İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 14 · 13 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 14

14.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlar.

Keyifli okumalar❤️

Yeni ekip arkadaşlarım istemeden de olsa beni kaosun içine attıkları gibi hayatıma renkte katmışlardı. Bir anda hayatımın merkezinde yer alarak istemsizce gülümsememe sebep oluyorlardı.

Başına taktığı kasketin altında çaktırmadan bana bakan Selim ile gözgöze geldiğimizde önce afallamış sonrada gülmeye başlamıştım. Sekiz şapşal sözde imaj değiştirerek bize görünmeden, aramızda uzun bir mesafe bırakıp oturdukları masadan bizi izliyorlardı.

Kuzey de baktığım noktaya bakınca ağzından mırıltılı bir şekilde küfür çıkmıştı. Selim komik bir şekilde gülümserken, diğerleride yakalanmanın verdiği panikle başka yönlere bakmaya başladılar. Nedense bu halleri çok komik geldiğinden dayanamayıp kahkaha attım. Kahkahamı duyan Kuzey'in bakışları bir anda bana döndü. Çatık kaşları düzelirken bakışları büyük bir hayranlıkla yüzümü inceliyordu.

"Her zaman böyle güzel gülmen için herşeyi yaparım maviş." Bu adam, benim için kurduğu her güzel sözleriyle aklımı başımdan alacaktı. "Gülünce ayrı bir güzel oluyorsun."

"Beni daha fazla utandırma istersen? Arkadaşları çağırda birlikte yiyelim yemeklerimizi" dedim hala gülerken.

Kara gözleri ışıldarken, "benden utanıyormusun gerçekten" dedi.

"Bak hala aynı şeyi yapıyorsun" diyerek çıkıştım.

"Masamıza gelmelerine gerek yok sevgilim. Biz böyle iyiyiz."

"Ama böyle olmaz, hep beraber oturalım."

"Buraya geleceğimizi nasıl öğrendiler bilmiyorum ama bu bize yaptıkları büyük bir saygısızlık."

Önüme dönerek yemeğime devam ettim. Haklıydı, ilk buluşmamızda bu hareketleri yanlıştı. Ama yinede çok tatlı görünüyorlardı. Bir süre sessizce yemeğimizi yedikten sonra aklıma gelenle Kuzey'i incelemeye başladım. Onunla bir yola başlamıştım ama hakkında daha hiç bir bilgim yoktu.

"Bana biraz kendinden bahseder misin? Hakkında hiç birşey bilmiyorum. Kaç yaşındasın? Nelerden hoşlanıyorsun? Ailen nerede yaşıyor?"

Ellerini masanın üzerinde birleştirerek bütün dikkatini bana verdi. "1996 Ankara doğumluyum. Mesleğimi emekli yüzbaşı babamdan alan ben, hala ailem ile Ankara da yaşıyorum. Annem ev hanımı, üç kardeşten en büyük olanıyım. Nelerden hoşlandığıma gelirsek, seni tanımadan önce hiçbir şeyden hoşlanmadığımı farkettim." Çapkın bakışlarına takılı kalırken, hangi ara dibimize kadar geldiklerini anlamadığım ekiptekilerin sesiyle irkildim.

"Başkanım, size eşlik edebilir miyiz?"

"Hayır" dedi direk Kuzey gözlerini üzerimden ayırmadan. Hayatımda yaşadığım en romantik anımızı bozmuşlardı.

Sıraç pes etmeyerek, "ama başkanım, ayrı oturmak hiç keyifli değil. Bir arada yemek daha iyi olur diye düşündük" dedi.

"Hay ben sizin,"diyerek sustu Kuzey. Bu fırsatı kaçırmayan Sıraç, garsonlara işaret ederek masaları birleştirmelerini istedi. Onlar masalarla uğraşırken Gurur çoktan yanıma kurulmuştu bile. Birleştirilen masaya yerleştiklerinde Kuzey kaşlarını çatmış burnundan soluyordu. "Boş kalmak size yaramadı galiba? Hazırlıklarınızı yapın yarın Ankara'ya geçiyoruz."

Hepimiz şaşırarak Kuzey'e dönmüştük. "Abi daha dinlenemedik. Biraz burada tatil yapsaydık ya."

