İyi okumalarr
...
"SOLLA GİDELİM YANINDA GEÇELİM SONUNU BİLE BİLE ARABANA BİNELİM"
Çıtayı yükseltmiş. Arabanın tavanından vücudumun üst kısmını uzatmış ellerim havada bağırarak şarkı söylüyordum. Ellerim rüzgarı kontrol ediyormuş misali kıvırdım omuzlarımı oynattım. Önümde uzanan yol hiç bitmeyecekmiş gibi akıp giderken özgürlüğü buram buram hissediyordum. Özenerek yaptığım saçlarımın darmadağınık olduğuna eminim. Kimin umrunda.
"EY, ROTAR FERRARİ. ICH GAS İN EİNEM FERRARİ."
Şarkı sonlanıp başka bir şarkı başlamadan önce haziran ayağımı dürttü. "Kızım in artık bak ara sokaklara gircez." Demesi ile bu güzel anında sonuna geldiğimi anladım. Hangi güzel geçen zaman sonsuza kadar sürerdi ki.
"Az daha kalsam." Bağırarak anlaşıyorduk. Ben yukarda o şöför koltuğunda olduğu için zor duyuluyordu. "Bak otobandan çıkıcam şimdi." Başka çare var mıydı ki? Dönüşte bir kere daha yapabilirdim bunu. Artık fav aktivitemdir.
Ayaklarımı arabanın torpido yerinden indirdim. Kendimi yavaşça içeri çektim. "BEN SENDEN VAZGEÇMEM IŞIKLARI SÖNDÜRSELER BİLE." Kızlar bangır bangır bunu söylüyorlardı. Bende anın etkisinde kapılıp bu sefer arabanın içinde söylemeye başladım.
Haziran beni aldıktan sonra yolu biraz uzatarak otobana çıkmıştı. Neden uzattığı hakkında gram fikrim yok. Bende bunu fırsat bilip her zaman yapmak istediğim şeyi yapmıştım. Millet fotolar çekip atıyor bense izlemekle kalıyordum. Yazık bana. Elbet sonunda ayağıma böyle bir şans gelince yapmadan duramazdım.
"OLAMAZ OLAMAZ SENSİZ YARİM." Bir diğer şarkı çalmaya başladı. Lan götüm titredi. bir iki saniye sabit durdum. Valla bak yine oldu. İşkillenip elimi koltuğa götürdüm. Arabada ses yoğunluğu telefon çalsa duyulamayacak düzeydeydi fakat telefonum titriyordu. İyi de anneme mesaj atmıştım. Kim yazardı ki bana.
Bence bakma
Merakıma yenik düşüp en azından ana ekrandan kimin mesaj attığına bakmak istedim. Telefonumu üzerine tıklayıp açında birde ne göreyim.
Kırço hocam(dershane): Aldı mı arkadaşların?
Fırto hocam(school): Tehlikeli şeyler yapıyorsun küçük menekşe
"CANIN ACIRSA SENİN İÇİN YAVAŞLAYABİLİRİM." Bi dakika ne? Kıraç hoca neyse de Fırat hoca nerden gördü?
Hani o da otobanda olabilir sanki ha
Başımı arka tarafa çevirdim. Peşimizden bir sürü araba geliyordu. 'Gece gündüz peşimdeler peşimde' bu düşünceme güldüm. Tamam şu an sapıtmanın sırası değil. Fırat hocanın arabasına benzer bir araba gözüme çarptı. İçindeki kişiyi göremiyordum ama eğer yanılmıyorsam fırat hocaydı. Ulan fırto.
Kızlara bunu söylemekten vazgeçtim. Söylesemde bir işe yaramayacaktı. "SAĞIM SOLUM BELLİ OLMAZ SENİ SEVEBİLİRİM." Aman salla be ada. Napıyım adamın gidip kucağına mı oturayım.
Ben böyle bişey demedim ama olur
Başımı yola geri çevirdim. Herkes kimseyi umursamadan şarkıyı söylüyordu. Hem ne demiştik. Hiç bişeyi umursamak yok nokta.
"BELKİ DE YANINDA UZUN SÜRE KALABİLİRM."
...
Haziran arabayı park edip arkamızdan gelirken geldiğimiz mekanı inceliyordum. Elimdeki küçük askılı çantama telefonumu sıkıştırmış büyük çantam haziranın arabasında kalmıştı. Her halinden kaliteli görünen mekan iki aşk meleği sütunlarının çevrelediği girişten oluşup tahminimce temasını mitolojiden aldığı açık iki kapıyla girişi sonlandırıyordu. İçersini şimdiden merak ettim. Mitolojiye aman aman bir ilgim yoktu ama bu egzotik mekana yakışmışa benziyor.
"Bişey dicem. Burada güzele benziyor." Melek yanımdan konuşunca "Herhalde bebeğim annemin arkadaşının yeri." Haziran hava atar bir şekilde sütunlara doğru yürümeye başladı. "Burasının fiyat-" sevil konuyu açacağı sırada haziran sözünü kesti.
"Bendensiniz."
"Hayır." "Olmaz." "Kabul etmem." Sevil ben ve meleğin peş peşe söyledikleri karşısında haziran durup arkasını döndü. "Kızlar itiraz kabul etmiyorum." Bir adım atıp haziranın kolunu tuttum.
"Canım bak bu çok fazla lütfen." Yanıma melek ve sevil de geldi. Sevil dediğimi onaylarken melek "Başka bir zaman senden olur." Dedi.
Haziran ciddi bakışlarını üzerimizde gezdirdi. Ben bu bakışı biliyorum. Birazdan hepimizi paylamaya başlıyacak. Ben bunu kabul edemem ki.
"Kızlar susun ve yürüyün. Bu gece dağıtalım." Ben olmaz bakışlarımı atarken haziran bakışları ile beni konuşmadan susturdu.
Dördümüz de kolkola girdik. "Bunun karşılığı olacak." Dedi sevil. Melekte onu onayladı.
