BU BÖLÜMÜ ATMADAN YENİ YILA GİRMEK İÇİME SİNMEDİ.
Hadi yine iyisiniz.
İyi okumalarr
...
Giriş katındaki tuvalete gittim. Hazirana şu zamana kadar konum atmadığımı hatırlayınca sesli küfür savurdum. Hemen iki dakikada hazirana konumumu attım ve boş olan tuvalette kazağımı çıkarmaya başladım. Kabine tıkılı kalmakla uğraşamazdım.
Kazağımı dürüp çantamın içine koydum. Makyaj malzemelerimi çıkarıp kırmızı rujumu sürmeye başladım umarım kimse gelmeden halledip çıkarım. Üzerimdeki bralete kısa bir bakış attım. Güzel görünüyordu. Kırmızı rengi rujumu sürmeyi bitirince allığımı tazeledim.
Saçımı ellerimle düzelttim. Su sürdüm biraz da tepem diken diken olmuştu. Sinir krizi geçirmelik.
Aynada kendime son kez baktım. Braletimi düzelttim. Çantama makyaj malzemesi olan çantamı koydum ve tamamdır.
Nolur kimse ile karşılaşmayayım. İstemiyorum.
Tuvaletten çıktım be dershanenin çıkış kapısının oradaki koltuklara yöneldim. Dışarı çıkıp da hipotermi geçirmeye ne gerek vardı.
Arkamdan gelen sesle dondum kaldım. Hadi ama evren ben sana pozitif enerji gönderiyorum sen onu bütün evrende dolaştırıp negatif enerji olarak gönderiyorsun bana haksızlık bu.
"Arkadaşına gidiyorsun." Az önce göt göte oturduğumuz canım hocam ile denk gelmiştik. Bak sen şansa.
Aynı kurumdasınız normal
Derin bir nefes alıp arkama döndüm. Hocam yine bütün haşmeti ile giriş katını kaplamış sexy elleri ise ceplerinde ukala bir duruşu vardı ta ki üzerimdeki braleti görene kadar gözlerindeki anlık değişim kendini hemen hissettirdi.
"Arkadaşım hocam." Sorgularcasına ona baktım. Kıyaferimden beni yargılayıp anneme söyliyecek değildi heralde. Çocuk değiliz.
Boğazını temizledi. Ben de bu sırada giriş kapısının yanında duran resepsiyon gibi yere gözlerimi çevirdim. Orada girenlerle ilgilenilip bilgi veriliyordu. Şu an oradaki hilal hoca yok olmuştu. Bir kere orada durduğunu görmüştüm sanırım o da buraya geldiğim ilk gün.
Annem binbir çaba ile bulduğu bu yere beni yazdırmak için öyle büyük çabalar sarf etmişti ki ben bile şaşırmıştım. Sanırsın başka dershane yok. Neymiş burada çalışıp sınava hazırlananlar odtüye giriyormuş bende girecekmişim. Diyorum size başarıya takık canım anam.
Elleri ceplerinden yanlarına düşüp sonrasına kaç yıldır çıkmasını bütün kurumun beklediği sakallarına götürdü.
Kıraç hocamın sakallarını koruma derneği
Hazirana konum attım dimi ben. Evet evet attım. Kıraç hocam kitlendi kaldı iyidir dimi? Birden üzerime gelmeye kalkmaz.
Hatırlatırım adam seni korudu ve yine olsa yine korur.
Bu korumayı babamdan bile alamayıp insan hocasından alınca garip hissediyordu. Aslında babam koruma konusunda kıraç hocadan daha sıkıydı ama sorunun genelde benim yüzümden çıktığına inanır bana kızardı bu yüzden izin alırken ilk ona sonra anneme sormuştum. Sırf bir şeyden şüphe edip bana kızmasın diye. Üstüne binbir şey sormuştu. Ne yiyeceğimi bile söylemek durumunda kalmıştım. Aileler bazen sapıtabiliyor. Babamın o olayın üstüne bir kere bile konuşmaması sanki hiç yaşanmamış olmasıyla eş değer nitelikteydi. Yine de ne kadar konuşmak istemesemde beklemiştim. Belki bir şey der diye neyse.
"Hocam." Diyip yanına doğru yaklaştım. Elleri sakalından pardon çıkması beklenen sakalındayken çekti ve yutkundu. N'oluyo? Ben bu adamı hiç böyle görmemiştim.
