Merhaba benimle tanışmak isteyenler varsa yarın akşam 8.30'da Instagram'da canlı yayın açacağım oraya beklerim. Hesap: @ilkesandikli
Yıldıza basmayı unutmayalımdır.
Genç kız aniden çatılan kaşlarıyla adama doğru uzanmış ve içine düştüğü karamsarlığa engel olmak istercesine telaşla söze girmişti.
" Hayır. Hayır yok öyle bir şey. "
Serhan nefes nefese kızın yüzüne bakarken Ecem sevgilisinin ellerini tuttu ve ona doğru bir adım atarak aralarındaki kısa mesafeyi kapattı.
" Yok öyle bir şey. " diye tekrarladı.
" Tamam gitmem Nok'a. "
Serhan bu defa kaşlarını çatmıştı.
" Ben böyle bir şey istemiyorum senden. "
" Gitmemi de istemiyorsun işte Serhan. " dedi Ecem bu kez.
" Ben beni bu kadar dışarıda bırakmanı istemiyorum. Hocanın seni oraya davet etmesine de sinirliyim yalan değil ama dersine engel da olacak değilim. "
Genç kız başını salladı hafifçe.
" Vardır bir açıklaması. " diye fısıldarken içten içe gerildiği de bir gerçekti.
Serhan gözlerini devirerek ellerini de kızın avuçları arasından yavaşça çekti.
" Umarım. Ama şu halin işleri daha iyi yapmıyor bilesin. Niyeti başkaysa da ekmeğine yağ sürmek bu resmen! "
Ecem'in kaşları yeniden çatılırken bu defa daha güçlü bir sesle yanıtladı sevgilisini.
" Ne niyeti olacak Serhan? Kötü düşünmeyi bırakalım artık. "
Adam bunun üzerine sessiz kaldığında genç kız tereddütle sordu.
" Partiye benimle gelir misin? "
" Heh zorla kendimi partiye davet ettirmediğim kalmıştı bir. " diye homurdandı Serhan yeniden kıza bakarken.
" Öyle değil ya. "
" Nasıl? Bana haber bile vermediğin partiye bir anda gelmemi istemenden ne anlam çıkartmalıyım? Sadece dışarıdan bize baksan bile görürsün bunun zoraki olduğunu. Bir sana bak bir bana. Üstümde siyah tişörtle kot pantolon var Ecem ."
Genç kız ne diyeceğini bilemeyerek adamın üstünde dolaştırdı bakışlarını.
" Kızma artık lütfen. " dedi sonra, hüzünlü çıkıyordu sesi.
Serhan gürültüyle soluduğunda ekledi Ecem.
" Özür dilerim. Seni üzmek istemedim. "
Adam bir süre sessizce sevgilisine baktıktan sonra başıyla arabayı işaret etmişti.
" Hadi geç kalacaksın dersine. "
" Gelmeyecek misin yani? "
" Hadi Ecem ." dedi ve arabanın kapısını açtı kıza.
Ecem birkaç saniye daha sevgilisinden yanıt beklese de alamayınca el mahkum binmişti arabaya. Tam o esnada bir çığlık koptu mahallede. Hem Serhan hem de Ecem şaşkına dönerek bakakaldı arkaya. Ardından bir kadın bağırması işitildi. Öfkeli çıkıyordu sesi. Serhan sokağın başına doğru hamle yaptığı esnada Ecem de arabadan çıkmış ve peşine takılmıştı. Tam o esnada yolun karşısından birbiri ile hararetli şekilde konuşarak gelen iki genci durdurdu Serhan.
" Gençler! Ne oluyor arka tarafta bilginiz var mı? "
Delikanlılardan biri Ecem'e baktı önce ve sonra kem küm etti.
" Şey abi... şimdi nasıl desem. " derken diğeri başını eğmişti.
Konuşmaktan bir nedenle çekinen çocuk Serhan'a kaş göz yaptı sonra.
