İçeriğe geç

AJAN HANIM

Bölüm 3 · 7 dk okuma

AJAN HANIM

Bölüm 3

GÖREV GÜNÜ

Gözlerimi telefonun çalmasıyla açtım. Arayan Eflal'di . Oflayarak telefonu kulağıma götürdüm.

Esneyerek " alo efendim niye sabahın köründe arıyorsun beni" dedim. Derin nefes verdi " Nehir saat 11'e geldi. Neyse ne onu bunu boş ver üstüne hemen bir şeyler takıp emniyete gel bekliyorum" deyip telefonu kapattı. Sinirle yatakta tepindim. Çok uykum vardı. Esneyerek yataktan kalkıp duşa girdim. Üstüme rahat bir şeyler giyip evden çıktım. Esin çoktan evden gitmişti.

Emniyete vardığımda Eflal yanıma koşarak geldi. " Nehir dosyaya ne kadar çalıştın " şaşkın bir ifadeyle düşündüm. " Galiba 13'e kadar çalıştım. Ne oldu" dediğimde ağzından " siktir " kelimesi çıktı. " Ayhan holdinge yarın gideceksin " dediğinde ağzım sonuna kadar açıldı. Ben 65 sayfayı 1 günde nasıl ezberleyebilirim .

Ağlayacak gibi bir yüz ifade vardı yüzümde titrekçe sordum " kim verdi bu kararı " dedim. Eflalin eliyle gösterdiği Mustafa komisere yürüdüm. Şimdi sikecektim belasını. Tam yanına varmışken Eflal kolumdan tutup kendi odasına götürdü.

Odaya girdiğimizde koltuğa oturdum. Ah ne yapacaktım. Kesinlikle bu sefer başarısız olacaktım.

Eflal tepemde dairiler çizerek düşünüyordu. Mustafa komiser bir elime geçersen kurtuluşun olamayacak.

" Aklıma hiçbir şey gelmiyor çıkmaz bir yola girdik" dedi Eflal. Aklımda ki fikir kabul etmeyeceğini bilerek yine de çat diye söyledim " İptal edelim gitmeyeyim yada başka biri gitsin" dediğimde bakışları ile ' saçmalamayı bırak ' demişti. Oflayarak arkama yaslandım. Büyük ihtimalle başarısız olacaktım ve Mustafa komiser ağzıma sıçacaktı. Yapacak bir şey yoktu gidip konuşmam lazım.

Hemen ayağa kalkarak kapıya yürüdüm. Hemen yan oda olan Mustafa komiserin odasına tıklattım. İçerden gel sesine duyunca içeriye girdim.

Gözünü bilgisayardan ayırmayarak " evet seni dinliyorum Nehir" derin nefes alarak konuşmaya başladım " Komiserim neden holdinge gitmemi öne aldınız " dedi. Sesimin sinirli çıkmaması için büyük çaba sarf ediyordum.

Umursamaz şekilde konuşmaya başladı " E yani bunu söylemeye mi geldin " dedi. Sabır çekercesine " Komiserim dosyadaki şeylerin çoğuna çalışamadım bile ve bu zamandan sonrada hepsini ezberleyebileceği mi sanmıyorum" dedim.

Sonunda gözünü bilgisayardan ayırıp yüzüme baktı " E yani " dediğinde artık sesimin kontrolünü kaybettim " bunu yapabileceğimi sanmıyorum" dedim. Bu kadar umursamaz ve gevşek olması canımı sıkmıştı.

Kaşlarını çattı " sesini kontrolüne al Nehir Akay sana yapacaksın dediysem yapacaksın lütfen artık bu konuyu açma ve saat 8.30 da Ayhan holdingde ol şimdi çıkabilirsin" deyip gözlerini yine bilgisayara gömdü. Dişlerimi sıkarak odadan çıktım.

Hemen Eflal'in odasına girdim. O da benim için endişeleniyordu. Varlığı fark edince hemen duruşu dikleşti.

" Bir fark oldu mu" kafamı olumsuzca salladım. Oflayarak oturdum. Böyle önemli bir şeyi başarısızlıkla bitirmek istemiyordum.

ERTESİ GÜN

Saat 7' de kalktım. Gece saat 3'e kadar dosyaya çalışmıştım. Ama moralim %0'dı.

