İçeriğe geç

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 3

Visal.

Hayatımda ilk kez mutlu uyanmıştım içimde güzel bir his vardı ama neden olduğunu bilmiyordum. Yatağımdan kalktım ve elimi yüzümü yıkadım. Kıyafetlerimi giyip aşağıya indim , kahvaltıya oturdum. Sessiz bir şekilde kahvaltımı ettim ve bittiğinde kalkıp he xaman ki gibi dışarı çıktım. Bugün bize ders anlatmak için öğretmen gelecekti, o gelene kadar salıncağa binmek istedim.

İçeriye beş ila altı asker girdi, yanlarında babam vardı ve direk içeriye geçtiler. Umursamadan sallanmaya devam ettim ve öğretmenin geldiğini gördükten sonra içeriye girdim ve masaya oturdum. Emma geldi ve derse başladık.

Robert: Yakın tarihte olan olaylar ile ilgili misiniz?

Emma: Evet fazlası ile.

Yoongi: hayır ilgilenmiyorum.

Robert: o zaman ulusumuzun içinde bulunduğu durumun farkındasındır Emma.

Yoongi: evet, fırsat buldukça gazete okuyorum ve babamın askerleri bana durumları bazen anlatıyor.

Robert: peki ya sen Yoongi? Gazete felan okuyor musun?

Yoongi: Hayır.

Robert: Herhangi bir şey okuyor musun?

Yoongi: kitap.

Robert: peki ne çeşit kitaplar.

Yoongi: daha çok macera kitapları. Bilirsiniz, parlak zırhlı şövalyeler, aptal prenses felan.

Robert: evet ben de bunun için geldim Yoongi kaç yaşındasın? 16? 17?

Yoongi:17

Robert:bu kurgu kitapları okumak sana hiçbir şey kazandırmaz. Gerçeklere gözlerini açman lazım.

Senin zihnini gerçek dünyaya çevirmenin zamanı gelmiş.

Önüme aptal , kalınca bir 1934-1937 yılları arası almanak kitabı tutuşturdu. O gün öğretmen gitti ve salıncağa geçip kitabı okumaya başladım. Şuan boş boş oturuyor olsam bu kadar sıkılıyor olmazdım eminim ki. Kitabı umursamayıp bıraktım ve etrafa bakındım deponun açık olduğunu fark ettim. Depo da bir cam vardı ve ardını merak ediyordum. Ayağa kalktım hızlıca koşarak oraya gittim ve camı açtım aşağısı alçaktı , yavaşça atladım ve meraklı bir şekilde koşmaya, keşfetmeye devam ettim. Fütursuzca yüzüme vuran güneş, çapkın kuşların cıvıltıları, yemyeşil orman. Tanrı aşkına huzuru bulmuştum. Mutlu bir şekilde koşmaya devam ettim. Gölün üstündeki ağaç ile gölden geçtim, daha fazla koştum, ve bir göl daha gördüm üzerinden atladım ve karşıma demir tellerin olduğu bir yer çıktı. Dikkatlice süzdüm ve yürümeye devam ettim en köşeye gelince dikkatlice baktım. Sanırım az önce fütursuzca yüzüme vuran güneş, sahteymiş. Tanrının oyunuydu sanırım. Çünkü şuan gerçek güneş ile aramda dört beş adım ve uzunca bir çit var. Demire yaşlanmış, sarı gümrah saçları yüzüne hafifçe düşmüş, müşfik bir çocuk, diğerleri ile aynı olan tek yönü ile çizgili pijaması ve elinde olunmaz bir yara vardı. Yanına yaklaştım, sanki büyülenmiştim, gökten İsa inmişçesine hipnotize olmuştum sanırım bu güzelliğe kim tutulmazdı ki İsa'nın gücü aşkına.

Oradan çıkmam ile hafif irkildi yanına daha çok yaklaştım ve ona bakarken nefes almayı unuttuğumu fark ettim, konuşmaya başlarken dudaklarımı ıslatmak zorunda kalmıştım.

