İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 20 · 15 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 20

20. Bölüm

​Lüks otelde her şey yolunda görünürken Yasmin, canının sıkıntısını önünde bulunan tabaktaki etten çıkarıyordu. Bir çok suça öncülük eden kulaksız lakaplı, mafya üyesi olarak bilinen şahıs, son olarak Kuzey ve ailesinin evine yaptığı saldırıyla bardağı taşırmıştı. İstihbarat ekibi, kesik kulağın saklandığı otel odasına kadar buldukları halde henüz tutuklama girişiminde bulunmamıştı.​Yasmin, sesli bir şekilde elindeki çatal bıçağı ete tekrar geçirirken söylenmeye başladı. "Adamın odası belli, dibinde dolaşıyoruz ama tutupta götüremiyoruz. Acaba daha ne kadar burada kalmayı düşünüyorsunuz Kuzey bey?"​Kuzey sakin bir şekilde hayran olduğu gözlere bakarak, "Sabırlı ve sakin olmalısın güzelim" dedi. "Görevinde ilk olarak duygularını değil de mantığını kullanmalısın. Aksi takdirde her şeyi eline yüzüne bulaştırırsın her zaman. Adamımızı bulduk bulmasına ama kimlerle görüşüyor, bağlantıları kimler, neden bu otelde kalıyor? Hepsini öğrenmek için temiz iş çıkarmalıyız."​"İyide, bütün bunların cevabını adamı sorguya çekipte öğrenebiliriz. Neden bu kadar zahmete giriyoruz bunu anlamıyorum. Emir ver gidip alıp geleyim adamı odasından" diyen Yasmin, suratını buruşturarak elindeki çatal bıçağı sesli bir şekilde tabağına bıraktı. Şu anda tabaktan çıkan çınlama sesinin etraftaki yemek yiyenleri rahatsız edip etmediği umrunda değildi. "Zaten bu ette pişmemiş, ağzıma attığım lokmayı yarım saattir çiğneyip duruyorum."​Kuzey, sabrından ödün vermeyerek gülümsedi ve masadaki peçeteyi alarak Yasmin’in ağzına doğru tuttu. Kuzey’in bu hareketi Yasmin’i şaşırtmada ne yapmak istediğini anlayarak ağzındaki lokmayı Kuzey’in avucunun içindeki peçeteye çıkardı. Kuzey peçeteyi elinde büzerek masanın bir kenarına bıraktı. "Her konuda sabırsızken lokmayı çiğnemekte neden bu kadar ısrarcısın anlamıyorum."​Üzerindeki afallamayı daha üzerinden atamayan Yasmin, "Benden tıskınıyormusun?" dedi.​"Böyle bir şey söz konusu bile olamaz mavim." Kuzey, kollarını masaya koyarak Yasmin’in ellerine uzanıp tuttu. "Benim için ne kadar değerli olduğunun farkında değilsin." Baş parmağını Yasmin’in elinin üzerinde gezdirdi. Sevdiğinin maviliklere bakarken derin bir iç çekti. Kısa sürede bu maviliklerin büyüsüne kapılmıştı. İlk tanıştığı günlerde istemediğinde olsa Yasmin’in maruz kaldığı zor günler için hala kendini sorumlu tutuyordu. Bunu Yasmin’e belli etmesede içten içe kendini suçluyordu. Pamir’in Cehennemine girmesine belki engel olmayabilirdi ama orada Yasmin’i koruyabildi. Yasmin duygularını fazla belli etmese de Kuzey, gözlerindeki korkuyu ve çaresizliği görebilmişti. Bıçaklandığı gün, onu kaybetme korkusunu iliklerine kadar yaşamış ve o andan itibaren Yasmin’siz yapamayacağını anlamıştı.