İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 15 · 13 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 15

15.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin canlar.

Keyifli okumalar❤️

Gecenin sonunda Feride hanım, "Yasmin'cim, odanı hazırlattım güzelim. İstersen dinlenebilirsin?" dediğinde Kuzey. "Benim odamda kalacak" demişti. Ne diyordu bu? Ailesinin yanında, ne demek benim odamda kalacak. Kuzey'e ters bir bakış atarak, "Feride hanımın benim için ayarladığı odada kalacağım" dedim.

Bu duruma kızlar kıkırdarken babaları Kemal bey oğlunu duymamış gibi tepkisizdi. Feride hanım sesli gülüşüyle, "Yasmin'cim, sen Kuzey'in kusuruna bakma güzelim. Odan hazır, kızlar seni odana çıkarsın rahatına bak şekerim" dedi.

Kızlar ayaklanırken Kuzey onlardan önce davranarak, "bari odana kadar eşlik edeyim" dedi. Herkese iyi geceler dileyerek, itiraz etmeden onu takip ettim. Saray gibi evin koridorunda yanyana ilerlerken bir anda omuzlarımdan tutarak beni duvar ve kendi arasına hapsetti. Koyulaşmış gözleriyle beni incelerken, tepkisizce onu seyrettim. "Ah, maviş." Derin bir nefes alarak elini saçımda gezdirdi. "Benim odama geçelim. Söz, sadece sana sarılarak uyumak istiyorum." Gülümsemeye başladığımda oda keyifle gülümsedi. "Seninde benimle uyumak istediğini biliyordum. Bizimkilerin yanında utandığın için itiraz ettin" demesiyle kollarından tuttuğum gibi özel bölgesine dizimi geçirdim.

İnleyerek iki büklüm bir şekilde olduğu yerde kıvranmaya başladı. Aşağıdakiler sesini duymasın diye dişlerini sıkıyor kırmızı kesilen suratını büzüyordu. Ona tepeden bakış atarak, "sevgilin olmam seninle yatacağım anlamına gelmiyor. Yeni tanıştığım ailenin yanında beni küçük düşüremesin" dedim. Ben hangi odanın benim için hazırlandığını bilmeden ilerlemeye başladığımda, arkamdan güçlükle beni takip etmeye başladı.

Bir odanın önünde durarak, "beni yanlış anladın güzelim" dedi. "Amacım seni küçük düşürmek değildi. Bizimkiler anlayışlı insanlardır, yanlış birşey düşünmezler." "Bu odadamı kalacağım." Elini kapı koluna uzatacağı anda, önce davranarak kapıyı açtım. İçeri girerken ardımdan kapıyı kapatıyordum ki ayağını uzatarak engelledi. "Kendimi sana affettirmek için biraz konuşabilir miyiz güzelim?" "Hayır" dedim tekrar kapıyı iterek.

"Bari üzerine giyinmen için pijama vereyim." "Kendim hallederim. İyi geceler Kuzey" diyerek tüm gücümle kapıyı yüzüne çarparak kapattım. Beni ne zannediyordu bu. Avucunda tutabileceği bir keklik mi? Ona kolay bir lokma olduğumu düşündüren neydi? Beni öpmesine izin vermem mi? Kapının ardında hala yalvarıyordu. Sesimi çıkarmadığımdan, bir süre sonra sesi kesilmişti. Belli ki gitmişti.

Etrafı incelediğim de çift kişilik büyük bir yatağın ve banyosunun olduğu, büyük titizlikle hazırlanmış geniş bir oda karşıladı beni. Yatağın üzerine kullanılmamış iç çamaşırı ve kırmızı renginde bir pijama takımı bırakılmıştı. Aslında bunlara hiç gerek yoktu. Odanın bir köşesine bıraktıkları bavulumda zaten kıyafetlerim vardı. Kol çantamı komodinin üzerine bırakarak kıyafetlerimi çıkardım. Banyoya girerek sıcak duşun altına girdim. Bu sıcakta bütün gün takım elbise ile durmuştum. Banyodan çıktığımda benim için yatağın üzerine bırakılan çamaşır ve pijamaları giyinerek saçlarımı havlu ile kurulayıp, kendimi sırt üstü yatağa bıraktım.