" Abi gel şöyle de söyleyeyim sana. "
Serhan anlamadı ne döndüğünü fakat Ecem bir şeylerden işkillenip rahatsız olmuştu. Bir adım öne çıkarken sordu.
" Ne oldu Furkan? "
Adı Furkan olan genç alt dudağını yaladı sertçe.
" Abla şimdi senin yanında da nasıl denir bilemedim. "
" Söyle. " derken kaşları derince çatılmıştı Ecem'in.
" Abla üzülürsün. "
Serhan sert bir nefes çekti içine.
" Ne oluyor anasını satayım? " dedi en sonunda.
Ecem ise başka bir şeyin paniğindeydi.
" Çiçek, Çiçek'e mi bir şey oldu? "
" Yok yok abla. Şey Hakan abi... " dediğinde çekinerek baktı Ecem'e çocuk.
Ecem'in bu defa kaşları havalandı. Serhan ise gergince boynunu kütletmişti.
" Ne yapmış yine? " diye sordu adam sabırsızca.
" Yeni gelen kızın camından çıkarken görmüşler. Kızın annesi de öğrendi, Necla Teyzeyle birbirlerine girdiler. "
Ecem'in şaşkınlığı daha da artarken Serhan öfkeyle homurdandı.
" Ecem niye üzülsün buna? "
" Sözlüydüler ya sonuçta. "
Genç kız duyduklarını kafasında evirip çevirirken Serhan derin bir nefesi sesli ve ağır bir biçimde bıraktı dudaklarının arasından.
" Bak kardeşim. İyi nazik bir delikanlısın sen ben anladım. Ama Ecem ablan söz atalı çok oldu bu bir. " derken elini çocuğun omzuna yerleştirmişti.
" İkincisi de bir daha Ecem'i o ırz düşmanıyla aynı cümle içinde geçirmeyin. He ille de çok dedikodu yapasınız varsa bunu yaparsınız. " deyip çocuğu bıraktı ve arkasını dönüp genç kızın elini sıkıca kavradıktan sonra arabaya yönlendirdi.
" Hadi Ecem. "
Ecem şaşkınlıkla Serhan'ın peşinden koşarken gençler ise artlarından bakakalmıştı. Serhan, kızı koltuğa oturttuktan sonra kapısını kapatmış ve hızlı adımlarla kendi kapısına yönelmişti. Çok değil birkaç saniye sonra arabayı park halinden çıkarttı ve yola koyuldular. Ecem olan bitenin şaşkınlığını üstünden hala atamamışken Serhan sinirle sordu.
" Neden sessizsin? "
Ecem kirpiklerini kırpıştırarak baktı yanında oturan adama.
" Şaşkınım sadece. " dedi genç kız dürüstçe.
" Neden? Elfin'le birlikte olduğu için mi? Yapmaz gibi mi geliyordu sana? "
" Bana kızıyor musun şu an sen ben mi yanlış anlıyorum? " dedi Ecem bu kez kaşlarını çatarak.
" Bir tuhaflaştın da nedenini anlamaya çalışıyorum. " dedi Serhan da aynı aksilikle.
" Tuhaflaştığım falan yok. Bize ne ayrıca, sevindim bile. Anlamış demek ki benden olmayacağını. Peşimi bırakır. "
" Aynen öyle. " dedi adam da tersçe.
Ecem bunun üzerine kollarını göğsünde kavuşturup başını camdan dışarıya çevirmişti. Aradan bir iki saniye ya geçti ya geçmedi ki ikisi de aynı anda ağzını açarak birbirine döndü.
" Sen bozuldun. "
" Serhan ."
Ecem işittiği cümleyle kaşlarını daha derin çatarken Serhan da dişlerini sıkmaya başlamıştı.
" Bozuldum Serhan. " dedi kız kollarını çözerek.
Adam kısa bir an afalladı. Beklemiyordu böyle bir kabulü. Ardından ise devam etti Ecem öfkeyle konuşmaya.