​Kuzey garsona eliyle işaret ettiğinde hızlı adımlarla yanlarına gelmişti. Yasmin’in yiyemediği yemeği değiştirip daha rahat yiyebileceği bir menü sipariş etti.​"Dünden beri buradayız. Adam odasından hiç çıkmadı. Bir gelişme olana kadar, belki daha kaç gece burada geçireceğiz. Buranın havası hiç hoşuma gitmedi. Bana kalırsa adamı paket yapıp bir an önce buradan defolup gidelim."​"Sıkıldığının farkındayım güzelim. Ama dediğim gibi sabırla hareket edeceğiz."​"Sabırlı ol diyorsun ama sende biliyorsun bu lüks ve elit görünen otelde ne pis şeyler dönüyor. Gece sen uykuya geçip bir iki saatte olsa uyuyabildin ama ben bu otelde nefes bile almak istemedim. Yan odalarda sabaha kadar bir çok kadının bir erkekle olan mide bulandırıcı seslerine kulak misafiri oldum. Otel, otel değil sanki fuhuş yuvası." Son cümlelerine doğru sesi yükselince Kuzey, Yasmin'i susturmak zorunda kalmıştı.​"Sesinin ayarını kontrol etmelisin Yasmin. Zaten tüm gözler üzerinde, böyle daha çok dikkatleri üzerine çekiyorsun." Bu sözler üzerine Yasmin çevresine baktı. Etraftaki masalarda olan bir çok erkeğin gözlerinin üzerinde olduğunu gördü. "Şu üzerindeki elbise yeterince dikkat çekici" dedi Kuzey, başıyla Yasmin'in üzerindeki kırmızı aza göğüs dekolteli ve mini etekli elbiseyi işaret ederek.​Yasmin ellerini mini eteğinin üzerinde gezdirerek düzeltir gibi yaptı. Yüzüne sahte bir gülümseme takınarak, "Kusura bakma Kuzey'cim. Sevgili kayınvalidemin istediği gibi bir rol model sergiliyorum. Bence rolünün hakkını veriyorum, öyle değil mi?"​"Annem biraz abartmış olabilir bu durumu ama sen beni çok şaşırtıyorsun." Kuzey dişlerini sıkarak devam etti sözlerine. "Maksadın beni deli etmekse, bunu çok iyi başarıyorsun. Sabrımın son kırıntılarını yaşıyorum sayende. Şu sana bakan iğrenç gözleri yerinden söküp çıkarmamak için kendimi zor tutuyorum."​Yasmin ellerini masaya koyarak öne doğru eğildi. Sevdiği adamın kaşlarını çatarken kirpiklerinin, o kara gözlerini gizleyişini izlediği süre. Yüz hatları kıskançlığın verdiği duyguyla geriliyordu. Yasmin bu halini bile çok sevmişti. Bir süre sonra incelemeyi bıraktıktan sonra, "Beni böyle kıskanmandan çok etkilendim hayatım. Şu anda uzun kirpiklerinin örttüğü kısık kara gözlerinde beni çok etkiliyor. Ama göre bitene kadar bu hallerimi görmezden gelsen iyi olur."