İçeriğe geç

AH BE HOCAM+18

Bölüm 10 · 15 dk okuma

AH BE HOCAM+18

Bölüm 10

Bölüm 9

2023'ün son bölümünü yazıp size sürpriz yapmak istedim. Severek okuyun.

İyi okumalarr

...

Sabah kurulmuş alarm gibi kalktım. Heyecandan ya da stresten olsa gerek bütün gece plan kurmuştum. Yarım saat kıraç hoca ile ders yapsak mükemmel olurdu. İlle de yapcak adam deli şeyine tutulur gibi tutuldu. Abicim bugün yapma işte.

Adam sezdi ada öyle deme

Her ne boksa. Telefonuma uzandım komidinin üzerinde kahverengi üstüne ayıcık olan kaplı telefonumu elime aldım. Akşam kızlara haber vermiş ve bir sürü şahsıma yönelik küfür savurmuşlardı. Sol kulağım yakında kopacak he.

Sevil bunu dediğimde normal bir tepki verirken haziran ve melek demediklerini bırakmamışlardı. Ne yapabilirim bende. Son dakika ders yapcaz dedi canım hocam. Bende keyfimden gitmiyorum bugün dedim ama kime dedim. En sonunda interneti kapatıp başımı yastığa koymuş uyuyakalmıştım.

Gelen 145 mesajı görmezden gelip sonlara baktım. Sevil ben ada ile gelirim,demiş. Haziran ben alıcam sizi yarım saat rötarla,demiş. Melek ise herkesi onaylamış ne giyeceğini sormuştu. Eh bence yarım saat gecikmeden bir şey olmaz.

Saat 08.00

9 da dersim başlayacaktı. Çok da erken kalkmamışım ya. Kalkıp hazırlanmaya başladım. Elimi yüzümü yıklayıp kremlerimi sürdükten sonra gardrobumun karşısına geçip bakışmaya başladık. Deri kombini yap demişti Sevil. Havaya göz gezdirdim. Odamdaki küçük balkondan dışarısı kasvetli görünmüyordu. +1 şans

Sevil'lere kalıcağımı bilen anamı inandırmak için büyük bir çanta aldım. İçine de deri kombineme uygun askılı küçük bir çanta sıkıştırdım.

Nolur ne olmaz en sexy pijamalarımı koydum. O da şey ha pandalı kısa şort ve üstüne de askılı bir tişört onunda üstünde koca bir panda var. Kışın ortasında bu kombin ideale yakın. Çantaya onu yerleştirdim. Makyaj çantamı da büyük çantanın içine attım. Ne alabilirdim ki başka.

Siyah kenarları simli tangama bir göz attım. Hadi ama onu giymek istiyordum. Açık olan çekmecemden onu çıkardım. Ben içince sapıtanlardanımdır. İçince bana bir özgüven geliyor ve flört etme yeteneğim maximuma çıkıyor. Yakışıklı erkek görsem gözüme kestirip yanına gider onunla konuşur flört eder baskın taraf olurdum. O da baskın tarafın benim olmasını kaldıramayıp çekiciliğimden olsa gerek bilirsiniz işte bar tuvaletinin koridorunda bir kaç öpücük falan filan. Kızlarla içmeye gittiğim her seferde beni bar tuvaletinin koridorundan topluyorlardı. Artık viski yerine meyve suyu vermelerinden korkar olmuştum. Öpüştüğüm kişilerle İleri gitmiyordum. Sadece masum öpücükler. Hem uzun zamandır gitmemiştim Tahminen 6 ay önceydi.

Ama bu sefer klas bir mekana gidersek bu kadar sapıtacağımı sanmıyorum. Umarım tanıdık görmeyiz.

Tangamı giymek için üstümü değiştirmeye başladım. Sütyen olarak da siyah bralet takmak istiyordum. Bu kombinle dershaneye gitsem annem beni keserdi hele ki bu soğukta bralet ile. Braletim de siyah ve göğsümden sırtıma uzanan ipleri vardı. Buna bayılıyordum. Üstüne de deri ceket alırım. Kısa bir deri ceketim var.

Altın çıplak gitcen herhalde

Yok. Deri eteğimi giycem. Siyah içimi gösteren kilotlu çorabım ile de kombin tamamdır. Makyajımın şimdi sadece kapatıcı ve allık kısmını halledicem. Dershaneden çıkarkende kırmızı rujumu sürer öyle çıkardım.