Aramazıda 5 santim kalana kadar yaklaştım ve gözünün bende olduğunu bildiğim halde gözünün önünde el salladım. "Dünyaya dönün hocam." Hadi ama.
Bir anda rüyadan uyanmış gibi irkildi. "Pardon ben bir an daldım da." Yanımdan geçip tuvalete doğru ilerledi. Yanımdan geçip gittikten sonra dahi kokusu ortamdan ayrılmamıştı. Ben bu kokuyu odasında ders çalışırken nasıl hissetmedim.
Yeni sıkmıştır
Koku hafızası var derlerdi bilim insanları bu çok doğru. Ben bu kokuyu bir kere daha aldığımı hatırlıyorum. Hayırlısı.
Amacım olan koltuklara oturmak için tekrar arkamı döndüm ve koltuğa ilerledim. Bu sefer kimse beni durdurmadı ve rahatça bacak bacak üstüne atıp kızları beklemeye başladım.
Bir süre sonra telefonumun şarjının 10 olduğunu söyleyen bildirimle izlediğim reels videosunu yarıda kalmış bildirimle bakışmaya başlamıştım. Kızlar daha görünmüyordu ve saat 18.45 di. Biraz şarj olsa kötü olmaz.
KIRAÇ HOCAM
Kıraç hoca tuvaletten çıkıp odasına gitmiş miydi? Telefona daldığım için o arayı kaçırmıştım.Gitmiştir gitmiştir. Adamı mümkün olsa sıçtığı yere kadar takip edicem. Bu düşünceme sesli güldüm ve etrafta kimse olmamasına dua ettim. Başım sıkışınca bana yardım eden bi o vardı bu kurumda.
Gelde 3 kat çık şimdi. Ya da dur. Hilal hoca yerinde yok ve kameralara bakamaz.
Adrenalin vücudumda kol gezmeye başladı. Hemen giriş katında bulunan asansöre dümdüz ilerledim. Çantamı da dibimden ayırmıyorum. Bu halimle 3 kaç çıksam cacığım çıkardı. Hele bide eşşek ölüsü çantam ile.
Asansöre tuşladım. 1. Katta olduğunu belli eden gösterge saniyesinde giriş katına indi. Açılan asansörün aynalarından kendimi görünce ufak çaplı kriz geçirecektim. Üzerindeki çok güzel durmuştu. Deri etek sandığından daha fazla üzerime yapışmış bralet göğsümü çok güzel ve dolgun göstermişti. Benim favori kombin belli canlar.
Deri ceket de cabası. Hemen asansör kabinine girdim. İnsanlar burada öpüşüyorlar ne güzel oluyor. Hem yukarı çıkıyor hem de asansörde fantazi yaşıyordun. Bir gün denemem lazım. Doğru adamı bulursak.
Asansör kat numaralarının olduğu düğmelerden 3. Kat olana bastım. Asansörün kapısı kapandı ve çıkmaya başladık. İlk defa asansöre binmenin sevinci ile şarjı az olan telefonumdan aynada birkaç fotoğraf çektim. Siz yapmıyor musunuz? Çok ayıp.
Hızlıca 3. Kata çıkınca kendimi yürüyerek çıktığım günleri yad edip amele gibi hissettim. Kullandırın işte bu asansörü.
Asansörden indim ve yaklaşık 15 dakika önce çıktığım odaya geri girmek sureti ile Kıraç hocamın odasına adımladım.
Kapıyı çaldım ama içeriden ses gelmedi. Emin olmak için birkaç saniye daha çaldım. Koridorda bu tarafa doğru gelen devrim hocayı gördüm. Beni böyle görmesi umrumda değildi. Çıplak değiliz sonuçta.
"Hocam kıraç hocayı gördünüz mü?" Başını telefonundan kaldırıp ilk önüne sonra kıraç hocanın odasının önünde olan bana baktı.
"Toplantı odasında biri ile konuşuyor ada bende çözemedim." Ne ara tuvaletten çıkıp da toplantı odasına gitmişti. Sorgulamayı bıraktım. Toplandı odası bu katın sonundaki geniş odaydı. Oraya gidip şarjını kullanmak için izin almam lazımdı. İzin almadan kullansam belki kızar beni izinsiz eşyaları kullanan biri olarak kafasına kodlardı.
Ne abarttın
"Sağolun hocam." Devrim hocanın yanından geçerken "ama istersen rahatsız etme biraz tartışıyor gibiler." Dedi. Kararsız bir insan değilimdir ama şu an kararsızlığım tavan yapmış durumda.