Sütunların arasından geçip resepsiyona çıktık. Kocaman resepsiyon tümüyle karşıki duvarı kaplıyordu. "Buyrun haziran hanım yerinizi gösterelim." Resepsiyondaki kızlardan biri ayağa kalkıp bize yolu göstermeye başladı.
Siktir. Asansör mü var? Ah haziran vah haziran. Hepimiz resepsiyonun yanındaki asansöre binip yukarı çıkmaya başladık. Kızlara arada gerici bakışlar atıyordum. Melek aynadan makyajını düzeltiyor sevil ise telefona bakıyordu. Haziransa resepsiyon görevlisiyle sohpet ediyordu.
"Ayarladığımız gibi haziran hanım kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir konumda yeriniz. Dilediğince eğlenin." 1 kat çıktık 1 kat daha çıkınca asansör durdu ve kapıları açıldı. Herkes içersine bakmaya başladı. Burası da neydi? Saray yavrusu odası mı?
Hepimiz odaya girince iki uzun L koltuk tam ortaladında içki dolu bir sehpa, koca bir tv, ve bilardo masası bir de şurada dolap vardı. İçinde içki olduğuna o kadar eminim ki. Bir anda gözler hazirana döndü. Birkaç kapı sa vardı odada. Onlar çok dikkatimi çekmedi.
Haziran omuz silkti. "Seni adamların elinden kurtarmak ve yanlış yola düşmemen için iyi bir tercih gibi ada." Hadi ama ya. Bende iki adam görüp cilveleşicem diye mutlu oluyordum. "Sağol." Dedim.
Koyu kırmızı L koltuğa gidip oturdum. Kız o kadar para vericekti buraya. Eğlenelim bari erkek olmasa bile.
"Hadi ama sizce herşey bu kadar mıdır?" Haziran gelip karşıki L koltuğa oturdu. Odada bir kapı vardı. Kapı birden açıldı ve içeri polis üniformalı adamlar girdi. Lan noliiii.
Hemen ayaklanıp ellerimi kaldırdım. "Vallaha uyuşturucu almadık polis." Melek de ellerini kaldırmıştı. Bu polislerin burada ne işi vardı. O sırada haziran rahat rahat masada olan kirazlardan birini göğüsünün üzerine koymuştu. Bu kız neden böyle.
"Kaldır elleri polis. Bu eğlence bizsiz yapılamaz." Ellerinde çantalar ile 4 yakışıklı polis odaya giriş yaptı. O çantada ne vardı. "Haziran ne yapıyorsun?" Haziran gülmeye başladı. Polislerde sırıtıyordu. Bizsiz yapılmaz mı?
"SİKTİR." Hazirana doğru "sen jigolo mu tuttun?" Başını olumlu anlamda salladı. Hay aklıma. Yaptığım harekete gülüp yerime oturdum. Sevil de sağıma oturmuştu. "Bu kız normal değil." Dedi. Ona bir bakış attım. "Normal olmasını isteyen kim?"
Haziranın tuttuğu adamlar gelip 4 çantayı da yere bırakıp soyunmaya başladılar. Önce mavi polis gömleklerini sonra da pantolonlarını çıkarıp sadece boxerları ile kaldılar. Ben şok. Şaşkınca izleyip hangisi benimle ilgilenecek diye bakmaya başladım.
"İleri gitmeyecekler. Sadece biraz zevk verirler." Haziran sanki onlar paralı askerleriymiş de onları yönetmekten zevk alıyormuş gibi sırıttı. Göğüslerini öne çıkararak. "Kim beni alır?" İçlerinden sarışın olan 8 baklavası mı var onun? Hazirana doğru yürüyüp önünde diz çöktü. ben onları muzip bir şekilde izlerken önüme birden siyah saçlı bir adam geldi. Başımı kaldırıp ona baktım.
Elinde bir tane kiraz vardı. Kirazı göğüslerimin arasına koyarken sexy bir tavırla ona baktım. "Polis baskını bu olsa gerek." Gülümseyip önümde diz çöktü. Ona alan açmak için bacaklarımı araladım. Bacaklarımın üst kısmını avuçlayıp göğsümdeki kirazı yalayarak aldı. Ellerim omuzlarına çıktı. Tırnağımı geçirdim. "Sert kız." Birden ayağa kalkıp beni bir anlık hüsrana düşürdükten sonra elinde. Daha yeni alınmış olduğu belli olan vibratörü getirdi.
"Rica etsem." Elindeki kutuyu aldım ve açtım. Titreşimli küçük bir vibratör. Titrek bir nefes alıp kızların durumlarına baktım. Sevil sağımda kumral çocukla öpüşüyordu. Melek karşımda karşısındaki koyu saçlı kaslı adamın aletini avuçlamış adamla öpüşüyorları. Layn melek bişey demek istemiyorum.
Yanında da haziran sarı saçlı adamın göğüslerini öpmesine için veriyordu. Arkada televizyondan sexy şarkı vibe veren müzik duyuluyordu. Herkes kendinden geçmişken en fazla ne olabilir diyip vibratörü kutusundan çıkarıp etrafına sarılı poşetten kurtardım. Adam yanıma oturmuş ne diyeceğime bakıyordu. "1 saniye rica etsem." Ayağa kalkıp tuvalet olduğunu tahmin ettiğim kapıya yürüdüm.
Kalbim heyecandan atıyordu. İlk defa tadacağım duygular heyecanımı daha da körükledi. Odada iki yapı vardı bunu farketmiştim bir tuvalet olmalıydı. İlk girdiğimde sadece bu adamların geldiği kapı dikkatimi çekmiş diğer kapılara çok bakmamıştım.
Kapıyı açıp girdim. Şeffaf duş olan tuvalette vibratörü içime yerleştirmem kolay olmadı ama başardım. içime ittirirken acısıyla inledim. Bu kadarı bile acı veriyorsa titreyip hareket etmesinin vereceği zevk tartışmaya açıktı. Kumandası da kutunun altındayı. Bu çıkardı dimi sonra. Kalmasın orda.
Kilotlu çorabımı çıkardım ve bir daha da giyer miydim bilmiyorum. Tanga gitdiğimden mütevellit biraz etraf batabilirdi ama kimin umrunda. Tuvaletten çıkıp ikili karşılıklı olan L koltuğa yürüdüm. Elimdeki kumandayı adama uzatıp koltuğa oturdum.