Braletle mi gitcen

Üzerime sweat atsam olmaz dimi. Yok olmaz. Vücudum açıkta kaldığı için ister istemez titredim. Zaten giymiş olduğum tangamın üstüne kilotlu çorabımı hızlıca geçirdim. Braletimi de giyip gardroba bakmaya başladım. Fasulyenin faydaları.

Üzerime kazak giysem üzerime yapışanlardan üstüne de deri ceket giysem bence göze batmaz. Küçük bir hesap sonucu kazak giymeye karar verdim ve kazağı giydim. Yarım olduğu için belimde kalmıştı gayet ideal. Altıma da fil tarihinden kalma deri eteğimi geçirdim. Üzerime yapışan deri etekle hareket etmek biraz zordu. E tabi kaç yıldır giyilmiyor esnetelim bakalım.

Bir kaç oturma kalkma egzersizinin ardından azda olsa esneklik payı açılmıştı. Masama doğru ilerleyip bugünkü derslerin kitaplarını aldım ve büyük çantama koydum. Bu çantayı mekana giderken haziranın arabasında bırakıcaktım sonra alırdım. Her şeyim hazır olunca odamdan çıkıp banyoya gittim. Odamda da banyo olsa keşke neyse.

Pudra ve allık sürdükten sonra saçlarımı salık bırakmaya karar verdim. uzun değillerdi kısa da değillerdi. Perçemlerimi şekillendirim saçımın arkasına doğru götürdüm. Bu saç akşama kadar bozulacaktı ama olsun. Sağolsun canım dershanemizde tuvalet ayna vardı. Orda hallederdim. Bu kazağıda orda çıkarırdım.

Telefonumun çalmasıyla odama geri döndüm. Banyo ile odamın mesafesi çok değildi. Hemen odama girdim ve komodindeki telefonumu aldım. Zangır zangır çalan telefon, benim yeşil cevaplama tuşuna basmamla susmuştu.

"Efendim haziran." He söyle gülüm. Kesin bir değişiklik oldu ondan arıyor.

"Bebeğim bak şimdi ben seni vakit kaybı olmasın diye dershanenin önünden alacağım. Kızları da parktan. Sana uyar mı?" Aslında mantıklı ben bide dershaneden çıkıp ortak parka kadar yürüyecektim.

"Olur olur. Zaten hoca yarım saat çalıştırıp bırakacakmış."

Karşıdan bir öfleme sesi geldi. "Bir kere de şu hocan planımızı bozmasın."

"Bebeğim bende bilmiyordum son dakika söyledi bana da bende keyfimden kalmıyorum herhalde dimi." Valla şurda bir cırlarım.

"Tamam sende haklısın neyse bana dershanenin konumunu at gidince dershaneye tamam mı? Haberleşiriz."

"Tamamdır daha hazırlanıyorum gidince atarım." Haziranda onaylayınca telefon görüşmesi sona erdi.

"Oh kıraç hocam of." Yerdeki çantayı alıp söylene söylene odamdan çıktım.

Hani deri ceket

Salak kafam. Geri dönüp deri ceketimi gardroptan çıkardım. Kazakla aynı hizada kalan deri ceketim overside kalıbıyla rahat hareket etmemi sağlıyordu.

Ayakkabılar

Benim aklım nerde acaba. Ayakkabı olarak rahat edeceğim ama şık bişeyler olmalıydı. Aşağıdaki ayakkabı dolabından bakıcaktım ona.

Odada gözlerimi gezdirdim. Yatağımı da şipşak toplamıştım. Oh mis gibi duruyor. Şarjım inşallah bitmezdi oldu da oldu bitti kıraç hocanın da telefonu benim telefonumla aynıydı onun şarjının olduğuna güvenerek odadan bir çırpıda çıkış yaptım.

Saate bakıyoruz. 8.40 oha o kadar hazırlanmam sürmüş olamaz. Hızlıca merdivenleri indim. Annem salonda oturmuş sabah programı izliyordu. Anne daha sabah ya.

"Gidiyor musun?" Yok annecim.