"Tamam hocam." Yanından geçip toplantı odasına doğru ilerledim. Benim devrim hocayı dinlememem. Kapıyı tıklattım içerden 'gel' sesi duymadığını düşünüp tekrar tıklatacağım sırada geldi. Kapı kulpunu tutup aşağı indirdim. Kapıyı sadece kıraç hocayı görebileceğim şekilde açtım. Karşısında kimin olduğumu görmüyordum.
Kıraç hocam o nasıl bir duruştur. İki elini de toplantı masasına dayamış masaya eğilmiş bir şekilde karşı tarafa tehditkar bakışlar atıyordu. Kapıyı açtığım anda bakışları bana bir süre dönmedi sonradan "Hocam acaba şarj aletinizi kullanabilir miyim?" Dediğimde bakışları bana döndü ve yumuşadı.
Siyah gömleğinin birkaç düğmesi açılmış saçları dağılmıştı. Ne olmuştu burada. Yüzünde herhangi bir kavga ettiğini gösteren kırmızılık yoktu. Yara almadıysa sorun yok. Hırpalanmış ama çok belli. Şaşkın gözlerim üstünde gezerken bakışlarım gözlerine çıktı.
"İstediğini kullan çekmecede." Sesi görünüşünün aksine sakin geliyordu. Çıktığım anda tekrar eski haline dönüceğinden şüphem yok. Başımı salladım ve kapıyı kapattım. Bulaşmaya gerek yoktu. Zaten asansöre biniyim diye baya bir adrenalin stres dopamin yapmıştım.
Gerisin geri kıraç hocamın odasına yürüdüm bu sefer içeride kimsenin olmadığının bilimcinde kapıyı şak diye açıp içeri girdim. Mis gibi oda kokuyordu. Her evin kendi kokusu olurdu ya bu odanın da kokusu vardı. Kıraç hocam kokuyordu.
Büyük masaya ilerledim çantamı yere koydum ve şarj aletini aramaya başladım.
Çekmecede dedi ya
Masanın iki yanında masaya yapışık çekmecelerle vardı. Masanın alt kısmında. Hemen birini çektim. Burda evraklar fln vardı neyin evrakları acaba bir ara okumayı kafama not ettim.
Çok anlarsın ya zaten
Hemen çektiğim çekmecenin altındaki çekmeceye baktım. Heh işte burda. Beyaz şarj aletini alıp ucunu telefonuma taktım. Priz nerde acaba kısa bir an masada göz gezdirdim. Masada olmalıydı. Böyle kaliteli bir adamın prizinin ta duvarın en sonunda olduğunu düşünmüyorum.
Masanın üstünde bir çıkıntı fark ettim. Buna basınca açılır ve ortaya priz çıkar misali duruyordu. Masa simsiyahtı. Bilgisayarı ise gök mavisi. Bilgisayarın hemen yanındaydı bu çıkıntı. Her halinden yumuşak görünen sandalyeye oturdum. Elimi o çıkıntıya uzattım ve üzerine bastım ve BİNGO.
Açılan priz ile şarj başlığını oraya taktım. Telefonumdan şarja taktığım için link diye bir ses geldi. İnşallah haziranlar erken gelmez ama çokta bekletmesinler boku çıkmasın. Telefonumu uçak moduna alıp prizin yakınına koydum.
Bilgisayarı açık duruyordu. Ekranından kendi yansımamı görüyordum. El salladım kendime. Bugünde sıyırdık ve daha içmeden.
Salak salak etrafa bakmaya başladım. Arkamda Atatürk resmi ve İstiklal Marşı asılıydı. Masanın çaprazında siyah dolap ve yanında da kalorifer vardı gidip totomu mu koysam.
Sırtımı saldalyeye dayayıp ofladım. Bugün daha yeni başlıyor ve benim yer değiştirmem sıfır. Aslında tam sıfır olmuyor eğer dershaneyi feyz alırsak sıfır olur. Burdan fizikçilere selam.
Masanın sol çaprazında geniş cam vardı. Hava epey kararmıştı. Camdaki yansımadan da kalorifere göz kırptım. Umarım kamera yoktur.
Camın yanında kitaplık vardı. Başka bir zaman oraya da bakardım. Şu an kalkasım hiç gelmedi.
Biraz daha odayı inceledikten sonra kapının dışından sesler gelmeye başladı. Bir ses kıraç hocanındı ama diğeri de yabancı gelmiyordu.