"Olur Emre, bu isteğini Mehmet başkanı arayarak iletebilirsin." Diğerleri de Emre gibi hoşnutsuz mırıltılar çıkararak itiraz ediyorlardı. Haklıydılar, ayların verdiği yorgunluk bir günde telafi olmuyordu.

"Bende geliyormuyum?" Dediğimde Kuzey, "kendini toparlayamadığını biliyorum güzelim, ama başkan hepimizi yarın merkeze bekliyor" dedi.

"Yeni bir görev mi var? Yoksa Pamir ve adamlarından bir iz mi var?"

"Bilemiyorum Faruk. Başkan bir açıklama yapmadı. Bizim için tahsis ettiği uçak ile yarın sabah gelin dedi."

"Merhabalar" Duygu, Gizem ve Defne'nin de gelişiyle bu sefer hiç şaşırmamıştık.

Selim'in gözleri parlayarak Defne'yi süzdü. "Siz demi buradaydınız güzellikler?" Selim yanında yer açarken Defne'nin yanına oturmayacağını düşünüyordum ama beni yanıltmıştı. İkisininde birbirlerinde gönlü vardı.

Bir eksiğimiz vardı. "Devrim abi nerede?" Dedim Defne'ye sorarak.

Beni Tekin cevapladı. "Bu sabah Ankara'ya kız arkadaşının yanına gitti."

"Kız arkadaşımı?"

"Evet. Bizimle birlikte görev yapan Tuğçe ile ciddi bir birlikteliği var" dedi yanımda oturan Gurur. Bana yakın bir şekilde gülümsüyordu.

"Gurur. Mesafeni koru yada başkasıyla yer değiştir." Kuzey'in bu tavrına hepimiz gülmüştük. Yine kıskançlığı tutmuştu.

Kuzey ile yalnız kalıp birbirimizi tanımamıza fırsat vermemişlerdi. Ama hep birlikte keyifli bir akşam geçirmiştik. Zamanla ekipteki her bir bireyi daha çok benimsiyordum.

*****

Gece beni evime bıraktıklarında Kuzey sıkıca sarılarak yanağımdan öpmüş, "güzel bir uyku çek, sabah erkenden seni almaya geleceğim" demişti. Hayatımızda her zaman kötü anlar yaşanmıyor güzel şeylerde oluyordu. İçim içime sığmıyor ister istemez kendimi hayaller kurarken buluyordum. Yatağıma uzandığımda uykuya dalana kadar beynim Kuzey ile doluydu.

Sabah aileme tek tek sarılarak öptüm. Doyasıya vakit geçirmeden tekrar ayrılıyorduk. Yeni bir göreve çıkacak olursak ne kadar süre ayrı kalırız bilemiyorum. Tek dileğim istediğim zaman onları görmekti.

Kuzey, elleri ceplerinde üzerine giymiş olduğu siyah takımıyla çok resmi ve çok göz alıcı duruyordu. Beni farkettiğinde gözlerini yerden kaldırarak üzerime dikti. Aramızda bir adımlık mesafe bırakarak karşısında durdum. Bana mı öyle geliyordu yoksa görmek istediğim gibimi görüyordum bilemiyorum. Kara gözleri ne zaman beni görse, elmas gibi ışıl ışıl oluyor, ve bu görüntü beni büyülüyordu.

"İyi alıştın beni kapıda beklemeye, neden içeri girmedin" dedim hesap sorar gibi.

Dudağını büzdü. "Babanın fazla gözüne batmak istemiyorum. Oysaki benden daha iyi bir damat adayı karşısına çıkacağını sanmıyorum." Konuşurken yüzüne ukala gülümsemesini takınmıştı.

"Biraz ukalamısın sen?" Diyerek elimdeki bavulu bagaja yerleştirmesi için ona uzattım. Evin kapısında bizi izleyen annem ve babama el sallayarak arabaya geçtim. Toprak okuluna gitmek için evden erken çıkmıştı.

Araba hareket ederken Kuzey yandan bir bakış atarak, "takım çok yakışmış" dedi. Üzerimdeki siyah takım elbiseme baktım. Bu gün çok uyumlu olmuştuk.

"Teşekkür ederim. Bu gün çok uyumluyuz. Siyah takım sana da çok yakışmış." Bakışları önümüzdeki yolu takip ederken, dudakları memnuniyetle kıvrıldı. "Çocuklar nerede? Birlikte yola çıkmayacakmıydık?"

"Hava alanında buluşacağız."