" O kadar kendime özendim ettim tek bir güzel söz duymadım ağzından. Dünden beri yaptığımız tek şey kavga etmek. Ve sen gelmiş Hakan'la Elfin'i duyunca bozuldun diyorsun. Evet bozuldum. Ama durumumuza. "
Adam sert bir soluk çekti içine.
" Tamam. " dedi pes edercesine.
" Tamam, birkaç tatsız şey yaşandı bitti tamam mı? Seni şimdi dersine götüreceğim ve sonra da birlikte partiye katılacağız. "
Ecem'in kaşları havalandı ansızın.
" Gelecek misin? "
Serhan başını sallarken arabanın hızını artırmıştı.
" Gerçekten gelmemi istiyorsan geleceğim. "
" İstiyorum. "
" Tamam o halde. "
Yol boyu başka bir konuşma geçmedi aralarında. Ecem sessizce ama içten içe mutlulukla yolu seyrederken Serhan da derin düşüncelere dalmıştı. Hakan'ın yeni kızla takılıyor olmasına sevinmişti ne yalan söylesin. Ecem'den elini eteğini çekeceğini düşündürtmüştü bu durum ona. Ama yine de onun sağı solu belli olmazdı. yol düşündüklerinden uzun sürmüş ve Ecem on dakika kadar gecikmişti. Bu nedenle sevgilisinin yanağını öper öpmez arabadan indi ve adeta koşarak mekanın kapısından içeriye girdi. Gözleri etrafta dolaşırken hem hocasına bakınıyor hem de ilk defa gördüğü mekanın içini inceliyordu. Bunu yaparken adımları istemsizce yavaşlamıştı. Burası gerçekten çok güzeldi. Birkaç saniye daha hayranlıkla içeriye bakınırken bakışları boğaz manzarasına çarptı ve dudakları hafifçe aralandı. Böyle yerleri Tülay Hanım'ın izlediği dizilerde görürdü hep. Ve şu anda o yerlerden birindeydi. Kirpiklerini kırpıştırarak denizi boydan boya seyrederken yanında biten delikanlının sesiyle irkilerek kendine geldi.
" Rezervasyonunuz var mıydı efendim? "
" Şey, Ulaş... " diye gevelemesine kalmadan delikanlı arkadan işaret eden adamı görmüş ve genç kızı yönlendirmişti.
" Şöyle alayım sizi buyurun lütfen. "
Ecem, çocuğun arkasına takılmasıyla manzaranın hemen önünde oturan hocasını fark etmiş ve aniden bedenini ele geçiren mahcubiyetle adama doğru adımlarını hızlandırmıştı. Saniyeler içerisinde masaya vardığında derin bir nefesi içine çekerek durdu. Ulaş Bey sandalyesinden kalkıp Ecem'e elini uzatırken şaşkın bakışları kızın yüzündeydi.
" Hoş geldin. "
" Hoş buldum hocam çok beklettim mi? " diyerek elini sıktı genç kız, adamın.
" Sorun değil trafik kötüydü. "
Ecem başını sallayarak adamın karşısındaki sandalyeye oturduğunda bakışları gayriihtiyari bir şekilde manzaraya kaymıştı. Ulaş Bey de kendi sandalyesine otururken konuştu.
" Çok hoş olmuşsun. "
Ecem aniden ısınan yanaklarını gizleme ihtiyacıyla başını hafifçe öne eğerken öksürdü.
" Şey buradan sonra partiye davetliyim de. "
Ulaş Bey başını salladı.
" Aç mısın? Buranın yemekleri enfestir. "
" Yok hocam sağ olun. Kahve yeterli. " derken yeniden adama baktı Ecem.
Zaten böyle bir yerin kahvesi bile kim bilir ne kadar tutardı? Hoş, adamın burada kendisine hesap ödeteceğini hiç sanmıyordu. Çoğu zaman hesabı Ecem'e ödetmemeye çalışırdı fakat ara sıra da incitmemek için onun ödemesine izin verirdi. Zannediyordu ki burası ödeme sırasının kendisinde olmadığı bir yerdi. Yine de bu durumu suistimal edecek hali yoktu Ecem'in. Bunun üzerine adam da garsona işaret etmiş ve ardından iki cold brew siparişi vermişlerdi. Ecem de hemen ardından kitaplarını çıkarttı ve vakit kaybetmeden derse koyuldular. Kırk dakika kadar sonra bu konuyu da bitirdiklerinde genç kız eşyalarını çantasına geri koymuştu.