Yoongi: Merhaba.

Endişeli gözler ile arkasına dönüp baktı, cevap bile vermedi sonra döndü ve baktı.

Yoongi: Ben keşif yapıyorum, peki sen ne yapıyorsun?

Jimin: mütemadiyen çalışıyoruz, yeni bir kulübe yapıyoruz.

Yoongi: orada çok arkadaşın var mı?

Jimin: birkaç tane, ama çok kavga ediyoruz. O yüzden burada yalnız olmayı seviyorum. Kendi başıma kalabiliyorum.

Yoongi: Ben Yoongi.

Jimin: Ben de Jimin.

Yoongi: anlamadım? Adın Jimin mi?

Jimin: Evet.

Yoongi: adın çok güzelmiş.

Jimin: teşekkürler.

Yoongi: ben şu taraftaki evde yaşıyorum.

Jimin: yanında hiç yemek var mı?

Yoongi: hayır üzgünüm, aç mısın?

Jimin: Evet.

Aralarında uzun bir bakışma geçmişti dışardan biri görse sanırım aşık, idam edilmesi gereken iki haşarı genç olduğunu düşünürdü, oysaki tanışalı üç dakika olmuştu.

Yoongi: kaç yaşındasın?

Jimin: 17

Yoongi:ben de öyle.

Yoongi: ama bu haksızlık ben burada tek başımayım, sen ise orada bütün gün arkadaşların ile oynuyorsun.

Jimin: oyun mu?

Yoongi: o göğüsündeki numara , oyunun bir parçası değil mi?

Jimin: o benim numaram. Buradaki herkese değişik bir numara verilir.

Yoongi: anladım peki sonra ne olur?

Arkadan düdük sesleri ve bağırma sesleri gelir.

Jimin: şimdi gitmem gerek. Görüşürüz.

Yoongi: gerçekten mi? Tanıştığımıza memnun oldum Jimin.

Jimin: ben de öyle Yoongi.

Jimin, kendisine o kadar büyük gelen pijama ile ayağa kalkar ve gider çok sevimli görünüyordu Yoongi'nin gözünde, arkasına hep dönüp bakar, Yoongi de Jimin gidene kadar ona bakar ve Jimin gider. Yoongi evine döner.

O gece yatıp uyumakta çok zorluk çektim. Normalde kafamı yastığa koyduğum an uyuyan ben, onun yüzünü tasavvur etmek ile uğraşıyordum, eninde sonunda uyumayı başardım. Sabah olmuştu, kahvaltı etmeden üstümü giyindim ve topumu aradım.

....

Yoongi: anne futbol topumu gördün mü?

Alice: kutularının içinde olacaktı canım.

Yoongi: baktım yoktu. Bir parça çikolata alabilir miyim?

Alice: bir parça, tamam al.

Hepsini alır.

Alice: Yoongi

Yoongi: hı?

Alice: Bodruma baktın mı?

Yoongi: Bodruma mı?

Alice: futbol topun için.

Yoongi: AA doğru.

Alice arkadaki cama doğru bakar ve David'in sendeleyerek çöp atmaya çıktığını görür, içi acır ama yapacak hiçbir şeyi yoktur.

Karanlık Bodrum'a inmiştim topumu bulmuştum ama kazara fener kapanmıştı. Feneri tekrar açtım ve önümde koskoca oyuncak bebek yığınını görmüştüm şaşkınlıktan gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Hızlıca topumu aldım ve yukarı koştum. Emma'nın odasına girdim.

Yoongi: Emma senin tü-

Duraksadım evet çünkü koşmuş ve şaşırmıştım.

Emma: benim tüm ne?

Yoongi: senin tüm bebeklerin, hepsi aşağıda.

Emma: bebekler küçük kızlar içindir. İnsanlar savaşıyor ve tehlike altındalar, bebekler ile oynamak aptallıktır.

