İçeriğe geç

AHMAKISLATAN

Bölüm 27 · 25 dk okuma

AHMAKISLATAN

Bölüm 27

A-27

Çanakkale'de yaşayan varsa çok geçmiş olsun diliyorum hepimize. Umarım en kısa sürede yangın durdurulur ve daha fazla zarar görmeyiz, çok üzgünüm. Ecem, dizinde yatan arkadaşının saçlarını balıksırtı örerken Tülay Hanım dakikalardır yaptığı gibi söylenmeye devam ediyordu. " Ne yatıyorsun öyle karnında bebeyle terk edilmiş dul gibi? Evlenmedin kızım sen. Şükür ki evlenmedin. " Çiçek sesli bir iç çekmekten öteye gitmezken orta yaşı geçkin kadın dertli dertli salladı başını. " Ama bizde hata. Bilemedik. Bu kadar ciğeri beş para etmez insanlar olduğunu bilseydik hiç girişir miydik bu işe? Adınızı yan yana getirir miydim ben? Şimdi kim bilir ne kadar zaman alır unutulması. " Ecem, kadının ne dediğini bilmez halde söylenişlerini içi sıkılarak dinlerken Çiçek'in neler hissettiğini hayal dahi edemiyordu. Tülay Hanım kızını iyi mi hissettirmeye çabalıyordu yoksa yerin dibine mi sokuyordu belli değildi. Belli ki o da kendi içini rahatlatamıyordu. " Çiçek hadi balkona çıkalım. " dedi genç kız arkadaşını bu ortamdan çıkartmak isterken. Çiçek başını doğrulturken omuz silkti. " Yatmak istiyorum sadece. " " Yeter günlerdir yattığın kalk dolaş biraz hava al. " dedi Tülay Hanım bu kez. " He aynen komşulara ne dememi istersin peki? İki senelik nişanlım beni düğün gününden beri aramadı sormadı diyeyim mi? Uygun mudur senin için? " diye çemkirdi Çiçek annesine. Tülay Hanım kaşlarını derince çatarak baktı kızına. " Aman anma şunu. Aramasın zaten. Bir daha yan yana bile gelmeyeceksin onunla. Bir an evvel de doğru düzgün birini bulup anlı şanlı bir düğünle evlendireceğim seni... " İşte bu bardağı taşıran son damla olmuştu. Çiçek iliklerine kadar ürperirken hışımla kalktı kanepeden. " Ne diyorsun ya sen?! Ben düğün günü rezil rüsva olmuşum, nişan atmışım daha üç gün önce. Hala ne damadından, ne evliliğinden söz ediyorsun? İbrahim'i de sen bulmadın mı zaten?" " Sus kız. Ne bileyim böyle olacağını? Karalar bağlayıp onun yasını tutmana izin vermiyorum. Bu mesele uzamadan münasip biriyle evleneceksin. Adın mı çıksın? " Ecem anne kız arasındaki diyaloğu dehşet içerisinde dinlerken Çiçek bağıra çağıra salondan çıkmış ve kendisini odasına atmıştı. Genç kız başta ne yapacağını bilemese de en nihayetinde takıldı arkadaşının peşine. Tülay Hanım'ın bağnaz biri olduğunu en başından beri biliyordu fakat bu kadarını o da beklemiyordu. Kızının acısına, kalp kırıklığına dahi saygısı yoktu sanki... Kapıyı aralayıp içeriye girerken yavaşça seslendi. " Çiçek? " Arkadaşını gardırobunun önünde kıyafetlerini yerlere yığarken bulduğunda kaşlarını çattı. " Ne yapıyorsun? Bir şey mi arıyorsun? " " Bu evde daha fazla kalamayacağım. Çıkacağım evden. " dedi genç kız nefes nefese solurken. " Tamam çıkalım. Bana gelmek ister misin? " Çiçek cevap veremeden Tülay Hanım kapıda bitmişti. " Senin iyiliğin için söylüyorum. Ne bu afra tafra? Bak abine. Ceyda ile buluşma ayarladım koşa koşa gitti. Yuva kuracak. Sen neden kukumav kuşu gibi evde oturasın? " " Bok koşa koşa gitti. O kadar çok dırdır ettin ki artık katlanmadığı için gitti abim! " diye bağırdı Çiçek yarım yamalak örülen örgüsünü çözerken. Ecem dudaklarını birbirine sıkıca bastırırken Tülay Hanım açıkça bozulmuştu. Kendi çocuğundan işiteceği bir laf değildi bu. Çiçek gerçekten de kötü olmalıydı. Fakat yine de bildiğini demekten geri durmayacaktı. Bakışları aniden Ecem'e çevrilmiş ve kaşları havalanmıştı. " Sen hele sen bunca şeyin arasında kaynayacağını hiç sanma. Sana da gelecek sıra. Yıllarca Hakan için uğraştırdın beni, yok istemem yok okul yok bilmeme ne. Şimdi Serhan ile mi görüşüyorsun? " Genç kız konunun birden kendisine çevrilmesiyle boynuna kadar kızarırken bakışlarını kaçırmıştı. Çiçek hem arkadaşını kurtarmak hem de annesine olan hıncını çıkartmak arzusuyla atladı lafa yeniden. " Bırak Allah aşkına! Hakan diyorusun hala! Daha dün o yeni kızın odasında basmadılar mı onu? " Tülay Hanım sertçe yutkundu bu cümleyle. Doğruydu, olmuştu böyle bir şey. " Ecem o kadar uğraştırdı durdu, çocuk da gitti işte. Fazla naz aşık usandırır. " " Ne aşkı ya? Başımıza