Çölde yürüyen bir ahali görünürdü uzak mehtaplardan
Bir mahallenin ahalisi, bizim mahallenin
ve yangınlardan kurtulan dumanlar kafamıza üşüşürdü
sabahın erken sıhatlerinde
kıvrak çöllerde
dilimin açılmadığı sabahlarda, sanki eskiden kalma bir öğretmen isterdi vücudum açlığına anca yetecek
ve benim ağzım daha açılmamıştı
sedyeyle evlere dağıtıldım, bereket diye
açılmamış ağzımda bir benlik yatıyor, yatıyor ta ki ağlak
uzun saçlara bağlanan minik kardelenler menekşeleri imrendirirdi kar her yağdığında
güneş uzun saçlarını bırakır
ahlak bir yollu
yollu
!
ne olmuştu o acımasız narın bedenlere
ve neler oldurtmuştu onlar bu tapınaklarda görev alan masumiyetten uzan sır dolu tanrılara ki
k
böylece ben uyuşturucu batağına düşmüş bir ailenin yedinci oğlunun menekşe verdiği gelinleriydim
Benim gönlüm ise zekedeydi
vaz
,
'
geçmeksizcesine
akıl
Büyük yıkımlar olmuştu bu topraklarda
ceninler baş kaldırmış belki bir göbek bağına sarıyorlardı köpekleri
insan içine çıkmayacak haldeydik
bayrak altındaydık
Menekşeler düştü her yere, zeke ve ben sevişirdik durmadan ve o gün herkes inledi bu bitsin diye
ama biteceğini bildikleri tek şey bir gün kendi inlemelerinden acıyan hayatlarıydı
Böylece bombalar bitmişti
Kendine geldiğinde kalan kadınlar, bir erkeğin yakınındaki gay ve tonga
Kendimizi tongalarken bizi yakalayan çan
biz evdeyken yaptığımız yumuşaklar
Kendi vidalarımızı aldırdığımız sıhatta, evdeyiz yedilere bakar vaziyette karşı çıktığımız işi sıvazlıyoruz
Tanrıya yakınlık kyo ile başlarken bir daha
wake
Bayraklarımız açardı bu sefer
denize çıktığımızdaki görevimizdeki sefer
geri geldiğimizde getiremediğimiz zafer
ve gözlerimin etrafındaki fer
kendimi kaybetmeme sebep olan
aklımdan geçirdiğim fesat düşünceler
ve kaybettiğim beller
Kendimi hissetmeyeli uzun zaman olmuşken
ellerimdeki harflerin verdiği dokular
artık farklı şeyleri yaşamak isteyen zekeye benziyor
yorulmakla da bitmeyen bir israf
kız çocuklarının kanlarından geçilmiyor
böylece uyuşturucu içmemek elden gelmiyorken, bir daha zoestik ve bir daha ahlak üzerine wake