Kuzey'in ailesi, ilk tanışmamıza rağmen eğer rol yapmıyorlarsa beni çok sıcak karşılamış, sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi sevmişlerdi. Hiç yabancılık çekmeyip aile sıcaklığını hissetmiştim yanlarında. Yatağa uzanınca bütün ağrılarım tekrar vücuduma yayıldı. Hiç dinlenememiştim. Yorgunluğun verdiği etkiyle üzerimi örtemeden uykuya geçtim. *****

Gözlerimi açtığımda önce nerede olduğum konusunda küçük bir karışıklık yaşadı beynim. Sonra kendimi toparlayarak doğruldum yataktan. Gece ben uykudayken biri üzerime pike örtmüştü. O biri de Kuzey'dir kesin. Nedense ruhum bile duymamıştı.

Komidinin üzerindeki çantama uzanıp içinden telefonumu çıkardım. Ekrandaki saate baktığımda gördüğüme inanamadım. Dünde geç uyanmıştım ama şu anda saat 13'ü gösteriyordu. Güzel bir uyku çekmiş dinlenmiştim ama bu saate kadar ölü gibi yatmakta nedir. Hızlıca üzerimi değiştirip elimi yüzümü yıkadım. Dünkü giydiğim takım elbisenin aksine bir pantolon ve kalın askılı beyaz bir buliz giyindim. Uzun siyah saçlarımı tepeden at kuyruğu yapıp, telefonumu alarak odadan çıktım.

Merdivenleri inerken bir yandanda evi süzüyordum. Her yer tertemiz ve çok düzenliydi. Bu koskoca evi nasıl temizliyorlardı? Evde sadece çalışan iki kadın vardı. Onlarda akşam olunca evlerine gitmişlerdi. Dekorlar ve mobilyalar hem spor hemde çok şıktı. Merdiven boyu inerken tüm ailenin fotoğrafları asılıydı. Bir tanesinin önünde durarak incelediğim de, Kemal bey üniforması üzerinde, solunda feride hanım sağında Kuzey, iki kız kardeşlerde önlerinde gülümseyerek oturuyorlardı. Kaç senelik bir fotoğraftı bilmiyorum ama Kuzey ve kardeşler burada çok küçüklerdi. O zaman bile Kuzey, çok yakışıklı bir çocukmuş. Alt kata indiğimde etraf çok sessizdi.

Odalardan birinin önünden geçerken, içeriden gelen seslerle durakladım. "Anne Yasmin buradayken sorun istemiyorum. Kız daha toparlanamadı. Yaralı ve yorgun, onu üzecek hiç bir olay yaşanmayacak." Ne diyordu bu? Annesi beni istemiyor muydu yoksa? "Yasmin hanım, Kuzey bey anne ve babasıyla bir toplantı yapıyorlar. Ekim ve Eylül hanımlar arka bahçedeler. İsterseniz sizin için bahçeye yemek hazırlayabilirim." Başımla onayladığımda, "size bahçeye kadar eşlik edeyim efendim" dedi. Nereden çıkmıştı şimdi bu kadın?

"Kendim bulurum, teşekkürler" diyerek yanından ayrıldım. Salona geçip bahçeye çıkarken, Kuzey'in sözleri kafamı kurcalıyordu. Annesine, 'Yasmin buradayken sorun istemiyorum' demişti. Annesi burada olmamdan rahatsızmı oluyordu? Beni oğluna yakıştıramıyor muydu? Anlaşılan toplantıları benimle alakalıydı. Bahçedeki uzun masanın bir köşesinde Ekim, önünde kitaplar çalışıyordu. Eylül ise ayakta hareretli bir şekilde birileri ile konuşuyordu. Ekim'e yakın bir yere oturduğumda Eylül'de telefonu kapatarak karşımdaki sandelyeye geçti.

"Günaydın yenge. Dinlenebildinmi?" Dedi Ekim. Eylül'de gülümseyerek, "günaydın güzel yengecim" demişti. "Günaydın kızlar. Neredeyse gün bitecek. Bu saate kadar nasıl uyudum bilemiyorum. Neden beni kaldırmadınız?" "Olsun yenge, dinlenmiş oldun ne güzel. Abim, Yasmin dinlensin kaldırmayın dedi." Kızların bana yenge diye hitap etmeli tuhaf hissettiriyordu. Yinede hoşuma gitmiyor değildi.

Ekim'e dönerek "ne çalışıyorsun dedim, önündeki kitaplara bakarak. "Hukuk, ikinci sınıf öğrencisiyim. Bu kadar zor olduğunu bilseydim hiç bu işlere karışmazdım yenge." "Bu mesleği sen seçtin güzel kardeşim. Kimse seni zorlamadı" dedi Eylül. "Hangi meslek kolay ki kızlar" dedim gülümseyerek. "Demek sen kardeşim Toprak ile yaşıtsın. Oda gazetecilik bölümünü okuyor."

