Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin canlar. Keyifli okumalar💙
"Bu nasıl olur?"
"Yasmin, neler oluyor?"
"Burası boş. Hiç kimse yok."
"Bu imkansız. İçeride bir kapı daha olmalı."
Yasmin, ortasında büyük bir masa olan odada gözlerini gezdirirken, "başka bir kapı yok, daha doğrusu burada hiçbir şey yok" dedi. "Etrafında sandalyeler olan bir masadan başka bir şey göremiyorum."
"Bu adamlar nereye gitti? Etrafı iyi incelemelisin Yasmin, bir şeyler olmalı."
"Duvarlar beyaz boyalı, bir tablo yada bir saat bile yok. Yalnız, yerde kırmızı, desenli bir halı var."
"Halıyı kaldır." Yasmin yerdeki, çarpık duran halının ucundan tutarak hızla kaldırdı. Gördüğü şeye inanamadı. "Abi burada bir geçit var."
"Korumaları atlatıp geliyoruz. Sakın tek başına girme oraya. Bu sefer abi sözü dinle Yasmin." Selim otel girişindeki korumalı bir şekilde atlatarak Devrim'e ulaştığında birlikte Yasmin'in giriş yaptığı kapıdaki korumalara ulaşmışlardı. Üzerlerine doğru gelen tehlikeyi farkeden korumalar bellerindeki silahlarını çekemeden aralarında büyük bir boğuşma başladı. Şu anda silahtan çıkan ses ortalığı karıştırabilir di.
Beton zemine oturmuş yerdeki kapıyı andıran demir panele bakarken Yasmin, kapıdaki boğuşma seslerini kulaklıktan dinliyordu. Yardıma gitmem gereklimi diye düşünürken bir yandanda girişi açıp içeri girmek için sabırsızlanıyordu.
"Arkadaşlar Kuzey ve Alev bu odada değiller. Gurur onları görebiliyormusun? Kuzey'in başına bir şey gelmiş olmasın."
"Kuzey'i en son kadınla kulüpten çıkarken görebildim. Tuğçe. Başına bir şey geldiğini sanmıyorum. Bir yerlerde kadından bilgi almak için uğraşıyor dur."
Yasmin, Gurur'un bu düşüncesine katılarak, aklına kötü şeyler getirmemeye çalışıyordu. Oturduğu beton zeminde doğrularak ayağa kalktı. "Arkadaşlar, Devrim ve Selim'in gelmesi uzun sürecek gibi. Ben bu kapıyı andıran paneli açıyorum."
"Yasmin, az önce dediğin gibi silah varmı üzerinde?" Gurur Yasmin için endişeleniyordu. Geçidin nereye çıktığını ve orada onları nasıl bir sürpriz beklediğini bilmiyorlardı sonuçta.
"Merak etme silahım var" diyerek panelin bir köşesinden tutarak kaldırdı. Aşağıya uzanan merdiveni gördüğünde derin bir nefes alarak, "Bismillah" dedi ve eteğinin altına sakladığı silahını çekerek temkinli bir şekilde inmeye başladı. "Alt kata doğru bir merdiven uzanıyor. Şu anda doğuya doğru ilerliyorum."
Eylül, olduğu yerde endişeyle kıpırdanarak, "yengecin dikkatli ol. Ne ile karşılaşacağını bilmiyoruz. Bu adamlar çok tehlikeli" dediğinde Yasmin, "beni düşündüğün için teşekkürler Eylül'cüm. İyiyim ben. Ağabeyi de artık her neredeyse çıksaydı ortaya çok daha iyi olacağım. Yoksa bu adi herifler beni korkutmuyor." Karanlık bir koridordan geçerken elinde silahı hazır bir şekilde ilerliyordu. Her an önüne birileri çıkabilirdi. "Karanlık ve dar bir koridorda ilerliyorum. Önümü neredeyse hiç göremüyorum. Normal bir insan neden böyle bir geçit yapar ki?"
Gizem gülerek, "içerideki adamların hiçbiri normal değil zaten Yasmin" dedi.
Ceyhun araya girdi. "Yasmin bu şekilde gittiğin yönleri gördüğün her şeyi bize söyle ona göre dışarıdan etrafı saracağız."
"Koridor şu anda Kuzey tarafına doğru ilerliyor." Havalandırması bile olmayan koridorda Yasmin derin derin soluklar almaya çalışıyordu. "Sanırım artık onları buldum burada bir kapı var." Yasmin bir kez daha soluklanırken hiç düşünmeden kapıyı açmasıyla bir el hızla kolunu tuttuğu gibi içeri çekti. Arkasındaki kişi hızını kesmeden beline dizini geçirerek kolunu defalarca duvara çarptı. Elindeki silah yere fırlarken kendini toparlayıp sol dirseğini hızla arkasındaki kişinin karın boşluğuna geçirmişti. Onu tutan el gevşerken Yasmin arkasını döndü ve karşınındaki adama sert bir tekme attı. Adam topuklu ayakkabıdan aldığı darbeyle sarsılarak yere düşeceği anda, "durun" diye duyulan sert çıkan bir erkek sesi ile ikisi de boğuşmayı bırakmıştı.