Üstüme kahverengi bir takım giydim. Saçlarımı yukardan sıkı atkuyruğu yaptım. İnce çerçeveli gözlüğümü taktım. Dudaklarıma hafif bir kırmızı rujla hazırlanmamı bitirdim. Normalde makyaj yapardım. Ama şuan hiç halim yoktu. Son kez kendime bakıp evden çıktım. Arabaya binip Ayhan holdinge gittim. Demirin sadece mafya olduğunu polisler biliyordu. Adam o kadar işinde başarılıydı ki insanlar sadece holdingi olan bir insan olarak biliyordu. Kişisel sekteri olmalıydım.

Holdinge geldiğimde arabayı park edip içeriye geçtim. Derin nefes aldım. Bunu başarmak zorundaydım. İnsanların yönlendirmesiyle sonunda odasına varmıştım. Şuan toplantı olduğu için kapının yanında ki koltuğa oturdum. Yaklaşık 30 dakika içinde herkes toplantıdan arka arkaya çıkan kişilerle ayağa kalktım. Sonlarda çıkan Demir ile sekreteri olduğunu düşündüğüm kız çıktı.

Demir beni görmesiyle yanıma yaklaştı " Görüşmeye gelen sen misin" dediğinde kafamı salladım " Merhaba Demir bey ben sekreterlik için gelmiştim " dedim bir çırpıda. Yanında ki kız ağzından bir 'hah' sesi çıkartı.

Demir odaya yürümesiyle elliyle gel işareti yaptı. Gülümseyerek arkasından odaya girdim. Odaya girdiğimizde oda siyah ile altın sarısından oluşuyordu. Demir arkasına yaslandı " Evet kendini tanıt" sesimi düzelterek kendimi tanıttım. Adımı Derin diye tanıttım Bana sorduğu soruların hepsine mantıklı cevaplar vermeye çalıştım. Ben diğer ki soruları beklerken o sekreter olduğunu düşündüğüm kız tiz sesiyle gülmeye başladı. Demir ile ikimiz ona dik dik bakınca sustu.

" Demir bey isterseniz temizlikçi eksiğimiz var Derin hanım temizlikçi olarak işe başlayabilir" dedi caloz . Tam ağzımı açıp konuşacakken

" Derin hanım işe alındınız ve kişisel sekterim olarak yarın saat 9 da holdinge gelin" deyip yanında ki kıza döndü

" Ve Melis sana gelirsek zaten seninle bu konuyu konuşacaktım gördüğüm kadarıyla masa başı işinde iyisin ya masa işi olarak holdingde devam et yada eşyalarını toplayıp gidebilirsin" dedi. Melis denen karının gözleri sonuna kadar açılmıştı " Ama efendim " daha konuşamadan Demirin kapıyı göstermesiyle topuklu ayakkabısını yere çarparak odadan çıktı. Ayağa kalkarak " umarım işinde başarılı olursun Derin Akay" deyip dosya uzattı. "Bu dosyada toplantı saatlerim ve önemli şeylerin saatleri var " kafamı sallayarak dosyayı aldım.

DEMİR AYHANDAN

Çok tatlıydı. Masum rolünü çok iyi yapıyordu. Karşımdaydı kaç yıllardır görmeye çalıştığım Nehir Akay onu en son 9 yıl önce görmüştüm. Babam yurdun sahibiydi ve oda orda kalıyordu. Vay be sulu göz Nehir ajan mı olmuştu. Hala çok güzeldi. Bakışları zaten direk ben Nehirim diye bağırıyordu. Merak ediyordum.

Melis'i zaten işten çıkarmayı düşünüyordum tam denk gelmişti. Büyük bir merakla dosyaya bakıyordu. Ah tanrım çok tatlıydı. Dosyadan gözlerini ayırıp bana bakınca hemen gözlerimi üzerinden çektim.

" Evet Derin gidebilirsin" dedim. Kafasını sallayarak " teşekkürler efendim" deyip odadan çıktı. Güldüm.

" Seni bu kadar güldüren şey ne" Arel koltukta yatmış bana bakıyordu. Kafamı bilgisayara döndürdüm "hiç Melis'i işten çıkardım ona mutluyum" dedim. Arel bir anda koltuktan kalkarak" valla mı oh be e daha demin gelen kimdi" dedi merakla " yeni sekterim adı Ne- yani Derin" dedim.

Geri koltuğa yatıp bana baktı " sen kolay kolay birisini işe almazsın " dediğinde kendimi tutamadan gülümsedim. Hemen yüzümü düzeltip " eski bir tanıdığım olarak düşün" dedim.