"Evet anne. Kombinin nasıl olmuş?" Sormam lazımdı. Eğer sormadan dışarı çıkarsam şüphelenirdi. Gözlerini üzerimde haince gezdirip yaptığım her adımı o gün takip eder mesaj atardı. Nerden mi biliyorum. Bunu o kadar çok kez yaptı ki anlatamam.

Annem oturduğu koltuktan arkasına baktı. Beni baştan aşağı süzdü ve yüzünde hoşnut bir gülümseme belirdi. Sevdi sanırım. "Güzel olmuş benim canım kızım. Haber ver bana merak ederim. Sevile de selam söyle. Giderken de fırından bişeyler al dershanede yerdin."

Bütün yapacaklarımı arka arkaysa sıralayınca tepkisiz bir şekilde yüzüne baktım. Sevile selam söylerdim büyük ihtimal. Ona da haber verirdim. Bence bu kadarı yeterli. Dershaneden de bişeyler yerdim.

"Tamam anne." Arkamı dönüp çıkışa ilerleyeceğim sırada konuşmasıyla durdum kaldım.

"Hani bana öpücük." Yutkundum. Normalde böyle şeylere çok takılan biri değilim ama bunu isteyen annem olunca bir geriliyorum.

Sırtımdaki çanta şimdiden ağırlığını belli edip sırtıma baskı yapıyordu. Arkamı döndüm. Annemin yanında gidip yanaklarından öptüm ve arkamı dönüp ayakkabı seçeceğim dolaba ilerledim.

"Siyah deri topuklularını giy."

"Anne onlar acıtır."

"Bütün gün oturuyorsun ada. Bişey olmaz giy git."

Siyah deri mi? Cidden mi. Onlar beni mahveder. En son giydiğimde küçük ayak parmağım yara olmuştu.

Anneme döndüm. Kafasını giy dercesine sallayınca başka seçeneğim kalmadı. Ayakkabıları aldım ve giymeye başladım. Siyah deri bottu bunlar birde topukları vardı. Boyumu uzatıyorlardı. Dershanede tik tak diye gezeceğiz demek ki hayırlı olsun.

Her şeyim tamam olunca anahtarı da alıp kapıyı açtım. Gel de bu kombinle otobüse bin ve herkes sana baksın.

"Görüşürüz."

"Görüşürüz kızım."

Yaparsın be ada. Bizim arabamız var BİZİM ARABAMIZ VAR. Ama annem beni dershaneye bırakmak için bile tenezzül etmiyor. Ne güzel.

...

Dershanenin kapısından 9.20 de giriş yaptım. Girmesem mi acaba derse. Annem de bana girsin. Şu kadının korkusuna var ya.

Mekana gidip eğleneceğine dua et sen.

Düşüncemden vazgeçip sınıfa yöneldim. Salak iremin laf atacağına o kadar eminim ki. Sınıfın en süslüsü oydu. Ceyda bişey demezdi. Baran zaten bunlardan bile anlamazdı.

Merdivenlerden çıkmaya başladım. 3. Kata kadar çıktım. Cumartesi günleri 12 lerin dersleri 3. Katta yapılırdı. Bilin bakalım kim çıkana kadar öldü.

Ben

Kapının önüne geldiğimde duvara tutunmak zorunda kaldım. Zaten çanta vardı ben kendimi anca çıkarıyordum. Durup nefeslendim ve saate baktım. 9.23 sakiniz.

Kapıyı tıklattım. İçeriden gel sesi geldi ve kapıyı açıp içeri girdim. Ders kimlen mi? Devrim hoca ile. Sayın kimya hocamız. Alemenyum ağlıyor.

"Merhaba hocam." Sınıf tahmin ettiğim gibi 3 kişi vardı. Bende en arkadaki sıraya geçil oturdum. Çantamı yere bırakınca hafifliğin etkisi ile kendimi sandalyeye bıraktım. Herkesin bakışları bendeydi.

"Hoşgeldin ada. Bu ne şıklıktır." Ah hocam utandırıyordunuz beni.

"Sağolun hocam." Bana bakış atıp dersi anlatmaya devam etti. Nefeslenip çantamdaki kalem kutuyu ve dersin defterlerini çıkardım.

Önümden ceyda dönüp "vay be kızım ateş ediyordun." Dedi.

"Abartma." Önüne dönmesi için başımla hocayı gösterdim. Komutu anlayıp önüne dönünce hala konuşuyordu. "Abartılacak kadar güzelsin." Kızım sussana.

