İçeriğe geç

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Ahenkli çizgiler.

Bölüm 4

Meyus.

Akşam olmuştu Emma ile satranç oynuyorduk ve babam dedem ile telefonda konuşuyordu.

Yoongi: dedem ve büyükannem mi geliyor?

Alice: evet tatlım.

Yoongi: Geçen günkü kokuyu siz de aldınız mı? Bacalardan geliyordu. Salıncaktan düştüğüm gün.

kokuyu sen de aldın mı anne?

Sherlock ve babası Jack telefonda kavga ediyordu çünkü annesi gelmek istemiyordu çünkü olaylara derinden hâkimdi ve bu onu rahatsız ediyordu.

Yoongi: büyükannem gelmiyor mu?

Sherlock: hayır, hastaymış. Ama deden geliyor.

Yoongi: kokuyu sen de aldın mı baba?

Sherlock : ney?

Yoongi: o korkunç koku, bacalardan geliyordu, neydi o?

Sherlock: sanırım bazen orada çöp yakıyorlar.

......

Alice: Sherlock, bu getirdiğin öğretmen genelde Yoongi ve Emma gibi çocuklara ders veriyor mu?

Sherlock: sanırım.

Alice: onlara ne öğretiyor? Emma eskisi gibi değil, çok değişti.

Sherlock: herkese ne öğretiliyor ise onu, geride kalıp aptal olmamaları lazım.

..

Gece olmuştu, artık eskisi gibi mutsuz değildim, pesimist düşüncelerimin esiri değildim, güzelce uyuyordum. Jimini düşünüyordum. Aşık olabilir miydim ona? Deliceydi, çok deliceydi. Hele ki bu zaman da. Onu sevmem boynuma ilmeği geçirmek olur, ve ben onun için boynuma ilmeği geçirebilirdim. Peki ya o? O beni sever miydi? Derken fütursuz sahte güneş beni uyandırdı. Kalktım ve hazırlanıp kahvaltımı yedim, daha sonra ders için öğretmenin gelmesini bekledim keşke geç kalmış olsaydı ama mütemadiyen her gün olduğu gibi aynı satte geldi, derse başladık.

Emma: Yahudi bizi dolandırdı ve düşmanlarımızı kışkırttı. Yahudi bizi kötü kitaplar yüzünden yozlaştırdı. Edebiyatımız ve müziğimiz ile alay etti.

yoongi söz hakkı ister.

Robert: evet Yoongi:

Yoongi: ama ben bir şeyi anlamadım, tek bir adam bütün bir milleti nasıl dağıtabilir ki?

Robert: buradaki Yahudi tüm Yahudi ırkını temsil ediyor.

Yoongi: ama iyi Yahudi de vardır herkes kötü değildir.

Robert: Eğer iyi Yahudi diye bir şey olsaydı, Yahudi olmazdı.

.....

Ders bitmişti ve aşağıya inip çantama biraz yemek koydum, çıkacakken annem ile karşılaştım.

Alice: nereye Yoongi? O çantada ne var?

Yoongi: Bay Robert bize birkaç kitap verdi, salıncağa onları okumaya gidiyorum.

Alice: bir bakayım.

Yoongi: neye?

Alice: kitaplara.

Yoongi: hayır.

Alice: Bay Robert'in sana hangi kitapları verdiğini görmek istiyorum.

Yoongi: yalan söylemek istemiyorum.

Alice: ney?

Yoongi: bunlar sadece, macera kitapları.

Alice gülümser ve oğlunun yanağından öper.

Alice: hadi git de oku bakalım.

Hızlıca yola koyuldum ve Jiminime doğru koşmaya başladım. Oraya gitmiştim orada oturuyordu benim güneşim, yanına gittim ve gülümsedim o da güldü ve çok mutlu oldu ellerimizi birbirine değdirdik ve ona sonra söz verdiğim yemekleri getirdim çiftlerin arasından verdi ve teşekkür edip yemeye başladı, o arada top oynamaya başladım. Ve topu yukardan ona attım.

Yoongi: tut bakalım.

Jimin korku dolu bakışlar ile demir çitin arasından ona geri verdi.

Jimin: onu geri atma lütfen:

Yoongi: sorun ne?

Jimin: bu tehlikeli görürlerse ben biterim.

Yoongi:peki, yeter ki sana zarar gelmesin. Sıkılsam da olur.

Yoongi: bana her şeyi anlat lütfen merak ediyorum.

Jimin: üzgünüm, anlatacağım şeyler sana zarar verir. Bunu istemiyorum.

Yoongi: canım acır diye anlatamadığın şeyleri, sen yaşıyorsun. Canının acımasını istemiyorum bana da anlat.

Askerler: Buraya gelin.(düdük çalarak)

Jimin: belki bir gün anlatırım ama şimdi gitmem gerek görüşürüz, kendine dikkat et umarım yarın yine gelirsin.

Yoongi: senin için geleceğim.

Arkasını döndü ve gitti benim ay parçam, güneşim, yıldızım, güzel olan her şey. Arada arkasını dönüp gözlerini gözlerim ile buluşturması o elektrikli demir tellerin arkasından verdiği en güzel hediyeydi.

Bölüm sonu

2 yorum