İçeriğe geç

AİDİYET - ADEN & DEVRİM

Bölüm 3 · 6 dk okuma

AİDİYET - ADEN & DEVRİM

Bölüm 3

2.0

Bölüme Başlamadan Emojiler Buraya; ⚜️ 🌸

❉ ⚜ ADEN ⚜ ❉

Ben bu yüzden Ekin'le evlendirilirim diye düşünüyordum.

Genelde anlaşma sırasında kız veren aile, dünüründen kız da almak isterdi. Bu sayede hem akrabalık bağı güçlenir, hem de kızların aile içindeki güvenliği sağlanırdı.

Genelde evlilikler anlaşmalı olduğu için sevgi bağı ilk etapta oluşmazdı. Ailenin erkeklerinin yeni geline karşı psikolojik ya da fiziksel şiddeti söz konusu olmasın diye, en değerlileri takas edilirdi. Yani kız kardeşleri...

Buna Kılıç ve Soypak ailelerinden örnek verebilirim. Kılıç ailesi, Aybüke Soypak'a karşılık Alex Soypak'a kız vermek için anlaşma yapmıştı. Alex'in nişanlısı henüz reşit olmadığı için bu anlaşma daha ailelere açıklanmamıştı.

Ben de Fırat'ın nişanlısı Serra'dan duymuştum.

Yakında yengem olacak Serra Kılıç, benden 2 yaş ufaktı.

Kahvaltıdan sonra annemle birlikte derneğe gelmiştik.

Kara para aklama işi Soypak ailesindeydi, bu nedenle dernekleri Devrim Soypak'ın annesi Adelina Hanım yönetiyordu.

Muhtemelen Devrim evlendikten sonra bu görev eşine geçecekti.

Devrim Soypak, 29 yaşında olmasının yanı sıra ailelerimizin bulunduğu konseyin de sefiriydi. Yaşı bir hayli ilerlediği halde hâlâ evlenmemişti.

Aslında nedenini tahmin ediyordum ama ihtimal vermek istemiyordum.

Derin bir nefes alıp verdim ve masadaki yerime oturdum.

𓆸 𖧧 DEVRİM 𖧧 𓆸

Sabah hazırlandıktan sonra iş için masa başına geçmiştim. Kahvaltıya inmeden önce yapmam gerekenler vardı.

O sırada güvenlikten sorumlu kardeşim Maxim içeriye girdi.

"Müjdemi isterim, abi."

Kafamı önümdeki dosyalardan kaldırıp Maxim'e baktım.

"Yengem gelmiş."

İçimde çiçekler yeşerdi ve güçlü bir patlamayla bana baharları getirdi.

Cennet bahçem sonunda gelmişti.

Hamza Bey, kızını kaçırmanın bir anlamı olmadığını görmüş olmalıydı.

"Yanına koruma verelim mi?"

"Özkan ailesinin korumalarından birkaçı bizim için çalışmıyor muydu?"

Kafasını olumlu olarak salladı.

"Mutlaka o adamların Aden'i takip etmesini sağla, ekstradan peşine kimseyi takma."

"Tamam, abi."

Ayağa kalktım ve kapıya ilerledim.

"Hadi kahvaltıya inelim."

Herkes kahvaltı masasına oturmak için hazırdı. Bakışlarımı Soypak ailesinin üzerinde gezdirdim.

En kalabalık aile bize aitti, çünkü annemle babam nefes almadan çocuk yapmışlardı.

Annem Adelina, 6 erkek ve 2 kız çocuk doğurmuştu.

7 kardeşim vardı, en büyükleri bendim.

Benden sonra Cenk, ardından ikizler Aybars ve Aybüke, sırasıyla Maxim, Tomris, Alex ve en küçüğümüz Narin geliyordu.

Narin henüz 17 yaşında bir lise öğrencisiydi.

Cenk ve Tomris bekardı, Alex ise nişanlı sayılırdı.

Diğerleri ise babamın yaptığı anlaşmalar neticesinde evlenmişti.

Genelde yapılan evlilik anlaşmaları; çiftlerden en küçüğü 18 yaşındayken ailelere açıklanır, 22 yaşındayken de çiftlerin düğünü yapılır ve iki aile birbirine bağlanırdı.

Masada bana ait olan koltuğa geçtiğimde, Soypak ailesindeki herkes yerine yerleşti ve kahvaltıya başladık.

