MERHABAAA NASILSINIZ İLK BÖLÜMLE GELDIMM İYİ OKUMALAR
9YIL ÖNCE
Kafama yediğim kitapla gözlerimden bir yaş daha düştü. Kafama bir daha vuracağı sırada bir el onu durdurmuştu. Kafam eğik olduğu için kimin durdurduğunu bilmiyordum. Yavaşça kafamı kaldırdığımda sadece bana iyi davranan aşçıyı gördüm.
Yetimhanenin baş öğretmeni olan Ayşe hanım ateş çıkaran gözlerle aşçıya ve onu tutan eline baktı.
Eliyle aşçının elini iterek " sen buna nasıl cüret edersin" diye tiz sesiyle bağırdı. Ağzımdan küçük bir hıçkırık daha kaçtı. Aşçı titreyerek " e-efendim sizinle bir konu hakkında konuşmak istedim. Daha deminki hareketimden dolayı özür dilerim.
Nehir'i yanıma almak istiyorum" dediğinde gözlerim sonuna kadar benimi yanına almak istiyordu. Ayşe hanım dalga geçercesine sırıttı " sen mi alacaksın bunu tamam al ama karşılığında işten atılırsın" aşçı gözleri sonuna kadar açıldı. Gözlerini bana döndürdüğünde 'yapma' dercesine baktım.
Benim yüzünden işten atılmasını istemiyordum. Aşçı onaylarcasına kafasını sallayınca Ayşe hanımın gözleri bana döndü
" odana çık bütün eşyalarını alıp ikinizde defolup gidin" deyip odadan ayrıldı. Aşçı kapı kapandığı anda beni kolları arasına aldı. Yavaşça kafamı okşadı. Kafamı yüzüne kaldırdı.
" Hadi kızım eşyalarını toplayıp yemekhaneye gel " deyip yanımdan ayrıldı. Koşarak merdivenlerden çıkıp 12 kişi kaldığımız odaya varınca 3 kazağım ile 2 pantolonumu beyaz bir poşete koyup yemekhaneye indim.
yavaşça sandalyeye oturdum. Sabahtan beri hiçbir şey yememiştim.
Aşçı önüme koyduğu makarna ile yoğurt büyük bir afiyetle yedim. Ciddi anlamda çok acıkmıştım. Aşçı bir yandan kafamı okşarken bende makarnayı kaşıklıyordu. yemeğimi bitirdiğimde bulaşıkları mutfağa koydum.
Yetimhaneden çıktığımızda küçük bir evin önünde durduk. Kapıyı çaldığımızda bir tane kızın anne bağırışlarını işittik. Kapıyı açtığında kumral dalgalı saçları olan bir kızdı. Aşçı beni göstererek
" misafirimiz var kızım "
Kızın gözleri bana döndü. Elimi yavaşça ona uzattığımda elimi sıkmadan bana sarıldı. Şaşırmıştım kız benden ayrıldığında elimi alıp sıkarak
" Ben Eflal senin adın " bende elini sıkarken " Nehir " Eflal gülümseyerek " memnun oldum Nehir" dedi.
2024 GÜNÜMÜZ
Gözümü Mustafa komiserden ayırmayarak onu dinliyordum. Benden dünyaca tanınan mafya Demir Ayhan'ın sekreter rolüyle planını öğrenmemi istiyordu.
" Komiserim bunu ben nasıl yapabilirim bence bana bu kadar çok güvenmeyin" dedim. Bunu yapabileceğimi düşünmüyordum.
" Nehir bu zamana kadar yaptığın hiç bir görevini kötü yaptın mı ?" evet hiç bir görevimi kötü yapmamıştım. Benden ses gelmeyince önündeki dosyayı bana uzattı " sessizliğini evet sayıyorum bu dosyada Demir hakkında her şey yazıyor iyi çalış pazartesi günü Ayhan holdinge gideceksin" 'yuh' dedim içimden bu kalın dosyayı ezberlemek için sadece 4 günüm mü vardı
Son kez şansımı deneyerek gülümsedim " Mustafa komiserim am-" daha sözümü bile bitiremeden kapı çaldı.
" Çıkabilirsin Nehir Akay " oflamamaya çalışarak kapıyı açıp gelen kişiye bile bakmadan çıktım. Eflal'in odasına girdim. Giren kişiye bile bakmadan dikkatle gözlerini bilgisayara dayamıştı. Koltuğa yayılarak oturup dosyayı açtım.
Demir Ayhan 1996 doğumlu mırıldayan bir ses çıkardım. 28 yaşındaydı. Çikolataya alerjisi var, Karanlıktan korkar. Kıkırdadım. Kocaman mafya karanlıktan mı korkuyordu. Okumaya devam ettim.
Bir köpeği var adı Kahve, Kitap okumayı sever, ve bir sürü bilgi vardı. Oflayarak dosyayı kenara bıraktım. Canım sıkılmıştı.
" Eflal" dedim. " Hm" oturuşumu dikleştirdim. " Canım sıkıldı" dedim.
" Demir Ayhan'ın dosyasını aldın mı" 'almaz olaydım ' dedim içimden onaylayan bir mırıltı çıkardım. " İyi ona çalış 4 günün var" oflayarak " eve gittiğimde çalışırım " dedim. " Bekle o zaman biraz sonra çıkalım" kafamı salladım. Elime dosyayı aldım. Kaldığım yerden devam ettim.