​Masalarına doğru yaklaşan topuklu ayakkabı sesleri konuşmalarını bölmüş, sesin geldiği yöne bakmalarına sebep olmuştu. Masalarının yanında duran kadın, gülümseyerek, "Oturabilir miyim?" dedi. Karşı taraftan bir cevap gelmesini beklemeden Kuzey ve Yasmin’in aralarındaki sandalyeyi çekerek oturmuştu. Yüzüne alımlı gülümsemesini takınarak önce Yasmin’e dönerek, "Sizinle daha önce tanışmıştık ama -" diyerek Kuzey’e döndü bakışları. "Yakışıklı eşinizle tanışmadık bir türlü." Elini Kuzey’e uzatarak "Ben Alev" dedi. Gözlerini Kuzey’in gözlerine öyle odaklamıştı ki etkilendiği her halinden belli oluyordu.​Yasmin kaşlarını çatarak kadını incelediğinde Kuzey de elini uzatarak kadının elini tuttu. "Kuzey" dedi ismini söylemekte sakınca görmeyerek. Elini geri çekerken kadın hala bakışlarını üzerinde tutarak gülümsüyordu. "Çok memnun oldum Kuzey bey" dedi bir yandan da Kuzey’e daha yakın olmak için konuşurken üzerine doğru eğiliyordu. "Sizin gibi yakışıklı bir adamı otelimizde ağırlamaktan şeref duyarım" diyerek yüzüne sahte bir mahçubiyet takınarak Yasmin’e kısa bir bakış attı. "Yani sizin gibi bir çifti ağırlamaktan şeref duyarım demek istemiştim. Ben bu otelin ortaklarından biriyim. Otelimizi gezmek isterseniz her zaman size yardımcı olabilirim. Yaz ve kış havuzlarımız, sauna, spor salonu ve eğlence merkezinden tutun daha bir çok bölümler mevcut."​Yasmin’in elinde olmadan sinirleri kabarıyordu. Ne çok konuşuyordu bu kadın. Birde her hareketiyle Kuzey’i etkileme peşinde diye geçirdi içinden. Kadın her bir cümlesinde Kuzey’e doğru eğilerek abartılı göğüs dekoltesini göstermek için çabalıyor, arada kahkahalar atıyordu. Yasmin’in varlığını hiçe sayıyordu. Kuzey bozuntuya vermeden kadını dinlerken bakışlarıyla, aynı zamanda Yasmin’i de kontrol edebiliyordu. Bazen neler yapabileceğini kestiremiyordu. Yasmin daha fazla sinirlenmemek için ikisinin konuşmalarını hiçe sayarak yemeğine odaklandı taki kadının son söylediği cümleye kadar.​"Eşiniz müsaade ederse gece otelin eğlence merkezinde sizi gezdirmek için bekleyeceğim Kuzey bey" dedi kırmızı ruj sürdüğü silikonlu dudağını büzerek.​Yüz hatları gerilirken, kadına daha fazla katlanamayan Yasmin, tabağının kenarındaki çatalı sağ eliyle kavrayarak kaldırmıştı ki Kuzey ile göz göze geldi. Kuzey yanındaki kadına çaktırmadan kaşlarını yukarı kaldırdı. Gözleri Yasmin’in öfke saçan gözleri ve çatalı sıkmaktan titreyen elleri arasında gidip geldi. O sırada gülüşme sesleriyle dikkatleri dağılarak sesin geldiği yöne döndüler. Restorana giriş yapan bir gurup kadın aralarında konuşup gülüşerek yanlarına gelmeden kısa bir mesafede durarak Alev’e baktılar. Her biri cüretkar bir şekilde giyinmiş, yaşları daha yirmilerde kızlardı.​Alev kadınları süzdükten sonra Kuzey’e dönerek, "Kusura bakmayın Kuzey bey, şimdilik gitmelim. Akşam kulüpte görüşmek üzere" dedi. Sesinin kışkırtıcı bir tonu vardı.