musallat ettiğin adamlara bak anne! Bir kere dur ve bir bak ya. Senin erkek seçimlerin bok gibi işte! Kabullen artık bunu ve vazgeç. Nerede ha babam? Kocan olacak o adam nerede? Kızının düğünü birbirine katılmış, ortalık yangın yeri senin kocan nerede anne? Takıları vermeye giderken ben neden sen ve abimle gittim? Benim başımda bir baba neden yok! Çünkü sen adam falan seçemiyorsun! " dedikten sonra eline geçirdiği kot pantolonu geceliğinin altından geçirmişti. Tülay Hanım işittiği ağır cümlelerle sarsıldığını hissettiğinde yavaşça arkasını dönmüş ve tek ses etmeksizin kızların yanından ayrılmıştı. Ecem hüzünle baktı kadının arkasından. Onu ilk defa böyle görüyordu. O hep öfkeli, telaşlı, gergin bir kadındı. Kimi zaman küser, alınganlık da ederdi fakat ilk defa böyle kırgın görüyordu. Çiçek hala söylenerek üstüne tişörtünü geçirirken Ecem yavaşça döndü arkadaşına. " Çiçek, öfkene hak veriyorum ama biraz sakinleşmeye çalış lütfen. " Genç kız saçlarını tişörtünün içinden kurtarırken sinirle baktı arkadaşına. " Hangi dediğim yanlıştı Ecem? " diye sordu. Ecem hafifçe omuz silkti. " Hiçbiri. Sadece, annen üzüldü biraz. " " Ben? Ben üzülmüyor muyum? En çok ben üzülüyorum ya! Yıllardır bu evde en çok ben üzülüyorum! " diye bağırdığında genç kız hata ettiğini anlayıp sustu. Çiçek apar topar çantasını da almış ve peşinde Ecem ile ayrılmıştı evden. Genç kız arkadaşının peşinden giderken çekinerek sordu. " Nereye gidiyoruz? " " Gülfem ablaya. " Ecem sessizce eşlik etti Çiçek'e. Belli ki biraz akıl danışmaya ihtiyacı vardı ve Çiçek ne zaman birinin aklına ihtiyaç duysa koşa koşa Gülfem'in yanına giderdi. Dakikalar sonra nihayet kuaför salonunun içine girdiklerinde Gülfem alt sokaktan genç bir kızın saçlarını maşalıyordu. " Hoş geldiniz. " dedi kızların aynadaki akislerine bakarak. Çiçek boş koltuklarından birine kurulurken Ecem yanıtlamıştı Gülfem'i. " Hoş bulduk abla nasılsın? " " Ben iyiyim asıl sizi sormalı? " derken Çiçek'teydi bakışları. Çiçek ise karşısındaki aynada saçlarını düzeltmekle meşguldü. " Hayırdır kesime mi geldiniz? " dedi bu kez Gülfem. Ecem cevap veremedi bu soruya. " Saçlarımı mı açsak? " diye atlayan ise Çiçek'ti. " Güzel bence rengin. " dedi Gülfem önünde oturan kızın son tutamını da maşalarken. Çiçek dikkatli gözlerle saçlarını incelerken Ecem sesli bir iç çekerek diğer koltuğa oturmuştu. Dakikalar içerisinde Gülfem müşterisini gönderdiğinde nihayet rahatça konuşabildi. " Bana bak şimdi böyle depresyondan boyatırsın edersin sonra pişman olursun. " derken tek elini de her zamanki alışkanlığıyla beline yerleştirmişti. Omuz silkti Çiçek. " Yakışmaz mı? " " Yakışır yakışır da. Sen gerçekten istiyor musun? " Bir kez daha omuz silkti genç kız. O da bilmiyordu ki ne isteyip ne istemediğini. Bunu fark eden Gülfem sesli bir iç çekti. " Kahve yapıyorum karşılıklı içelim şöyle bir. " Ecem ayağa kalktı. " Ben yardım edeyim. " " Yok yok otur beş dakikaya geliyorum. " diyerek eliyle de oturması için işaret vermişti kadın. Ecem de buna karşılık yeniden döndü arkadaşına. O hala aynada kendini süzmekle meşguldü. " Sence beni hiç sevdi mi? " diye sordu Çiçek birden. " Sevmiştir tabii. " dedi genç kız. " O zaman neden aramadı hala? Nasıl bu kadar kolay kabullendi her şeyin bitmesini? " " Belki ailesi baskı yapıyordur onun da. " Gülfem'in sesi duyuldu arkadan. " Aman bırak şu basiretsizi! Anasının eteğinin altından çıkamamış bebenin teki için ağlamaya değer mi? " Çiçek başını dikleştirdi bunun üzerine. " Haklısın kız Gülfem abla. Annesi etti zaten ne ettiyse. O da ağzını açıp tek kelime edemedi. Öyle erkek mi olur? Bak abime. Delikanlı gibi savunur sevdiğini. Nasıl korudu beni? " Gülfem tereddütle sordu bu kez. " Sahi o ne diyor bu işe? " " Ne desin? Asla olmaz artık diyor. " " E doğru diyor. " dedi kadın da. Ecem sessizce ikisinin konuşmasını dinlerken Çiçek başını salladı. " İyi yakıp yıkmadı yine ortalığı düğünle kalmaz diyordum ben ama. " diyerek elinde bir tepsi ile içeri dönen kadına baktı kızlar. " Takıları verdik dün işte. O zaman yine biraz gerildi ortam da abim idare etti. " dedi Çiçek Gülfem'in elindeki tepsiden fincan seçerken. " Şu