Ne t'éloigne pas de moi, faisons l'amour comme s'il n'y avait pas de lendemain et laissons mes mains errer autour de ton corps mouillé pour que je puisse
Bende yapabileyim, aynı Fransız ihtilalindeki çıplak bir kadın gibi
Elimde bayrak, karnımda delikle
Ruhumu adadığım cennet yok olmaya başladığında
Kendime bir menekşe
zekeden
Une violette pour moi
ce que Zeke m'a donné
ve ah-u kalmış bir yüreğim
zardan ayrılma
Böylece violette ne demek oluyordu, dağlar ahı ve durgunluk bayraklardan akarken
havalar bulut, yer gök sessiz, iniltilerden ellerim titrerken doğumhanede
ahlakımı evde bıraktım, artık uğramadığım evde
Akıllı bir alman olabilirdim ama ben, siki kalkık bir fransız ya da
ya da faşizme karşı gelen dikbaş bir italyan olmayı tercih ettim
sahil kenarlarında iri memeli kızlarla birlikte olup
zekeyi kucaklama
onun bütün irinlerini akıtma ve kendimi sonunda maviliğin bordasında patlatma planlarım
erken doğum yapan doğumhanedeki ben gibi hürf eylendi
Eyfeli istila edenlere karşı orayı yıkan, milliyetçi toplum
Dünyayı kasıp kavuran kuraklıkla birlikte kyoyu yeniden doğurdu
zoestik devrimin başından beri yahudi olamayan zeke ve yamacından ayrılmayan ben
sanki askere gitmişiz gibi izledik
Eyfelin sonunu
Ve o gün bana dediğin görüşürüz temalı laflar üsütüne her gün izledim
bir babanın yıkılışını
sesim çıkmadı, sesimin çıkmasına izin vermediler
böylece başkaları tarafıyla hep seni gördüm
neler yaptığını izlerken insanoğluna ve insanın oğluna yeni yedi heceli tekerlemeler getirdim
Uzun süredir ellerimi titreten kalemleri yeniden elime aldım
nefeslerimi almazken bir banka hesabından
tanrı tarafınca uyarıldım
ve kalemlerim artık ellerimi titretmez oldu
ve şahmeranın güzel vücudu aynı zekeydi
zekeyi ellemek onunla sevişmek artık bir zevkten öteye gidiyordu,
kalbimi hiç doymayışçasına çarptırıp, terlere, yataklara ve enginlere aktırıyordu pompalanan kanlarımı
ve kaşlarım artık kepekten huzur vermiyor bakışlarıma
şakaklarımdaki terlerle birlikte güvercinlerim
mes pigeons
artık beyazlığını yitirdi
Böylece bir marş çalıyor kulaklarımda
yalnızlığımı halka iletemediğim bir marş, herkesin dilinde
cemaati olmaz bu fikirle yürümekte olanların
bir marş
aşığı olunacak
ferişte derdi, bilmez
ve ben otururdum kapımın önünde, önünde kapının ve ağlamaklı bir sesle faşizme dua ederdim
hanımını almış denilen bir oğlan, eski menekşelerini unutmuş, genç bir kıza bakarken
yaşlanmış elleri
beni boğmaya yetecek kadar zeke içeriyordu
ve ben neye şaşıracağımı şaşırıyorum
örümcekler üreyor sikimin her tarafında
böylece güvercinlerim zekeye ulaşabiliyor, ahlakı yoktan var ederken biz
kendiyle şaşkın kalan aşk
sadece seksten mi ibaret
Karmaşayı selamla şimdi
Doğudan gelen soğuklar kadar kürt
ve tengri diye inleyen öz türkler kadar uzak
böylece navlun bize hücum eder, fakir bir kadın gibi yaşlıyken bu dünya
toplanan tavuklar gibi içlerimi acıtıyor
uyuyamayorum her hatırladığımda
sıkışan kalbime bir el dokunsan da iniltilerim dursun diye bağırırken içten içe terliyorum
zekenin elleri de yetişemiyor bana
ve yürek denen jargon
artık tarifi olmaz bir hal almışken
Tanrıdan yardım dileniyorum, o tavuklar için
Aynı bir köle gibi kaçan bana, artık bir bayrakta verilmez
Parası bitmiş bir zenginiz hepimiz
İçten içe ölürken