​Alev, kızlar ile resturandan çıkıp giderken Yasmin burnundan soluyarak, "Ne yapmaya çalışıyorsun sen" diye çıkıştı Kuzey'e. Kıskançlığın vermiş olduğu duyguyla şu an birilerine saldırmak istiyordu. "Kadını çok beğendin galiba. Sana dokunmasına nasıl izin verirsin?"​Kuzey inanmayan gözlerle bakarken kulaklıktan gelen ses, "Abicim biraz abartmıyormusun" dedi. Yasmin kulağında yankılan Devrim’in sesiyle irkildi. Cihazın açık olduğunu unutmuştu. "Kaç saattir sizin didişmelerinizi dinliyoruz. Biraz bize de acıdı ya. Artık kıskançlığı bırakında işimize odaklanalım."​"Duymak istemiyorsan kulağını kapatırsın kardeşim."​Kuzey’in cevabıyla Devrim, "O iş öyle olmuyor kardeşim. Yasmin’e kızıyorsun ama aynı kıskançlığı sende gösteriyorsun" dedi.​"Oğlum bende ekrandan filmin en heyecanlı final sahnesinin gelmesini bekliyorum. Devrim, eğer bölmeseydin Yasmin kadına saplayamadığı çatalı Kuzey’e saplayacaktı" dedi odasındaki bilgisayardan onları izleyen Gurur.​Selim’de gülerek konuşmaya dahil olarak, "Lan bizde çiğdem eşliğinde soluksuz bir şekilde dinlemedeyiz."​"Zevzekliği bırakın artık. Neyse ne. Devrim neredesin?"​"Sağına dön kardeşim beni göreceksin." Dönüp baktıklarında Devrim tek başına bir masada yemek yiyordu. Gülümseyerek başıyla selam verdiğinde Kuzey, "Tuğçe nerede?" diye sordu.​"Şu seksi hatunun peşinden gitti. Hani ismi gibi Alev saçan hatunun. Sahi, gece kulüpte buluşacakmısın kadınla?"​Kuzey hiç beklemeden, "Evet" dediğinde arabada bekleyen ekipten bir bağırış koptu. Kuzey, Yasmin’in suratına bakmazken Yasmin, "Hayır. Gitmeyeceksin" dedi kaşlarını çatarak. "O kadınla yalnız görüşmeyeceksin."​"Yasmin şuan saçmalıyorsun. Buraya hovardalığa gelmedim."​"Olum karşında sanki bir erkek var gibi konuşuyorsun. O Yasmin lan."​"Sıraç sen işine odaklan" diyerek sabır diler gibi iç çekti Kuzey. Sonra da Yasmin’in gözlerine baktı. "Anlaşılan ikimizde çok gerginiz güzelim. Seni kıracak veya herhangi bir hareketten sakınacağım. Sana söz. Buraya bir görev için geldik, bir an önce bitirip gidelim. Daha fazla uzatmaya gerek yok. Bu gece her şeyi bitirelim ve evimize gidelim. Senden tek ricam, bunun bir görev olduğunu unutma."​Otelin gece kulübünde yüksek müzik ve çeşitli eğlenceler devam ederken Yasmin, bar tezgahının önünde dönen koltuklardan birinde oturuyordu. Tezgahın ardındaki erkek barmen, "Güzellik sana ne hazırlayayım" diye sordu çapkın gülüşüyle. Gürültüden dolayı biraz yüksek sesle konuşmuştu. Olduğundan fazla eğilerek yaklaşmıştı. Yasmin hemen başından göndermek için başıyla ileriyi işaret etti. "Benimle şu dövmeli kız ilgilensin."​"Onun işi başından aşkın şu an. Seninle ben ilgilenmek isterim. O daha yeni. Acemi yani. Sana şöyle sert bir içki hazırlayayım ne dersin. Hem biraz muhabbet eder tanışırız."