Yasmin nefesini dengelemeye çalışırken duyduğu tanıdık sese doğru döndüğünde masanın etrafında oturanları gördü. Aradıklarını bulmuştu ama ummadığı şey Kuzey'in burada olmasıydı. Kuzey ile gözgöze geldiklerinde Yasmin'i bu ortamda gördüğü için kara gözleri büyümüştü. Yanında oturan Alev ise şaşkın bakışlarını Yasmin'den ayıramıyordu.
"Sende bir tuhaflık olduğunu sezmiştim İnci, ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu." Doğan'ın konuşmasıyla ona döndüğünde Kuzey, "İnci mi?" Diyerek kaşlarını çatarak Doğan'a döndü.
"Neler dönüyor burada? Siz iki karı koca neler çeviriyorsunuz?" Odadaki dört kişide Alev'in ne demek istediğini anlamayarak sorgulayıcı bakışlarını Yasmin ve Kuzey'in üzerinde gezdirdi. Alev işaret parmağını kaldırıp ikisini işaret ederek, "bunlar karı koca, anlaşılan kocasının peşinden buraya kadar gelmiş. Bu kadının ismi İnci filan değil. Belki de" diyerek Kuzey'e döndü. "Senin isminde Kuzey değil. Beni kandırarak benimle ortak olmayı teklif ettin. Karın mıdır belli olmayan bu kadın hiçte nolmal birine benzemiyor. Söylesene kimsiniz siz?"
"Demek öyle? Lan kimin ajanısınız siz?" Diyen kulaksız, belindeki silahı çıkararak karşısındaki Kuzey'e doğrulttu. Bu sırada kendini gergin hisseden Yasmin, 'Devrim ve Selim nerde kaldı' diye içinden geçirdi. Kulaksız ile birlikte diğerleride silahlarını çekmişti. "Konuşsana lan, kimsiniz siz?"
"Silahlarınızı indirin yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim."
Kuzey gülmeye başladı. "Karımın dediğini yapın, yoksa gözünüzün yaşına bakmaz." Bunu söylerken Yasmin'in yüzündeki saldırma hırsını görüyordu. Kendini zabttetmek için çaba gösteriyordu.
"Bize hemen bir açıklama yapmazsanız ikiniz de ölürsünüz." Bunu söyleyen, adını bilmedikleri masadaki diğer kişiydi. "Alev, hiç tanımadığın bu adama güvenip de nasıl getirirsin özel bölgemize. Ortak olacakmış, sen buna adama göz koydum desene? Bunun bedelini sende ödeyeceksin."
Alev bir hışımla oturduğu yerden kalkarak Yasmin'in üzerine yürüdü. "Konuşsana sürtük. Anlat. Kimsiniz? Ne istiyorsunuz?" Diyerek elini Yasmin'in saçına attı. Yasmin kadının amacını anlayak önce davrandı ve kadının kolundan tutup onu önüne çekti ve kolunu boynuna doladı. "İndirin silahlarınızı yoksa boynunu kırarım." Bütün silahlar Yasmin'e çevrilirken, kapıda beliren Devrim, "indirin silahları" diyerek bir hışımla içeri girdi. Selim, Ceyhun ve İbrahim'de ardındaydı.
Doğan kaşlarını çatarak ayaklandı, "n'oluyor lan, sizde kimsiniz?" Ceyhun, "Mit tarafından bütün otel sarıldı. Zorluk çıkarmadan silahlarınızı teslim ederek bizimle gelin" dedi. Herkes şaşkın bir şekilde silahları indirerek masaya bırakırken, Kulaksız ani bir hareketle pencereye ulaşarak tırmandı ve kendini boşluğa bıraktı. Ardından Kuzey cama yönelmişti ki Selim, "bizimkiler icabına bakar abi" diye seslendi Kuzey'e.
"Kulaksız pencereden atladı. İcabına bakın. Sakın kaçırmayın elinizden" Devrim ekiptekilere seslendiğinde Tekin, "gördük, peşindeyiz" diye cevap verdi.
Yasmin, kolunu gevşek bırakarak Alev'i serbest bıraktığında Alev kaşlarını çatarak Yasmin'e döndü. Yasmin bu bakışlara dayanamayarak, "demek nişanlıma göz koydun he. Niyetini anlamayıp eline bırakacak kadar beni saf mı gördün?" Diyerek sert bir tokat attı. Çığlık atarak yere düşen Alev, kalkmaya çalışırken Yasmin okkalı bir tokat daha indirmişti.
