İçeriğe geç

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 2

Parçaların birleşmesi.

Sonunda gelmiştik yeni evimize. Dışarıdan bakacak olursak büyükçe bir bahçesi, bahçesinde bir adet zeytin ağacı, tam salıncak kurmalık, siyah bir ev ve - ve arkada bir kapı. Acaba nereye gidiyordu. Zamanla öğrenirim. Şimdi odamı seçmeye gitsem iyi olacak.

Emma: büyük odayı kaptım haberin olsun seni aptal.

Yoongi: Düzgün konuşursan sevinirim.

Çok küçüktü kızmak istemiyordum ve yukarıya çıkıp gözüme takılan küçük ama naif odama girdim ve yatağa çıkıp camdan baktım küçük bir çiftlik görmüştüm burafa çiftliğin ne işi vardı ki? Azıcık daha dikkatli baktım ve oradaki insanların çalıştığını gördüm ama bir gariplik vardı. Hepsi çizgi pijamalı gecelikler giyiyordu.

Aşağıya indim ve masaya oturdum bugün hiç yemek yememiştik ve oturup yemek yemeye başladım ve annemle konuşmaya başladım.

Yoongi: yarın karşı taraftaki çiftliğe gitmek istiyorum keşif yapacağım.

Alice: ne çiftliği? Ben buralarda hiç çiftlik görmedim.

Yoongi: sadece benim odamdan bakıldığında görünüyor sanırım.

Annem masadan kalktı.

Alice'den: masadan kalkıp direk Yoongi'nin odasına çıktım, camdan baktım ve Yoongi'nin bahsettiği yeri gördüm hızlıca aşağıya geri indim, Sherlock'un gelmesine az kalmıştı bahçeye çıktım ve onu beklemeye başladım.

Gelir gelmez konuşmaya gittim.

Alice: Tanrı aşkına bana işin evden çok uzak olduğunu söylemiştin. Oğlumuzun camından rahatlıkla görünüyor.

Sherlock: bu evden çok uzak olduğu gerçeğini değiştirmez. Üstelik görmesi sorun arz etmez o akıllı bir çocuk.

Alice sinirli bir şekilde içeri girer.

Yoongi'den:

Buradaki ilk gecemdi, üstümü giyinip yatmıştım. Odanın camından dışarı ve ay çok güzel görünüyordu izleyerek uykuya daldım.

Dünyanın kötülükleri arasında rahat hissetmemi sağlayan şeyler uyumak ve yalnızlığım. Parlak yıldızlar, kocaman ay, mavi gökyüzü... Her şey güzeldi bu evrende, biz insanlar bozuyorduk. İnsanoğlu başarısız bir projeden ibaret.

Ve evet bu güneş. Onu saymadım o da bu evrenin güzelliklerinden ama ben kendisini pek sevmem, anlaşamayız. Ama bu mükemmel olduğu gerçeğini değiştirmez.

Beni uyandıran güneş ile kalktım ve aşağı indim kahvaltı yapacaktım ve dün gördüğüm çizgi pijamalı insanlardan bir tanesi köşede durmuş patates soyuyordu. Onu biraz süzdüm ve sonra yemeğimi yiyip dışarı çıktım.

Emma , sarışın uzun boylu, tatlı ve bir o kadar ukala duran çocuğun yanında onunla flört etmeye çalışıyordu. Çocuğun benimle aynı yaşta beye biraz daha büyük olduğuna yemin edebilirim. Emma daha 14 yaşındaydı...

Şoförün yanına gittim ve konuşmaya başladım.

Yoongi: Burada fazladan lastik var mıdır?

Alex: ne yapacaksın küçük adam?

Yoongi: bahse girerim aynı yaştayız.

Alex: peki efendim. Lastiği ne yapacaksanız acaba?

Yoongi: salıncak kuracağım.

Emma: keşke biraz büyüsen.

Yoongi: keşke 14 yaşında gibi davranmayı bilsen.

Alex biraz etrafa bakınır ve gördüğü ihtiyar Yahudiyi çağırır.

Alex: hey ihtiyar. Bu çocuğu arkadaki depoya götür sağlam bir halat ver ve istediği lastiği seçip buraya taşı. Sonra ona salıncak kur.

Yoongi: iki elim , iki ayağım var kendim yaparım.

David: gelin küçük bey ben sizin için hallederim.

Yoongi günlerdir merak ettiği o kapının arkasına nihayet girmişti, ama David yanındaydı arka tarafa gidemezdi. Sadece depoya girdi.

David: bu lastik olur mu efendim?

Yoongi: olur, teşekkürler.

David ve Yoongi bahçeye geri döndü ve Yoongi kapıdaki merdivenlere oturup David 'in salıncağı kurmasını bekledi, çünkü Alex Yoongi'nin yapmasına izin vermedi. David salıncağı bitirir bitirmez salıncağa gitti ve oturdu.

Yavaş yavaş sallanmaya başlamıştım ve etrafı iğrenç bir kokunun sardığını fark ettim ayağı ve havaya baktım. Siyah bir duman etrafı kaplamıştı. Ayağa kalktım belki bir şey görürüm diye ve ayağı kalktığım gibi yere çakıldım.

David yanıma geldi ve beni kaldırıp mutfağa götürdü tezgaha oturmana yardımcı oldu ve içeriden ilk yardım çantasını getirdi.

Yoongi: şey önemli bir şey yok annem gelince beni hastaneye götürür uğraşmanıza gerek yok.

David: mikrop kapmasını istemeyiz hemen hallederim sorun yok.

Yoongi: ama siz doktor değilsiniz.

David: hayır öyleyim.

Yoongi: hayır değilsiniz, evimizde patates soyuyorsunuz.

David: eskiden doktordum.

Yoongi: peki neden şimdi buradasınız? Kim doktorluğu bırakıp patates soyar ki?

David: hayat bazen ne yapmak istediğini sormaz küçük bey. Sadece yapar.

Ailce elinde beyaz güller ile mutfağa girdi ve Yahudi adamın çocuğunun bacağını sardığını görüp endişelenir.

Alice: ne oluyor burada? Ne yaptın oğluma?

Yoongi: anne o bir şey yapmadı ben salıncakta sallanıyordum ve yere düştüm David ise bacağımı temizleyip sardı.

Alice pişman gözler ile baktı ama özür dileyemedi, çünkü o üstündü. O Yahudi insandan üstündü ama o hiç böyle düşünmedi çevresinin baskısından dolayı böyle davranmaya başladı ama çok pişmandı. Yoongi'nin elinden tuttu ve onu odasına çıkardı. Yoongi yatağına yattı ve yemek saatine kadar keşif kitapları okudu.

Yoongi'den:

Babam gelmişti aşağıya indim ve masaya oturdum ve konuşmaya başladı.

Sherlock:, Size öğretmen getireceğim böylece eğitimden geri kalmayacaksınız.

Yoongi: neden okula gitmiyoruz?

Emma: Daha iyi yorulmamıs olurum.

Sherlock : çevre çok kötü o yüzden eve öğretmen gelecek. Okuldaki dersler aptalca üstelik bu öğretmen size sadece özel dersleri anlatacak.

Yoongi: yani ben okula gitmeyeceğim okul ayağıma gelecek.

Sherlock: öyle.

Yemeğim bitmişti odama çıktım ve kitabımın son 17 sayfası kalmıştı onu okudum ve son sayfada yazan o söz beni çok etkiledi basit bir söz herkes anlamaz, herkes anlarsa zaten anlamlı olmaz .

"Gördüklerimin yarısını inanılmayacağı için yazmadım."

Marco Polo

Bölüm sonu

3 yorum