​"Seni istemiyorum. Kızla yer değiştirirsen iyi edersin."​Çapkın bakışlar sergileyen barmenin yüz ifadesi değişirken gözleri büyüdü. "Olamaz, yoksa sen kadınlardan mı hoşlanıyorsun?"​Tepkisiz bakışlarıyla Yasmin, "Uğraştırma beni, git çağır şu kızı" dedi.​Barmen sözü ikiletmeden ilerleyerek Duygu’nun yanında durdu ve omuzunu dürttü. Aralarında kısa bir konuşma geçerken Duygu, Yasmin’e bakarak kahkaha attı. Yasmin’in karşısına geldiğinde bile hala kahkaha atıyordu. "Seni bu kadar neşelendiren nedir?" demişti Yasmin.​"Barmene, benden hoşlandığını söylemişsin."​Yasmin omuz silkip, "O öyle anlamayı seçti" dedi. "Neyse dikkat çekmemek için varsa bana meyve suyu ayarla."​Duygu tezgahın altına uzanıp, "Elma suyu olur mu?" Dedi.​"Farketmez" diyerek Duygu’yu izledi. Ona çok yakışan, bir çok yaprağı olan mavi gül desenli dövmesi boynunun sol tarafını kaplıyordu. Kollarındaki dövmeler ve tepeden topladığı mavi saçları, "Tam da bu görev için seçilmiş kaftan" diye geçirdi içinden. Duygu’nun uzattığı elma suyunu alırken, "Dikkatini çeken bir gelişme varmı?" Diye sordu.​"Aslına bakarsan şu takım elbiseli adam hariç her şey normal görünüyor" diyerek ilerde tek başına masada oturmuş içkisini yudumlayan orta yaşlarda olan kişiyi gösterdi. Üzerinde olan bakışları farkeden adam, elindeki kadehi kaldırarak başıyla selam verdi. Duygu gülümseyerek karşılık verirken Yasmin, "Ne var bu adamda diye sorunca, "Az önce sipariş ettiği içkisini masasına bırakırken telefon konuşmasını dinledim. Saat on gibi herkes hazırlıklı olsun dedi. Ne olduğunu çözemedim ama bu adamda bir şeyler olduğunu hissediyorum."​Yasmin bu konuyu es geçerek, kulübe girdiğinden beri bakmamak için kendini zor tuttuğu yöne döndü. Ama baktığı yerde ne Kuzey nede Alev vardı. Kaşlarını çatarak tekrar Duygu’ya döndüğünde, "Kuzey nereye kayboldu" dedi. Duygu bilmediğini ifade eden bakışlar atarken Yasmin, "Sesleride gelmiyor artık. Sen duyabiliyormusun?" Dedi.​"Bence kulağını kapattı. Kuzey'den ses yok."​Yasmin derin bir nefes aldı. "Neden kapattı ki kulaklığını? Duymamam gereken ne konuşuyor yada yapıyorlar olabilir ki? Gözlerini kapatıp açtı. Öfkelenmemek için kendini telkinliyordu. 'Kuzey bana yanlış yapmaz, bana söz verdi.' Diye geçirdi içinden. Bu sırada Eylül’ün sesi duyuldu kulaklıktan. "Yengem, ağabeyim sana yanlış yapmaz. Aklındaki kötü düşünceleri at lütfen."​"Daha o kadar ağabeyini tanımıyorum. Bence ne kadar tanışanda erkeklere pek güvenmemek gerekir. Sıraç'ı o kadar zamandır tanıyorsun, bu konuda ne kadar güveniyorsun?"​"Oldumu şimdi ya Yasmin. Kuzey'e kızıp cezasını niye bana kesiyorsun? Senin yüzünden trip yiyeceğim şimdi."​"Merhaba." Yasmin duyduğu sesle sağına döndüğünde az önce Duygu’nun bahsettiği adam karşısındaydı. Elini uzatarak, "Sizin gibi çekici bir güzellikle tanışmak isterim." Yasmin elini vermeden oturması için yanındaki sandalyeyi işaret etti. Adam bu hareketi hiç yadırgamadan sandalyeye kuruldu. "İsmim Doğan, size bir içki ısmarlarken sizde bana isminizi bahşedersiniz." Bakışlarını Duygu’ya çevirerek, "Bize iki viski" diyerek gözlerini Yasmin’in gözlerine dikti. Yasmin içinden bu baba yaşında ki adama saydırırken biraz konuşup aradığı adamlardan biri olabilme ihtimali varmı diye bakması gerektiğini düşündü.