Sor bakalım
insan nedendir güz demeye çekinir
ve irkinç bir rüyadan süzülür kış
sobalardan dumanlar çıkarken
ne dumanı bu
neden bu kadar yoğun, neden bu kadar siyah bir duman bu
ve sabah vardiyasında çalışanlar
Ayakları geri gider
Böylece sokaklar boşalıyor güneşin üzerimize bir alev gibi doğduğu sıhat
hafta sonundan kalmış mutluluklarını ise
daha da sonradan kullanabilmek
ve bilmek için
daha da sonraya uçsuzluğun sonrasına atıyorlar
tamda oranın ortasına
kilere
Ve o zamanlarda bir evde kiler varsa o rahattı
bizlerse ırahat gezer
ayaklarımızı vuran ayakkabılarımızı sonsuza kadar giyeceğimizi düşünür
düşüncelerimizde yeni isyan duraklarına adarız kendimizi ve menekşeler gelir üzerimize o yollarda
yangınlardan kurtulmuş bir sabah
yere yağayor leşler
ve ben dışarıya çıkmakta emindim, savunabilirdim kendimi
sanırdım gençken örümceklerden korkmayı
şimdi normal
ben kapıdan kapıya gezerken ev kızları inmiyordu aşağıya
ve ben oldukça makinalaşmıştım
insanlık adına
Zekeliğim çıktı konuşmaya
toprağı sürmekmiş devrimin anası, ve o ana doğurmaktan vazgeçmiş biz daha ona birer menekşe vermeden
Öyle mahsunum ki şait olsaydı da benim bir abam
bende feriştelik eylemezdim kırlarda
Zekeliğimin kolu sakat şu anda
kyo izliyordu bizi şu anda
zekeliğimle birbirimize menekşe veriyoruz
ve zeke hamile kalıyor benden
bense çocuğu doğurmak için hastaneye gidiyorum
O kenar mahallelerden gelen travesti çığlıklarıyla birlikte doğum yapıyorum
fakat cenin
ceninim içeride patlamış ve hamilelikten kalma hislerle zeke bana destek çıkamıyor
böylece cenin
içeride yeni şeyler oluşturuyor
belki de üreyor
ve benden tornavidalar dökülüyor
sanki tamirciymişim gibi algılanıyor, bense çoktan göçmüş kuşları yedi kere selamlayan bir işsizdim
Kyo
kyo okyanusun ortasındaydı ben doğururken, zeke hamileyken
Oradan bizi gözetliyor, bizlere ağıt yakıyordu
bulunduğu dağa çıkıyordu kimsesizler
belki de kimsesiz değildiler
ama bilinirdi onların devlerce gelişi
ve menekşe sevdikleri
kör kızlardan oluşurdu insanlık, sarışın, kör ve bir o kadar da alman
böylece almanlar ayaklarımıza kadar getirmiş oluyor onları; onlar ne, onlar neden burada, niçin aç bıraktılar o kızlar
anasız o kızları
Bauklötze
teker teker üst üstte koyuyorlar taşları
inşa ediyor geleceği o taşlar
ve zeke bana bir menekşe daha veriyor insanlar benden uzaklaşsın diye, istediği de oluyor sanırım
Bauklötze
ve lambalar yanıp sönüyor
zeke benim kalçalarıma her dokunduğunda
kyo yine odada bizi izlerken, izlerken
benimken
Bauklötze
ve benimle kalmanı dilerim sokaklardayken
dua et,
artık hiçbir cenin düşmesin aşağıya