"Kuzey, sana karşı dürüst olmak istiyorum."

"Ne konuda." Aniden söylediğim şeyle kaşlarını çatarak bana döndü. "Bana karşı duygularından emin olup olmadığınımı söyleyeceksin?" Yanlış anlamıştı.

"Hayır. Sana olan duygularımdan kesinlikle eminim. Konu bu değil. Dış görünüşüm ne kadar kendimden eminim gibi görünse de, benimde tereddütlerim, kaygılarım var. Bu meslek için ne kadar evet desemde ne kadar hazırım bilmiyorum. Yanlış anlaşılmak istemiyorum. Vatanım uğruna canımı seve seve feda ederim. Ben bunun için eğitildim. Yalnızca teşkilata layık olabilecekmiyim tereddütlerim bu yönde. Ben bu düşüncelerimi babama bile açmadım. Ona layık bir evlat olamamaktan korkuyorum."

"Yasmin" diyerek derin bir nefes çekti içine. "Sen tamda babana layık bir evlatsın. Hatta babanın bir kopyasısın. Seninle gurur duyduğu her halinden belli oluyor. Baksana, seni elinden alacağım diye ödü kopuyor. Yeni mesleğine gelecek olursak, senden daha iyi birini bulacağımızı sanmıyorum güzelim. Sadece hazırlıksız yakalandığın, ilk görevin çok zorlu olduğu için bu tereddütlerin. Yoksa her sorunun üstesinden kolaylıkla gelebileceğini hepimiz de biliyoruz." Ne güzelde konuşuyordu. "Bence sen, muhteşemsin maviş."

"Çok teşekkür ederim. İçimi rahatlatıyorsun." Kuzey ile konuşmak bana iyi geliyordu.

Havaalanına geldiğimizde bizim için ayarlanan uçağa geçtik. Devrim ağabey hariç bütün ekip bizden önce uçağa yerleşmiş bizi bekliyorlardı. Hepsi ile selamlaştıktan sonra yerlerimize oturduk. Evet yeni bir hayata doğru yola çıkıyordum. Bir saatin ardından Ankara'ya iniş yapmıştık. Buradaki akademi günlerim aklıma gelmişti. Mezun olduktan sonra özel koruma olmak için çok çabalar harcamıştım. Şimdi ise bir istihbarat ajanı oluyordum. Bu benim için erişemeyeceğim bir gururdu.

Bizi hava alanında karşılayan arabalara binerek teşkilat merkezine gelmiştik. Beni tarifsiz bir heyecan sarmıştı. İlk defa burayı görecektim. İçeri girdiğimizde herkesle selamlaşarak ilerliyorduk. Heyecanımı farkeden Kuzey bana destek olmak için elimi tutmuştu.

Büyük, siyah camekan duvarın önünde durduğumuzda, iki takım elbiseli ajan bize , "hoş geldiniz" diyerek büyük kapıyı açtılar. Büyük salonda yer alan uzun masanın başında, başkan olduğunu tahmin ettiğim kişi, bizi fark edip gülümseyerek ayaklandı.

Sert çehresiyle bize doğru yaklaşan başkan tebessüm ederek, "hoş geldiniz gençler" dedi. Sonrada önümde durup bana elini uzattı. "Aramıza hoş geldin Yasmin Karaaslan." Tıpkı bende onun gibi elimi uzatarak elini tuttum. Kısa bir el sıkışmanın ardından masayı göstererek, "geçin ayakta kalmayın" dedi.

Hepimiz sandalyelere yerleşirken açılan kapıdan yanında sarışın benim boylarda bir kız ile Devrim ağabey girdi. Suratı her zaman ciddi olan adam gülümseyerek, "hoş geldiniz arkadaşlar" diyerek yanındaki kızın oturması için sandalyeyi çekti. Sonrada yanına otururken kız konuşmaya başladı.

"Hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar." Yerinden hafif doğrularak bana elini uzattı. Tokalaşırken, "ismim Tuğçe, seninle tanıştığıma memnun oldum Yasmin" dedi.

"Bende memnun oldum" dedim. Sarı saçlarını takip eden yeşil gözleri ve güzel bir siması vardı.