Omzunu dürtüp "sus." dedim. Bir daha da ders boyunca bir şey demedi. İremin kötü kötü bakışları altında ders dinlemek rahatsız edici olsa da katlanılamayacak derecede değildi.

Zil çaldı ve devrim hoca sınıftan çıktı. Evet burası da okul gibi zil fln çalıyo işte yapmış adamalar. Okul enerjisini veriyor. O atmosferi buram buram hissediyorsunuz.

Ne enerji ne enerji

Baran ayağa kalkıp ceyda ile yanımıza geldi. "Ne yaptın lan kendine." Geldi Abaza.

"Sadece pudra ve allık baran." Kaşlarını kaldırım 'hıhı aynen' bakışlarını attı.

"Neyse matematik ödevini yaptın mı?" Matematik ödevi mi vardı? Hoca en son bana iki haftan var vs bişey demişti.

"Yaptım valla kıraç hoca ile hiç papaz olamam." Ceyda bıkınca konuşunca bakışlarımı barana çevirdim.

"Ben yapmadım."

"Sıçtın."

"Hayır ya." Başımı ellerimin arasına aldım. Onlara hiç bir şey söylememiştim. Başıma gelenler hakkında. Kıraç hoca da bunu anlayıp beni azarlasa fena olmazdı. En azından göz boyamış olurduk.

Tahminimde baranın elini sırtında hissettim. "Üzülme be ada. Herkes kıraçın azarını bir kez yemiştir." Sırtımı patpatlayıp konuyu değiştirdi.

"Ee anlat bakalım bugün niye böyle giyindin." Ceyda meraklı gözlere beni izlerken baranın da ondan eksik kalır yanı yoktu. Sınıftaki irem oflayıp sınıftan çıkınca bir rahatladım.

"Şimdi şöyle."

...

Artık son dersti ve ben az sonra ruhumu yukarı doğru teslim edecektim. Ne enerjim ne de mutluluğum kalmıştı. Bir yığın sınavla ilgili motive konuşmaları vs vs. Bütün hocalar bunu yapıyordu ve bir süreden sonra motive vermek yerine stresle birlikte yerin dibine giriyordun.

Ders kıraç hocaylaydı. Matematik denklemler problemler oh oh yenür. Adam resmen matematik için doğmuş. Pes doğrusu.

"Merhabalar arkadaşlar nasıldınız?" İyidir hocam sizi sormalı. Hoş geldin beş gittin Faslı da geçince "Ödevlerinizi açın kontrol edicem."

Sıramda rahatsızlar kıpırdandım. Bana kızmamalıydı ama kızıcak mıydı? Buna bile stres oluyorsam sınava hiç girmiyem ben.

Herkesi kontrol ettikten sonra-4 kişilik sınıfta-sıra bana gelmişti.

"Hocam yapmadım." Başımda dikilmiş ben ona o bana bakıyordu. Siyah bir gömlek siyah bir pantolon işte erkeklerin fiks kombini olması gereken tek kombin. Hep bunu giysinler.

Bakışları anlamamış gibi baktı. Kısık sesle "bilmiyorlar." Dedim. Bilmeleri de gerekmiyor.

Başını tamam anlamında sallayıp katı ifadesine geri döndü. Donuk bakışlar sert bir çene hattı. Yana atılmış saçlar.

"Ben ödev kesinlikle yapılacak dememiş miydim ada?" Sert ses tonu ile daha da şaşırdım. Tamam sert olabilirsin ama belki biraz daha-

"Dersten sonra odama geliyorsun."

"Hocam-"

"Geliyorsun yoksa ben gelirim." Benim odam yok ki hocam gelesiniz. Suspus oldum. Artık ayarlarız hilal hocadan bir oda. İdarecimizdi kendisi aynı zamanda İngilizce öğretmeni olduğu için hoca diyorduk.

Adam kızınca kırmızı görmüş boğaya benziyor.

Bu kadar sert olmaya gerek var mıydı? Ufaktan gözlerim dolunca ellerime indirdim bakışlarımı. Yanımdan yürüyüp tahtanın önüne geçti. Bana yandan bir bakış atmayı da unutmadı. İrem iti pis pis sırıtıyordu.