" Bence artık hazırsın." dedi Ulaş Bey gülümseyerek.
Ecem aniden kaldırdı başını.
" Gerçekten mi? "
Adam hafifçe baş salladı.
" Bundan sonraki derslerde karma testlerinden çözemediğin sorulara bakarız. "
" Tamam. Çok sağ olun hocam gerçekten bu iyiliğinizi nasıl öderim bilmiyorum. "
" Dersi geçmen yeterli. " diyerek bir kez daha gülümsedi Ulaş Bey.
Ecem de minik bir tebessümle karşılık verdi.
" Sizin aceleniz vardı değil mi? Kalkalım mı? " diye sordu ardından.
" Kahveni bitir kalkarız. Sen nasıl geçeceksin partiye? Taksi çağıralım mı? "
Ecem daha ağzını açamadan hemen yan tarafından tok ve tasasız bir ses yükseldi.
" Ben götüreceğim. Teşekkürler, Serhan. " diyerek elini uzatan sevgilisine şaşkınlıkla baktı genç kız.
Adam üstünü değiştirmişti ve oldukça şık görünüyordu. Ulaş Bey kendisine uzanan eli nazikçe sıkarken başını salladı.
" Memnun oldum Ulaş. "
" Ben de memnun oldum. Dersiniz bitti sanırım? "
" Bitti. " dedi Ecem oturduğu yerden kalkarken.
" Hadi o zaman güzelim geç kalmayalım. "
Ecem hızla başını sallarken çantalarını eline almıştı.
" Hocam çok teşekkürler. "
Ulaş Bey de ayağa kalkarken gülümseyerek karşılık verdi yeniden.
" Ne demek? Asıl ben teşekkür ederim buraya kadar geldin. "
Ecem tam ağzını açacakken araya girdi Serhan yeniden.
" Sahi mekan sizin falan değil, değil mi? "
Ulaş Bey kaşlarını hafifçe kaldırırken yanıtladı.
" Hayır ama baş aşçısı çok yakın arkadaşım olur. Bugün de kendisiyle buluşacaktım. Yemekleri çok güzeldir bir gün muhakkak gelip yemenizi öneririm. "
Ecem nefesini tutmuş iki adamın gerilim hattında nazik nazik seyreden muhabbetini dinlerken Serhan'ın tek kaşı havaya kalkmıştı.
" A öyle mi? Şanslıymışsınız. Muhakkak geleceğiz. " dedi ve uzanıp Ecem'in elini sıkıca kavradı.
Sonra minik bir baş selamı vererek genç kızı adamın masasından çekerek çıkarttı. Ecem de bu esnada hocasına aynı baş selamı ile veda etmiş ve uzun adımlarla Serhan'ın peşine takılmıştı.
" Üstündekiler yeni mi? " diye sordu ilgiyle, adamın ardından ilerlerken.
Serhan bunun üstüne durup kızın elindeki sırt çantasını aldı ve ilerlemeye devam ederken başını salladı.
" Evet, eve gidip değiştirecek zamanım yoktu malum. "
" Yakışmış. "
İkili mekandan çıkarken Ecem yavaşça yutkundu.
" Bak arkadaşının yanına gelmiş, sorun yok yani. "
Serhan bunun üzerine ağzının içinden homurdandı fakat ne dediğini genç kız anlayamadı.
" Ne dedin? "
" Yok bir şey hadi arabaya geç üşüyeceksin. "
" Soğuk değil ki. "
" Ama elbisen çok açık. "
Ecem burnundan bir nefes çekerken sıkıntıyla sordu.