​Yasmin bardağını Duygu’ya uzatarak, "Ben aynısından alayım" dedi. Duygu, Doğan denen adama viskisini doldururken Yasmin’e yine elma suyu doldurmuştu.​"Sizi biraz yakından tanımak isterim. Az önce göz göze geldiğimizde sizden çok etkilendim doğrusu. Sizi daha önce hiç burada görmemiştim. Bu otelde ne için bulunduğunuzu öğrenebilir miyim. Tabiki önce isminizi." Yasmin, bir an içinden 'böyle işler bana göre değil, sana ne lan benim ismimden' demeyi geçirmişti ki Defne’nin konuşmasıyla bundan vazgeçti.​"Arkadaşlar, kulaksızın odasından çıkıyorum. Adam kaç saattir kızlarla alem yapıyordu. Ne mezeleri bitti ne içkileri. Durmadan taşıyorum. Birinden telefon geldi. Tam anlayamasamda, konuşmaları bu gece bir toplantıya katılacak."​"Anlaşılan bu iki adamda aynı toplantıda buluşacak" bu yorumda kameraları izleyen Gurur’dandı.​Yasmin gülümsemeye çalışarak, "İsmim İnci" dedi aklına ilk gelen ismi söyleyerek. "Hakkımda bilmenizi gerektirecek önemli bir şey yok aslında. Buraya eşimle geldim. Şu an bir iş toplantısında, toplantıları hiç bitmiyor. Sabaha kadar da biteceğini sanmam. Yani anlayacağınız, kocam beni çok ihmal ediyor Doğan bey." Son cümlesini söylerken, sesini incelterek biraz da hareketlerine işleve eklemişti. Bunu yaptığına kendi bile inanamıyordu.​Adamın bedenini heyecan basarken, "Size istediğiniz kadar eşlik edebilirim İnci hanım" demişti.​"Mesela, bu geceyi birlikte geçirebiliriz Doğan beyciğim." Yasmin’in bu halleri herkesi yerinde şaşırtmıştı. Duygu bile inanmayan gözlerle seyrediyordu. Zaten bu teklifi ederken de sonunun ne olacağını düşünmeden etmişti. 'En büyük ihtimal bu oteli yakarak işi kökten bitiririm' diye düşündü.​Doğan bir süre gözlerini kısarak baş parmağını dudağı ve bıyıkları üzerinde gezdirdi. Bir yandan kendisini arzulayan kadını izleyerek düşünmeye başladı. Böyle bir kadınla birlikte olmak hayallerinde bile yoktu. Bu fırsatı kaçırmak istemiyordu ama gerçekleştirmesi gereken bir toplantısı vardı. Bir yandan da şüphelenmekten de kendini alıkoyamıyordu. İlk tanışmada bir kadında böyle bir teklif alması kafasını kurcalamıştı. "Yasmin hanım, bu teklifiniz beni çok heyecanlandırdı. İnanın, beni ne çok mutlu ettiğinizin farkında bile değilsiniz. Yalnız bir kaç saatliğine bir toplantım var. Toplantıdan sonra tamamen seninim" diyerek keyifle gülmeye başladı.​"Ağzının suları aktı şerefsizin."​"Kızım nasıl böyle bir oyuna girdin lan."​"E, şimdi ne olacak?" Ekipteki herkesten bir ses gelince Yasmin, kafasının karışmaması için bütün odağını karşısındaki iğrenç adama verdi. Ama en son İbrahim’in lafı nedense onu biraz da olsa huzursuz etmeye yetmişti.​"N’olacağımı var, Kuzey Yasmin'i kesecek." 'Kesermiy di bilmem ama şimdi düşüneceğim tek şey hedefime ulaşmak' diye geçirdi içinden Yasmin.