"Evet çocuklar, öncelikle aramıza yeni katılan Yasmin Karaaslan'a teşekkür ediyorum. Bundan sonra bizimle ülkemiz ve milletimiz için mücadele edecek." Gözlerini herkeste gezdirerek bende durdu. "Biliyorum, seni çok zor şartlarda bizden habersiz bırakmak zorunda kaldık. Bundan sonraki süreçte Kuzey'in liderliğindeki, burada gördüğün ekip ile çalışacaksın. Az çok ekip ile tanışmışsınızdır ama bize kendini kısaca tanıtmanı istiyorum Yasmin."

"Tabi efendim" dedim oturduğum sandalyede hafifçe dikleşerek. "1998 İstanbul doğumluyum. İki yıl Ankara polis akademisinde okudum. Ve yakın koruma olarak eğitimler aldım. İki yılı aşkın bir sürede Savcım Ömer Akın'ın yakın korumalığını yaptım. Gerisini zaten biliyorsunuz başkanım."

"Bizim dikkatimizi çeken de, suikast anında nasıl mücadele verdiğin di Yasmin."

"Bu olayda ne kadar çok yetersiz kaldığımı biliyorum. Ömer beyi ve şoförü İsmail beyi korumak için başka şekilde hareket edebilir, fevri hareketlerde bulunmayabilir dim. Kendimi çok suçladım ve çok yetersiz hissettim. Ama yinede bende bir umut ışığı gördüğünüz için ben size teşekkür ederim efendim. Vatanım ve milletim adına vereceğiniz her görev benim için bir şereftir."

"Seni yakından tanıyınca, ne kadar doğru bir karar verdiğime bir kez daha inanmış oldum. Tekrar aramıza hoşgeldin Yasmin" diyerek diğerlerinde gezdirdi gözlerini.

"Hepiniz uzun süredir bu zorlu görevde yer aldınız. Bir çok insanın ölümüne ve işkence çekmesine şahit oldunuz. Onları kurtaramadık belki ama geride kalanlar için mücadele edeceğiz." Derin bir nefes alarak sözlerine devam etti. "Ele geçirdiğimiz çok sayıda cephane teşkilatımız tarafından inceleniyor. Kurtardığınız kadın ve erkekler sağlık kontrollerinden geçirilip tamamen iyi oldukları taktirde ailelerine teslim edilecekler. Bulunan organlar doktorlarımız tarafından inceleniyor. Kozlov şirketine düzenlenen baskın ile İvan ve Sıla çifti göz altına alındı. Pamir ve yandaşları için kırmızı bültenle arama kararı çıktı." Tekrar bana odaklanarak, "Parla konusuna gelecek olursak, yaşaması bizim için önemliydi. Ama zor durumda kaldığın için öldürdüğünü biliyoruz." Hayır. Büyük bir zevkle öldürdüm. "Belki bu dava henüz kapanmadı ama hepiniz psikolojik ve bedenen çok yoruldunuz bu nedenle, sonraki görevlerinize kadar size dinlenme süresi veriyorum." Bu söylediğiyle herkes başkana şaşırarak baktı. "Evet, şimdilik izne ayrılabilir siniz."

"Başkanım, elbette siz daha iyi bilirsiniz ama bu durumda hepimizin birden izin kullanması doğru olurmu?" Dedi Kuzey.

Başkan gülümseyerek. "Neden olmasın" dedi. "Hatta Tuğçe de bundan sonra sizin ekibe katılacak." Tuğçe gülümserken, bence bu duruma en çok Devrim ağabey sevinmişti. Çünkü bizi İstanbul da bırakıp Ankara'ya tek gelmesinin nedeni Tuğçe olduğu ortadaydı.

Toplantı devam ederken, herkesi daha yakından tanıma şansım olmuştu. Toplantı sonrası prosedür gereği birkaç evrak imzalayarak resmi olarak istihbarata geçmiştim. Ve binadaki diğer bir kaç kişi ile daha tanıştırmıştı Kuzey beni. Sonrada binadan çıkarak acıktığımız için yemek yiyebileceğimiz bir yere geçmiştik. Muhabbet eşliğinde yemeklerimizi yerken bir yandanda bu izni nasıl kullanalım diye konuşuyordu herkes.

Selim kolunu Defne'nin boynuna atarken, bence güzel bir yerde tatil yapmalıyız" dedi. "Hazır havalar ısınmış ken şöyle deniz kenarında güzel bir tatil yapalım."

"Oğlum hepimizi hangi otel alır. Maşallah bir ordu gibiyiz. Bizi gören korkar lan" dedi Sıraç.