"A.. ne güzel. Demek benimle yaşıt bir erkek kardeşin var. Artık bizi tanıştırırsın?" "Nasip olursa neden olmasın" dedim çalışan yardımcı kadın önüme getirdiği yemekleri servis ederken. "Siz yemeyecekmisiniz?" DediğimdeEylül, "biz yedik sana afiyet olsun" dedi. Yemeğimi yerken bir yandanda onları tanımak için bir kaç soru soruyordum. "Eylül sen kaç yaşındasın? Bir mesleğin varmı?"

"25 yaşındayım. Bende aile mesleğini devam ettiriyorum. Askerim yani." Kaşlarımı kaldırarak onu süzdüm. Benim boyum kadar olmasada boyu uzun ve yapılıydı oda. Tam, 'askerim derken baban ve ağabeyin gibi yüzbaşımı diyecektim ki, Feride hanımın sesi ile soluma döndüm. "Yasmin'cim uyanmışsın? Dinlene bildin mi güzelim?" Diyerek yanıma oturdu. Ardından gelen Kuzey ve babasıda birer sandalye çekerek yanımıza oturdular.

"Dinlendim Feride hanım. Teşekkür ederim. Size ayıp oldu. Hiç bu saatlere kadar uyumazdım. Kusuruma bakmayın." "Bunun kusurumu olur kızım? Son zamanlarda neler yaşadığından haberim var. Üstelik yaralanmışsın da. Bu ev seninde evin. Yabancılık çekmeni istemiyorum." Bana karşı sıcaklığı çok samimiydi. Yapmacık davranmadığı apaçık ortada. Peki az önce odada konuştukları neydi? Kuzey'e baktığımda yüzünde tatlı bir gülümseme ile ben ve annesini izliyordu.

"Kuzey, ne zaman gideceğiz? Ekiptekiler bizi bekliyordur" dedim.Kuzey cevap vermeden Feride hanım, "daha hiç vakit geçiremedik kızım, hemen sizi bırakmam" deyince Kemal bey, "evet çocuklar bu gecede burada kalın" dedi. "Biraz daha seninle ve oğlumla vakit geçirmek istiyorum. Seni yakından tanımak isterim. Birde ailenden bahset bize biraz, onlarıda tanımak isterim kızım."

Ailem deyince jetonum düştü. Dünden beri hiçbiriyle konuşmamıştım. Suratımın aldığı hali gören Kuzey, "babanla ben konuştum. Sabah seni aradıklarında uyuyordun. Uykunu bölmemek için seni uyandırmadım" dedi.

"Sen mi konuştun?" Dedim şaşırarak. Kemal beye, "beni merak etmişlerdir. Babamla konuşup geleceğim" diyerek telefonumu aldım ve bahçede onlardan biraz uzaklaştım. Uyandığımda telefon ekranında hiç arama çağrısı vaya mesaj yoktu. Demek ki babam aramış, ona Kuzey cevap vermişti. Kesin telefonumu açanın Kuzey olduğunu görünce öfkeden küplere binmiştir. Ekranda annemin numarasını mı yoksa babamın numarasını mı arayayım düşüncesiyle küçük bir gel git yaşarken, babamın numarasına bastım.

"Kızım, seni arıyoruz o kendini bir halt sanan herif çıkıyor telefona. Sen neden duymuyorsun şu telefonunu acaba? Uyurkende mi bu herif senin yanında? Yedi yirmi dört siz bir aradamısınız Yasmin?" "Baba, biraz sakin mi olsan? Bir soluklan istersen?" "O herifin, sen uyurkende yanında olduğunu bilmek beni çıldırttı kızım. Sen oraya görevemi gittin yoksa o herifin evinde kalmayamı?"

"Baba.." dememle annem hoparlörü açarak, "kızım sen ne istiyorsan onu yap, baban biraz çok abartıyor bu durumu" dedi. Babam homurtulu sesler çıkarmaya başladı. Kesin Kuzey'e küfür ediyordur.

"Anne merkezde işimiz bitince buraya geldik. Kuzey'in ailesi çok anlayışlı insanlar" dememe kalmadan babamın, "he, tabi biz anlayışlı değiliz" diyen sesi doldu telefona. "Babacım seni anlayabiliyorum, lütfen beni germeye çalışma. Yoksa bende senin gibi ani ataklar geçiriyorum bunu çok iyi biliyorsun." Bende babamın kızıydım sonuçta. "Neyse, ben iyiyim bir sorun yok. Merak etmeyin beni. Toprak nasıl? Okulda mı?" "Evet kızım iyi. Şu anda okulda son dersleri zaten, tatile girecek yakında biliyorsun."