​"Ama siz değerli beni yalnız mı bırakacaksınız?" Sesinin nazlı çıkmasına özen göstererek adama kur yapıyor gibi görünüyordu. Şu an kırmızı ruju, kırmızı elbisesi ve beline kadar uzanan siyah saçlarıyla ve özellikle mavi gözleriyle adamı büyülediğinin farkındaydı. "Lütfen Doğan, benide yanınızda götür. Söz hiç sesim çıkmaz. Seni rahatsız edici bir harekette bulunmam. Yeter ki sizinle geleyim." Adam derince bir soluklandı. Karşısındaki kadın başını döndürecek kadar güzeldi. Onu reddetmek istemiyordu ama masadakiler sorun çıkarabilir diye düşündü. Sonrada, ani bir kararla yerinden kalkarak Yasmin'in koluna girmesi için kolunu uzattı.​Yasmin Duygu'ya bir bakış atarak gülümserken Devrim’in sesini işitti kulaklıktan. "Yasmin, çok büyük bir şey başardın abicim. Kendine dikkat et. Arkadaşlar, hepimiz tetikte olacağız. Toplantıda kaç kişi olacaklar yada ne gibi insanlar bilmiyoruz. Yasmin'i kollayın. Abicim seni takipteyim merak etme yakınında olacağım. Şu Kuzey hangi cehennemde, kulaklığını açmıyor bir türlü."​"Hayatım sakin ol, kadının bulundukları odanın önündeyim. Bir yolunu bulup gireceğim içeri" dedi Tuğçe.​Faruk, "Kız birde Kuzey'i kadına basıyormuşsun amma olur ama ha" diyerek alaylı bir şekilde gülmeye başladı.​"Faruk saçmalamayı kes." Tuğçe hemen lafını kesti. Yoksa biliyordu daha fazla saçmalayıp da Yasmin’in canını sıkacaktı. Yasmin ne kadar umursamıyormuş gibi görünsede Faruk aklını bulandırmıştı. Yine de bozuntuya vermeden adamı takip etti.​Devrim konuşmasına devam ederek, "Gurur kameralar sende. Yasmin’i gözden kaçırma. Dışardakiler her an tetikte bekleyin. Olası bir durumda yangın alarmını devreye sokun. Masum insanlara zarar gelmesini istemiyorum."​Yasmin ve Doğan, gece kulübünden çıkarak büyük bir koridorda ilerledikçe sesler uzaklaşıyordu. Otelin her yerinde, ilerledikleri koridorda olduğu gibi güvenlik kamerası vardı. Yasmin başını kaldırarak kameralara baktığında Gurur’un onları izlediğini biliyordu. İçinden 'Yalnız değilsin Yasmin' diyerek kendini telkinliyordu. Kapısı açılan asansöre geçtiklerinde Doğan ikinci katın tuşuna basmıştı. Şu anda bodrum katta oldukları için üç kat çıkmış olacaklardı. Yan yana duran Yasmin ve Doğan, aynadaki yansımalarında göze gelirken, gerginliğini belli etmeyen Yasmin gülümsemeye çalıştı. İçinden her şeyin yolunda gitmesi için dua ediyordu.​Hiç konuşmadan geldikleri katta asansörden inerek yine kol kola yürümeye devam ettiler. Geldikleri büyük kapının önünde durduklarında kapıda duran iki iri yarı korumalardan biri, "Doğan bey, kadın kalsın. Onu içeri alamayız" dedi Yasmin’i incelerken.​"Kadın benimle. Bütün sorumluluk bana ait." Korumalar Doğan’a itiraz etmeden kapıyı açarak geçmeleri için izin verdiler. İçeri geçtiklerinde onları büyük bir bekleme salonunu andıran bir yer karşıladı. Doğan Yasmin’in omuzlarından tutarak onu kendisine çevirdi. "Seni biraz burada bekleteceğim güzelim. Umarım sıkılmazsın." Bakışlarıyla ilerideki kapıyı işaret ederek, "Kısa sürede toplantıdan çıkarak yanında olacağım." Gözlerini Yasmin’in gözlerinden ayırarak dudaklarına dikti. "Bir an önce sana kavuşmak için sabırsızlanıyorum" diyerek Yasmin’den uzaklaştı ve odada bulunan kapıdan içeri girerek kapıyı kapattı. Yasmin derin bir nefes içine çekerken, "Bundan sonra ne yapmalıyım" diye düşündü.