"Bu geziyi yapmamız lazım kıraç sinirlenmenin bir faydası yok." Biraz daha konuşursa bu ses çıkarıcam kimin olduğunu. Hem Kıraç hoca biri ile konuşuyorsa o ne ara gelmişti. Ön kapıdan girmiş olması lazımdı. Nasıl görmedim. Ya da biz kıraç hoca ile ders yaparken gelmişti.
"Hadi canım kimin menfaati için bu gezi. Birilerinin kontrolü altında olmayı sevmediğimi biliyorsun." Bu kıraç hocaydı. Sinirli bir şekilde söylediği şeyi anlamamıştım. Gezi mi? İyide nereye?
"Dershanen ve okulum iş birliği yapacak Kıraç. Son talimat bu. Baştaki kişi ben değilim." Ya bu kimdi? Sesi- dershanen mi demişti o.
"Fırat bak. Seni sevmiyorum." Fırat mı? Kim fırat. Hangi fırat. FIRAT HOCAM olamaz dimi.
Karşıdan bir hahlama geldi. "Ben sana bayılıyorum zaten parabol seni."
"Üzgünüm ama ben kafamı Cemal Süreyya ile bozmadım."
"Ne anlarsın edebiyattan." Kesinlikle bu Fırat hocam. Ne ara geldiniz hocam ve neden? When?
"Matematik bilgisi toplama çıkarmadan ileri gitmeyen biri mi söylüyor bunu." WoW tansiyon yükseliyor. Ben heyecan yaptım da Fırat hocamın burada ne işi vardı. Hem kıraç hoca ile nereden tanışıyorlardı.
Sesleri bütün katta yankılanıyordu. Zaten bu saatte kimse kalmamıştı dershanede birkaç hoca dışında.
"Evet ben o toplama çıkarma ile yurtdışında lisans yaptım." Koydu biraz. İçimde taraf seçmem için yanıp tutuşan tarafımı susturdum. İkisini de seviyordum. Haksızlık yapmak istemem. Canım hocalarım.
"İşe yaramamış demek ki."
"Allah'ın sayısalı nerden bilsin güzel söz sanatını." Bir gülme geldi bana. Bunlar kedi köpek gibi matematik edebiyat kavgası yapıyorlardı. Kıkırtım odada yankılandı.
"Ne yapıyorsun kadınları direk becer-" bir kumaş hışırtısı geldi ve tahminimce kıraç hocam fırat hocamın yakasına yapıştı. Keşke XR görüşüm olsa.
"Doğru konuş anekdot ben sinirli biriyim." Fırat hoca güldü.
"Şaka yapıyorum parabol. Şimdi çekil önümden." Fırat hocanın sert sesini okulda duyacağım aklıma gelirdi de dershanede hiç aklıma gelmezdi.
"O siktiğimin gezisine gelm-"
"Geleceksin bütün dershanen gelecek." Sinirler yine yükseldi. Hayırlısı.
"O geziden alınacak para umrumda değil." Kıraç hocayı ikna etmek çok zordu. Derste bile 5 dk mola istiyorduk kafamız toplansın diye 30 dk yalvarmanın sonunda 2 dk dinlenip devam ediyorduk.
"Bazı şeyleri zorlaştırdığını söylemiş miydim?"
"Çık dershanemden." Biraz sessizlik oldu. Ayak sesleri duydum. Gidiyorlardı. Bende belki asansöre doğru giderlerken bir şeyler konuşurlar ve duyarım diye ayağa kalkıp kapıya doğru gideceğim sırada rahat sandalyenin tekerlekli ayağına takılıp yere kapaklandım. Öyle bir ses çıktı ki dershane inledi.
"Hay anneni." Yere çarpmanın etkisiyle ağzımdan çıkan küfür odada yankılandı. Ben dedim ama bu ayakkabılarla olmaz diye. Umarım beni duymadılar. Sanırım kolum yok. Bir kaç saniye olanların şokunu atlatamadan öyle bekledim. Kolumun üstüne düşmüştüm. Kafamı çarpacağım bir yer olmadığına şükür ettim. Ayak sesleri duydum. Gittikçe yaklaşıyorlardı.
Kapı birden duvara vurdu. "Ada." Kıraç hoca hızla yanıma gelip diz çöktü. Beni omuzlarımdan tutup kalırdı. "İyi misin? Bir yerine bir şey oldu mu?" Benden fazla endişe yaptınız hocam.