seninki şekerli. " derken soldaki yeşil fincanı işaret etmişti kadın. " Ellerine sağlık Gülfem abla. " diyerek aldı Çiçek kahvesini. Ardından da Ecem aldı. " Sağ ol abla. " " Afiyet olsun. E anlatın bakalım şimdi güzelce. Ne oldu ne bitti o gece? " Çiçek omuzlarını dikleştirdi ve başladı anlatmaya. Gülfem yer yer şaşırarak yer yer sinirlenerek dinlerken genç kız yarım saat kadar önce annesiyle yaptığı tartışmayı da anlatmış ve biraz olsun rahatlamıştı. " Sanki kendi seçimleri çok iyiymiş gibi koca bulacakmış hala. Şu kıza Hakan'ı musallat etti. Gördük daha dün yeni kızın yatağından çıktı herif. " Ecem kaşlarını derince çatarken bu kadar açık şekilde bu meseleyi konuşuyor olmalarından rahatsızlık duymuştu. " Abim desen başka alemde. Ceyda mıdır nedir bulmuş ya öğretmen bir kız. Tutturdu görüş diye. O da şimdi onunla. " diyerek kahvesinden bir yudum aldığında Gülfem aniden öksürmeye başlamıştı. " Helal abla helal kahve mi kaçtı boğazına? " " Yok. Yok iyiyim tamam. " dedi kadın elindeki fincanı yanında duran sehpaya bırakarak. Sonra birkaç kez daha öksürdü ve nihayet rahatlamayı başardığında konuştu. " Abin de beğenmiş demek ki. İstemediği bir şeyi kim yaptıracak ona? " Ecem biten kahvesinin fincanını aynanın önüne bırakırken Çiçek omuz silkti. " Evlenmek istiyor. Bence o yüzden kabul etti. Kız da güzel Allah var. " Gülfem'in kaşları çatıldı refleksle. " Var mı fotoğrafı? " diye sordu fakat sorar sormaz pişman oldu. Görüp ne yapacaktı ki sanki? " Dur bakayım. " diyerek cebindeki telefonu çıkartırken gelen mesajı görüp duraksadı Çiçek. Ethem'dendi. Üç gündür hiç pas geçmemişti. Yine nasıl olduğunu soruyordu. Anlam verememişti Çiçek onun bu ilgili davranışına. Başlarda olsa samimi bulmazdı fakat düğün akşamı kafenin arka odasında baş başa kalıp dertleştiklerinde hissetmişti samimi olduğunu. Sertçe yutkunurken mesajı şimdilik görmezden geldi ve galeriye girdi. Çok fazla kurcalamasına gerek kalmadan bulmuştu kızı. " Heh şu kız. Bunu yollamıştı teyzesi abime gösterelim diye. " derken kalktı koltuktan ve Gülfem'e doğru ilerledi. Gülfem gergin bir biçimde kendisine uzatılan telefonu eline alırken Ecem de kendi telefonuna dönmüştü. O Serhan'dan gelen mesajlara bakarken Gülfem kaşlarını derince çatarak geri verdi telefonu. " Normal bir kız işte. " dedi aksi bir tavırla. Oysa doğruydu, kız güzel ve gençti. Huzursuzca kalktı koltuktan sonra ve ortalığı toparlamaya başladı. " Sahi senin ilişkin nasıl gidiyor? " diye sordu Çiçek bu kez. Omuz silkti Gülfem. " İyi. " " Eskisi kadar heyecanlı değil gibisin Gülfem abla. Bir sorun mu oldu? " " Yok ne sorun olacak? " dedi Gülfem elindeki tarakları çekmeceye yerleştirirken. Oysa yalan söylüyordu. Melih ile yaptıkları o araba konuşmasından sonra kendini toparlayamamıştı kadın. Ne yapsa olmuyor, eskisi gibi hissedemiyordu Halit'in yanında. Halit de ilk zamanlardaki gibi ilgili ve nazik değildi son günlerde. " Asıl sen anlat kız?" dedi sonra konuyu değiştirme arzusuyla Ecem'e göz kırparak. " Serhan'la ne iş? " Ecem bir kez daha utanarak başını eğdiğinde güldü Gülfem. " Kız utanma utanma. Ay az kadın olun dedikçe çocuk kalmaya devam ediyorsunuz siz anacım. İnsan aşktan utanır mı? Serhan gibi boylu poslu yakışıklı delikanlıyı sevgili diye takmışsın koluna az dik dur. Böbürlen. Helal kız sana. Hakan falan hiç yakışmıyordu yanına. " Ecem daha da utandığında Gülfem kahkaha atmıştı. " Utanmayı bırak da anlat nasıl oldu? " Ecem perçemini kulağının arkasına iterken boğazını temizledi ve sonra kem küm ederek anlatmaya başladı. O mümkün olan en kısa şekilde olan biteni özetledikten sonra Çiçek hevesle daldı konuşmaya. " Ay bir görsen nasıl aşık ama Serhan abi. " Gülfem keyifle dinlerken kocaman gülümsemekten de alıkoyamıyordu kendini. " E güzelim aşk çok güzel bir şey. En kısa zamanda sen de bul inşallah. " Çiçek birkaç saniye sessizce düşündükten sonra sormadan edemedi. " Sen buldun mu? Yani o yakışıklı beyefendiye aşık mısın? " Gülfem çok hazırlıksız yakalanmıştı bu soruya. Cevap çok netti aslında. Aşık falan değildi Halit'e. Sadece etkileniyordu o adamdan. Güçlü bir adamdı Halit. Ayakları yere sağlam basan cinstendi. Böylesini