"Tamam annecim ben sizi yine ararım. Kendinize iyi bakın." Kuzey, eliyle ailesini işaret ederek, "bizden selam söyle" demesiyle, "anne, Kuzey ve ailesinin selamı var. Sizi yakından tanımak istiyorlar" dedim. Yine babamın öfkeli sesi yankılandı. "Oldu, birde istemeye gelsinler seni?" Gülsem mi, sinirlensem mi arada kalırken annem, "bizimde selamlarımızı ilet kızım" dedi.Masaya geri döndüğümde, bizimkilerin yani anneminde selamını iletmiştim. Sonuçta babamın onlara karşı tavrından haberleri yoktu.

Kuzey, "bende bizimkileri aradım haber verdim bu gecede burda kalacağımızı" dediğinde, ben daha kararımı vermemiştim ki. Bunun için içimde kurulsam da ailesinin yanında bozuntuya vermedim. "Nerede kalıyorlar?" Dediğimde, "Ceyhun ve Sıraç, benim gibi ailesi ile yaşıyor. Diğerleri ise, aileleri başka şehirlerde olduğu için kendi evlerinde yaşıyor. Bu gecede burada kalacağımızı söyleyince anlayışla karşıladılar. Sen de biraz daha dinlenmiş olursun. Bir de ailemle biraz daha kaynaşırsınız." Aramızda Feride hanım oturduğu için birşey diyemiyordum.

"Yasmin, annen ve baban ne iş yapıyorlar?" Kemal bey bunun gibi bir çok soru sorarak beni tanımaya çalışıyordu. Sorularına cevaplar verirken, Feride hanımda "sıkma güzel kızımı bundan sonra birbirimizi tanımak için çok zamanımız olacak" diyerek kahkahalar atarak gülüyor, arada bana sarılıyordu. Anlaşılan annemin Kuzey'i hemen damat olarak kabul ettiği gibi, Feride hanımda beni gelini olarak benimsemişti. Arada gözlerim kısa kollu giydiği tişörtünden görünen kaslara çarpıyordu. Ulan benim böyle kaslarım yoktu. Bu kadın evde spor mu yapıyordu?

Kuzey'in beni şehri gezdirme teklifine, "evi gezdirmen yeterli" demiştim. Sonuçta evi gezmekte baya vakit alacaktı. Masadan biraz uzaklaştığımızda Kuzey elimi tutmuş, ona baktığımda çaktırmadan yürümeye devam etmişti. "Ailen çok cana yakın. Sanırım beni sevdiler" dedim. Odada konuştuklarını duyduğumu belli etmeyerek. "Sevilmeyecek gibi değilsin maviş" dedi duraksayıp gözlerime bakarak. "Seni tanımaya çalışıyorlar."

Gülümsedim. "Hadi beni gezdir. Önce bahçeden başlayalım. Sonrada şu sarayı gezelim" dedim. Oda benim gibi gülümseyerek, "nasıl istersen sevgilim" dedi. Bahçenin her tarafı duvarlar ile çevrili, bir çok köşede kameralar vardı. Bu kadar güvenlik tedbirine gerek varmıydı ki? Büyük havuzun yanında birde çocuklar için havuz yapılmıştı. Evde çocuk olmadığı halde bu ayrıntı güzel düşünülmüştü. Kesin bu fikirde Feride hanımdan çıkmıştı. "Havuza girmek istermisin?"

"Hayır. Hevesimi tatile saklıyorum" dediğimde Kuzey belimden tutarak beni kendine çekti. Sıkıca bedenimi kendine bastırırken, "Bence çok güzel olurdu" diyerek bedenimi süzdü. "Mayon olmadığı için sorun yapıyorsan, elbiselerlede girebiliriz." "Annen bize bakıyor" dedim sahte bir gülümsemeyle. "Gece yediğin tekmenin aynısını yemek istemiyorsan uzaklaş."

Ellerini bedenimden çekerek teslim oluyormuş gibi havaya kaldırdı. "Çektim, oldumu?" Ben yürümeye devam ederken yanımda sessizce bana eşlik etti. Bir süre sonra yine kendini tutamayıp birden elimi tutarak seslice gülmeye başladı. "Yalnızca elini tutuyorum."