"Bakın ödevlerim sizin için ve onları yapmazsanız sonuçları size pahalıya patlar." Öğretmenlerin kullandığı yüksek masaya doğru ilerleyip tahta kalemi aldı.

"At başlık limit ve süreklilik."

...

Ders bitmiş çantamı toplamıştım. "İyi şanslar dilerim ada. Bu kolay olmayacak."

"Eywallah kardeşlerim. Eğer ola ki sağ çıkarsam haber ederim."

Ceyda ve baran ellerini alınlarına koyup asker duruşunca geçtiler. Onlarla birlikte gülmeye başladım. Komikler ya.

"Yeni fizikçi gelecekmiş haberiniz olsun." Yeni fizikçi mi zaten fizikçimiz var bizim. Ne gerek vardı.

"Nedenmiş?" Baran Ceyda'nın sorusuna hayretle cevap verdi.

"Bizim fizikçi evleniyor ve balayına gidiyomuş." Oo hocam iyi eğlenceler.

Gülümsedim. "Yaşı gelmişti bazı zevkler için." Dedim. Baran başını sallayarak onayladı beni.

"Cidden adam programlanmış robot gibiydi iyi olcak." Saate baktım. Siktir 18.02.

Hemen çantamı sırtıma alıp çıkışa yöneldim. "Ben gittim geç kalıyorum."

"Güzel fotolar çekin ha." Onlara arkadaşlarım ile eğlenmeye gideceğimi söylemiştim.

"Çekincem ben kırço hocam ile bekle sen."

Ceyda'nın dediği şeye hepimiz son kez güldük ve sınıftan çıktım. Asansör bizim için yasaktı. Ne güzel. Tabanlara kuvvet.

Merdivenler ile bir kat aşağı inip Kıraç hocanın odasının önünde durdum.

Kıraç Altan

Soyadını kimse bilmiyordu. Herkesten gizli bir soyadı vardı sanırım. Her zaman ikinci ismini soy adı olarak kullanırdı. Merak ettiğim şeyler arasında soyadı da var. Neden saklarsın ki gıcık mısın sen?

Kapıyı tıklattım. İçeriden gel sesi geldi. Kapının kulpunu tutup -kapı mutlu- aşağı indirdim. Daha geçen gün geldiğim oda gözlerimin önündeydi.

Kıraç hoca bütün haşmeti ile sandalyesine çökmüş etrafına korkutucu bir aura saçıyordu.

"Merhaba hocam." Çekingen bir şekilde içeri girdim. Kapıyı arkamdan kapatıp Kıraç hocanın oturduğu masanın önünde olan misafir gelince oturduğu benimde geçen sefer oturduğum koltuklara çöktüm.

"Merhaba ada." Ellerini masanın üstüne birleştirip bana baktı. Bu bakışı nasıl yorumlasam bilemedim.

"Kombinin güzelmiş." Kıraç hocam yapmayın böyle kalbim var benim. Gülümsedim. Hocaların ya da tanımadığım insanlar bana iltifat edince kızarırdım. Kombinimi güzel bulmuştu ama olsun kombini de ben yaptım.

"Teşekkür ederim hocam." Kızarmış yanaklarımı görmesin diye başımı yere çevirdim. Çantamı koltuğa otururken yere koymuştum.

"Ders kitaplarını çıkar da seni çabucak azad edeyim." Çantamdan defter kitap ne varsa çıkardım ve Kıraç hocama bakmaya başladım. Sandalyesinde bir kaç araylama yaptı ama sonunda "bu böyle olmuyor." diyip rahat siyah sandalyesinden kalktı.

Karşımda duran misafirler gelince oturduğu ve benim de geçen gün oturduğum koltuğu çekti. Onun masasına olan defterim kitabımı bu iki koltuk arasındaki yüksek sehpaya koydu.

Sandalyeyi yanıma koyduktan sonra sehpaya da ayarlama yaptı be bana baktı. "Sen buraya geç ben onaya geçiyim." Neden ki? Dediğini yapıp ayağa kalktım. İlk o benim az önce ısıttığım sandalyeye oturdu sonra da ben benim için ayarlamış olduğu sandalyeye oturdum.

"Neden çünkü ben sağ ile yazıyom oraya otursaydım kolum yüzünden göremeyecektin."