Adam elindeki kumandaya basıp aynı anda göğsümü avuçlayınca geriye doğru düşüp inledim. İçimdeki bu titreşimin vajina duvarlarıma yaptığı etki derince tekrar inlememi sağladı. Kızlara bakacak durumda değildim. Ama onlardan da zevk inlemeleri geldiğini duydum.
Siyah saçlı adam hem kumandaya belli aralıklarla basıp hem de göğüslerimi sıkıyordu. Dudaklarıma yöneldiği sırada "Öpüşme yok." Başını salladı ve boynumu izin bırakmayacak şekilde öpmeye başladı. İçimdeki titreşim artık doruğa ulaşmış bana fazla gelmeye başladı. "Yavaşlat." İçimdeki titreşim anında yarıya indi. Eğer boşalmayı uzatırsam sonundaki zevk kaçınılmaz derecede başarılı olurdu.
İçideki hareket canımı sıkmaya başlamıştı. Öpüşmek istemediğimi söylemiştim çünkü bu hiç tanımadığım adamla öpüşmeyi canım istememişti. Şimdi ise istiyordum. "Durdur." Ne kadar durmak istemesemde duracaktım. Adam itaatkar biçimde üzerimden kalktı. "Nasıl istersen." Kızlar öpüşmeye ve inlemeye devam ederken bu ortama içkisiz katlanamayacağımı farkedip masadaki viskilerden birine yöneldim.
Siyah saçlı adam "hangisi?" Dedi. Elimle turuncu cam şişedeki içkiyi gösterdim. Koltuktan kalkıp bana o içkiden doldurmaya başladı. Kolu kaldırdığı şişenin etkisinde kasılırken onu süzdüm. Sexy bir adamdı karşımda siyah boxer ı ile dururken aleti fazlaca belli oluyordu. Haince onu süzerken o ise viskiyi doldurmayı bırakıp doldurduğu bardağı bana uzattı.
Elinden alıp tek dikişte içtim. Elimi tekrar uzatınca bir tane daha koydu. Zaten sadece geniş viski bardağının dibine koyuyordu. Onu da tek dikişte içince beynimi bir pus örttü. Bardağı adama uzatmak yerine sehpaya koydum. Koltukta geriye yaslandım.
Bacaklarımı araladım. Adam yanıma oturup yüzünü bana çevirdi. "Şunu hareket ettir." İçimi tekrar bir titreşim doldurdu. Bu sefer alışık olduğum için inlemeden başladım ama kendimi uzun süre tutmayacağım aşikardı.
Başımı yastıklata koyup tavana bakarken "hızlandır." Dedim. İçindeki titreşim maximuma ulaşınca inledim. Bacaklarım titredi. Boşalmanın etkisiyle gelen yorgunluk hissi üzerime çöktü. Kalbim dörtnala hızına devam etti. Baygınca yanımdaki adama baktım. "Gidebilirsin." Başını salladı kumandayı yanıma bırakıp odadaki eşyalarını toplamaya başladı. Hemen tuvalete gidip vibratörü çıkardım. Islaklık tangamı mahvetmişti ama sorun etmedim. Gece daha yeni başlıyordu.
Tuvalette olan kutuya vibratörü geri koydum. Kilotlu çorabımı giymem dedim ama giysem iyi olacak. Onu da giyip tuvaletten çıktım. Koltuktan kumandayı da alıp kutuya koyunca odada daha çıkmamış olan siyah saçlı adama götürüp uzattım. Adam elimdeki kutuyu alıp açtı ve içindeki poşetten ıslak olan titreşim aletini çıkarıp gözümün içine baka baka yaladı onu. Alt tarafımdaki sıcaklık kendini belli etti. Arkamı dönüp koltuğa geri döndüm.
Arkadan gelen sexy müzik devam ederken kızların nasıl seviştiklerini izlemeye karar verdim. Zaten kafam pusluyken başka ne yapabilirdim ki.
Sevil yanımda öpüşmeye devam ediyor karşımda melek adamın karın kaslarını yalıyor yanında ise haziran tahminimde onda da olan vibratör yüzünden inliyordu. Benden farklı olarak hepsi öpüşüyordu. Bir süre onları izledikten sonra hepsi doruğa ulaştı ve adamları gönderdiler. En son melek de koyu saçlı kaslı adama gitmesini söyleyince hepimiz birbirimize bakıp gülmeye başladık.
"Bunu yaptığıma inanmıyorum." Açık açık söylediğim şeye alkolün etkisi ile hepimiz kahkaha attık. "Az önce adamın aleti elimdeydi." Melek kahkahaları arasında konuşmaya başladı.
"Kabul edin güzeldi." Haziran hepimize bakıp elindeki içki bardağını havaya kaldırdı. Sevil "Nice partilere ve içmelere." Diye devamını getirdi. Elime sehpadaki bira şişelerinden birine götürüp elime aldım. Yine basadaki açacağı alıp birayı açıp kafama diktim.
"Bu arada adam bana dokunmadan boşalttı." Sevile baktım. Üzerindeki kot milim bile oynamamıştı. "Herhalde bebeğim onun için eğitim alıyorlar." Hazirana döndü bakışlarım. "Eğitim mi alıyorlar?"
"Buraya gelen sex işçileri belirli eğitimlerden geçip gelirler."
"Sende baya ilgilisin he haziran." Melek içkisini yudumlayıp dağılan rujunu elinin tersi ile sildi. Güldük. "Bizzat tanık olduk tabi."
"Hadi kalkın hepinizi sexy fotolarını çekicem go gril."
"Hadi ama haziran iki dakka otur yorulduk." Valla kızdaki enerji beni bitirdi. melek hazirana cevap verdiğinde araya girdim. "Burada bar kısmı var mı?"
"Hayır ada."
"Hadi ama haziran uslu durucam." duraksayıp devam ettim. "Söz. Yarım saat içinde dönmezsem gelir alırsınız."