" Kıyafetlerime karışacak biri misin? "
" Elin adamıyla baş başa kahve içerken giydiğin kıyafetlere karışasım var mazur gör. " diye yanıt verdi Serhan da.
Bu esnada iki sevgili arabanın yanına varmışlardı. Ecem kaşlarını çattı birden.
" Ya Serhan baş başa kahve içmeye mi geldim ben buraya? Ayrıca elbiseyi de onun için giymediğimi biliyorsun. "
Serhan birkaç saniye sevgilisinin sinirli yüzüne baktıktan sonra derin bir iç çekerek uzandı ve sağ şakağına dudaklarını bastırdı. Kıskanıyordu. Elinden bir şey gelmiyordu. Üstelik adamın yakından daha da yakışıklı olduğu görmek canını fazlasıyla sıkmış fakat belli etmemeye çabalamıştı. Yine de bu konuyu uzatıp onu bunaltmak ya da üzmek istemiyordu.
" Tamam kızma. Hadi partiye gecikmeyelim. "
Ecem de bunun üzerine yumuşamış ve açtığı kapıdan içeriye yerleşmişti. Serhan, genç kızın kapısını kapattı ve sonra arabanın önünden dolaşarak sürücü tarafına geçti. Kapıyı açıp kendi de yerleştikten saniyeler sonra arabayı çalıştırmıştı.
" Konum nedir? "
Ecem bir çırpıda telefonunu eline aldı ve Mert'in attığı konuma girdi.
***
Serhan bar kısmından iki adet alkolsüz kokteyl alırken Gökçe Ecem'i dirseğiyle dürttü.
" Kim bu adam hemen anlatıyorsun! "
Genç kız utanarak arkadaşına bakarken parmağını dudaklarına bastırmıştı.
" Şş sessiz ol. "
" Ecem alt tarafı birkaç aydır konuşmuyoruz sevgili yapmışsın. " diye tatlı tatlı sitem etti Gökçe.
" Nerede tanıştınız? "
" Komşuyuz. " dedi genç kız omuz silkerken.
" Yeni mi taşındı? "
" Hayır. Geri taşındı. Amerika'daydı."
" Wow demek prensimiz Amerika'lardan geldi. "
Ecem kocaman tebessüm ederken sevgilisine doğru baktı yeniden. Utanmıştı.
" Tamam şimdilik seni bırakıyorum ama yarın ilk iş tüm detaylarıyla anlatıyorsun. "
" Tamam geliyor konuyu kapatalım. " dedi genç kız telaşla arkadaşına dönerek.
Gökçe de bunun üstüne dudaklarını birbirine sıkıca bastırmıştı. Saniyeler içerisinde yanlarına varan Serhan elinde tuttuğu kadehlerden birini Ecem'e uzatırken genç kız merakla sordu.
" Ne bu? "
" Alkolsüz hafif ekşi bir kokteyl. "
Ecem başını sallayarak kadehi eline aldı ve dudaklarına yavaşça götürdü.
" Hımm güzelmiş. "
" Kuzu kulağı. " diye ekledi Serhan.
Ecem kokteylden bir yudum daha aldıktan hemen sonra sordu yeniden.
" Seninki de mi alkolsüz?"
" Evet, araç kullanacağım. "
Gökçe, ikilinin kokteyl üzerine konuşmasını bitirmesinden sonra kocaman gülümseyerek söze girdi.
" Tekrar hoş geldiniz bu arada. "
Serhan, genç kıza bakarken hafifçe tebessüm etti.
" Sana da tekrardan mutlu yıllar. "
" Teşekkür ederim. "
Tam o esnada yanlarına gelen Mert ve kız arkadaşıyla herkes onlara dönmüştü.
" Selam! Kusura bakmayın geciktik trafik feciydi. "
Gökçe sahte bir kızgınlıkla konuştu.
" Beşiktaş'tan şuraya ne trafiği? "
" Ada'yı aldım Bahçelievler'den."
Gökçe bu defa Ada'ya dönmüştü.