Bu minicik ayrıntıyı düşünmesi önemli hissettirmişti. "Gerek yoktu hocam." Bana döndü ve kahverengi gözlerini hiç bu kadar şevkat barındırırken görmemiştim ya da ben öyle yorumladım. Gözleri birçok şekilde yorumlanabilirdi. İlgileniyordu.

"Sınıfta sana kızdığım için üzgünüm ada." Bakışlarımı kısa bir an sehpadaki defterlere çevirip tekrar yüzüne baktım.

"Sorun değil hocam." Ufak üzülmüş olabilirim ama sorun etmecektim. Kimler kimler beni üzüyor da gıkım çıkmıyordu.

"Hayır sorundu ada ne kadar istemeyerek yaptığımı bir bilsen." Başını iki yana sallayıp ders defterlerimden birini açtı. "Neyse"

"Bugünkü limit ve sürekliliği anladın mı?" Başımı belli belirsiz salladım. Gidip de matematiği son saate koyarlarsa anlama zorluğu çekerdi insan.

"Birkaç denklem harici çoğunu anladım." Siz anlatırsınızda anlamaz mıyım? Demek vardı da bazen cidden anlamıyordum. Yabancı kanal dizisi izliyormuşum gibi oluyordu.

"Tamam o zaman önce eski konuları kısa tekrar ile hatırlatıyım sana sonrasında bugünkü konuya geçeriz." Bu adam gözüme şu an aşırı sevimli göründü. Yanaklarını sıkıp yanaklarını öpesim geldi.

Kendine gel.

Ne düşündüğümün farkında varıp bakışlarımı defterlerime çevirdim. Abi bende oraya çevire çevire. Yarım saat dayan ada. Adamın üzerine atlamamaya çalış.

Elini defterimin sırtında gezdirdi. İçim bir hoş oldu. Defterimin eski işlediğimiz konuyu yazdığım sayfalarını açtı. Bir insan bu kadar sexy bir şeyi yapabilir miydi? hocam.

"Hocam ben açardım." Defterdeki bakışlarını bana çevirdi. "Açtım artık." Bişey demeden ne yapacağını izlemeye başladım. Kontrol sende hocam. Ne istersen yapabilirsin. Öğret bana.

"Şimdi bak ada. Bu konular genelde trigonometriyle birlikte gelir ve soru kaçırmaman için trigonometri bilmen lazım." Başımı salladım. Kalem kutumdaki kalemler yerine kendi masasındaki kalemlikten metal gümüş rengi ince bir kalem çıkardı.

İşlediğimiz başlığın altındaki bir kaç önemli yeri çizerken odak noktam konudan çok hocanın ellerindeydi. Baş orta ve işaret parmaklarına yüzükler takmıştı. Kalemi elimde bir tur çevirdi. Elini deftere koydu ve yavaşça diğer sayfayı açtı bunu o kadar yavaş yaptı ki. Şurada oturup inlicem şimdi.

"Ada dalıp gidiyorsun." Daldığım senin sexy ellerin hocam. Aklımda akıl almaz fikirler dönmeye başladı. Hocam esrar, içki, alkol, viski sen ben çıplak ve ıs-

"Ada." Koluma hafif dokununca irkildim. (Bu arada bende böyleyim biri bana ders anlatıyorsa dalıp gidiyorum.) "ha-evet evet hocam o konuyu anladım." Sırıttı. Sexy ellerinde kalemi bir tur çevirip defterin üstüne koydu. "Anlat bakalım." Erorr.

Deftere baktım. Biliyormuş gibi yapmam için blöf yapmam lazımdı. Metal kalemi elime aldım. Kıraç hocamın kalemi sıcaktı elleriyle kalemi öyle bir ısıtmıştı ki elini tutmuş gibi oldum. Hadi bismillah. Kalemle işlediğimiz yerdeki sorulara baktım. "Mesela bu-bu böyle çözülür x diğer tarafa gider sonra da içler dışlar."

Birden kalemi tutan elimin üstüne elini koydu. Ve işlemleri bana sorunun yanındaki boş bıraktığım-neden boş bıraktım ki orayı-alanda çözmeye başladı. Elimin kontörlü bende değil kıraç hocamdaydı. Bende kendini tamamen ona teslim etmiş bir şekilde işlemlere bakıyordum.

