola çıkmıştım. Kuzey arabayı kullanırken hala elimi bırakmıyordu. Arada elimi sıkıyor, kaçamak bakışlar atıyordu. Yanımızda Toprak olduğu için rahat hareket edemiyordu. Oysa bir bilseydi Toprak'ın sevgili küçük kız kardeşine gözkoyduğunu. Arkama dönüp baktığımda Kuzey'e çaktırmadan bizim küçük aşıklar birbirlerine kur yapıyorlardı. "İşin bitince nişan alışverişi için çıkarız." Kuzeyin sesiyle önüme döndüm. "Neler alacağız ki? Fazla bir şey istemiyorum. Zaten aileler tanışıp bir yüzük takılacak. Sadece nişan yüzüklerimizi alsak yeterli."Önüne bakmayı bırakarak bakışlarını üzerime dikti. Bütün bedenimi süzerek, "sen hariç herkes çok hevesli sanki bu gün için he? Ne dersin?" Dedi."Beni yanlış anlıyorsun Kuzey. Ben sadece masraf etmene gerek yok, evde küçük bir kutlama yapacağız demek istedim.""He yani, büyük bir nişan töreni yapabilirsin bana diyorsun.""Sen bana tripmi atıyorsun şu an?" Dedim kendimi tutamayarak. "Tamam o zaman bizimkileri gördükten sonra alışverişe gidiyoruz. Seni biraz zorlayayımda gör Kuzey bey."Arkadakilerden bir kıkırdama sesi geldi. "Valla kavga etmeyin ayırmayız bak sizi." Arkamı dönerek gülmeye başladım, "a... siz burdamıydınız ya bücürler. Bende yalnızız sanıyordum. Yol boyu hiç sesiniz çıkmadı da.""Abla, ayıp oluyor ama Bücür mücür, o ne ya.""Hoşuna gitmedimi Toprak'cım. Bücürsünüz işte." Hepimiz gülüşürken Toprak önce surat assada Ekim'in gülüşüyle o da gülmeye başladı.*****Eve geldiğimizde bizi kapıda annem karşıladı. Coşkulu sesiyle, "hoş geldiz çocuklar. Sizi çok özlemişim" diyerek içeri ilk giren Toprak'a sarıldı. Yanındaki Ekim'e sarılırken, "bu güzel kızımızda kim" dedi içtenlikle. Ekim güler yüzüyle, "ben Kuzey'in kardeşi Ekim" dedi. "Çok memnun oldum güzel kızım, hoş geldin" diyerek Kuzey'e yöneldi annem. "Hoşgeldin Kuzey oğlum."Kuzey annemin elini öperek, "hoşbuldum Hülya hanım, nasılsınız" dedi kibar bir şekilde. Bu adam istediği zaman çok kibar olabiliyordu benim aksime. Bende anneme sarılırken karşımda gördüğüm" Elvan teyzeyle gülümsedim. "Sendemi buradaydın Elvan teyze?" Dedim onada sarılarak. "Tabikide kızım, senin böyle mutlu gününde yanında olmayacakmıyız. Defne haber verdiğinde çok sevindik. Dinçer amcanda akşama gelecek."Evet, Elvan teyze ve Dinçer amca, Devrim ağabey ve Defne'nin anne babasıydı. Salona geçerken, etrafta gördüğüm iki kadın her yeri kaldırarak temizlik yapıyordu. "Büyük bir temizlik var anlaşılan" dememle babam, "E.. iki ayağımızı bir papuca sokarsanız olacağıda bu" diyerek salona girdi. Hepimiz aya kalkarken Kuzey babamın eline uzanarak öpecekti ki babam tokalaşmakla yetindi. Ekim'in elini öpmesine izin vermişti. Kuzey'e ne zaman alışacaktı bilemiyorum. "Şimdi anlatın bakalım bu aceleniz nedir?""Aman Hilmi çocukları sıkboğaz etme. Akşam hepbirlikte bir araya gelip konuşacağız zaten." Annemin uyarı dolu sesi babamı yola getirirmiydi bilmem, Kuzey yinede cevap vermek için konuşmaya başlamıştı. "Bir kaç güne Ankara'ya dönmeliyiz Hilmi bey. Sizde, bir emniyet mensubu olarak biliyorsunuz ki görevlerimizin başına dönmeliyiz. Yakın zamanda zorlu bir görevden çıktık. Bundan dolayı, dinlenmemiz için bize ayrılan söre dolmak üzere. Gerçi, halletmemiz gereken iki günlük bir işimiz daha vardı. Sabaha karşı eve girebildik. Doğru düzgün dinlenemedik bile. Neyse, fazla lafı uzatmak istemiyorum, ne zaman ne olacağını bilemiyoruz bu nedenle fırsatımız varken Hilmi bey, kızınız ile aramızdaki bağı resmileştirmek istiyorum." Kuzey konuşmasını bitirdiğinde babam hala yumuşamayan mimikleriyle onu inceliyordu. "Kızımı gerçekten seviyor musun? Ömür boyu onu üzmeyeceğinden nasıl emin olabilirim? Sonuçta seni tanıyalı çok kısa bir süre oluyor."Kuzey oturduğu yerde göğsünü kabartarak dikleşti. "Kaderin, bize yaşadığımız süre boyunca nasıl bir sürpriz hazırlayacağını bilemem. Ama son nefesimi verene kadar kendi irademle kızınızı koruyup, seveceğim. Bu konuda hiç şüpheniz olmasın. Yasmin'e olan sevgim ve sadakatim hiç eksilmeyecek. Bunun için size söz veriyorum."Kuzey'in bu çok etkili konuşmasıyla gözlerim kocaman olmuş onu izliyordum. Bunlar çok büyük laflardı. Bölümü nasıl buldunuz canlar?Yorumlarda buluşalım.Hoşça kalın💙

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.