" Selam, hoş geldin. "
Ada samimi bir şekilde Gökçe'ye sarılırken Mert de Ecem'e sarılmış ve Serhan ile tokalaşmıştı.
" Çok iyi görünüyorsun. " dedi Ecem'in üstündeki elbiseye bakarken.
Genç kız da kocaman sırıttı.
" Teşekkür ederim. "
Hemen sonrasında Ada da Ecem ile tanıştı.
" Adını çok duydum ama tanışamamıştık bir türlü. " dedi genç kız Ecem'e sarılırken.
" Evet, biraz yoğun bir tempom var bir süredir. Kusura bakma lütfen. "
" Ne kusuru? Nihayet tanıştığımıza sevindim. "
Birkaç dakika içerisinde Gökçe'nin tiyatro kulübünden arkadaşları da yanlarına gelmiş ve gerçek bir parti havasına girilmişti. Gençler bir şeyler içip çalan müzik eşliğinde dans ederken Serhan kolunu, sevgilisinin beline sıkıca dolamış ve çenesini de omzuna yaslamış bir şekilde onları seyrediyordu. Sonra bir ara kızın kulağına doğru konuştu.
" Eğer sen de dans etmek istersen söyle. "
Ecem başını hafifçe iki yana salladı.
" İyiyim böyle. "
" Ben de iyiyim Güneş'im. " dedi adam sonra ve saçlarına bir öpücük kondurdu genç kızın.
Gece sorunsuz ve mümkün olduğunca keyifli bir şekilde sonlanmış ve herkes dağılmışken Ecem oldukça yorgun ama mutlu hissediyordu. Sevgilisiyle el ele arabaya ilerlerken esneyerek konuştu.
" Teşekkür ederim geldiğin için. Çok sıkılmadın değil mi? "
" Hiç sıkılmadım." derken Ecem'in elini kaldırıp dudaklarına götürdü Serhan.
İki sevgili birlikte mahalleye doğru yola çıktıklarında saat çoktan gece yarısına gelmişti. Ecem başını cama yaslamış uyuklarken Serhan da başını çarpmaması için arabayı mümkün olduğunca yavaş sürüyordu. Yarım saat kadar sonra köprüyü geçip mahalleye vardıklarında adam aracı park etti ve genç kızı uyandırdı.
" Güzelim geldik. "
Ecem başını camdan kaldırırken şaşkınca etrafına bakındı.
" Eve geldik hadi. " dedi Serhan kızın kemerini çözerek.
Ecem esneyerek dikeldi koltuğunda.
" Yarın sınavın var mıydı? "
Genç kız başını iki yana salladı bu kez.
" Yarın boş. Kafe ve özel ders var sadece. " dedi mırıldanarak.
Serhan elini uzatıp kızın yüzüne düşen saçları okşayarak geriye iterken sordu. Onun da sesi oldukça uykulu geliyordu.
" Öğleden sonra mı shiftin? "
Ecem yüzünü adamın avcuna yaslarken gözlerini yumdu ve başını usulca salladı.
" Tamam güzelce uyu dinlen. Ben sabahtan kafeye geçmeliyim ama öğlen gelir seni alırım. "
" Gelmene gerek yok. Senin de işlerin var. Ben her zamanki gibi giderim. "
" Olmaz öyle, içime sinmiyor çok fazla vesait değiştiriyorsun. " derken uzanıp alnından öptü sevgilisini.
Ecem, adamın her bir dokunuşunda mest olurken gülümsemeden edemedi.
" Sorun değil hep böyle gittim. "
" Ehliyet kursuna gitmek ister misin? Sınavlardan sonra dönemin bitiyor değil mi? "
Genç kız aldığı soru karşısında ne diyeceğini bilememiş ve gözlerini açarak başını adamın avcundan kaldırmıştı.
" Bitiyor eğer sınavları verebilirsem. Ama kursa gidemem. "
" Neden güzelim? " dedi Serhan elini çekerek.
Ecem gözlerini kaçırırken omuz silkti.