"Bizde size katılabilir miyiz acaba?" Ekim'in sesiyle arkama döndüğümde Eylül ile ardımızdan geliyorlardı. "Tabiki katılabilirsiniz" dediğimde Ekim yaklaşarak koluma girmişti. Eylül'de abisinin yanına sokulmuştu.

Arka bahçeyi bitirmiş, ön bahçeyide gezmiştik. Eve girmek için Kuzey kapıdaki güvenlik sisteminin şifresini tuşlarken, "bu kadar güvenliğe gerek varmıydı?" dedim. Kuzey cevap olarak, "annem için güvenliğimiz çok önemli" demişti. Büyük koridora geldiğimizde yeni farkettiğim alt kata inen merdivenlerden inmiştik. Burasıda üst kat kadar büyüktü. Bir bölümü siyah cam ile kapalı arka bahçeyi gösteren havuz vardı. Ekim, büyük bir heyecanla etrafı göstererek anlatıyordu bana. "Bak yenge istediğin zaman bu havuzuda kullanabilirsin. Kışın sıcak su ile çok güzel oluyor. Ekim neşeli ve çok konuşkan bir kIzdı. Eylül biraz daha olgun. Belki mesleği gereği öyleydi. Havuza girme teklifini reddederek gezmeye devam ettim. Bence de çok iyi olurdu serin suyun içinde rahatlamak. Ama şu anda buna hazırlıklı değildim.

Evin bu bölümünde sauna bile vardı. Anlattıklarına göre evi tamamen Feride hanım kendi zevkine göre yaptırmıştı. Anlaşılan kayınvalidem çok zevkli bir kadındı. Geldiğimiz kapıdan çıkarak koridora girdik. Spor odası ve birde sinema salonu vardı. E, böyle büyük bir eve de böylesi yakışırdı. Eylül, "film izleyelim mi?" dediğinde, bu iyi bir fikir olabilir diye düşündüm. Sakin bir kafayla film izlemeyeli çok zaman olmuştu. Hepimiz Eylülü onayladığımızda Kuzey elimden çekerek arkadaki ikili kırmızı koltuğa doğru çekiştirdi beni. Yanyana oturduğumuzda öyle bir sarıldı ki neredeyse kucağına oturuyordum. Eylül'de koltuğun birine yayılırken, Ekim bizim için romantik komedi bir fil seçmişti. Filmi izlerken kızlar bir yandan gülüyor bir yandan ağlıyordu. Biz ise film bitene kadar birbirimizin sıcaklığı ile hem mayışıyor hemde kanımız kaynıyordu.

Arada gözgöze geliyor, o kara gözlerinin karanlıkta bile elmas gibi ışıldadığını görüyordum. Kardeşleri duymasın diye kulağıma güzel sözcükler fısıldıyor, beni mest ediyordu. Onun yanında hiç hissetmediğim duyguları yaşıyor, kendimi liseli aşıklar gibi hissediyordum.

Film bittikten sonra hala istifimizi bozmayıp bir süre öylece oturarak sohbet etmiştik. Ta ki, evde çalısan yardımcı kadının bize seslenerek, "yemek hazır, Feride hanım sizi bekliyor" diyene kadar. Güzel bir gecenin ardından uyumak için müsaade isteyerek odama erken çıkmıştım. Sabah erken yola çıkıp İstanbul'a gidecektik. Kuzey annesine, "Kilyos'taki evimizde arkadaşlar ile bir kaç gün tatil yapacağız" dediğinde kız kardeşleri de "bizde gelmek istiyoruz" dedimişlerdi. Ama nedense Kuzey gelmelerini istememiş, "başka zaman ailecek gideriz" demişti.

Yatağa girmeden, bir önceki gece giydiğim kırmızı pijamaları giymiştim. Pikeyi üzerime çekerek uyumaya çalıştım. Yeni uyumaya başlamıştım ki kapının gıcırdamasıyla başımı kaldırarak o yöne baktım. Karanlıkta bile Kuzey'in iri cüssesi seçiliyordu. Sağ kolumun dirseğinden destek alarak doğruldum. "Hayırdır? Ne arıyorsun odamda?" Dediğimde adımları durdu. Ne söyleyeceğini bilemez gibi elini saçlarına götürerek kaşımaya başladı. Bir kaç saniyenin ardından, "bu gece yanında uyusam olurmu?" Diye sordu.