​Devrim, "Yasmin ne durumdasın?" Diye sordu.​"Bir sıkıntı yok. Bir bekleme salonundayım. İçeri girerken kapıda bulunan iki koruma beni almak istemedi. Doğan, 'Kadın benimle bütün sorumluluk bana ait' deyince sorun çıkarmadılar."​"Başka kimseyi gördünmü?"​"Hayır. Kimseyi görmedim."​"Yasmin, odanın kapısını ve korumaları görebiliyorum ama içeride kamera yok. Olduğun yeri göremiyorum. Anlaşılan içeride neler olduğunu kimsenin görmesini istemiyorlar." Yasmin, Gurur’un sesiyle etrafı incelemeye başladı. "Evet, görünürde kamera yoktu. Sağ tarafındaki büyük pencereye doğru ilerledi. "Burada büyük bir pencere var, otelin ön tarafını gösteriyor."​Devrim araya girerek, "Abicim ben gelene kadar sakin içeri gireyim deme. Acele etme biraz bekleyelim. Herkes geldi mi bilmiyoruz. Selim, sende buraya gel, diğerleri şimdilik beklemede kalsın." Devrim sözünü tamamlamadan, korumaların olduğu kapının açılmasıyla Yasmin o tarafa döndü. İçeri giren gür siyah saçlı adamla göz göze geldi.

Adam bir an duraksayıp, Yasmin’i süzerek sırıttı. Üzerindeki, düğmeleri yarıya kadar açık olan beyaz gömleğinin yakalarını çekiştirerek, "Sende kimsin?" Dedi. Yasmin cevap vermeyerek gözlerini adamın gözlerine sabitledi. Adam bir iki adım yaklaşarak karşısındaki Yasmin’i incelemeye devam ederek, "Anlaşılan pek konuşmayı sevmiyorsun. Neyse, seni çıkışta görmek isterim" diyerek bir kaç adım geri geri ilerledi ve arkasını dönerek odanın kapısını açıp gitti. "Kimdi o?" Selim’in sorusunu Defne cevapladı. "Kulaksız." "Adamın sesini de mi ezberledin?" "E.. malum, bu gün kaç defa odasına servis yaptım. Olsun o kadar." "Arkadaşlar, bu adamlar içecek, yiyecek bir şeyler istemiyor mu? Defne bir şeyler getir, İçeride kaç adam var bilelim" diyen Yasmin’e Gizem, "Bende onun peşindeyim" diyerek cevap verdi. "Maalesef oraya servis yapılması yasakmış. Yani o şekilde giremiyoruz." "Peki, o zaman ben girerim." "Sakın. Biraz daha bekleyelim. Sonrada ben ve Selim içeri gireceğiz. Üzerinde silah yokken seni böyle bir riske atamayız." "Üzerimde silah olmadığını kim söyledi?" "Nasıl?" Yasmin gülerek Devrim’e cevap verdi. "Sen kardeşini daha tanıyamamışsın abicim." Deri koltuklardan birine oturarak beklemeye başladı. Bir kaç dakika sonra beklemek sıkıcı geldiğinde yerinden kalkarak odanın kapısına doğru ilerledi. Kapıyı dinlemeye çalıştı ama içeriden hiç ses gelmiyordu. 'Böyle bekleyerek hiç bir halt olmaz' diye düşünerek, "Ben içeri giriyorum" dedi. "Dur bekle" diyen Devrim’e, "Böyle bekleyerek duramam. Artık kimsenin geleceği yok. Giriyorum" diye cevap verdi ve elini kapının kulpuna attı. 'Sakın Yasmin aldırış etmeden "Ne olacaksa olsun artık"' diyerek derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı. Ekip arkadaşlarından aldığı tepkiler onu biraz da olsa endişelendirsede, kapının ardındaki büyük bir boşluk onu afallatmıştı. Penceresi bile olmayan büyük odada hiç kimse yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.