İçeriğe geç

Agunde

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Agunde

Bölüm 14

έλαβε κοτόπουλο

Ne t'éloigne pas de moi, faisons l'amour comme s'il n'y avait pas de lendemain et laissons mes mains errer autour de ton corps mouillé pour que je puisse

Bende yapabileyim, aynı Fransız ihtilalindeki çıplak bir kadın gibi

Elimde bayrak, karnımda delikle

Ruhumu adadığım cennet yok olmaya başladığında

Kendime bir menekşe

zekeden

Une violette pour moi

ce que Zeke m'a donné

ve ah-u kalmış bir yüreğim

zardan ayrılma

Böylece violette ne demek oluyordu, dağlar ahı ve durgunluk bayraklardan akarken

havalar bulut, yer gök sessiz, iniltilerden ellerim titrerken doğumhanede

ahlakımı evde bıraktım, artık uğramadığım evde

Akıllı bir alman olabilirdim ama ben, siki kalkık bir fransız ya da

ya da faşizme karşı gelen dikbaş bir italyan olmayı tercih ettim

sahil kenarlarında iri memeli kızlarla birlikte olup

zekeyi kucaklama

onun bütün irinlerini akıtma ve kendimi sonunda maviliğin bordasında patlatma planlarım

erken doğum yapan doğumhanedeki ben gibi hürf eylendi

Eyfeli istila edenlere karşı orayı yıkan, milliyetçi toplum

Dünyayı kasıp kavuran kuraklıkla birlikte kyoyu yeniden doğurdu

zoestik devrimin başından beri yahudi olamayan zeke ve yamacından ayrılmayan ben

sanki askere gitmişiz gibi izledik

Eyfelin sonunu

Ve o gün bana dediğin görüşürüz temalı laflar üsütüne her gün izledim

bir babanın yıkılışını

sesim çıkmadı, sesimin çıkmasına izin vermediler

böylece başkaları tarafıyla hep seni gördüm

neler yaptığını izlerken insanoğluna ve insanın oğluna yeni yedi heceli tekerlemeler getirdim

Uzun süredir ellerimi titreten kalemleri yeniden elime aldım

nefeslerimi almazken bir banka hesabından

tanrı tarafınca uyarıldım

ve kalemlerim artık ellerimi titretmez oldu

ve şahmeranın güzel vücudu aynı zekeydi

zekeyi ellemek onunla sevişmek artık bir zevkten öteye gidiyordu,

kalbimi hiç doymayışçasına çarptırıp, terlere, yataklara ve enginlere aktırıyordu pompalanan kanlarımı

ve kaşlarım artık kepekten huzur vermiyor bakışlarıma

şakaklarımdaki terlerle birlikte güvercinlerim

mes pigeons

artık beyazlığını yitirdi

Böylece bir marş çalıyor kulaklarımda

yalnızlığımı halka iletemediğim bir marş, herkesin dilinde

cemaati olmaz bu fikirle yürümekte olanların

bir marş

aşığı olunacak

ferişte derdi, bilmez

ve ben otururdum kapımın önünde, önünde kapının ve ağlamaklı bir sesle faşizme dua ederdim

hanımını almış denilen bir oğlan, eski menekşelerini unutmuş, genç bir kıza bakarken

yaşlanmış elleri

beni boğmaya yetecek kadar zeke içeriyordu

ve ben neye şaşıracağımı şaşırıyorum

örümcekler üreyor sikimin her tarafında

böylece güvercinlerim zekeye ulaşabiliyor, ahlakı yoktan var ederken biz

kendiyle şaşkın kalan aşk

sadece seksten mi ibaret

Karmaşayı selamla şimdi

Doğudan gelen soğuklar kadar kürt

ve tengri diye inleyen öz türkler kadar uzak

böylece navlun bize hücum eder, fakir bir kadın gibi yaşlıyken bu dünya

toplanan tavuklar gibi içlerimi acıtıyor

uyuyamayorum her hatırladığımda

sıkışan kalbime bir el dokunsan da iniltilerim dursun diye bağırırken içten içe terliyorum

zekenin elleri de yetişemiyor bana

ve yürek denen jargon

artık tarifi olmaz bir hal almışken

Tanrıdan yardım dileniyorum, o tavuklar için

Aynı bir köle gibi kaçan bana, artık bir bayrakta verilmez

Parası bitmiş bir zenginiz hepimiz

İçten içe ölürken

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.