Annem söze girerek, "Sabaha karşı Aden gelmiş." dedi.

"Yapmamızı istediğin bir şey var mı, oğlum?"

Kafamı olumsuz olarak salladım.

Narin merakla, "Yengem aileye katılınca hangi alandan sorumlu olacak?" diye sordu.

Kız kardeşim anneme dernek konusunda evlenene kadar yardımcı olacaktı. Bir de kozmetik sektöründe kara para aklamayla ilgili işleri yürütüyordu.

Tehlikeli olduğu için ilk başta bunu yapmasını istememiştim ama açık konuşmak gerekirse, Narin bu konuda iyi iş çıkarıyordu.

Özellikle Kıbrıs'ta anlaştığımız kumarhanelerin paralarını, yeni nesil ünlülerle çalışarak kısa sürede başarılı şekilde aklamıştı.

Yine de Narin'in yaşı ufaktı, riskli bir iş olduğu için onun çok az para aklamasına izin veriyordum.

Narin dernek hariç, aylık 5 ya da 6 milyon dolar gibi bir parayı tek başına aklıyordu. Tabii kârını da alıyordu.

"Kendi işini yapacak, bu konuda onu bir şeylere zorlamayacağım."

Aybars lafa girerek, "Abi biliyorsun, benim hatun dünden beri babasında. Bu sabah konuştuğumuzda bir şeyler söyledi." dedi.

Kaşımı havaya kaldırarak Aybars'ın yüzüne baktım. Karısı kaçakçılık işleriyle ilgilenen Yavuz ailesinin en büyük kızıydı. Bir de ondan küçük 17'sinde kız kardeşi vardı.

Toplam dört kardeşlerdi ve en büyük abisi, okul arkadaşım Seyhan Özkan'la evlenmişti.

Aden'in en büyük ablası Seyhan ve kocasının sıkı çalışması olmasa, Yavuz ailesinin işleri şimdiye batmıştı.

"Bartu Yavuz için Hamza Özkan'a anlaşma teklif etmişler."

Kaşlarım anında çatıldı.

"Hamza Bey, biricik kızını o pezevenke vermez." dedim.

Bana bile vermemişti!

Aybars kafasıyla beni onayladı. "Kabul etmemiş."

Neden acaba? Alla alla, çok ilginç!

Sinirden şakaklarımı kaşıdım ve aklımdaki alaycı sesi bastırmaya çalıştım.

Narin cıvıl cıvıl konuşarak, "Nil ablayı geçen alışverişte gördüm. Bana laf arasında, yengemin işaretlediği tabloların popüler olduğunu ve ciddi fiyatlara satıldığını söyledi." dedi.

Nil, Aden'in diğer ablasıydı ve Timur ailesinin en büyük oğluyla evliydi.

"Yengemin nasıl sanatla iç içe olduğunu biliyoruz. Belki sanat galerisinin başına geçmek isteyebilir."

Annem ağzına götürdüğü çatalı indirdi ve ciddi bir ifadeyle bana döndü.

"Aybüke evlenmeden önce oradan ciddi bir gelirimiz vardı. Şimdi ben sadece fiyatı ve alıcıları önceden belirlenmiş tabloları aklayabiliyorum." dedi.

"Bunu da fazla yapamıyorum çünkü normal düzeyde satışlarla ilgilenecek kimse yok, en ufak incelemede doğruca yetkililerin radarına takılırız."

Kafamı olumlu olarak salladım.

"Eğer Aden isterse sanat galerisiyle ilgilenebilir."

"Sadece sevdiği ve ilgisini çeken şeyleri yapmasını istiyorum. Çalışmak istemezse de sorun değil."

Cenk, "Kulübün teknisyenlerinden bazılarını çağırıp stüdyoyu kontrol ettireyim mi?" diye sordu.

Aden'in rahat çalışması için ek binaya yaptırdığım stüdyo yıllardır öylece duruyordu.

"Evet, eskiyen ekipmanlar varsa en yenileriyle değiştirsinler."

"Tamam abi."

Annem hevesle oturduğu sandalyede doğruldu.

"Narin ben hazırlanmaya çıkıyorum, dernekteki toplantıyı unutma." dedi.

"Toplantıdan sonra ablamlara gider miyiz? Yeğenimi çok özledim."