Devrim ve diğerleri, mafya liderlerini götürürken Kuzey Yasmin'e arkasından sarılarak onu geri çekti. Dudağını Yasmin'in kulağına dokundurarak gülmeye başladı. "Beni bu kadar mı kıskandın sen?" Ses tonu büyüleyici geliyordu ama Yasmin şu anda buna kanmayacaktı. Yönünü Kuzey'e dönüp, "Seninle sonra hesaplaşacağız. Kaç saattir nerdesin sen? Kulaklığın neden kapalı?" Dediğinde Kuzey ellerini havaya kaldırdı. "Bana da vurmayacaksın değilmi maviş? Şunları teslim edelim de sonra istediğin kadar bana hesap sorabilirsin" diyerek göz kırpmıştı Kuzey. Sevdiğinin bu halleri çok hoşuna gidiyordu.
Bir an bakışları kenetlenmiş birbirlerine bakıyorken, Alev'in çığlığıyla yana döndüler. Eline aldığı sandalyeyle Yasmin'e saldırdığında Yasmin sandalyeyi havada yakalayarak Alev'le birlikte duvara çarptı. Acı bir çığlıkla duvara çarpıp yere yığılmıştı. Kaşlarını kaldırarak büyük bir hayranlıkla Yasmin'i izleyen Kuzey, Alev'i yerden kaldırdı ve zorlukla yürüterek Yasmin'e, "hadi çıkalım" dedi.
*****
Tekin ve Faruk, Yasmin'in tarif ettiği otelin dış cephesine geldiklerinde kulaksızın birinci kattaki pencereden atladığını gördüler. Ona doğru ilerlediklerinde Kulaksız bunu farkederek düştüğü yerden kalktı ve onlara ters yöne doğru koşmaya başladı. Gece olmasına rağmen kalabalık olan sokakta büyük bir koşturmaca başlamıştı. Kulaksız hızla koşarken arada ardına bakıyor hala peşinde olup olmadıklarını kontrol ediyordu.
Yine arkasını kontrol etmek istediği bir anda bir restoranın masalarına çarparak durdu. Restoran çalışanı bu durum karşısında kendini tutamayıp, "n'oluyor lan? Mekanı mahvettin" diye isyan ettiğinde Kulaksız, üzerine düştüğü masa ve sandalyelerden doğruldu ve gözünü bile kırpmadan çalışana bir el ateş etti. Ardına bile bakmadan kaçmaya devam ederken arkasındaki bağırış dolu kalabalık umrunda bile değildi. Şu an sadece canını kurtarma çabasındaydı.
Faruk, "ulan şerefsizin yaptığına bak. Daha fazla can yakmadan yakalayalım şunu" dedi. Tekin, "ben diğer sokağa giriyorum" diyerek yön değiştirmişti. Faruk, Kulaksıza yetişmesine az mesafe kala kulaksız farkederek dar bir sokağa girmişti ve sokağın köşesinde sorarak ateş etmeye başladı. Faruk, kendine güvenli bir yer seçerek aynı şekilde kulaksıza karşılık verdi.
Onlar çatışırken bir yandanda Tekin, kulaksın ardından temkinli bir şekilde ona yaklarıyordu. Kulaksız ateş etmeyi bıraktığında Tekin, mermisinin bittiğini farketmişti. Mermisinin bittiğini anlayan Kulaksız, tam kaçmaya hazırlanırken Tekin ensesinden tuttuğu gibi onu çöp konteynır onun üzerini fırlattı. Kulaksız neye uğradığını farkına varmadan Tekin yakasından tuturak onu yerden kaldırdı ve bir yumruk attı. Ardından gövdesine attığı tekmeylede tekrar yere kapaklanmıştı.
"Ulan ne koşturtuyorsun lan bizi ardından. Yakalanmayacağınımı sandın?" Diyerek defalarca tekme atmıştı. Kulaksız tekmelerin şiddetinden acı içinde kıvranırken, Faruk onlara yetişmişti. "Yeter, öldüreceksin adamı. Bize sağ lağzım.
*****
Tuğçe alarm düğmesine bastığında otelde kalanlar ve çalışanlar, neler olduğunu anlamayarak telaşla otel dışına doğru koşmaya başladılar. Gurur ise otelin bilgisayar odasındaki güvenliği bağlayarak yerine geçmişti. Bu sırada ekiptekilerin geri kalanı ele geçirdikleri mafya üyelerini çıkışa doğru görüyorlardı. Otelin girişindeki resepsiyon bölümüne geldiklerinde mafya üyelerine ait korumalar neler olduğunu o anda anlayarak silahlarına davrandılar.