" Çalışacağım. "
Adam, kızın bu yanıtıyla sorunun para olduğunu fark etmiş ve susmuştu. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra ise uzanıp bir kez daha öptü kızı bu kez yanağından.
" Hadi artık uyuyalım. Çok yorulduk bugün. "
Ecem başını hafifçe sallayarak kapısını açtı ve arabadan indi. İnmesiyle bedenine çarpan serin hava bir nebze olsun uykusunu açmayı başarmıştı. Serhan da arabadan inip kapıları kilitledikten sonra kızın yanına vardı ve birlikte bahçe kapısından içeriye girdiler. Ecem çantasından çıkarttığı anahtarla kapıyı açar açmaz sevgilisine dönmüş ve gülümsemişti yeniden.
" İyi geceler. Seni seviyorum. "
Serhan da gülümsedi ve aynı şekilde karşılık verdi.
" Seni seviyorum gün ışığım. İyi geceler tatlı rüyalar. "
Genç kız eve girmeden önce etrafı kolaçan etmiş ve hızlıca Serhan'ı dudaklarından öpüp geri çekilmişti. Adam hiç beklemediği bu hamleyle kalakalırken Ecem bir çırpıda içeriye girerek kapıyı kapattı. Genç kız ağzı kulaklarında, kalbi heyecanla atarken Serhan da kapının diğer tarafında dudaklarını birbirine sıkıca bastırmış öylece dikiliyordu. Çok seviyordu her şeyiyle minicik olan bu kızı. Onun minicik kalbiyle kendisini böyle büyük seviyor oluşunu hissetmek yüreğini patlatacak raddede sıcak hislerle dolduruyordu. Ve o an kendini tutamayıp seri bir hareketle kapıya vurdu. Genç kız ise zaten kapının diğer tarafında dikiliyor olduğundan sesi duyduğunda önce irkilmiş sonra ise hiç oyalanmadan açmıştı. Şaşkın bakışları sevgilisinin yoğun bakışlarıyla kesiştiği an sertçe yutkundu. Serhan ise hiç vakit kaybetmeden kızı belinden sıkıca kavrayarak göğsüne çekmiş ve dudaklarını onun bal dudaklarına yaslarken gözlerini sıkıca yummuştu. Ecem anın şokuyla ellerini nereye koyacağını bilemezken dudaklarına baskı yapan dudaklarla kısık bir sesle inledi. Ardından elleri yavaşça adamın ensesinde kavuştu ve bu hareketi öpüşmelerinin yoğunluğunu artırdı. Serhan başını hafifçe yana eğip sevdiği kızın dudaklarını mest olmuşçasına öperken genç kız da gözlerini yummuştu. İşte tam da o an burunlarının üstüne bir yağmur damlası düştü. Kayarak dudaklarına indiğinde ikinci damla Serhan'ın saçlarına düşmüştü. Ve üç, dört, beş derken birden neye uğradıklarını şaşırdıkları bir yağmurun altında sırılsıklam kalıverdiler. Ecem kirpiklerine kadar ıslanmış vaziyette şaşkınlıkla geri çekilirken Serhan gülüyordu.
" Ahmakıslatan bu. " dedi kıza bakarak.
" Fark etmeden tutulurmuş insan... " diye ekledi, kızın kendisine söylediklerine atıfta bulunarak.
O gün Ecem hiçbir ikinci anlam yüklemeden kurmuştu bu cümleleri fakat Serhan'ın bakışlarında ve sesinde bin bir türlü anlam gizliydi. Genç kız yüreğinin yeniden hıphızlı attığını işitirken adam da bunu tasdikledi.
" Tıpkı benim sana tutulduğum gibi. Fark etmeden, aniden ve sırılsıklam. "
Merhaba nasıldı bölüm?
Benimle tanışmak isteyenler varsa yarın akşam 8.30'da Instagram'da canlı yayın açacağım oraya beklerim. Hesap: @ilkesandikli
Bu arada İlmek isimli kitabıma bakmadıysanız profilimde, onu da seveceğinize eminim.