Faruk, "tatil yerine memleketlerimize mi dağılsak. Ailemizle vakit geçiririz" deyince kızlardan bir itiraz nidası koptu.

Gizem Faruk'a karşılık verdi. "Önce bir kaç gün tatil yapalım. Sonrada ailelerimize uğrarız."

"Bence de biz bir tatili hak ettik" dedi Duygu. Çoğunluk tatile gidelim diyordu. Ama gerçekten bu kadar insanı kabul edecek otel varmıydı bilmiyorum. Tuğçe'nin de bize katılmasıyla tam on beş kişi olmuştuk. Devrim, Defne, Gizem, Duygu, Selim, İbrahim, Tekin, Sıraç, Emre, Faruk, Ceyhun, Gurur, Kuzey ve ben. Bu kalabalıkla nasıl bir tatil olurdu bilemiyorum.

Kuzey bana iyice sokularak kulağıma eğildi. "Sende tatil yapmak ister misin?" Bana olan yakınlığı kendimi çok iyi hissettiriyordu.

Ağzımdaki lokmamı yutarken, "aslında çok iyi bir fikir" diye fısıldadım onun gibi kısık sesle.

Sinsi bir gülüş sergileyerek, "o zaman herkesi ekiyoruz, başbaşa bir tatil yapıyoruz" dedi.

"Bence hepimizi kaldırabilen bir otel varsa bu tatil daha keyifli olabilir."

Kaşlarını kaldırarak, "sen bana hiç eğlenceli değilsin mi diyorsun?"

Keyifle gülümsedim. "Öyle bir şey demedim."

"Peki, senin dediğin olsun maviş."

Devrim ağabey gülümseyerek doğruldu ve yumruk yaptığı eliyle Kuzey'in omzuna hafif bir yumruk attı. "Kardeşim bakıyorum da evlenmeden hanım köylü olmuşsun." Sonrada bana bakarak göz kırptı. "Bastır Yasmin. Kimin kardeşi be."

Kuzey de Devrim'e gönderme yaparak, "aynen, senin gibi kardeşim" dedi. "Neyse, ben şimdi Yasmin'i de alıp bizim eve gidiyorum." Bu söylediği ile gözlerimi büyüterek baktım yüzüne. Bizim eve derken, ailesiyle yaşadığı ev mi? Beni ailesiyle tanıştıracak herhalde. Hemde bu halimle. Böyle birşeye hazırmıydım. Ve benim bundan neden haberim yoktu. Ben düşünürken Kuzey devam etti. "Tatil işini de, yarın İstanbul'a geçer bizim Kilyos'taki evde yaparız" diyerek elimi tutarak ayaklandı.

"Vav, Kilyos'ta eviniz mi vardı Kuzey bey? Bunu şimdiye kadar neden bizden gizledin" dedi. Selim.

"Gerek duymadım" dedi ukala bir tavır takınırken.

Tam çıkmak için hareketlenirken Ceyhun ayaklanarak, "bir dakika" diyerek bizi durdurdu. "Yasmin, yaraların ne durumda. Seni hiç dinlendirmeden apar topar buralara getirdik. Gitmeden senin için yapacağım birşey varmı" dedi büyük bir ilgiyle.

Bu samimiyeti çok hoş bir davranıştı. "Teşekkür ederim Ceyhun. Dinlenemediğim doğru. Yaralarımda, o kadar önemsencek kadar ciddi değil. İdare ediyorum."

"Peki, görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz" diyerek ayrıldık yanlarından.

"Beni evine götüreceğini yada ailen ile tanıştıracağını söylemedin?" Dedim Elim elinde yürürken.

"Söylemem gerektiğini bilmiyordum." Aniden durup inanamaz gözlerle ona baktım. Oda benim gibi duraksayarak yüzümü inceledi. "Zaten gelirsin diye düşündüm." Sesli bir gülüş sergileyerek baktı. Bu gülüşü canımı sıktı bir anda. Söyleme gereği duymamış beyefendi. "Öyle bakma. Sanki bir anda yumruğunu ağzımın ortasına geçirecek gibi bakıyorsun mavişim. Unutma, sende bana söylemeden babana benden bahsetmişsin. Ha, birde annen ile ilk tanıştığımızda pat diye beni göstererek erkek arkadaşım demiştin."