Hepsinin gözlerine en masum bakışlarımı attım. En son sevile baktığımda "Of tamam ada git ama yarım saat içinde burada olmazsan seni sikerim."
"Olur olur gidip gelcem." Haziran hoşnutsuzlukla iç geçirdi. "Oda tuttuk hanımefendi yine rahat edemedi."
"Rahat edemek değil, sadece anlarsın ya-"
"Git ada. Ama yarım saat." Başımı olumlu anlamda salladım. Nereye attığımı bilmediğim çantamı bulup tuvalete gittim. Hızlıca kendime çekidüzen verip çıktım.
"Nasıl olmuşum?" Hepsinin bakışları bana döndü. Onaylar mırıltılar eşliğinde odadan çıkışa yöneldim. "Unutma yarım saat." Haziranın son sözüne cevap verip asansör yerine polis adamların geldiği kapıya yöneldim.
"Tamam!"
...
10 dakikadır geldiğimiz bu mitolojik yerin mitolojik temalı barında oturmuş bekliyordum. Her tarafta zeus ve karıları var. Ne mi bekliyordum. Heh onu bende bilmiyordum. Bar taburemde bir tur döndüm. Hadi ama eğlence istiyorum.
Barmenin olduğu yerler oturuyordum. Barmene dönüp "bir viski." Sanırım bu gece bir şey yüzünden kalp krizi geçirirsem bu içki olucaktı. Kimin umrunda.
Barmen cevap vermeden içkiyi hazırlayıp önüme koydu. Bende sessiz sessiz içmeye başladım. Çok kalabalık değildi bar ama pistte oynayanlar masalarda yiyişenler ve bir şey hakkında yüksek sesle tartışan adamlar vardı.
Telefonumu çıkardım. Bakalım yarı ayık bile olmayan kafam ile ne kadar düzgün cevap verebileceğim.
Kırço hocam(dershane): aldı mı arkadaşların
Ben: evt evt çok eğleniyoruz hocammm.
Biraz fazlamı 'm' olmuştu? Salla ya.
Kırço hocam(dershane): öyle mi? İyi eğlenceler.
Ben: eğer gelmek isterseniz böyle etrafta zeus fln olan bir yer görürseniz oradayım.
Kırço hocam(dershane): zeus mu?
Kırço hocam(dershane): sen sarhoş musun?
Kırço hocam(dershane): ada
Ben: olabilir ama bence sanat sanat için çünkü toplum neden sanat için uğraşsın ki dimi çok saçma.
Kırço hocam(dershane): başlatma edebiyatına ada. Nerdesin onu söyle.
Ben: niye ki? Gelceniz mi?
Kırço hocam(dershane): gelcem ada.
Ben: gelmeyin. Ben gayet eğlwniyom.
Kırço hocam(dershane):eminim öyledir.
Kırço hocam (dershane): nerdesin?
Ben: ya hocam. Siz niye böylesiniz? Bide beni merak ediyonuz. Yani önemli biri değilim. Başarılı değilim. Ne gerek var bana. Salın.
Kırço hocam(dershane): çünkü ben-her neyse
Bir sesli arama telefonun ekranında gördü. Kırço hocam(dershane) yanıtlasam mı ki?
Yanıtla
Telefonu açıp kulağıma koydum. "Alo."
"Nerdesin ada?" Sesi sert geliyordu. Sert mi acaba sex de de bu kadar sert midir?
"Zeuslu bir yer demiştim kıraç hocam." Karşıdan birkaç hışırtı geldi. Tahminimce araba kapısı kapanmıştır. Ne yani beni almaya mı gelicek. Üstüme iyilik sağlık.
"Tam adres söyle." Tam adres mi? Ama nasıl? Barmen çocuğa döndüm.
"Buranın tam adresi ne?" Çocuk hemen cevap verdi. "Fahriman caddesi kavşaktan 2. Sol tam karşısı."
"Duydun mu?"
"Evet." Arabayı çalıştırma sesleri geldi ve tekrar konuştu. Bende bu arada içkimi yudumladım.
"Kapatma telefonu."
"Hıhı."
Yanıma biri oturdu. Dikkatimi çektiği için bakışlarımı ona yönlendirdim. Bu odadaki siyah saçlı adamdı.
"Oda baydı mı?"
"Fazlasıyla." Barmenden bir içki istedi adını bilmediğim bir dilde söylemişti bunu.
"Kendine iyi hakim oldun." Başımı farklı tarafa çevirdim. Önünde kendimi becerdiğim adamla yan yana içmek mi? En azından giyinikti.
"Paralı bir işçiye göre emirleri yerine getiren sensin." Dedim. Kıraç hocadan ses yoktu. Bizi mi dinliyordu. Harbi o hala telefonda mıydı?
"Yine istesen yine yaparım. Sen şeylerdensin yatakta baskı kurmaya seven kadınlardan."
"Ada yanındakine sevgilim gelince ağzında üç beş demeden yumruk indircek der misin?" Kıraç hocanın sinirli sesi kulağımı sağır etti. Benim beyincik işlevsiz olduğundan şu an dediğini yaptım. Ne dediğini umursamadan dediklerini söylemeye başladım.
"Sevgilim diyor ki gelince ağızına üç beş demeden yumruk indirecekmiş." Adamın yüzü allak bullak oldu. Elimdeki telefona bakış attı. Neredeyse ağızındaki içkiyi püskürtecek dereceye geldi. Kırmızı gömleğinin üstüne kötü durduğuna kanaat getirdim.
"Sevgilin mi var?" Adam şaşkınca sordu.
"Evet de." Kıraç hoca ne derse demeye programlanmış bir robot gibi aynısını söyledim.
"İlginç hangi adam sevgilisini böyle bir ihtiyaçtan mahrum eder." Adam yüzünü dans eden insanlara çevirmişti.
"Ada sen naptın be güzelim." Kıraç hocanın sesi uzaktan gelmeye başladı. Müzik sesinin yüksekliği sesini bastırıyordu. Bu müzik yeni açılmış. Vals yapmaya çalışan insan topluluğu zumba yapmaya coşmaya başlamıştı. Arka tarafa bir bakış attım.