Kafasını sallayarak yarım kalan uykusuna devam etti.

NEHİR AKAY'DAN

Sevinçle Eflal'i aradım. Hemen açmıştı. " Alo Eflal kabul edildim" dedim. " Ne gerçekten mi" dedi. Güldüm. Konuşmaya devam ettim " Hatta sekreterini kovdu gözlerimin önünde sonra işe alındınız dedi" Eflalin ağzından 'oha' sesi çıktı. Gülümseyerek " hadi ben kapatıyorum sen neredesin"

Esneyerek " Emniyetteyim yine sabahladım " dedi. " o zaman ben seni emniyetten alayım kahvaltı etmeye gidelim " dedim. Onaylayan bir mırıltı çıkarıp telefonu kapattı. Emniyete vardığımda Eflali aradım. Aradığım gibi aşağıya indi. Arabayı sürmeye başladığımda " Gelirken güzel bir yer gördüm oraya gidelim " dedim. Kafasını koltuğa yaslamış şekilde beni onayladı.

Varacağımız yere varınca arabayı park ettim. Eflal gözü yarım açık şekilde restoran girdi. Kıkırdayarak onun peşinden gittim. Eflal geri bana dönerek "dışarda mı yapsak" dedi. Kafamı salladım. Gölge bir yere oturup sipariş ettiğimiz şeyleri beklemeye başladık. İkimizde sessizken sessizliği Eflal bozdu " Esinin bu aralar davranışları çok farklı değil mi " dediğinde hak verdim.

Eskiden eve sürekli 6-7 de gelirken bu aralar sürekli 11-12 arası geliyordu. Esin ilk önce okula gidip sonrasında da kendi atölyesine gider ders verirdi. Ve atölyeyi de en geç 8 de kapatırdı.

" Doğru söylüyorsun hem geçenlerde deki doktoru biliyor musun" dedim. Büyük ihtimalle bilmiyordu. Kafasını olumsuzca salladı. Baştan sona her şeyi anlattım.

" Oha bizim Esin doktora mı aşık olmuş " dediğinde kafamı salladım.

" Hem bende geçenlerde aramıştım hep beraber akşam yemeğine gidelim diye hemen işim var deyip reddetmişti. O zaman geceleri doktoru görmeye gidiyor olabilir" dedi.

" Bence saat 7-8 arası atölyeye gidelim. Orda yoksa da hastaneye gideriz" kafasıyla beni onayladı. Siparişlerimiz geldiği gibi ikimizde yemeğe başladık. Kahvaltıyı edip emniyette geçmiştik.

Eflal emniyete geldiğimiz gibi odasına girmişti. Ben de Mustafa komiserin yanına gitmiştim. Odasından gel sesini duyunca içeriye girdim. Beni gördüğü gibi soruyu yüzüme yapıştırdı " Kabul edildin mi " dediğinde kafamı salladım. Derince bir oh çekti. Bir kaç sorusundan sonra beni serbest bıraktı.

Serbest bıraktığı gibi Eflalin odasına girdim. Gözlerini zorla açık tutarak bilgisayara bakıyordu. Benim geldiğimi görünce " Nehir bugün ben Esinin yanına senle gelemem sen gidersin" kafamı salladım. Ona veda edip eve gittim.

Sabah erken kalktığım için deli gibi uykum vardı. Eve geldiğimde mutfaktan sesler geliyordu. Mutfağa girdiğimde ağzımdan kocaman 'yuh' dedim.

Esin ile doktor karşı karşıya oturmuş kahvaltı ediyorlardı. Esin beni görmesiyle gülümsedi.

" Hoş geldin Nehir aç mısın biz de daha yeni oturmuştuk" dedi. Ağzımı kapatarak " siz sev-" daha cümlem bitiremeden doktor içtiği çay boğazında kalmıştı. Esin doktora peçete uzatırken " hayır daha o kısma gelmedik" dedi. Şuan oturma odasına oturmuş hiçbir şey yokmuş gibi film izliyorduk.

Onlarla biraz film izleyip odama geçmiştim. İkisi de sadece arkadaş olduklarını söylüyordu. Önceden lisedeyken de arkadaşlarmış. Ben de konuyu zaten fazla uzatmayıp odama çekilmiştim.

Üstüme pijamalarımı giyip yastığa kafamı koyduğum gibi uyudum.

EVETTT İKİNCİ BÖLÜMÜDE SONUNDA ATABİLDİM KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLARA YAZUNNN NEYSE

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.