Hocamın kahve gözlerine bakıp "yok hocam. Tekerleğe takıldım. Nalet tekerlek." Öyle gözlerine bakarken birden Fırat hoca da içeri girdi.
"Ada." O da yanıma geldi ve evet evet o da diz çöktü. Ya ben kendi sakarlığıma mı kızıyım bunların burada ne yaptıklarına mı güleyim anlayamıyorum.
"İyi misin?" Başımı olumlu anlamda salladım. Benim için endişelenen iki erkek arasında kalmıştım. Gözlerim kahvelerden sütlü kahvelere çevrildi. Üzerinde bej rengi gömlek altında ise siyah kot. Hadi yine iyisin Fırat hocam.
"Gel yardım ediyim." Fırat hocanın uzattığı elini tutacağım sırada Kıraç hoca belimden tutup beni kendiyle birlikte kaldırdı. Omuzlarımda olan elleri nasıl oldu da belime indi anlayamadım.
"Siz burada ne yapıyorsunuz hocam?" Fırat hocama doğru bakıp konuştum o da ayağa kalkmıştı kıraç hocamın gözlerini yüzümde hissediyordum.
Yeri gelmişken anamın söylemem için beynimi yediği eve davet etme şeysini söyleme kararı aldım aniden. "Hocam annem bu hafta sizi bekliyor kahve içme sözünüz varmış." Fırat hoca kıraç hocaya kısa bir bakış attı. "Gelirim ada. Annene teşekkür et." Kıraç hocanın bakışları Fırat hocaya döndü. Yiğidim o nasıl bir bakıştır.
"Hocam siz-"
"Bir kaç önemli mesele konuştuk ada. Anlatırım sonra." Başımı salladım. Kıraç hocaya bakıp "Dershane bu kadar geç mi bitiyor."
Kıraç hocanın fırat hoca üzerinde olan bakışları devam etti. "Birebir yaptık." Dedi. Birbirlerine öldürücü bakışlar atarlarken hala Kıraç hocanın kolları arasında olduğumu fark edip sanki telefonumu almaya gidiyormuş gibi yaptım. Bu sayede belimdeki elleri iki yanına düşmüştü. Telefonumu elime almış şarjına ve saate baktığım.%36 18.59.
Hemen telefonumu uçak modundan çıkardım. Şarjı yerine koydum. Kıraç hocaya dönüp "sağolun hocam şarj için." Dedim.
Fırat hocaya dönüp "görüşürüz hocam." Anlamaz bakışlar eşliğinde konuşmak için ağzını açtı.
"Nereye gidiyorsan bırakabilirim istersen." Bu nazik teklifini başka zaman olsa reddetmek istemezdim ama bugüne piyango vurunca yapacak başka bir şey yoktu. İsterse gelip bizimle içebilirdi.
Adam düşünüyor sussana
"Arkadaşları alacak adayı." Kıraç hocam bana söz hakkı tanımadan konuşunca sinirlendim. Bana sordu dimi.
"Tamam o zaman aşağı kadar sana eşl-"
"İstemez zaten asansör ile inecek." İki oldu Kıraç hocam.
"Sen niye adaya bu kadar karışıyorsun. Bütün öğrencilerinle bu kadar ilgili misin? Parab- Kıraç." Parabol diyecekti. Tabi az önceki konuşmalarını duymadım sanıyorlardı.
Kıraç hocam Fırat hocaya biraz daha yaklaştı. O tehditkarlığı fazlasıyla hissettiriyordu. "Bu seni ilgilendiren bir konu değil fırat."
"Belki de beni ilgilendiriyordur." Fırat hocanın da kıraç hocadan geri kalır yanı yoktu. İki aslanın yönetici olmak için birbirine hırlaması gibi.
"Ben o zaman gidiyorum siz iyi eğlenceler hocalar." Şu an kaçmam en iyisi olacaktı. Ne bir kavga görmek ne de bu atışmayı izlemek istiyordum. Çantamı sırtıma aldım ve kapıya doğru ilerledim. Sevilip sayılan bir öğrenciydim. Evet kesinlikle öyleyim.
Hızlıca odadan çıkarken son sözleri birbirlerine olmuştu.
"Seni mahvederim." Kıraç hocam.
"Denesene." Fırat hocam.
Hızlıca merdivenlerden inmeye başladım. Bunlar çekilecek dert değillerdi. Ayrı ayrı çok iyiydiler ama birlikte yok. Ama şipledim.