Burada öğrenilecek çok şey vardı. Ben dosyayı çalışmaya dalmışken bir elin omzuma dokunmasıyla irkildim. Eflal kolundaki saati bana göstererek " 2 saattir sana sesleniyorum hadi bir şeyler yemeye gidelim bugün galiba emniyette kalacağım" kafamı sallayarak ayağa kalktım. Beraber en yakın çiğköfteciye gittik. Yemek geldiğinde ben direk gömülmüşken Eflalse hala telefonla bir şeyler uğraşıyordu.
Ağzım dolu şekilde " bırok to yemogino yo" kıkırdayarak elinden telefonu bıraktı. Çiğköftesinden bir ısırık alarak " e heyecanlı mısın görev için" ağzımdaki çiğköftesini parçasını soluk boruma yolladım. " hıı ne demezsin çok heyecanlıyım " dedim.
Çiğköftelerimizi yedikten sonra Eflal'i emniyete bırakıp eve geçtim. Üstüme rahat bir şeyler giyip buzdolabından bir şişe içki alıp açacakla açıp koltuğa uzandım. İçkimden bir yudum aldım. Dosya 78 sayfaydı. Evde yalnız olduğum için çok sessizdi. Dosyayı açıp kaldığım yerden devam ettim. Okudukça uykum geliyordu. Onun hakkında çok fazla bilgi vardı. Telefonumun çalmasıyla dosyayı kenara bıraktım. Arayan Esin'di. Telefonu kulağıma dayadım. Harbi saat gecenin 12 sinde Esinin dışarda ne arıyordu ki.
"Alo şey merhaba ben Uraz" kaşlarımı çattım ' noluyor lan ' dedim içimden
"Alo siz kimsiniz ve Esinin telefonu sizde ne arıyor " dedim. Esin çok masum ve saftı ona bir şey olmasından korkuyordum.
" Esin hanım bugün hastaneye içmiş şekilde orda da bana sardı bu arada doktorum süreki hastayım diyerek bağırıyordu bende onu dışarıya çıkardım" dediğinde güldüm. Koltuktan kalkarak " hangi hastane " dedim.
" Hastanede değiliz siz sahil kenarına gelin ha birde hızlı olur musunuz sürekli ağlıyor " gülerek " tamam siz yanından ayrılmayın" deyip telefonu kapattım. Deli kızdı.
15 dakikaya sahile vardığımda hemen kenarda denize kusan Esin ve onun saçlarını tutan adamı gördüm koşarak yanlarına vardığımda Esin ayak seslerini fark edip bana dönünce bir çığlık koparıp ağlayarak bana sarıldı.
" Nehir bu doktora diyorum hastayım diye o da bana inanmıyor " deyip daha da sokuldu:
Doktor kafasını kaşıyarak " kan tahlili yaptım muayene bile ettim hiçbir şeyi yoktu. kafamı salladım. Esine dönerek " Esincim ama hiç bir şeyin yokmuş ki niye hasta hissediyorsun " dediğimde boğuk sesiyle " bu doktora hastayım ben o ise beni kan tahlili yapıyor " doktor ağzını kapatarak " ne " diyebildi. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
" Esin sen sen" ah gülmemi tutamıyordum " bu doktora aşık mı oldun " diyebildim sonunda kafasını salladı. Ciddi bir şekilde kafasını kaldırıp " Nehir ben bu doktorun çalıştığı hastaneyi bulmak ne kadar zordu biliyor musun ama o " deyip doktora saldıracağa sırada onu tuttum.
" Esin şimdi sakin ol o doktor seni yanlış anlamış sadece tamam mı biz şimdi seninle eve gidelim mi hem evde en sevdiğin kurabiyeyi de yaparım" dediğimde elinin tersiyle gözlerini silip
" Gerçekten mi hadi o zaman gidelim " deyip tam benle gelecekken doktora dönüp " bu iş burada bitmedi doktor " deyip elimi tuttu. Esini arabaya bindirip doktora el sallayıp bende bindim.
Eve vardığımızda Esin çoktan uyumuştu. Gülümsedim. Yavaşça onu kolunu hareket ettirdiğimde hemen uyandı. Elini tutarak yukarıya çıktığımızda üstünü bile değiştirmeden uyumuştu. Benimde uykum gelmişti. Ortalığı yarım yamalak toplayıp bende uyudum.
Bağırma sesleri geliyordu. Bomboş bir odadaydım. Her yer bembeyazdı. Bir anda yine o bağırma sesleri geldi. Gittikçe sanki yaklaşıyordu. Arkama önüme sağıma soluma her yer bembeyazdı ama hala sesler kulağımda bağırılıyormuşçasına çoktu. Ağzımı açamıyordum. Sanki biri dikmişti. Ve yine o çocuğu gördüm. Bana gülüyordu. Ama bir yandan ise ağlıyordu. O sanki bana yaklaşıyordu. Ona adım atmak istedim ama her yerim zincirliydi. Çocuk yanıma varınca gülümseyip saçlarımı okşadı. Dizlerimin üstüne çökmüştüm.
Kulağıma eğilerek tam bir şey söyleyeceği anda uyandım. Soğuk bir şekilde terlemiştim. Yine aynı rüya ve aynı yerde uyanmıştım. Derin nefes alıp yataktan çıktım. Mutfağa girdiğimde buzlu dolabından aldığım suyu kafama diktim beynim donmuştu. Suyu yerine koyup. Odama gidip uyudum daha doğrusu uyumaya çalıştım
EE KİTAP NASILDII UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR
BAYBAYYY♡