bulmak çok zordu hele ki bir yaştan sonra. Fakat aşk? Hayır aşık değildi. Aşkın önemli olmadığını öğreneli de çok oluyordu. Gençlere aşkla ilgili maval okurken keyif alıyordu yalnızca. Yoksa aşktan meşkten elini eteğini çekeli çok zaman olmuştu. Aşk hiçbir şeye yetmiyordu. Elbette aşkı sizin için doğru adamda bulursanız ne mutlu size! Ama o ihtimal öyle düşüktü ki o ihtimalin peşine dahi düşmüyordu kadın. Genç bir kız değildi artık. Daha gerçekçi beklentileri vardı hayattan ve insanlardan... Kızlar bir süre daha orada kalıp sohbet etmiş ve bu Çiçek'e açıkça iyi gelmişti. Ecem de bunu fark ettiğinden bir kez olsun bir şey dememişti fakat geç kalıyordu. Yarım saat içerisinde hazırlanıp yola çıkmazsa shiftini kaçıracaktı. Bu nedenle kuaförden çıkar çıkmaz adeta koşar adımlarla ilerlemeye başlamıştı. Çiçek de ona eşlik ediyordu. " Sana bir şey diyeceğim. " dedi Çiçek, Ecem'e eşlik ederken. Genç kız tek kaşını kaldırarak baktı arkadaşına. " Evet? " " Ethem yazıyor günlerdir. Biraz garip geldi bana... " dedi Çiçek sesi tereddütlüydü. Genç kızın adımları tökezledi fakat çabucak toparlandı. " Şey merak etmiştir belki. Üzgünsün sonuçta. " dedi nihayetinde. " Evet sanırım. Yine de her gün sorması biraz garip. Yani bu kadar umursuyor mu cidden? " dedi Çiçek bu defa. Ecem bir süre sessizleşti. Kendisi de garipsiyordu bunu ama yanlış bir şey deyip arkadaşının aklını bulandırmaktan çekiniyordu. " Sen rahatsız mısın peki? " diye sordu buna karşılık. Omuz silkti Çiçek. " Bilmem. " " Yani ondan pek hoşlanmamıştın başlarda. " dedi Ecem bu defa. Çiçek iç çekti sesli bir şekilde. " Evet gevşek biri. " Genç kız başını sallayarak baktı arkadaşına. Ne düşündüğünü anlamaya çalıştı fakat anlayamadı. Omuz silkti Çiçek bir kez daha. " Ne bileyim. Garip biri. " " Bak eğer rahatsız ederse söyle tamam mı? Serhan'a söyleriz konuşur. " " Yok etmiyor. Sadece tuhaf buldum işte. Bir şey demedim. " dedi bu kez genç kız. Ve konu da orada kapandı çünkü evlerinin önüne çoktan gelmişlerdi ve Serhan bahçedeydi. Ecem onu görür görmez gözlerinin parlamasına engel olamazken Çiçek el salladı adama. " Selam Çiçek nasılsın? " " İdare ediyorum abi sen nasılsın? " " Şükür. " Çiçek başını salladı hafifçe ve sonra Ecem'e sarıldı. " Dersten sonra uğra. Balkonda otururuz. " " Tamam. " dedi Ecem çok yorgun döneceğini bile bile. Bir süre daha o ne isterse yapmaya özen gösterecekti çünkü kendisini yalnız ve mutsuz hissetmesini istemiyordu. Çok kötü şeyler atlatmıştı ve bu süreçte onun yanında olacaktı. Çok küçük yaşlarından beri kendi en zor ve yalnız zamanlarında da yanında hep o vardı. Kardeşten farksızlardı onun için. Çiçek arkasını dönüp evine ilerlerken Serhan konuştu. " Güzelim, geç kalmıyor musun? " Ecem sevgilisine doğru ilerlerken başını salladı hızlıca. " Kalıyorum. Hemen üstümü değiştireyim çıkalım. " " Tamam. " diyerek peşine takıldı Serhan kızın. Peş peşe eve girdiler ve Ecem koşarak odasına ilerlerken Serhan kapıyı kapattı. Genç kız bir çırpıda kafe kıyafetlerini giymiş ve çantasını eline alıp adamın yanına geri dönmüştü. " Hazırım. " İkili hızlıca arabaya yerleştiğinde Ecem kemerini bağlamakla, Serhan ise motoru çalıştırmakla meşguldü. Sonra ansızın ortaya attığı cümleyle genç kız neye uğradığını şaşırıverdi. " Babam yarın akşam yemeğe bekliyor seni. " Ecem gözleri fal taşı gibi açılmış vaziyette sevgilisine döndüğünde adam gülümsedi. " Neden? " deyiverdi kız birden. Serhan hafifçe kaşlarını çatarken yola bakmıştı. " Ne demek neden güzelim? " " Yani... bir şey mi konuşacakmış? " derken sesi adeta içine kaçmıştı Ecem'in. " Bilmem belki ilişkimiz hakkında konuşmak istemiştir. " Genç kız sertçe yutkundu. " Hoşuna gitmedi galiba bu fikir? " dedi bu kez Serhan. " Yok sadece biraz telaş yaptım. " diye itiraf etti Ecem de. " Telaşlanacak bir şey yok. Babam zaten seni çok seviyor. " derken uzanıp sevgilisinin elini avcuna alıp dudaklarına götürmüştü. Öpücük kondurduktan sonra nazikçe bıraktı kızın elini. " Tamam. " dese de bir nebze olsun sakinleşmiş değildi genç kız. Sevdiği, hatta yıllardır aşık olduğu adamın babası ile hem de oğlunun sevgilisi olarak yemek yiyecekti. Bu