"Hocam bence gelmeyin siz." Ayağı kalkıp bar çıkışına yöneldim. "Zaten kızların yanına gidiyom." Geldiğim gibi geri dönebilecek miydim acaba? Where is that?
"Ada-" telefonu kapatıp geldiğim yoldan geri dönmeye çalıştım. Çünkü başarılı olamayıp kendimi garip yerlerde bulmaya başladım. Bardan çıktığım anda başka odalarda kendşmi buldum.
İlk bilerdo masaları dolu bir alan. Bir dk kumarhane mi burası. Hay anneni. Neyse kaç. Hemen bu bölmeden uzaklaştım. Sessizce girdiğim kumarhane yerinden çıktım.
Buraya inmek için resepsiyonu kullanmıştım. Resepsiyona danışırsam odaya çıkabilirim. Ama bir yandan şunu da düşündüm. Odaya çıkıp ne yapacaktım. Burası daha eğlenceliydi değil mi?
Bar bölümüne geri döndüm. -1 den çıkışı bulamamıştım. Bardaki insan kalabalığı gittikçe artarken ben yine barmenin önündeki yüksek sandalyelerden birine oturdum.
"Bir bira." Beyaz gömlekli elleri yüzü dövmeli olan adam bana birayı uzattığında elinden alıp kafama diktim. Beynimi kaplayan pus tabakası zaman geçtikçe daha da yoğunlaşıyordu.
Yanıma bir adam oturdu. Yine şu jigolodur diye dönmeye tenezzül etmedim. Telefonuma bakmaya başladım. Şarjım %5. Telefonu kapatıp ters çevirdim. Kıraç hoca bir kaç kere aramış mesaj atmıştı. Bakabilecek kadar ayık değilim hocam pardon.
"Bu kadar güzel bir kadının barda tek başına oturması bilemedim." Bu jigolonun sesi değildi. Başımı çevirip soluma oturan adama baktım.
Genç görünen yeşil gözlü bir adamdı. Üzerinde kot ceket içinde sade bir tişört altına ise mavi bir pantolon vardı. Yani kombinleme becerilerini %100 kullanamasa da bişeyler var. Az destekle güzel yerlere gelirdi.
"Bu seni ilgilendirir mi?" Sarhoşluğun etkisi ile sesim daha da bir yavaş çıkmaya başladı. Adamın yüzüne bir piç smile geldi.
"Benim adım marsell." Elini uzattı. Elinin bütün parmaklarında renk renk yüzükler vardı. Eline sonra da adama baktım. Muhtemelen sabah unutacaktım. Her zaman öyle olur.
"Ben de ada." Elini tuttum. Yüzüklerinin soğukluğu kendini hissettirdi. Aynı zamanda elinden başlayıp boynuna uzanan bir aslan dövmesi vardı. Saçları kazıtılmıştı. Ya da askere gittiyse orda da kısaltıyorlar. Ben niye şimdi bu adamak bu kadar inceledim ki.
"Memnun oldum."
"Bende." Elini sıkıp bıraktım. Bu gece seni seçtim pikaçu.
"Kombin chanelden sanırım. Baya iyi." Güldü. Barmene "aynısından." Dedi. Benim sol elimdeki birayı gösterip.
"Aslında kombin yapamam. Bu da çok önce milyon kere giydiğim bir kombin." Dedi. 'Hmm' ladım. "Üzülme ama belli oluyor."
Kahkaha attı. Bense elimle saçlarımın önünü arkaya doğru attım. İçkisini yudumlarken marcelle baktım. İsmi Türkçe değildi. Yabancı mıydı acaba?
"İsmin yabancı." Başını evet anlamında sallayıp birasından bir büyük yudum aldı.
"Evet annem benim İngiliz babam ise Türk." Bir şaşkınlık nidası çıkardım. Normalde olsa bu kadar şaşırmazdım. Alkol etkisi.
"Yabancıyız demek." Başını yana yatırdı. Dövmesinin oldupu boynuna takıldı gözlerim.
Elimdeki birayı yudumladım. Bir süre ben delice dans eden kalabalığa o da bana baktı. Başımı ona çevirdim.
'Hayırdır' manasında kafamı salladım. "Hiç sadece güzel bir kadınsın." İltifatı karşısında gülümsedim.
"Teşekkür ederim. Marcell." Marcell gözlerini hoyratça vücuduma gezdirdi. Ben ise dudaklarına takılı kaldım.
Yavaşça oturduğum yüksek sandalyeden indim. Birayı masada bırakmıştım. Marcell başını ne yaptığımı anlamadığını gösteren bir tavırla çevirdi.
"Nereye ada hanım?" Sexy oldupunu bildiğim bakışlarımla bu sefer ben onu süzdüm.
"Lavaboya makyajımı tazeleyeceğim." Masadaki çantamı alıp lavabonun nerede olduğunu belli eden yeşil ışığa doğru yürüdüm. Arkamdan gelmesi için akıllı bir adam olması gerekmiyordu. Bu açık bir davetti ve ben bu kadar sarhoş bir şekilde nasıl bu kadar düzgün yürüyebildiğimi sorguladım.
Bar tuvaletine giden koridora girdiğimde buranın aydınlatmasının daha güzel olduğunun farkına vardım. İçeride disko havası varken burada karanlığın ve kırmızı loş ışığın kol gezdiği bir ortam vardı.
Kadınlar lavabosuna girmeme iki adım kala belimde tutulup duvara yapıştırıldım. Ellerimi arkamdan sessizce gelen adamın boynuna doladım. Bu tamamiyle içgüdüyle olmuştu Çantam kolumda sallandı.
Bir dakika bu adamın kokusu çok tanıdık. Ve marcellin böyle bir parfümü varsa da bunun kokusunu almam lazımdı ki biz daha yeni tanışmıştık.
Beynimin puslu duvarlarında tek bir isim yankılandı.
"Neden telefonlarıma bakmıyorsun siles." Gözlerimiz bu loş kırmızı ışığın aydınlattığı koridorda birleşti. Kıraç hocam. Sikeyim çok yakışıklı. Altında inlemek isteyeceğim kadar.