"Keşke biraz daha dikkat etsen." Bunu öyle bir söylemişti ki 'ah bir dikkat etsen neler yapacaksın' modundaydı.

"Sizin yanınızda bu mümkü-" siktir. Ben ne diyordum öyle. Ah kıraç hocam ah Kıraç hocam. Elleriniz dikkatimi dağıtmasa şu an bu durumda olmayacaktık. Sizin suçunuz.

Yüzünü bana çevirdi. "Benim yanımda bu mümkün değil mi?" Böyle 'ha' diye kalır ya insan işte öyle kaldım.

"Ben bunu demek istemedim." İstemiştim. Yanlışlıkla ağzımdan çıkan ve çıkmasa çok daha mükemmel olucak cümlelerden biriydi.

Senin libido içmeden uçtu

"Ne demek istediğini anladım." Kahve gözler saniyelik dudaklarıma kaydı ve diğer saniye gözlerimi talan etti.

Ellerimiz üst üste birbirimize bakıyorduk. Kıraç hocam 29 yaşındaydı. Aramızda 11 yaş vardı. Fırat hoca ile daha fazla ama. Nerden geldi bu aklıma ah halime.

"Yanlış anladınız hocam." Kalem tutan elimi kıpırdattım. Elimi sıkıca kavradı. Lan kalem. Kalem hayatının en iyi dakikalarini yaşıyor.

"Doğru anladım ada."

Sıkı duran ellerimize baktım. Sıcaklığın dozu gittikçe artıyordu. Terledim ya.

"Hocam-"

"Ada. Soruyu anladın mı?" Ben ne? Soru. Siz. Anlamamak. Mümkün. Ha.

"Ney?" Başıyla soruyu işaret etti. "Anladın mı?" Başımı aşağı yukarı yana salladım. Anlamamıştım ama bunu bilmesine gerek yoktu.

"Anlamadın."

"Anladım."

"Ada." Ne ada ya. İkide bir ada ada ada. Valla geriliyorum.

"Hocam ne yapalım biliyor musunuz?" Başını sorularcasına yana yatırdı. Gözleri yüzümü taradı. "Söyle." Birleşik duran ellerimizdeki sıcaklığı yok saydım.

"Biz dersi şimdi bitirelim. Sonraki derse zaten size gelicem orda anlatırsınız." Şu an o kadar yanlış yorumladım ki. Söylediklerim yanlış anlamaya o kadar müsaiti ki.

"Tamam olur. Bu kadar önemli ne işin var merak ediyorum doğrusu." Size ne hocam? İki eğlencem şurada sizin ders aşkınızdan kurtulamadım.

"Arkadaşıma gidicem." Bunu söylememin sorun yaratmayacağını düşünüyorum.

"Öyle olsun." Elimi sakince bıraktı. Koltukta geri yaslandı. Bende bu sırada metal kalemini masasına bırakıp sehpadaki ders defterlerini topladım. Hepsini çantama düzenli bir şekilde koyarken kıraç hoca beni izliyordu.

"Dikkat et kendine." Ayağa kalktım. Yerdeki çantamı sırtıma aldım. Elimdeki telefondan kısacık bir an saate bakınca 18.30 oldupunu gördüm. Böylede dakik bir insanımdır.

"Sizde hocam." Arkamı dönüp kapıya ilerlerken Kıraç hocadan gelen kısık sesli bir mırıltı duydum. Doğru mu duydum yoksa uydurdum mu bilmiyorum ama kapıdan çıktıktan sonra merdivenlerden inerken dahi aklıma bu söz varlığını sürdürüyordu.

"Umarım bu gece karşılaşmayız siles."

...

BEN GELDİMM. DEDİM Kİ GÜZELLİKLERİME YILBAŞI HEDİYESİ OLARAK BÖLÜM ATIYIM.

Nasılsınız iyi misiniz? Yılbaşı akşamı o ses Türkiye izleniyor mu?

Fıratı çok boşladım iki bölümdür dönüşü fena olacağa benziyor. Biraz sinirli bana.

Sizi seviyorum kendinize iyi bakın. Güzel dilekler ile yeni yıla girinnn.

Ah hayır hayır bu espriyi yapmamalıyım. Hayır hay-

SENEYE GÖRÜŞÜRÜZZZZZ.

Bölüm sonu

8 yorum