konu üzerine biraz daha düşünürse aklını oynatabilirdi. " Kaç gibi müsaitsin yarın? " Ecem derin bir nefesi içine çekerken telefonunun ekranına baktı boş gözlerle. Sonra toparlanıp sınav takvimini açtı. " Birde sınavım var. Üçte ek ders. Dörtte biter. " " Tamam sonrasında benim kafeye geçer miyiz? Teslimat gelecek onlara bakmam lazım. " Başını salladı Ecem. " Sorun değil ben direkt gelirim kafeye sen ayrılma başından. " " Teşekkür ederim güzelim. Sonra da birlikte bize geçeriz. " Ecem bir süre sessizce oturduğunda Serhan sordu. " Sen bugünden sonra izinli misin? " Genç kız bir kez daha başını sallamakla yetindi. Bir süre sessizlik içerisinde yol aldılar ve sonrasında Serhan sordu. " Bugün kafeden kaçta çıkacaksın? " " Altıda bitiyor sonra matematik dersim var. " " Tamam ben alır bırakırım. " dedi Serhan kararlı bir sesle. " Nereye bırakacaksın? Zaten iki sokak aşağısı çalıştığımız kafe. " " Olsun yine de ben bırakırım. " dedi adam. Ecem kaşlarını çatmıştı bu defa. " Ne oluyor Serhan? " diye sordu rahatsız hissederek. " Bir şey olduğu yok. O puşt hocana karşı seni çok yalnız bıraktım. O dalyarak da... " diye devam ettiği konuşmasını genç kızın şaşkınlık içindeki narası kesmişti. " Aaa! Daha neler artık bunlar nasıl sözler Allah aşkına? " Serhan az evvel sarf ettiği sözcükleri fark etmesiyle yutkundu. Sinirden ne dediğini bile bilmiyordu ki. O adamdan zerre haz etmiyordu bildiği tek şey de buydu. " Ben bırakırım, bitene kadar da beklerim sonra döneriz. " dedi yeniden. " Ne zaman bitecek şu Ulaş Hoca muhabbeti? " dedi Ecem bıkkın çıkıyordu sesi. " Derslerin bitip de o adam hayatından siktir olup gittiği gün bitecek. " diye asabi bir cevap aldı karşılığında. " Ya sen de duydun işte. Arkadaşının çalıştığı mekanmış orası. Arkadaşıyla buluşacakmış. Hala neyi irdeliyoruz? " Serhan çatık kaşlarının altından sevgilisine kısa bir bakış attı. " Nereden bileceğim doğru söylediğini? Belki beni görünce yan çizdi lavuk. " " Çizdiyse çizdi. Sonuç olarak herhangi bir hamlesi olmadı, olmayacak da. " dedi genç kız da hiddetle. " Olmayacak çünkü o akşam masanıza gelip kendimi tanıttım. " " İyi Serhan. İyi yaptın hayatım. Tamam mı, yetsin mi artık? " Adam sesli bir soluk çekti içine ve sonra huysuz tavrıyla sordu. " Kaç ders kaldı böyle? " " 5. " " Ya sabır. " diyerek tek elini direksiyondan ayırmış ve şakaklarını ovmaya başlamıştı. " Sürekli aynı konu yüzünden tartışmamızdan çok yoruldum. " diyen kıza hak verircesine baktı adam. " Neden tartışıyoruz ki zaten? Dediklerime tamam demek neden bu kadar zor senin için? Sanki gitme mi diyorum? Ben bırakayım diyorum. " " İyi tamam. Tamam bırak. İşini gücünü bırakıp trafik saatinde te karşıdan gel ve beni iki adımlık yere bırak Serhan. İçin böyle rahat edecekse yap bunu bir şey demiyorum. " diyerek ellerini havada açtı genç kız. Konuşmasını bitirmesiyle de başını cama çevirdi. Serhan ise sinirli sinirli solumaktan başka bir şey diyemedi buna karşılık. Mantıklı bir şey olmayabilirdi ama konu mantık değildi zaten. Tamamen duygusal yaklaşıyordu bu olaya. İşin aslı Ecem ile ilgili her olaya duygusal yaklaşıyordu. Yolu sessizlik içerisinde tamamladılar ve genç kız sevgilisine teşekkür ederek arabadan indi. Kafeye giriş yaptığında Mert'i de içeride bulmak biraz olsun keyfini yerine getirmişti. " Bugün burada mısın yoksa? " diye sordu bir umut. Mert başını sallarken kıvırcık tutamları da zıpladı. " Ada da gelecek bir iki saate. " Ecem gülümseyerek eşyalarını bırakırken sordu. " İyi gidiyor gibi ilişkiniz? " Arkadaşı buna karşılık kocaman sırıtmıştı. " Çok iyi hem de." " Çok sevindim. " derken önlüğüne uzandı genç kız. " Sizin nasıl gidiyor her şey yolunda mı? " dedi Mert tezgaha dirseklerini dayarken. Ecem omuz silkti hafifçe. " Dalgalı biraz bu ara. " " O neden? " Ecem önlüğü üstüne geçirip kuşağını arkada düğümlerken iç çekti. Genç kız her ne kadar özel ders mevzusunu herkesten gizlese de bir gün her zamanki kafede çalışırken Mert'e yakalanmışlardı ve mecburen itiraf etmek zorunda kaldı. İşin iyi tarafı şuydu ki, Mert ikisini görmesiyle yanlarına gelmiş ve Ecem de Ulaş Hocasının huzurunda sırlarını açıklamak durumunda