"Hayır. Bunun cevabını dün gece yeterince vermiştim sanırım" dedim hafiften tebessüm ederek. Hala eli saçlarında bana bakıyordu. Ne yapacağını çok merak ettim. Bir adım geri atarak arkasını döndü. Ne o, hemen pes mi edecekti? Tekrar adımları durdu, sonra tekrar bana dönerek hızlı adımlarla bana doğru gelmeye başladı. Hızla pikeyi kaldırarak yatağa girerken, "N'apıyorsun?" Dedim. "Hiç kusura bakma maviş. Bu kadar yakınımdayken sana sarılmadan uyumayacağım" dedi bana sıkıca sarılarak. "Bu saatten sonra sensiz uyumak istemiyorum."

"Ya birileri gelirse? Annen yada kızlar" dedim telaşlanırken. "Kimse gelmez. Hem birşey yapmıyoruzya yalnızca sana sarılarak uyumak istiyorum." Başını saçlarıma gömerken sesli bir şekilde gülüyordu. *****

Gürültülü bir sesle yataktan sıçradığımda, Kuzeyde benim gibi telaşla yataktan kalktı. Aynı sesler tekrar yankılanırken Kuzey, "odadan çıkma neler oluyor bakacağım" dedi telaşla. Ama çoktan çantamdaki silahımı alarak ayaklanmıştım. Kuzey pencereye yaklaşıp dışarıya baktı. Sonrada bana dönerek, "silahım odamda. Kendini koru ve odada kal. Ben halledeceğim güzelim" diyerek yanağımdan öptü ve odadan çıkıp gitti. Birileri evi hedef almış habire sıkıyorlardı.

Üzerimde kırmızı pijamalar elimde silahım bir pencereye konumlanarak dışarıya baktım. Pencereyi aralayarak siper aldım. Kaç kişilerdi bilmiyorum. Bir kaç yerden ateş ediyorlardı. Kurşunum sayılı olduğu için heybeye ateş etmek istemiyordum. Bahçede göz gezdirdiğimde karanlıkta gördüğüm kişiye ateş ettiğimde vurulup vululmadığını anlamamıştım. Evdende silah sesleri yankılanmaya başladı. Bu Kuzey olmalıydı. Ama birden fazla kişi karşılık veriyordu. Biri Kemal bey olabilirdi diğeri sanırım Eylül'dü.

Bulunduğum odadan pek birşey görünmediği için çıktım. Feride hanım ve Ekim ne durumda çok merak ediyordum. Koridorda ilerlerken üst kattan silah sesleri geliyordu. Bu evin bir üst katıdamı vardı. Ama dışarıdan yalnızca iki kat görünüyordu. Ekim, "yenge" diye çığlık atarak bana doğru koşmuş, sıkıca kollarını bana dolamıştı.

Ona sarılarak, "sakin ol güzelim şimdi bitecek. Korkma" diyerek teselli vermeye çalışmıştım. Korkudan titriyordu. "Şu odaya gir ve sakın çıkma" dedim korumacı bir şekilde. Tıpkı ağabeyinin bana dediği gibi. Oda benim gibi kabul etmeyerek peşimden geldi. Üst katın dar merdivenlerini bulup oraya yönelmiştim ki Ekim, "üst kat annemin özel alanıdır. Oraya çıkmamızdan pek hoşlanmıyor" dedi. Bu bana çok tuhaf gelsede Ekim'i dinlemeyip merdivenlere yöneldim. Üst katta birileri habire karşı tarafa sıkıyordu.

Dar merdiveni çıkarken Ekim'de hemen ardımdan geliyordu. "Yukarda ki ağabeyin mi sence?" Dediğimde, "bilmiyorum annemde olabilir" dedi. Ne demekti bu? Hızlı adımlarla yukarıya ulaştığımda gördüğüm şey duraklamama sebep oldu. Bu kadının sıradan bir ev kadını olmadığını biliyordum. Terasın duvarına dayadığı AK47 kalashnikov silahla etrafı tarıyordu. Ekim'e "burada kal diyerek bulunduğum odadan terasa çıktım. Feride hanım beni gördüğü gibi kolumdan tutarak yere çekti.

"Burada olmamalıydın" diyerek sesli bir şekilde beni azarlarken gözleri dürbünle etrafı inceliyordu. Başımı doğrultmak için hareket ettiğimde, "orada kal" diyerek azarlamasına devam etti. Yok bu kadın kesinlikle eğitimli bir askerdi. Yoksa bunun başka bir açıklaması olamazdı. Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarda buluşalım canlar. Düşünceleriniz benim için çok kıymetli.

❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.