Annem kafasını küçük kardeşim Narin'e olumlu olarak salladı.

Aybars'ın ikizi Aybüke'nin üç yaşında bir kızı vardı. Gerçekten çok sevimliydi ve beni gördüğünde korkmayan tek çocuktu.

Yerimden kalktım ve Alex'e döndüm.

"Kahvaltını bitirince çalışma odama gel."

Odama çıktıktan kısa bir süre sonra Alex yanıma geldi. Sondan ikincimizdi ve henüz 20 yaşında bir delikanlıydı.

"Her şey yolunda mı?" diye sordum.

"Evet, finansal olarak bir sorunumuz yok."

"Dün yeminli mali müşavirlerle toplantım vardı. Tekrar tekrar mali tabloları incelettim, şirketlerde kimsenin bir şey bulamayacağından emin oldum."

Alex genç olduğu halde çalışkandı.

"Peki... Nişanlın hakkında ne düşünüyorsun?"

Babam ölmeden önce, Alex ve Kılıç ailesinin en küçük kızı arasında bir anlaşma yapmıştı. Kız henüz 17 yaşındaydı ve yakında reşit olacaktı.

Alex yutkundu, sonra da kararlı bakışlarını bana çevirdi.

"Serra Kılıç'ın ve nişanlısı Fırat Özkan'ın gözetiminde iki kez buluştuk."

"Bence artık anlaşmayı açıklayabiliriz." dedi.

"Yine de iyice düşünmeni istiyorum, Alex."

"Evlilik çocuk oyuncağı değil ve sevmediğin ya da etkilenmediğin biriyle mutlu bir hayat yaşayamazsın."

Alex, "Nişan resmiyet kazandıktan sonra Fırat ve Serra gibi sık sık buluşup, aramızdaki samimiyeti ilerletiriz diye düşünüyorum." dedi.

"Bana uygunsuz bir durumla gelmediğin sürece sorun yok. Buluşmanıza karışmam."

"Unutma o nasıl seni bekliyorsa, doğru olan senin de onu beklemendir." dedim.

Alex utangaç bir tavırla kafasını önüne eğdi.

"Bunda biraz zorlanıyorum, abi." dedi.

"Çevremde bir sürü güzel kız varken ve üstelik hepsi bana ilgi gösteriyorken, bu ilgiye kapılmamaya çalışmak gerçekten çok zor."

"Kanın hızlı akıyor seni anlıyorum ama yine de geleceği düşünmelisin."

Alex kaçırdığı bakışlarıyla, "Sen bunca yıldır buna nasıl dayanıyorsun?" diye sordu.

Derin bir nefes alıp verdim.

"Kendini abim 5 yıldır bekliyor, ben nasıl bekleyemem diye motive edebilirsin."

Alex gülümsedi.

"Yengem... sonunda buraya gelecek mi?"

"Öyle umuyorum."

"Gelmek isterse..." İstemesini tüm kalbimle diliyordum.

Alex çalışma odamdan çıktıktan sonra kendimi işlere verdim ve birkaç saat aralıksız çalıştım.

Telefonumun sesiyle dikkatim dağıldı.

"Efendim anne?"

"Oğlum..." Sesi panik doluydu.

"Bir şey mi oldu?"

"Şey... şimdi ben dernekteyim."

Kahvaltıda söylemişti.

"Aziz Timur'un annesi erken gelmiş, onunla lafladık."

"Evet?"

"Hamza anlaşmayı olumlu görüyormuş. Birkaç gündür detayları konuşuyorlarmış."

Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi irkildim.

Hamza Bey'in tüm çocuklarının anlaşmaları duyurulmuştu.

Yalnızca Aden vardı.

Şimdi Devrim ne yapacak?

Gülizar Özkan ve Adelina Soypak arasındaki çocuk doğurma yarışması?

Aileler arasındaki anlaşmalı evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Devrim'in 5 yıldır Aden'i beklemesi ve Aden'in hiçbir şeyden haberinin olmaması?

Aden, sonunda Soypak Malikanesine gelin olarak gelecek mi?

Bölüm sonu

1 yorum

  • Hem düşman aileleri olup ,hem de birbirleri ile evlilik alışveriş nasıl yapıyorlar hayret😲 ve iyice heyecanlanma ya başaldım,⚜️⚜️🌸🌸

    1Yanıt