kalmıştı. Arkasından iş çevirmediği için memnundu. Mert ise o gün, bu konuyu asla yaymayacağına dair ikisine de anlayışla söz vermişti. " Ulaş Hoca'dan rahatsız oluyor. Yani en başından beri oluyor zaten ama bu ara daha da arttı. " Mert'in kaşları havalanmıştı aldığı yanıtla. Sonra biraz düşündü ve dudak büktü. " Yani şimdi düşününce, Ulaş Bey genç ve yakışıklı bir adam. Ben de Ada'nın haftada üç gün onun gibi biriyle buluşmasından hoşlanmazdım herhalde. Ama Ulaş Hoca'yı da tanıdığım için zararsız biri olduğunu da biliyorum. Tabi Serhan bunu bilmiyor. " Ecem, arkadaşını dinlerken başını sallamıştı. En son buluştukları mekandan bahsetti sonra,  Serhan'ın neden rahatsız olduğunu daha iyi açıklayabilmek için. Mert çenesinde azıcık çıkan sakallarıyla oynarken sessizliğe büründü. Ecem onun sessizliğini neye yorması gerektiğini bilemezken gerilmişti. " Ne düşünüyorsun? " dedi sonunda dayanamayıp. " Yani... biraz tuhaf geldi sadece. " diye itiraf etti Mert de. Genç kız huzursuz bir soluk bıraktı dudaklarının arasından. " Aşçısı arkadaşıymış, onunla bir yere gideceklermiş. O yüzden... " diye açıklama yaparken ikna etmeye çalıştığı Mert miydi yoksa kendisi mi emin olamadı. " Garip bir karar deyip kapatalım bence konuyu. Sen de üstünde fazla durma. Zaten az kaldı sınavına. Eğer yine tuhaf bir şey olursa da kesersin dersleri olur biter. " dedi Mert en sonunda. Ecem hızla salladı başını. En iyisi buydu muhtemelen. Çünkü düşünmekle de işin içinden çıkamıyordu. Sonra iki arkadaş diğerlerinin görevlerini devraldılar ve mesai başladı. Gerçekten de iki buçuk saat sonra Ada gelmişti. Ecem biraz onunla da muhabbet etmişti. Tatlı ve iyi niyetli bir kız olduğunu düşünüyordu. Ve bu onu mutlu ediyordu. En yakın arkadaşının kız arkadaşı ile anlaşamasa çok üzülürdü. Ada da Ecem'i sevmişti. Mert ile ilgili bir tehdit olarak görmemişti onu hiç, tanışmadan önce de. Çünkü Mert ondan kardeşinden bahseder gibi bahsediyordu hep. Ve elbette sevgilisine çok güveniyordu. Son zamanlarda Ecem'i de tanıma fırsatı buldukça gerçekten de nazik ve iyi biri olduğunu görmüş içi daha da ısınmıştı ona. Saatler su gibi akıp giderken genç kız biraz yorulduğunu hissediyordu. Fakat yine de ek ders için enerjisi vardı. Çantasını toparlarken telefonuna gelen mesajları yeni görmüştü. İki tanesi Ulaş Hoca'dandı. Selam, bu sefer senin kafede çalışalım diye düşündüm. Ne dersin? Ecem mesajlara bakarken kaşlarını kaldırdı. Biraz geç gördüğü için adamın sorusu da havada kalmıştı. Tam ne yapacağına karar vermeye çalışırken kapıdan giren hocasıyla karar vermesine gerek kalmadığı da anlaşıldı. " Merhaba. " diyen adama hafifçe tebessüm etti. " Merhaba hocam hoş geldiniz. " " Hoş buşdum, mesaj attım ama görmedin sanırım. Müsaitse burada da çalışabiliriz hem çalıştığın yeri de görmüş olurum diye düşündüm. Ama değilse her zamanki kafeye de dönebiliriz? " Ecem alt dudağını yalayarak kafenin içine bakarken Mert ile göz göze geldi ve arkadaşı başını salladı. " Şey tamam. " dedi sonra genç kız. " Şu tarafa geçelim mi? Ne içersiniz? " Ulaş Hoca kızın gösterdiği masaya doğru yönelirken yanıtladı sorusunu. " Flat White alabilirim. " " Tamamdır siz oturun ben hemen getiriyorum. " " Zahmet olacak. " " Ne zahmeti geçin lütfen. " dedi genç kız ve arkasını dönüp çantasını geri bıraktı. Hemen ardından da telefonunun ekran kilidini açmış ve mesajlara girerek Serhan'ın adına tıklamıştı. Fakat daha mesaj yazamadan o da girdi kafenin kapısından. Ecem sevgilisini gördüğünde yavaşça yutkundu sonra gülümseyerek yanına gitti. " Hoş geldin. Ben de sana yazıyordum tam. " Serhan bileğindeki saate baktı bunun üzerine. " Beklettim mi? " " Yok yok hayır. Şey... " derken başıyla arkayı işaret etti genç kız. Genç adam da bunun üzerine bakışlarını onun gösterdiği yere yöneltmiş ve Ulaş Bey'i görmüştü. Kaşları hafifçe çatılırken sordu. " Burada mı çalışacaksınız? " Ecem başını salladı gergince. " Ben de yeni öğrendim. " Serhan bir süre adamı seyretti ve sonra sevgilisine bakıp gülümsedi. " Tamam güzelim. Ben de şurada oturur beklerim bitirmenizi. Ahmet Bey buradaysa onunla laflarız biraz. " " Ahmet Bey erkenden çıktı bugün. Ama Mert