"Af buyur!?" Arenin söylediği şeyle herkesin gözü bize dönmüştü. Ama bize sarılan kadın hala bizi sıkı sıkı sardığı için bön bön bakıp önlerine döndüler. Lakin yan taraftan gelen gürültüyle bu sefer hepimiz oraya döndük. Bir adam burnundan soluyarak demin konuşan adamı yakasına yapıştı. Bu hareketiyle bize sarılan hanım abla bizden ayrıldı.
"Ne diyorsun lan sen? Kız daha 17 yaşında. Senin kızının namussuzluğunu o üstlenemez!" Ha bide berdel benim üstümdenmiymiş la?
"Yok ebesinin nikahı! Ben daha sizin kim olduğunuzu bilmiyorum kardeşim. Ne berdeli lan!"
"Ben onu bunu anlamam! Konakta başka kızınız yok,onun üstünden olacak berdel." Ya sabır amk ya sabır! Ben adama ne diyorum o ne diyor.
"Abicim senin anlama kıtlığın var galiba. Ulan biz daha ailemizin olduğunu bile bilmiyorduk! Malmısın sen ya!" Arenin konuşmasıyla herkes adama bak aldın cevabını bas git bakışlarını attı. Tabi kıt abimiz ne kadar anladı orası aşikar...
★
"Kusura bakmayın çocuklar. Sizi böyle karşılamayı hiç istemezdik." sorun değil gibisinden kafamı salladım az önce tanıştığımız dede beye. Aren cevap vermedi. Adamı güç bela kızıyla birlikte konaktan göndermiştik. Kız,bizim daha tanışamadığımız kuzenlerden birine takıntılıymış. Ama yani nasıl bur takıntı! En sonunda bakmış bizimki kıza bakmıyor,babası zorunlu kalıp onu versin diye ben hamileyim,çocuğumun babası aral deyince adamda kapıya dayanmış. Tabi test sonucu negatif çıkınca adam mahçup olmuş,benden bin kere özür dilemişti. ben ne alakaysam...
"O zaman tanışalım bakalım." Biz yine aynı anda kafamızı salladık.
"Ben aslan,karım çiğdem. Sizin ebeveyniniz oluyoruz çocuklar." Tamam,güzel. Bu sefer sözü çiğdem hanım aldı
"Bunlar abileriniz ve kardeşiniz. En büyükleri karun ve sırasıyla tuna,yağız tumay ve sencer. Kardeşiniz aras." Ben şoka girerken aren kulağıma eğildi.
"Bence bizi şaka olsun diye atmışlar yetimhane köşelerine. Bunun başka bi amacı olamaz."
"Artı totosunu devirmiş sekiz."
"Ne fısıldaşıyorsunuz siz öyle?" Karun dedikleri adamdan gelen soruyla kafamı kaldırdım.
"Aren diyorduki,bu kadar çocuk yapmışlar hepsinede gül gibi bakmışlar. Ama bizi bi köşeye fırlatmışlar." Aren kulağıma eğildi ve fısıldayarak
"Ben ne zaman dedim onu? Ben sadece şaka niyetine atmışlar dedim!"
"Sus lan,aynı yere çıkıyor hepsi!" Geri önüme döndüğümde salondaki herkes-3 yaşındaki çocuk bile-bize bakıyordu.
"Öylemi söyledin oğlum." Dedi dolu gözlerle çiğdem hanım. Aren boş boş baktı. Baş parmağıyla kendisini gösterip
"Benmi?" Dedi. Yok,ben! Çocuktaki rahatlığa bak.
"Neyse çiğdem hanım,boşverin siz bu zibidiyi. Nerde kalmıştık?" Tam karşımda oturan ve aslan beyden bir kaç yaş büyük görünen adam elini kaldırdı.
"Bende kalmıştık." Dediğinde bütün gözler ona döndü. Yerinde dikleşti.
"Ben en büyük amcanız Sıraç ve eşim Yasmin,çocuklarımız Arın,Araf,Arkın,Aral ve Ayaz." Hepsinde tek tek bakışlarımı gezdirdim. Hepsi esmerdi ve sıraç senen şahsiyete çok benziyordu. Kafamı selam verircesine salladım. Hepside selamımı aldı. Keşke bio abiler bunlar olsaydı...
Daha sonra yan taraftaki kumral adam sözü devraldı.
"Bende ortanca amcan sencer,eşim aynil. Bunlarda bizim sıpalar. Bars,alaz,kuray,sıraç ve kuzey." Kafamı tekrar salladım. artık kendimi otobüslerin önündeki otobüs sallandıkça kafasanı sallayan köpek gibi hissediyorum.
Gözlerimi salonda kendini tanıtacak başka biri varmı şeklinde gezdirdim. Başka kimse yoktu sanırım. Tam o an bişey kafama dank etti. Amcalar kendini tanıtırken sıraç amca en büyük,sencer amca ise kendini ortanca olarak tanıtmıştı. En küçük amca ve ailesi ortalıkta yoktu.
"Şey,en küçük amca nerde?" Aren içimden geçenleri okumuş gibi sormuştu bu soruyu. Ama bu soruyla dede beyin gür kaşları çatılmış,babanne hanımsa yüzünü buruşturup bize tiksintiyle bakmıştı. Dede ne kadar eğelenceliyse,babanne bir o kadar sert ve gıcıktı. köpeğine hoşt dedik sanki... aslan bey sonunda olaya el attı
"Bir süredir konuşmuyoruz oğlum." Oğlum kelimesiyle arenin gözlerinde bir kaç saniyelik yıldızlar oluştu. Ne yalan söyliyim ben bile mutlu oldum lan!
"Anladım." Dememle kuzeyin-kendisi 3 yaşındaki bebe- bize döndü.
"Sizin gözleriniz neden öyle arin abla?" Aha malum soru.
"Bizim göz genlerimizde problem var ablacım. O yüzden öyleler." Biten cümlemle aren hayvan gibi esnedi. Anında ona döndüm.
"Yuh! Dağdan inmiş camış." Aren bana aynen der gibi bakarken yan tarafımda oturan yağız güldü.
"İsterseniz siz odalarınıza çıkın çocuklar. Yorulmuşsunuz belliki. Ayşe abla göstersin size odalarınızı. Akşam yemeğinde görüşürüz." Kafamızı sallayıp evin görevlisi ayşe ablanın peşinden çıktık. İki kat merdivenden çıkınca ayşe abla bir kapının önünde durdu.
"Arin kızım,burası senin odan. Karşı oda karunun yan tarafındaki odalarda tumay ve yağızın." Oh,mükemmel vallaha! Kafamı salamamla gülümsedi ve arenle koridorda yürüneye devam ettiler. Bense hemen odaya girdim. Odada normal bir odada olacak herşey vardı ama çok sıkıcıydı. Yarın hafta sonuydu,belki dışarıdan süslemek için birşeyler almaya gidebilirdim.
Bu düşünceyi aklıma not edip yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım...
Hepinize merhaba!
Öncelikle kitabıma yaptığınız yorumlardan ötürü sizlere çok teşekkür ederim. Ekrana ne zaman kitabınıza yorum yapıldı bildirimi düşse mutluluktan horonla karışık halay çekiyorum.
bu bölüm biraz-kesinlikle biraz-geç geldiği için kusura bakmayın. Biraz rahatsızdım ve yeni yazacak vaktim oldu.
desteklerinizi hiç bir zaman esirgememeniz dileğiyle...
HOŞÇAKALIN!
☆