Son birkaç merdiveni de inince telefonum çalmaya başladı. Haziran arıyordu.
Hemen yanıtladım. "O arabayı götüne sokayım haziran." Ah bugün çok küfür etmiştim.
"Kapının önündeyim."
Hızlıca dershaneden çıktım. Hilal hoca yine yerinde yoktu. Dershaneyi alıp götürecekler haberi olmayacak.
Dershanenin önünde siyah bir jeep duruyordu. Klas araba şimdi ne diyeyim. İçinde bizim kızları görünce hızla arabaya doğru ilerledim. Arka kapıyı açıp meleğin yanına oturdum çantayı da ayaklarımın altına koydum. Arabanın sıcaklığı az önceki sıcaklıkla boy ölçüşemezdi.
"Hoşgeldin güzelim."
"Hoşbulduk kızlar."
Hepsi çok şık olmuştu. Bugün eğlencenin dibine vuruyoruz dimi gençlik.
"Geç kaldım biraz ama." Şöför koltuğundaki simli pullu bir elbise giyip sallanan damla şeklinde küpe takan haziran aynadan bana baktı. "Arabada götüme girdi."
Son dediğiyle güldüm. "Sorun değil. Kimi gördüm inanmayacaksınız."
Sevil önde yolcu koltuğunda otururken birden arkaya döndü. "Kimi gördün?"Hepsinin dikkati bendeydi. Haziran bile arabayı hareket ettirmemiş bekliyordu "Fırat Hoca!" Hepsi birden nE diyince kulaklarım kanamaya başladı.
"Nasıl ne işi var sizin dershanede?" Melek kısa mini bir elbise giymişti. Saçını atkuyruğu yapmış çok güzel görünüyordu.
"Seni görmeye gelmiştir." Dedi şöför koltuğundaki haziran ve arabayı hareket ettirdi.
"Nedenmiş?" Sevilin burdan gördüğüm kadarıyla omuzlarını açıkta bırakan dar bir kazakımsı bir şey altına da parıltılı bir kot giymişti. Aramızda tek kot giyen olarak oydu eve gidip de yakalanırsa açıklamak kolay olsun diye giydiğine emindim. Saçlarını da balıksırtı örüp önündeki tutamları serbest bırakmıştı.
"Bizim matematikçi ile konuşuyorlardı. Bir gezi mi ne olacakmış ama bizim dersahne de mi ne gidecekmiş. Bide Kıraç hoca buranın sahibi miymiş vallaha çok karışıktı." Bu konuşmaları sonra düşünebilirdim. Eminim çok şey çıkarırdım.
"Hmm yani gezi olacak gideriz." Melek fikrini belirtti. Daha olup olmayacağı kesin değildi ama Fırat hoca ne isterse yaptırmış bir adamdı.
Bana geç çıktığım için bişey dememeleri işime gelmişti. Onlar burayı bulamamıştı. Google konum her zaman en karışık yollardan götürürdü. En az yarım saat bu yüzden onları beklemiştim.
"Tabi gideriz kuzum." Haziran da önden fikrini belirtti.
"Sadece bu kadar mı?" Sevil sorgularcasına baktı. Kaşımı yukarı aşağı oynattım. Anlatacağım şeyler fazlalaşmıştı ona.
"Bu kadar."
"O ZAMANN KIZLAR EĞLENCE BAŞLASINN!"Haziran sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi Bluetooth'a bağlı telefonundaki şarkıyı fulledi. Bense bu akşam hiç bir şey düşünmeyeceğime dair söz verdim. Mantığımı devre dışı bırakacaktım.
Arabayı gümbürtülü bir ses doldurdu.
"FANIMSINIZ SANIRIM NASIL BU KADAR İYİ BİLİRSİNİZ BENİ? GÖZÜNÜZDEN TANIRIM EKSİK YANIMSINIZ SANIRIM."
...
BU YILIN SON BÖLÜMÜ BU OLACAK EVET BAŞKA GELİR DİYE UMUTLANMAYIN BU SONDU.
Nasıldı bölüm? Parabol vs Anekdot PIAUAUA
Artık sex sahnesi yazmak istiyorum çok sıkıldım kitap iyice ponçik bir şeye dönüyor buna dur demeliyim.
Umarım bu yıl havadan Kıraç ve Fırat düşer. Amin diyin. Bu karakterlerin gerçek olması lazım.
Seviyorum sizi. Kendinize iyi bakın.