Boynundaki elimi yeni çıkmaya çalışan sakalına götürdüm. Elimin tersi ile yanağını okşadım. Bakışları elime kaydı. "Acı verecek kadar güzelsin." Utanmadan gözlerine baktım. Acı verecek kadar güzeldi. Şu an o dolgun dudaklarını dudaklarımın üzerinde istiyordum.
Elim yanağından boynuna indi omuzlarında göğsüne ulaştığım sırada eli ile elimi tuttu. "Yapma." Sorgularcasına gözlerine baktım. Benden topuklu giymeme rağmen uzundu ki bende kısa değildim.
"Neden? Kendine hakim olamaz mısın hocam." Açık açık şu an kıraç hocayı kışkırtıyordum. Gözlerinin kahvesi daha da koyulaştı.
"Bu anları hatırlayacak mısın?" Dudaklarıma doğru yaklaştı. Talepkar şekilde başımı uzattım. "Hatırlatmazsan hatırlamam." Dudaklarını açık olan boynuma yönelip burnunu boylu boyunca boynuma sürttü. Eli hala elimi havada tutuyordu. Duvarın soğukluğu bedenimin sıcağıyla birleşmiş durumdaydı.
"Bunu çok isterdim." Bir anda benden uzaklaşınca boşluğa düşmüş gibi oldum. Beni bırakmasını istemediğim için boşta kalan ellerimle tekrar boynunu tutup hafif bir kuvvet ile karşı duvara yapıştırdım onu. Arada çok mesafe yoktu iki duvar aradı. Normalde olsa bunu yapamazdım.
Ellerim benden bağımsız boynuna dolandı. Bu sefer bana yaptığının aynısını ona yapacak şekilde ilk burnumu sonra da dudaklarımı boynuna bastırdım.
Ah bu kokusu yok mu bu kokusu. Yeni yağmur yağmış orman gibi kokusu beni daha da sıcaklatıyordu. Boynunu yalayıp ısırdım. Ağzından ufak bir hırıltı çıktı. Bunu daha yüksek sesle yapması için ne yapmam lazımdı. İstediği her şeyi yapabilirdim.
Bir kaç kere daha yalayıp ısırdım boynunu bu süre boyunca değişen nefes alışverişi ve kısık hırıltıları kendini zor zabdettiğini gösteriyordu.
"Dur ada." durmadım. Ellerimi boynundan ayırıp çenesini okşadım. Bir elim omuzlarında diğer elim ise yavaş yavaş karın kaslarına ulaşmıştı. Tırnaklarımı geçirdim karın kaslarına. Şu an mantıklı düşünen tarafım oturdu ağlıyor.
"Ada dur." Bu kez artık dayanamadı ve erkeksi inlemesini bana sundu. Belime elini koyup yerimizi değiştirdi. Şimdi ben duvara yaslanmıştım. O da üzerime eğilmişti. Bunu yaptığından dolayı başımı boynundan kaldırmak zorunda kalmıştım. Hoşnutsuzca homurdandım.
"Eğer beni öpersen dururum." Sırıttı. Morarttığım boynuna zevkle baktım.
"Seni öpersem ben duramam." Yüzüne yaklaşıp "Durmayalım." Dedim. Başını iki yana salladı.
"Sarhoş olmadığın bir zamanda bunu tekrar konuşalım." Sarhoş olduğumdaki özgüven sarhoş değilken gidiyordu. Hayatta böyle bir konuyu açamazdım. Açardım ama hocamla değil. Dudaklarımı büzdüm.
"Bir ufak öpücük bile mi yok." Başını iki yana salladı. "Valla şurada oturur ağlarım." Ben bu kadar yükselmişken bu adamın yerinde sayması sinirimi bozmuştu. Nasıl oluyorsa kendisine engel oluyordu.
Onu öpmek için topuklarımda yükseldim. Başını yan tarafa çevirdi. "Ama-" gözlerim dolmuştu. Birazdan salya sümük ağlarsam şaşırmayın.
"Siz-siz beni istemiyorsunuz. Bende giderim o zaman. Bir daha karşılaşmayalım." Kollarının arasından çıkmaya çalıştım. Belimi mengene gibi tutmuş bırakmamıştı. +1 başarısız girişim.
"Bebeğim ben öyle birşey demedim." Yüzüme usulca bakıyordu. Bakışları saniyelik dudaklarıma gitti. Yapacağı şeye karar veriyor gibi bir havası vardı.
"Dedin baya dedin kıraç hocam. Bırak beni." Yüzüme yaklaştı. "Bırakmam." Belimi daha sıkı tutup beni kendine yapıştırdı. Şu an ona sürtünsem bana garip gözle bakar mıydı?
"Öpmeyeceksen bedenlerimiz değmesin lütfen." Dudakları kıvrıldı. Ne yani komik miydi söylediğim? Kızgınca ona baktım.
"İnsanlar cinsellik olmadan da anlaşabilirler."
"Bende o öyle olmuyor." Elimdeki çantayı sıktım. Aklıma gelen düşünce ile umutla hocama baktım. Belki sevişemezdik ama bir güncük onunla uyuyabilirdim. Bu ıslak toprak kokusuyla uyumak huzurun kendisini kucaklamak misali üzerime çöküyordu.
"Bişey mi oldu?" Başımı mutlu mutlu saladım. "Bakın hocam anlaşma yapalım." Ukala bir bakış attı. Hadi ama anlaşırız bence.
"Nasıl bir anlaşma istiyorsun?"
"Bugün sizinle uyuyayım." Duraksayıp gözlerine bakıp devam ettim. "Ama sizin bundan çıkarınız olmuyor."
Yanağımı büyük ellerinden biriyle avucuna aldı. "Çıkarım olmasına gerek yok. Sen mutlu oluyorsan gerisi umrumda değil." Bu söylediğini tebessüm ile karşıladım.
