İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 12 · 11 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 12

12.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlar.

Keyifli okumalar♥️

Bizim için hazırlanan arabalara bindiğimizde Ceyhun yaralarımı kontrol etmiş, şehir merkezine gidince bir hastanede bakılmam gerektiğini söylemişti. Hastanelik bir durumum olmadığını söyledim. Sadece evime gidip, annemin dizlerinde uyumak ve bütün yaşadıklarımı unutmak istiyordum. Ölen onca insanı unutmak nasıl mümkün olurdu bilmiyorum. İçim acıyordu. Onca insanın canı hiçe sayılmış, canice kadledilmişti. Ve bunu yapan caniler hala bir yerlerde nefes alıyordu. Örgütün geri kalan kısmını yok etmeden bize rahat yoktu.

Uzun süren engebeli orman yolu boyunca, sızlayan kemiklerimin acısını unutmak için Kuzey'e iyice sokularak sarıldım. Arabada kimseden çıt çıkmıyordu. Bir ara ağrılarıma yenik düşerek, güvenli kollarda olmanın hissiyle uykuya geçtim.

Şehir merkezine geldiğimizde Kuzey'in seslenmesiyle gözlerimi araladığımda ilk önce nerede olduğumu algılamakta güçlük çektim.

"Hadi güzelim uyan, geldik" dedi Kuzey. Kollarını sıkıca belime sarmış uzun kirpiklerinin altından tatlı tatlı gülümsüyordu. Gözlerimi zorlukla gözlerinden ayırarak etrafa baktım. Arabada bizden başka kimse kalmamıştı. Dışarıya baktığımda, bütün ekip bir evin bahçesinde toplanmıştı.

"Nereye geldik" dedim sesim uykulu çıkıyordu. Geldiğimiz siteyi daha önce hiç görmemiştim.

"Evine." Şaşırarak hızla Kuzey'e döndüğümde hala gülümsüyordu. Anlaşılan, ailem için ayarlanan evdi burası.

"Yasmin." Annemin bağırarak adımı seslenmesi ile hemen soluma döndüm. Hızlı adımlarla bana doğru geliyordu. Kapıyı açıp arabadan çıkamadan bana ulaşmıştı annem. Ellerimden tutarak kalkma ma yardım etti. İç çekerek dolu gözlerini yaralı yüzümde gezdirerek gözlerime baktı. Burukça gülümserken dudakları titredi.

Annem.. gözlerinden akan yaşlara kurban olduğum. Bunca zaman kim bilir ne göz yaşı akıttı benim için. Canım annem; ben herşeye dayanırım da bir tek ela gözlerinden akan bu gözyaşlarına dayanamam. Nede çok özlemişim. Daha fazla dayanamayıp sıkıca sarıldım. Aşina olduğum mis gibi kokan kokusunu çektim içime.

"Annem" dedim burnumu çekerek.

"Şş, Kendini yorma güzel kızım. Önce seni bir güzel temizleyelim. Sonra uzun uzun konuşacağız herşeyi." Oda benim gibi burnunu çekerek geri çekildi. "Çok zayıflamış sın." Kızaran gözlerinden akan yaşların biri bitmeden diğerleri akıyordu.

"Annecim, geldim artık. Yanındayım. Ağlama lütfen."

Annem gözlerini benden ayırarak, etrafımızdaki ekip arkadaşlarıma baktı. "Hoşgeldiniz gençler. İçeri geçelim" demesiyle Devrim ağabey ve Defne ile gözgöze geldiğinde tebessüm etti. Bize doğru adımlayıp anneme sarıldılar. Eminim ki, Defne'nin teşkilattan olması annemide çok şaşırtmıştı. Devrim abi için aynı şeyi düşünmediğine eminim. Çünkü Devrim ağabey yüzbaşı olarak görev yapıyordu.

"Bizi affet Hülya teyze" dedi Defne. Anneme sıkıca sarılıyordu.

"Bunları uzun uzun konuşacağız canım. Hepiniz çok yorgunsunuz. Dinlenip birşeyler yemelisiniz. Bir deri bir kemik kalmışsınız. Eve girelim."

Annemden ayrılarak, "girmeyelim Hülya teyze. Daha sonra geliriz. Hepimizin dinlenmeye ihtiyacı var. Evlerimize dağılalım" dedi Devrim ağabey.

Kuzey ile gözlerimiz birleştiğinde, oda bize doğru yakınlaşarak annemin önünde durdu. "Nasılsınız efendim? Ben de Kuzey" diyerek annemin elini öptü. Annem onu gülümseyerek karşılarken, kendimi tutamayarak ikisini de şaşırtacak şeyi söylemiştim.