Odasına aptal posterler yapıştırıyordu. 14 yaşında değil 30 yaşında gibiydi ondan daha çocuksu olduğumu düşünüyordum ve bu benim için kötü değildi, gerektiği kadar olgundum. Hızlıca koşarak dünkü yerime gittim, onu bekledim. Çikolatayı açtım, ve birkaç parça yedim onu beklerken. Ama gelmedi. Eve döndüm, öğretmen gelmişti.

Yoongi: halkımın kederi benim kederimdir.

Robert: kader olacak.

Yoongi: üzgünüm dikkatli bakmadım.

Onların kavgaları, üzüntüleri , sevinçleri ve korkuları benimdir. Ben anavatanın yaratılması ve dirilişi için çalışmalıyım. Halkımın tarihi büyük bir zaferdir. Ve saat 12 oldu.

Robert: anlamadım?

Yoongi: bu saate bırakmıyor muyuz?

Robert: dersin saatine öğretmen karar verir öğrenci değil, devam et.

....

Ders bitmişti, kendimi dışarıya attım ve salıncağa oturdum, o sırada annem içeriden çıktı.

Alice: Yoongi, bir saatliğine kasabaya gidiyorum, gelmek ister misin?

Yoongi: hayır.

Alice: tamam , o şeyin üzerinde dikkatli ol.

Annem gitmişti hemen koşmustum ve Jimin'in yanına gitmiştim, orada oturuyordu, karşısına oturdum.

Yoongi: bir şey sorabilir miyim?

Jimin: tabii.

Yoongi: siz neden bütün gün pijama giyiyorsunuz?

Jimin: bunlar pijama değil.

Yoongi: öyleler.

Jimin: bunu yapmak zorundayız, giysilerimizi aldılar.

Yoongi: kimler?

Jimin: askerler.

Yoongi: askerler mi ? Neden?

Jimin: bilmiyor musun gerçekten?

Yoongi: hayır.

Jimin: hayatını karartmak istemem, elbet öğreneceksin.

Ben askerleri hiç sevmem. Sen sever misin?

Yoongi: ben çok severim. Babamda askerdir, ama sebepsiz yere insanların kıyafetlerini alan bir asker değil sanırım.

Jimin: nasıl bir asker?

Yoongi: şey, bilmiyorum. Senin baban çiftçi mi?

Jimin: hayır o bir saatçi. Saatçiydi, şimdi burada çivi çakıyor.

Yoongi: Bence yetişkinlerin ne yapacaklarına karar verememeleri çok garip. Mesela David, onu tanıyor musun? Burada yaşıyor.

Jimin: Evet.

Yoongi: eskiden doktormus şimdi ise patates soymayı tercih ediyor, suçu da dünyaya atıyor.

Yoongi: sana bir soru daha sorabilir miyim?

Jimin: tabii.

Yoongi: o bacalarda ne yakıyorsunuz? Geçen gün yandıklarını gördüm , çevrede çok saman mı var?

Jimin: Hayır, bunu şimdi öğrenmene gerek yok, saf ve temiz kalman daha iyi olacak.

Yoongi: yanan her neyse çok korkunç kokuyor.

Jimin: keşke çikolatayı unutmasaydın çok acıktım.

Yoongi: evet , özür dilerim. Bir fikrim var belki bir gün bize yemeğe gelirsin.

Jimin: gelemem, koskaca çiti görmüyor musun Yoon?

Yoongi: ama bu hayvanlar için değil mi?

Jimin: hayır bizim dışarı çıkmamızı önlemek için.

Yoongi: neden sen ne yaptın ki?

Jimin: ben bir Yahudiyim.

Evet başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü, şimdi bitmiştim , ben bir asker çocuğuydum, o ise yahudi. Pek bilgim yoktu bu konular ile ilgili ama bildiğim tek şey biri öğrenecek olursa infilak olacağımızdı. Şaşırmış gözler ile baktım. Ayağı kalktım ve konuşmaya başladım.

Yoongi: sanırım gitsem iyi olacak.

Jimin: yarın da gelecek misin?

Yoongi: senin için her gün geleceğim. Görüşürüz.

Bölüm sonu

4 yorum