"Yani-"
"Evet bu gece birlikte uyuyabiliriz." Kıraç hocamın boynuna atladım. Ona hiç kimseye sarılmadığım gibi sarıldım. Onun huzur dolu kokusuyla uyumayı bilinç altım ne ara bu kadar içerlemiş ve hiç olmadık bir anda önüme çıkarmıştı ki. Sarhoş olmam belki ilk defa güzel bir şeye yarayacaktı. (Bende istiyorum kıraçla uyumak.)
"Tam olarak ne yaptığınızı sorabilir miyim?" Bu ses. Bu ses kesinlikle Fırat hocanındı. Hadi ama kırk yılın başı içmeye geldik olanlara bak.
Kıraç hocadan ayrılıp sol tarafa baktım. Fırat hoca aynı kombini ile tam karşımda duruyordu. Anlamaz bakışlar atıyordu bize. Gözleri ikimiz arasında gezerken gözlerine gördüğüm duygu karmaşasını sarhoş halimle bile anlamıştım.
"Ada sarhoş-" diye cümleye başlamıştı ki Kıraç hocam Fırat hocam onu kesti "ve sende onu burada kıs-"
"Ağzını topla Fırat." Kolları belimden ayrılmamış olan Kıraç hocaya baktım. Sinirli bakışlarını fırat hocaya yönlendirmişti.
"Gördüklerimi nasıl yorumlamamı bekliyorsun."
Kıraç hocam ağzını açık konuşacağı sırada "siktir ikinizde çok sexysiniz." İkisinin de bakışları bana dönünce kendimi garip hissettim.
Yalnış bişey mi demiştim. Yoo. "Ne bakıyorsunuz? Gayet de haklıyım." İkisi de hala bana bakıyorlardı. Biranda Fırat hoca sırıtmaya başlayıp yanımıza geldi.
"Nasıl desem karınız çok şanslı olacak. Düğününüzde şahit olabilirim. Ama durun. Ben sıradan bir öğrenciyim siz ise çok yakışıklısınız." Dudaklarımı büzdüm. Bu adamlar çok iyiydiler. Ben onların yanından bile geçemezdim.
Fırat hoca yanıma gelip az önce kıraç hocanın elini koyduğu yanağıma elinin tersi ile okşadı. "Bizden geri kalır yanın yok ki senin."
"Aa lütfen favsınız." Ben konuşurken bu sefer kıraç hoca ile Fırat hoca birbirine bakıyordu.
"Eve götüreceğim." Dedi kıraç hocam. En azından kimin evine götüreceğini söylemedi. Ben onun evine gitmek istiyorum.
"Kendi evine mi?" Fırat hocam kaşlarını kaldırıp meydan okudu.
"Anekdot."
"Parabol."
Ben doğru mu duydum. Bunlar birbirlerine birbirlerinin alanları ile mi sesleniyorlardı. Gülmeye başladım.
"Parabol dmusowpw anekdot zjısğwşdşi." Gülüşüm kahkahalara dönerken Kıraç hocanın belimdeki eli olmasa yere yatıp anıracak düzeydeydim.
İkisi de yine bana kitlenmişti. "Sizin espiri anlayışınız benden de iyi hocalar." Tekrar gülmeye başlarken onlar kendi aralarında bişeyler konuşmaya başladılar. Normalde bu kadar gülmeyen ben şu an gülüşümü durduramıyordum. Kıraç hoca tek eli ile destek olmaya başladı bana.
"Sen içkili değil misin?" Fırat hoca Kıraç hocaya söylediği sözle ikisi burun buruna gelmişti. Birbirlerine öldürücü bakışlar atarken. Alkol almasaydım duramayacağım ortamda kahakahalarım yankılanıyordu.
"Sanki sen değilsin." Kıraç hoca meydan okur bir tavırla hem beni tutup hem de Fırat hocaya dikleniyordu.
Konuyla alakam bile yoktu. Sadece şu anda öpüşseler nasıl olur diye düşünüyordum. İki aslan kavga ederken sevişebilir de dimi.
Bu yüzden sana içirmek istemiyoruz
Ben merakla ne yapacaklarını beklerken ikisi de hala bakışmaya devam ediyordu. Sıkıldım ama aksiyon lazım.
"Tam olarak hangi bölümde öpüşeceksiniz. Ben sıkıldım da." Bunun için fazlasıyla utanacaktım ama kimin umrunda.
İkisinin öldürücü bakışları bana döndü "tamam ya bişey demedim." Kıraç hoca belimdeki elimi sıkılaştırıp beni kendine çekti.
"Gidelim ada." Sanırım kimse benim sarhoşluğumu takmıyordu. Neyse bu iyi bişey gibi.
Fırat hocanın yanından geçmeye çalıştığımız zaman Fırat hoca bir adım geri gidip yolumuzu kesti. "Ben götürürüm sen bırak." İkisine de baktım. Kıraç hocanın gözlerinden alev çıkıyordu.
"Valla ben ikinizede okeyim." Kısacık bir an ikisinin bakışı yine bana döndü. Bu sefer kısa tuttular. Yok bunlar böyle devam ederse biz burdan çıkamayız.
"Çekil önümden."
"Hayır. Adayı almadan gitmeyeceğim. Öğrencimi burda bırakamam." Fırat hocanın sözlerine kalbimi bıraktım. Beni burada bırakmak istemiyordu. Kıraç hoca da istemiyordu. Hatta Kıraç hoca benim için gelmişti. Ama Fırat hoca da gelmişti.
"Kıraç hocam. Ben Fırat hoca ile mi gitsem." Ani karar değişikliğim kendimi sorgulamama neden olmuştu. Kıraç hocadan uzaklaşıp Fırat hocaya yöneldim.
"Ada bırakabilirim." Dedi Kıraç hocamın belimi bırakmak istemediğini hissettim. Kimin umrunda şu an hormonlarım Fırat hocayı istiyordu.
Fırat hoca şaşkınlıkla baktı sonra gözleri yumuşadı. Onu tercih etmeme sevinmişti. Tebessüm ettim. Elini ilk koluma sonra da sırtıma koydu. Dik durmama destek oluyordu.
Dönüp kıraç hocama baktım. Diyecek bişeyi kalmamış kırgın gözlerle bana bakıyordu. İçimin acıması lazımsa da şu an hissetmiyordum.