"Erkek arkadaşım Kuzey."

İkisi de ani bir hızla bakışlarını bana çevirdiler. Belki de yeri ve zamanı geldiğinde, uygun bir dille anlatmalı ve sonra Kuzey'i ailem ile tanıştırmalıydım. Normalde insanlar böyle hareket ederdi. Ama uzatmayı hiç sevmediğimden pat diye söylemiştim.

Kuzey gergin bir şekilde boğazını temizleyerek, "memnun oldum efendim" dedi. Annem ise hala üzerindeki şoku atlatamamış bir bana birde Kuzey'e bakıyordu.

Dikkatlerini üzerimden atmak için annemi tek tek ekiptekiler ile tanıştırdım. Daha sonra Defne ve Devrim evlerine, Kuzey ve diğerleri ise teşkilatın onlar için ayarladığı eve geçmek için ayrılmışlardı. Hiçbirini özel hayatında tanımıyordum.

Eve girdiğimizde sorgulayan gözlerle bakan annem Kuzey hakkında hiç birşey sormamış, daha önce beni takip edenlerle boğuşarak yaralandığımda olduğu gibi, beni yine yıkayıp temizlemişti. Yaralarımı pansuman ederken gözyaşları akıtmıştı yine.

Elini karnımdaki bıçak yarasına götürerek, "bu nasıl oldu?" Diye sordu.

"Anneciğim. Tek parça geldim işte ağlama artık. Son zamanlarda yaşadıklarım beni aşırı duysallaştırdı. Bak ben de ağlamaya başlarsam hiç susturamazsın beni ona göre. Ayrıca, bir polis memuru olarak çok duygusalsın. Gerçi normalde bu kadar duygusal değildin, konu ben ve Toprak olunca bu hale geliyorsun."

Burnunu çekerek, "tamam bak ağlamıyorum. Sustum" dedi.

"Bundan sonra alışmalısın bu durumlara. Ansızın gizli görevler çıkabilir, günlerce görüşemeyebiliriz Hülya sultan. Biliyorsun, teşkilata kabul edildim.

"Evet kızım. Bu senin içinde bizim içinde büyük bir onur. Senin adına çok mutluyuz. Yalnızca bu ayrılık çok ani ve çok karmaşık oldu. Nerede ve ne durumda olduğunu bilmemek bizi çok korkuttu. Sağolsun Mehmet başkan, bizi fazla merakta bırakmadan gelip durumu açıkladı. Görev gizliliği konusunda olayın böyle ilerlemesi gerektiğini açıkladı. Ayrıntıya girmeden senden iyi olduğuna dair haberler gönderiyordu. Ama yinede ne durumdasın, açmısın, tokmusun bunları düşünmek beni çok yıprattı" diyerek iç çekti. Onu böyle görmek beni de çok üzüyordu.

"Neyse, şu yakışıklı erkek arkadaşınıda anlatırsın bize yemek yiyip biraz dinlendikten sonra" dedi saçlarımı tek örgü yaparken. Yatağımda oturmuş, karşımdaki makyaj masasından ikimizin yansımamıza bakıyorduk. Bu odayı benim için ayarlamışlardı. Annem içten olan gülücükler saçıyordu şimdide. "Çok merak ettim doğrusu. O kaosun içinde nasıl kendine sevgili yaptığını. Çokta yakışıklıymış, nasılda kanmış benim suratsız kızıma hala çok meraktayım."

Sahte kızgınlıkla yüzümü buruşturdum. "suratsız da olsa kızın güzel anne" dedim. Gerçi aynadaki yansımamda güzelliğimden hiç bir eser kalmamıştı. Sağ gözüm şiş ve mor, dolgun dudaklarım patlamış ve yamuk duruyordu. Elmacık kemiklerimin üzeri resmen ezilmişti. Kendime güzel derken bu lafın üzerine çok komik ve içler acısı bir görüntüm vardı.

Gülümseyerek narince yanaklarımı tuttu. "Evet, biraz ukala ama çok güzel bir kızım var benim" diyerek yaralarımdan öptü.

"Abla.." Toprak'ın sesiyle heyecanlanarak oturduğum yataktan kalktım. Sesini bile özlemiştim keratanın.

"Yavaş ol kızım, acıtacaksın kendini." Annemin uyarmalarına aldırış etmeden hızlı adımlarla odadan çıktım.