ve Ada burada. " Genç adam başını salladı hızla. " Tamam sen bak dersine ben Mert'lerle muhabbet ederim en olmadı oturur çalışırım ben de. Ama önce hocana bir selam vereyim. " Ecem onun kendinden emin tavırlarla yanından ayrılışına bakarken gözlerini büyütmüştü. Kısa bir an ne yapacağını bilemedi ve sonra hızla takıldı peşine. Serhan birkaç uzun adımın ardından Ulaş Bey'in önünde durmuştu. Adam başını elindeki kitaptan kaldırdığında tepesinde dikilen adamı görmüş ve kaşlarını kaldırmıştı. " Ah, " dedi sonra. " Merhaba. " Serhan elini uzattı adama. " Merhaba. " Ulaş Bey, adamın uzattığı eli sıkarken hafifçe tebessüm etti. " Siz de mi burada çalışıyorsunuz yoksa? " Serhan elini adamınkinden ayırırken cıkladı. " Yok ben karşıda çalışıyorum. Dersten sonra Ecem'i eve götürmek için geldim. " Ulaş Bey bakışlarını adamdan ayırıp bir iki adım arkasında dikilen kıza çevirdi ve başını hafifçe salladı. " O halde sizi de fazla bekletmeyelim başlayalım. " Ecem o an kahveyi yapmadığını hatırladı. " Şey ben hemen kahveyi getiriyorum. Sen, sen bir şey ister misin? " dedi Serhan'a bakarak. " Hocanınkinden alırım ben de güzelim, ellerine sağlık. " Ecem başını sallayarak adamların yanından ayrılırken Serhan da yeniden önünde oturan adama dönmüştü. " Sağ olun çok yardımcı oldunuz Ecem'e. " Ulaş Bey oturuşunu dikleştirerek yanıt verdi. " Memnuniyetle. Oturmaz mısınız? " Serhan ikiletmeden oturdu adamın karşısına. " Ek dersler veriyor musunuz normalde de? " " Hayır. Ecem anlatmıştır belki, yasak zaten parayla ek ders vermemiz. " derken gözlerini kaçırdı adam. " Öyle mi? Bilmiyordum. Risk alıyorsunuz yani? " Ulaş Bey sorguya çekildiğini hissetmesiyle boğazını temizledi. " Öğrencime iyilik yapıyorum diyelim. " Serhan zoraki bir şekilde sırıttı. " Çok iyisiniz. " Tüm bunlar olurken Ecem de eli ayağına dolaşmış vaziyette kahveleri yapıyordu. Onları yalnız bıraktığı için müthiş gergindi. Kim bilir ne konuşuyorlardı böyle fısır fısır? Serhan'ın yüzünde de hiç hayra alamet bir sırıtış yoktu. Ulaş Bey bu imalı cümleyi kulak ardı etti. " Siz ne işle meşguldünüz? " Omuz silkti Serhan. " Kafe bar işletiyorum Kadıköy'de. Bir gün oraya da bekleriz. Nok kadar şaşaalı değil tabii. " Ulaş Bey bir kez daha Serhan'ın imalı cümlelerine maruz kaldığında sesli bir nefes aldı. " Uğramaya çalışırım. " " Memnuniyetle ağırlarız. " Tam o esnada yanlarına gelen genç kız ile ikisi arasındaki gerilim sekteye uğradı. " Kahveleriniz. " Ulaş Bey ve Serhan aynı anda konuştu. " Ellerine sağlık. " " Ellerine sağlık güzelim. " Ecem de ikisine birden bakarak yanıtladı. " Afiyet olsun. İki adam da kahvesinden ilk yudumu aldıktan sonra Serhan masadan kalkmıştı. " O halde ben kalkayım. İyi dersler. " Ecem, sevgilisinin yüzüne bakarak ne konuştuklarını ve gergin ya da sinirli olup olmadığını anlamaya çalışırken Ulaş Bey yanıtladı. " Teşekkür ederiz. " Serhan adama hafif bir baş selamı ile veda etti ve sonra kıza dönüp göz kırptı. Ardından elinde kahve kupasıyla boş masalara doğru ilerledi. Ecem de bunun üzerine çantasını alıp onun kalktığı sandalyeye oturmuştu. Kısa süre içerisinde derse başladılar ve sık sık üstünde hissettiği bakışlara rağmen odaklanmayı başardı genç kız. Gerçekten de ilerleme kaydettiğini kendi de fark ediyordu ve bu içini umutla dolduruyordu. İnanılır gibi değildi fakat dersi verecek gibiydi. Kitabı kapatırken ister istemez gülümsedi. " Gayet iyiydin. " dedi Ulaş Bey. Ecem'in gülümsemesi büyüdü. " Sağ olun hocam. Sizin sayenizde. " " Ben ne yaptım? Her şey senin elindeydi. " dedi adam da. Sonra birkaç saniyelik sessizlik olmuş ve Ulaş bey arka masalardan birinde oturan adamla bir kez daha göz göze gelmişti. Bakışlarını yeniden Ecem'e çevirirken boğazını temizledi ve sonra hafif kısık sesiyle sordu. " Ecem, yanlış anlamazsan bir şey soracağım. " Ecem tek kaşını kaldırarak baktı hocasına. " Buyurun? " " Serkan mıydı? " " Serhan. "diye düzeltti genç kız. " Pardon, Serhan erkek arkadaşın sanırım? " Ecem başını salladı bu defa. " Yaşı biraz büyük değil mi? " dedi adam tereddütlü çıkan sesiyle. Genç kız hiç beklemediği bu soruyla afallamıştı. Sonra bakışlarını kaçırdı ve kafenin içinde