"Gel ada gidelim." Sırtımdan beni yönelendirdi. Arkamı döndüm. Kıraç hocaya bakmadım. Onunla uyuma sözümü başka zaman tutardım. Evet evet gönlünü öyle alabilirim.
Arkamızı dönüp tuvaletten çıktık. "Siz beni takip mi ettiniz?" Yüzümü fırat hocamın yüzüne çevirdim. "Tam olarak öyle sayılmaz küçük menekşe." Bak yine menekşe dedi.
"Niye menekşe hocam?" Kafam uçmuş bir şekilde yürümeye çalışıyordum. Elini belime indirdi fırat hoca. Sorumu yanıtlamayacak mıydı?
Bardan çıktık. Ya ben nasıl buradan çıkamadım ki. Salak kafam. Asansör ile yukarı çıktık.
Asansörden indiğimiz anda önümüze kızlar çıktı. Tabi hepsi çok içmişti. Ben kızları tamamiyle unutmuştum. Yarım saati çoktan geçti. "Ada." Diye sevil yanıma gelip fırat hocaya baktı. "Hocam." Diğerleri de hemen yanıma geldi.
"Eve gidebilir misiniz yoksa bırakıyım mı kızlar?"
"Yok hocam. Arkadaşım almaya gelecek." Hepsi itiraz moduna geçmişti. Kimse burada okulun en sert hocalarından birini görmeyi beklemiyordu Tabi ki. Fırat hoca hepsine bakıp bakışlarını bana çevirdi. Melek çok ayık olmadığı için cümle kurmamış sadece izliyordu. Haziran bana küfür dolu bakışlarını atıyordu. 'Sonra görüşeceğiz.' Bakışına kafa salladım.
"Ben adayı bırakıcam o zaman size iyi eğlenceler. Geç kalmayın." Herkes yakalanmanın verdiği utançla başını eğmişti. Fırat hoca beni mekandan çıkardı.
Arabasına doğru gidip benim için kapıyı açtı ve beni oturttu. Hemen arabanın etrafında dolanıp sürücü koltuğuna yerleşti. İçerisi çok sıcak değildi ama alkol vücut sıcaklığını da arttırdığı için sorun olmazdı.
"İyi misin?" Başımı sütlü kahve gözlere çevirdim. Başımı salladım. Çantamı kucağıma aldım. Arabayı çalıştırdı. "Hocam ben eve gidemem."
"Neden menekşe?"
Dudağımı ısırdım. "Annem sevillerde kalacağımı biliyor." Başını yana yatırdı. Yüzündeki ifadeyi anlayamadım.
"Eğer bir gecelik bende kalmak istersen-"
"Olur." Hemen sözünü bitirmeden cevap vermiştim. Gülümsedi. "Tamam o zaman. Şunu belirtiyim evim biraz uzaktır." Çantama koyduğuma emin olmadığım telefonumu yokladım.
"Sorun değil." Başımı önüme çevirdim. Araba hareket etmeye başlarken göz ucuyla mekandan çıkan kıraç hocayı gördüm. Ellerini yumruk yapmış yürüyordu.
Fırat hoca direksiyonu çevirirken elleri dikkatimi çekti ve benim unuttuğum sexy rüyam aklıma geldi. Siktir hadi ama.
İki hocana da sırnaşacaksın?
Direksiyondaki elleri damarlı ve direksiyonu iki yandan kavramıştı. Bugün ne demiştik kendimize engel olmayacağız. Eğlencenin dibine vuracağız. Şu an eğlencemin o eller olmasını isterdim.
Hocamın direksiyondaki eline uzandım. Fırat hoca ise garipçe ne yapacağımı izledi. Elini aldım. Ve açıkta kalan bacaklarımdan birine koydum. Elini bacağıma koyduğum anda çekmeye yeltenince bacağıma bastırdım damarlı elini.
"Ada-"
"Lütfen elin orada kalsın." Bakışlarını yoldan ayırmadan konuşmuştu. Yan profiline bakmaya başladım. Sakalları ve yüzü sexy teriminin vücut bulmuş hallerindendi. O yola ben ona bakıyordum. Mekandan uzaklaşmış otobana giriş yapmak üzereydik. Sütlü kahve gözlerini bana çevirdi.
"Pişman olacaksın sabah hatırlarsan." Başımı iki yana salladım. "Hayır hatırlamam." Sevimli sevimli bakmaya başladım. Elinin üzerine elimi koymuştum kaldırmasın diye. Elinin sıcaklığı içimi titretti. Alt tarafıma hiç olmaması gereken bir sıcaklık yine yerleşti. Elini bacağımda biraz daha yukarı çıkardım.
"Ada."
"Yola bakın hocam." Elinin üzerindeki elimi çektim ve camdan bakmaya başladım. Elinin sıcaklığı gittikçe içime işliyordu. Bugün kaç defa kendimi tuttuğum şekilde inlememek için kendimi tutmaya başladım. Titrek bir nefes verdim.
Fırat hoca elini bacağımda hareket ettirdi. Bacağımı okşamaya başlayınca kısıkça inledim. Sessiz arabada çok ses çıkmıştı. Elinin hareketi devam ederken dışarıya odaklanmak çok zordu. Islandığıma yemin edebilirim.
"Ben kendime hakim olurum da sen ada şu an bile dayanamıyorsun." Elinin hareketi durdu ve kasıklarıma yakın olan üst bacağımdan biraz daha aşağı eski yerine döndü. Yol boyunca bir santim bile yerinden oynamadı. Bende tekrar hareket etmesini söyleyemedim.
Hocam tek eliyle arabayı kolayca kullanıyordu. Ben ise bacağımı kaplayan elinin sıcaklığı altında kavruluyordum.
...
BEN GELDİMM NASILSINIZ İYİ MİSİNİZ?
ÇOK TERS KÖŞE OLDUĞUNUZA YEMİN EDEBİLİRİM. UMARIM ANAMA FALAN SÖVMEDİNİZ. SEVİYORUM SİZİ:)
GÖRÜŞÜRÜZZ.