Toprak karşısında beni görünce hızlı adımlarla uzun koridoru aşıp bana doğru geldi. Sıkıca kollarını bana sararken, kapıdan içeri giren babam benimle aynı tonda olan mavi gözlerini bana dikti. Bize yaklaştıkca uykusuzluktan bitkin olan gözler, şimdi mutluluktan gülümsüyor ve yaşarıyordu. Biliyordum, beni merak ettiği her gece sabahlıyordu.

"Abla seni çok merak ettim. İyimisin? Çok kötü görünüyorsun." Toprak yüzüme bakarken kolları hala sıkı sıkı beni sarıyordu.

"Göründüğüm kadar kötü değilim kardeşim. Ama beni böyle sıkmaya devam edersen iyi olmayacağım kesin."

"Pardon ablacım. Seni o kadar çok özlemişim ki sıktığımın farkında bile değilim."

Gülümseyerek yanaklarını sıktım. "Bende seni çok özledim. Burnumda tüttünüz" dedim. Sonrada sırasını bekleyen babama yönelerek şefkatli kollarına sığındım.

"Sağ salim geldin kızım. Çok şükür."

"Çok şükür babam."

******

Bedenim ne kadar ağrıyıp sızlasa da, annemin yaptığı lezzetli yemeklerden yiyebildiğim kadar yemiştim. Uzun zamandır ilk defa midemden güzel bir şeyler geçiyordu. Anne yemeği ölüyü bile diriltirdi.

Yaşadığım herşeyi uzun uzun onlar sormuş bende anlatmıştım. Ailemi yaşadığım kötü anılarım ile üzmek gibi bir niyetim yoktu ama bunca zaman neler yaşadığımı çok merak ediyorlardı. Onlarda, anlatıp da tekrar aynı duyguları yaşayıp üzülmemi istemiyorlardı. Onları o kadar çok özlemiştim ki sabaha kadar uyumayıp onlarla vakit geçirmek istiyordum. Bazen duygusal anlar yaşasakda ailemle geçirdiğim her an ömre bedeldi. Bunun kıymetini şimdi daha iyi anlıyordum.

"Abla kızma ama seni yine güzel benzetmişler." Toprak'ın bu lafına nedense kahkaha atasım geldi.

"Toprak, normalde bu lafına kızabilirdim ama seninle tartışmayı bile çok özlemişim" dedim kumral saçlarını karıştırarak. Anneme çok benzeyen o güzel yüzünü iki avcumun içine alarak yanağından öptüm. Başka zaman olsa çocukmuyum ben, böyle öpüyorsun derdi. Ama kolunu boynuma sararak iyice yanaştı bana.

Fazla büyük olmayan, ama güzel döşenmiş salonda gözlerimi gezdirerek, "ev güzelmiş" dedim. "Eşyalarda bu evemi ait? Kendi evimize ne zaman geçeceğiz baba?"

Karşımdaki tekli koltukta beni ilgiyle izleyen babam, "evet, eşyalar buraya ait" dedi. "Diğer soruna gelecek olursak, örgüt liderini elinizden kaçırmışsınız. Üstelik, liderin kız kardeşini öldürmüşsün. Bu durumda lider ve yandaşları bulunmadan, bu operasyon kapanmadan evimize geri dönemeyiz kızım. Maalesef bir süreliğine, tabiki bu süre uzunmu sürer kısamı bilemeyiz, bu evde kalmak zorundayız." Ne işler açılmıştı başımıza. Bütün düzenimiz bozulmuştu. Bu konuda benmiyim suçlu yoksa, Mehmet başkanmı, yada başkalarımı bilemiyorum. Yada bir suçlu aramak yerine kadermi demeliydik. Her neyse, zorlu geçen bir ayın ardından bu günlerinde bir an önce geçmesini diliyorum.

"Kızım, kendini çok yordun. Odana geç ve dinlen iyice. Şimdilik başkada birşey düşünme kuzum." Annemin şefkatli sesini her duyuşum, o cehennemden kurtulduğumun kanıtı oluyordu. "Adamlar yakalanacak, bu olay kapanacak. Sen sadece uyu ve dinlen güzel kızım." Bir tarafımda Toprak, bir tarafımda annem bana sarılıp duruyorlardı.

Toprak sık sık dile getirdiği gibi yine, "abla benim idolüm, kahramanımsın" dedi.

"Kahraman falan değilim Toprak. Ayrıca kendine başka bil idol seç. Eğer bir kahraman olsaydım, oradaki onlarca canı ölümden kurtarabilirdim. Birde istemeden de olsa size bunları yaşattığım için üzgünüm." Kısa bir sessizliğin ardından, "peki, ben yavaştan gideyim o zaman" dedim ayağa kalkarken. "Size iyi geceler. Yarın yine oturalım, saatlerce muhabbet edelim."