Tek kaşımı kaldırarak, "İntikammı alıyorsunuz Kuzey bey?" Dedim.

Üzerime eğildi. "Hayır, sevdiğim kızı ailem ile tanıştırmak istiyorum."

"Şu suratımın halini görmüyormusun? Beni bu şekildemi ailenle tanıştıracaksın?" Parlayan gözleriyle bakarken, "maviş, kendini benim gözümden görebilseydin eğer, bu söylediklerinin ne kadar saçma olduğunu görürdün" dedi.

*****

Ankara'nın sakin ve nezih bir semtine gelmiştik. Yeşillikler ile kaplı güzel bir bahçe kapısından içeri girdiğimizde, bizi üç katlı lüks bir ev karşıladı. Açıkçası böyle muhteşem bir ev beklemiyordum. Arabadan inince yeşillikler ile muntazam bir şekilde süslenmiş bahçeyi ve evi incelemeye başladım. Ben birde bizim evin büyük olduğunu düşünürdüm. Ama bizim ev bu evin yavrusu gibi duruyordu.

Kuzey'in nefesini ensemde hissettiğimde, "beğendin mi maviş" dedi.

"Bu kadar zengin olduğunu neden söylemedin? Ailem ne iş yapıyor demiştin?" dedim gözlerimi evden ayırmadan.

Elimi koluna takarak beni eve doğru kendiyle yürüttü. "İllegal işler."

"Hı, demek illegal işler? Bu durumda seni tutuklamam gerekiyor."

"Ben sana zaten tutulmuşum haberin yok." Evin kapısına vardığımızda hala yüzümüzde gülümseme vardı. Biz zile basmadan kapı birden açıldı. Anlaşılan bizi bahçenin her yerine konumlandırdıkları kameradan görmüşlerdi.

Kapıda benden biraz kısa kara gözleriyle ışıl ışıl bakan esmer güzeli bir kız, "abim gelmiş" diye resmen çığlık atarak Kuzey'in boynuna sarıldı. Ardından benim yaşlarda bir kız ve onun ardında annesi olduğunu tahmin ettiğim kadın Kuzey'e sarıldı.

Kapıyı bize açan esmer güzeli kız içtenlikle gülümseyerek, "ben Ekim, ağabeyimin küçük kardeşi" dedi ve kollarını bana sardı. Diğer kardeşide, "bende Eylül" dedi. Aynı içtenlikle sarılarak. Kızlar çok sıcak kanlıydı.

Anneleride onlar gibi samimi bir şekilde, önce elini uzatarak benimle el sıkıştı. Sonrada, "bende Kuzey'in annesi Feride. Evimize hoş geldin Yasmin'cim" dedi ve kızları gibi bana sarıldı. Normalde de böyle sıcak kanlılarmıydı yoksa rol mü yapıyorlardı? "Ayakta kalmayın kızım içeri geçelim" diyerek beni de kendiyle bir evin içine doğru ilerletti. Bir ev hanımına göre fazla fit duran vücudu güçlü ve dikkat çekiciydi. Annem bir polis olmasına rağmen bu kadın kadar fit durmuyordu.

Evin içi dışından daha lüks ve dikkat çekiciydi. Her ayrıntısı büyük bir zevkle döşenmişti. Bir yüzbaşı maaşıyla bu kadar şatafatlı yaşamak mümkünmüydü.

Şatafatlı salona geçtiğimizde bizi ayakta karşılayan babasıda samimi bir şekilde karşılamıştı Tıpkı Kuzey gibi uzun boylu ve yapılıydı. Bütün gece kızlar ve annelerinin yaptıkları ikram ve yemekleri yerken sıcak bir ortam vardı. Evde çok sayıda çalışanlar olduğu halde bu günün menüsünü onlar hazırlamıştı. Sanırım bu jest benim içindi. Kuzey hangi ara haber vermişti geleceğimizi bilmiyorum. Ailenin bana karşı yaklaşımı çok içtendi.

Gecenin sonunda Feride hanım, "Yasmin'cim, odanı hazırlattım güzelim. İstersen dinlenebilir sin" dediğinde Kuzey. "Benim odamda kalacak" demişti.

Ne diyordu bu? Ailesinin yanında ne demek benim odamda kalacak.

Bölümü nasıl buldunuz?

Yorumlarda buluşalım canlar.

Keyifli okumalar❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.