dolaştırırken omuz silkti. " Gayet iyi anlaşıyoruz biz. " derken buldu kendini. Ulaş Bey bir süre sessiz kaldı. Daha sonra başını salladı o da. " Sevindim. " Fakat bu yanıtın öylesine, konuyu kapatmak için verilmiş bir yanıt olduğu aşikardı. Adamın düşünceleri çok başkaydı. Serhan'ın yaşı itibari ile Ecem'le birlikte olmasından rahatsızlık duymuştu adam. Çok açıktı bu. " Kaç yaşında 30 falan mı? " dedi bu kez. Ecem rahatsızca kımıldandı sandalyesinde ve adama gergin bir bakış attı. " 29. Ama dediğim gibi sorunsuz bir şekilde anlaşıyoruz. Neden merak ettiniz? " Ecem başını hafifçe çevirip arkasındaki adama baktığında kendilerini izlediğini ve sanki kızın gerginliğini hissetmiş gibi kaşlarını çattığını görmüştü. Yavaşça yutkunarak döndü önüne. " Hiç. Yaşıtlarından biriyle birlikte olursun diye düşünmüştüm sanırım. " Genç kız artık konuşmanın seyrinden açıkça rahatsızlık duyarak kalkmıştı sandalyeden. Kitabını ve defterini eline alırken de boğazını temizledi. " Neyse hocam, sağ olun tekrardan. Ben artık Serhan'ı daha fazla bekletmeyeyim. İyi akşamlar. " Ulaş Bey, kızı rahatsız ettiğini fark etti ve elini saçlarının arasına atıp dağıttı. Boş boğazlık etmişti. " İyi akşamlar. " dedi masadan ayrılan kızın ardından. Ecem hızlıca eşyalarını çantasına yerleştirmiş ve sevgilisinin yanına varmıştı. " Gidelim mi? " Serhan gergince kızı incelemeyi kesip arka tarafta toparlanan adama baktı bir kez daha. Sonra bakışlarını yeniden sevgilisinin gözlerine çevirdi. " Bir şey mi oldu? " " Hayır. " " Ne bu yüzünün hali o zaman? " diye sordu şüpheyle. " Yoruldum. Hadi çıkalım artık. " dedi Ecem bu kez. Az evvelki konuşmayı nereye koymalı, nasıl algılamalıydı? Acaba paranoyaklaşmış mıydı? Yine de ısrarla yaş farkına değinmesinden rahatsızlık duymuştu. Ona neydi ki? Belki de yalnızca ilgili bir öğretmen olarak öğrencisinin iyiliğini istiyor, onunla endişesini paylaşıyordu. Asla anlamamıştı Ecem. Serhan ile bu konuyu paylaşırsa olay çıkacağından da emin olduğundan sessizce onu kafeden çıkartmaya çalışmıştı. Nitekim istediğini de başardı. Birlikte arabaya binip yola koyulduklarında ise artık onunla paylaşmaya hazırdı. " Serhan. " demesiyle adam anında tek kaşını kaldırıp yandan bir bakış atmıştı genç kıza. " Var bir şey sende zaten de ne zaman anlatacaksın diyordum ben de. " Ecem gergince alt dudağını yaladı. " Şey yani bir şey sordu da Ulaş Hoca. Bence o kadar da önemli olmayabilir ama yine de bilmek isteyeceğini düşündüm. " Serhan kaşlarını çatarken sordu. " Ne sordu? " " Yaşını. " dedi Ecem başta. " Ona neymiş? " dedi Serhan da. " Biraz büyük olduğunu düşünmüş. " " Ee? " " Yani işte bana göre. " diye ekledi Ecem. Serhan'ın kaşları hayretle havalandı bu kez ve sonra şaşkınlıkla kahkaha attı. " Ne sanıyor ya bu kendisini? " Ecem sessiz kaldı. Ne diyeceğini bilmemesi bir yana hocasını aklayacak bir şeyler demesi halinde Serhan'ı daha çok sinirlendireceğini artık öğrenmişti. " Hayır bir de ben oradayım ben. Herifin, karşımda otururken sevgilime dediği şeye bak. " Ecem sessizliğini korurken sordu Serhan. " Sen ne dedin? " " İyi anlaştığımızı ve bir sorun olmadığını söyledim. " Serhan duyduğu yanıttan memnun olsa da sinirini atamamıştı. " Gereksiz uzadı bu ders işi. Aylar geçtikçe kendini biri sanmaya başladı it. Hazır değil misin artık zaten? " Ecem onun hakaretlerini kulak ardı etmeyi tercih ederken omuzlarını silkti. " Hazırım galiba. Ama zaten 4 ders kaldı, sonra bitecek. " Adam başını iki yana sallarken direksiyonu kavrayan parmaklarını sıktı. " Bana pek öyle gelmiyor da... " Merhaba nasılsınız? Sizce Ulaş Hoca'nın farklı bir niyeti var mı Serhan mı abartıyor? Instagram: @ailkesandikli

Bölüm sonu

4 yorum

  • Ulaşın niyeti olmasa bu kadar garip davranmaz. Çıkar yakında kokusu. Ecem de fazlaca saf yani. Serhan ın kıskanması normal. Üçüncü bir göz her şeyi görür ve anlar. Ecemin tavırları biraz sinir bozucu . Haklı yanları yok diyemem ama iş Serhana gelince ketumlaşıyor ve haksız bir şekilde kırıyor. Arkadından iş çeviren arkadaşını bile affedecek kadar geniş bir düşüncesi var.

  • Bence ulaş hocanın niyeti farklı .Çok güzel bir bölüm olmuş ellerine sağlık 😍😘