"Yasmin" Giden ayaklarım babamın seslenişiyle durdu. "Kızım aslında sana önemli birşey söylemeliyim." Soran gözlerle babama baktım. Neydi bu önemli şey? "Bu gün, Ömer savcı kendine geldi." Şaşkın bir şekilde gözlerimi büyüterek baktım yüzüne. Böyle önemli birşeyi neden şimdi söylüyordu. "Ömer Bey'in yanındaydım. O nedenle seni görmek için geciktim."

"Bunu neden şimdi söylüyorsun baba? Bütün gece birlikteydik. Ama sen bu konu hakkında tek kelime etmedin. Neden?"

"Eğer söyleseydim. Hiç dinlenmeden, bizimle vakit geçirmeden hastaneye gidecektin."

"Gidelim baba. Ömer savcımı görmeliyim." Çok heyecanlanmıştım. Bir an önce hastaneye gitmeli, Ömer savcının nasıl olduğunu görmeliydim. Telaşla olduğum yerde hareketlenmeye başladım.

"Hayır. Şimdi odana git ve dinlen. Yarın kendini iyi hissettiğinde gideriz"

"Hayır. Benim şimdi gitmem lazım. Nasıl olduğunu görmeliyim. Bunu bana nasıl söylemezsin baba. Sana inanamıyorum." Sesim baya yüksek çıkmıştı. Bunu bana nasıl söylemez aklım almıyordu bir türlü. Tamam, bir baba olarak beni düşünmüştü kendince ama benden saklaması çok sinir bozucuydu.

"İşti bu yüzden söylemedim." Oda bağırmaya başlamıştı. "Şu halini görmüyorsun galiba? Şeklin şemalin kaymış. Ne hale gelmişsin. Suratın dağılmış, çok zayıflamışsın. Ayakta durmakta güçlük çekiyorsun. Ne zamandır kimbilir daha bilmediğimiz ne tür eziyetlere maruz kaldın. Ömer savcı iyi. Onunla konuştum. Durumunu az çok biliyor. Bir kerede babana karşı çıkmada git iyice dinlen. Sonrada seni ben götüreceğim hastaneye." Babamın sesi benden baskın çıkmıştı. Öylece ona baktım. Bir baba olarak haklıydı. Bana ne kadar düşkün olduğunu biliyorum. Ama hep baskın bir karakterdi, buda benim bir tık zoruma gidiyordu. O zaman şimdi söyleyeceğim şey onu birazda olsa dumura uğratacaktı.

"Tamam baba, senin dediğin olsun. Yalnız, odama gitmeden önce bende sana önemli birşey söylemeliyim." Mavilerini açarak merakla bana baktı. "Yarın seni benim için çok önemli olan biriyle tanıştıracağım."

"Kiminle?"

"Yarın tanışırsınız babacığım. İyi geceler." Gülümseyerek önüme döndüğümde, sorgulayan gözlerini anneme dikmişti.

"Abla ya, bir bomba attın ortaya fitilini ateşlemedin. Yarına kadar meraklanırım ben. Kim olduğunu söylede öyle git bari."

Arkamı dönmeden el salladım. "İyi geceler Toprak."

******

Uyandığımda neredeyse öğlen olmuştu. Ne kadarda çok uyumuştum ben böyle. Demek ki kafa rahat olunca bedende ona eşlik ediyordu. Yataktan doğrularak odadan çıktım. Hala uyku mağmurluğu vardı üzerimde. Kimse kahvaltı için beni kaldırmamıştı.

"Anne" diye seslendim. Cevap gelmemişti. Neredeydi herkes? Hala yorgunluğumu atamadığımdan banyo yerine salona doğru yöneldim. Belki birazda orada dinlenirdim. Ayaklarımı sürüye sürüye sallanarak yürüdüm. Bu gevşekliği özlemiştim. Normalde disiplini seven biriydim ama en azından bazen tatil günlerimde tembellik yapmayı seviyordum.

Elimle gözümü oğuşturarak salona girdiğimde elim o şekilde havada kaldı. Bir an, rüyamı görüyorum acaba diye öylece karşımdaki kalabalığa bakıyordum. İnanamayarak, iki elimi gözlerime götürerek oğuşturdum. Tekrar baktığımda aynı görüntü beni karşıladı. Ekiptekiler sessiz bir şekilde koltuklara kurulmuş bana bakıyorlardı.

Neler olduğunu anlamak için, "hayırdır?" Dedim sorarcasına. "Yine beni almayamı geldiniz?" Herkeste bir kıkırtı bir gülümseme olurken, babam ciddi surat ifadesiyle yine tekli koltuğa kurulmuş bana bakıyordu.

Annem, "hayır kızım, baban arkadaşlarını kahvaltıya davet etti. Yüzünü yıkayıp gelde daha fazla acıkmadan sofraya oturalım." Bakışlarımı ikimasanın birleşimiyle hazırlanmış kahvaltı sofrasına çevirdim. Maşallah annem döktürmüştü. Masada yok yoktu. Bir kuş sütü eksikti.

Gözlerim Kuzey'i bulduğunda sırıtarak üzerimi süzüyordu. Ne vardı benim üzerimde? Başımı eğerek üzerimi yokladım. Üzerimde uzun bir tişört varken, altımdaki kısa şorttan uzun bacaklarım görünüyordu. Tekrar Kuzey'le gözlerimiz kesiştiğinde hala gülüyordu. Yanaklarımda bir gerilme hissettim. Sıcakmı basıyordu. Bu durum beni utandırdımı ne? Ben, kolay kolay utanmayan ben.

"Siz başlayın hemen geliyorum" diyerek salondan çıktım.

Üzerime rahat birşeyler giyerek geri geldiğimde, herkes kahvaltısına başlamıştı. Nedense tamda Kuzey'in yanındaki sandalye benim için ayrılmıştı.

Yerime oturarak, "hoş geldiniz" dedim bakışlarımı hepsinde ayrı ayrı gezdirdim. "Kusura bakmayın, hepinizi bir anda evimde görünce şaşırdım."

"Önemli değil canım. Baban bizi kahvaltıya çağırınca, bu güzel fırsatı kaçırmamak için hemen kalkıp geldik" dedi Duygu gülümseyerek.

"Valla bu nazik davet beni çok heyecanlandırdı. Çok zaman oldu anne yemekleri yemeyeli" bu konuşan Gurur'du. Konuşurken bir yandanda börekten koca lokmalar ısırıyordu. "Ellerinize sağlık Hülya anne. Börekler çok güzel olmuş."

Babamın boğazını temizleme sesiyle ona döndüm. Keskin bakışlarıyla Gurur'a bakıyordu. Annemi bu heriften kıskanmış olamaz dındeğilmi?

"Afiyet olsun oğlum. Çekinmeyin çocuklar lütfen yiyin. Herşeyden bol bol yaptım." Herkesin keyfi yerindeydi. Bir yandan kahvaltı yapıp bir yandan da ailemle kaynaşmaya çalışıyorlardı. Toprak ise yaşına başına bakmadan Duygu ve Gizem'i kesiyordu.

Babam hariç herkesin keyfi yerindeydi. Uzun zamandır hiçbirimiz böyle bir sofra görmemiştik. Bacağımda gezinen elle irkildim. Kuzey'e döndüğümde mutluluktan parlayan kara gözleriyle beni izliyordu. Çok yakındı. Yeni tıraş olmuş, losyonunun kokusu burnuma doluyordu. Yine beni etkisi altına almıştı.

"Çok güzelsin" dedi fısıldayarak. Babamın duyma ihtimaline karşı, kaşlarımı yukarı kaldırarak susması için işaret yaptım. "Bu kadar yakın olman çok etkileyici." Uyarımı dikkate almadan hala devam ediyordu.

"Hanginiz?" Babamın gür sesini duyunca hepimiz ona döndük. Hala ciddi bir bakış sergileyerek bana ve Kuzey'e bakıyordu. Hanginiz; derken ne demek istiyordu? "İçinizden hanginiz kızımın sevgilisi. Kendini bana tanıtsın bakayım."

Önce afallayarak baktım babama, sonrada gülmemek için kendimi zor tuttum. Demek deminden beri bütün karın ağrısı buymuş.

Kuzey boğazını temizlerken bütün vücudu kasılmaya başladı. Babamla gözleri kenetlenirken, beyaz masa örtüsünün altından, destek alırcasına elimi sıkıyordu. Gülümseyerek onun bu gergin hallerini izlemeye başladım. Vay be, bir istihbarat ajanı babamın karşısında ne yapacağını bilmiyordu.

Kuzey tekrar boğazını temizleyerek, "benim efendim. Yasmin'in sevgilisi benim" dedi.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir canlar.

Yorumlarda buluşmak dileği ile

Hoşça kalın♥️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.