İçeriğe geç

Agunde

Bölüm 13 · 2 dk okuma

Agunde

Bölüm 13

Ahlak-ı Ahlak

Ceket

Üstümde bir ceket var, unutulmuş ve halkın bordasından gelen acılarla var

İşte bir sabah uyandığımda, o ceketten kalma anıları bir bayrağa bağladım

içinde zeke varmışçasına

Böylece kucaklarımı açıyorum

Belki de açlığın tam ortasından ayrılma insanlığa

bir amentü, zerre kadar değeri olmayan

bir propaganda, sürç-ü lisan eylenmiş ecnebi halka

Ve de derdi koca yürekten

derdi o yürek ve hiç susmazdı, ağıl ağıl yakılan bayraklar varken

zeke hiç susmazdı

Ve güvercinler artık ceketimden çok uzaktı

Yıllar yılı süren zoestik devrim, bir saniye baktığım kararmış tahta, uzaklardan bir ben ve kyo

Harap olmuş bir anı saklanırdı kyonun arkasında ve menekşeler inerlerdi dağlardan aşağıya

Ve halkım ile ız bir daha görülemeyecek bir rüya

Böylece hakikat yolunda bir derviş bir zerdüş' ile karşılaşırdı

Papatyalar açardı altlarında

Ben hariç,

ben olmazken böyle yerlerde yediler sarardı etrafımı

Zeke hariç,

Arz-ı kıyamet yaklaşırdı bir yana, ve menekşeler

Amentü

Güneşin doğduğuna, amentü, bir hiç

Bir hiçti ceketlerim ve Zeke, doğarken beni doğurtan ebem

İlk seksimde seviştiğim zeke

Böylece beni ağzına alıyordu; ağzında, dişlerinin arasında menekşelerle yedi kere kutsanırken

Beni yeniden doğurtuyordu

ZEKE

Kaldırımlar ıslakken yeni zoestik devrimin başını çekerdi kyo

Bir bayrak, bir namus, bir de maphus vardı hayatımızda

Korkularımız adlandırılmıyor çaresizler eşliğinde

Ve ben, menekşeler yağardı kız çocuklarına

Bombalar açarken

Bunlar hissedilirdi, ben gerçekten sevişirken

Ve ellerimde yürüyorum, bir egemen

gerçekten zeke miydi karanlıkta görmezken

Şiirin adını çalmışlardı bir mağarada, köpekleri vardı etraflarında

Yedi gün yedi gece uyurlardı, uyanmaksızcasına, kulluk ederlerdi

Zeke! beni yut ve çiğne

Ayaklarınla

zevk-i tanyeri olsun, hayali bitap, sultan-ı yegah, aşk-ı hatıramda bir halk bıraktı

Ezan sesleri duyulmayan bir halk

Bense ceketimle ezan seslerini topluyordum

Arz-ı kıyamet zamanlarında, ve sermaye

Benim sermayem yoktu, tutuyordum bir bankanın cirosunu

sabah-akşam, odalarca, saraydan kopma

Ve o bankada uyuşturucu basılıyordu

Çocukların ağzında oynaması için

büyüklerin burnunda, benimse damarlarımda

Zeke bana selam veriyor, küçük kızlara menekşe dağıtırken

bana menekşeleri dağıttırırken, bana menekşeleri dağıtırken

Ve hür-i nisa, nisa-i hür bir bomba

Bombalar yağarmış o şehre, menekşelerden ziyade

Halka indirgenemeyecek duygular ve duygulara indirgenemeyecek bir halk

öğle vakti, akşam-sabah, sıcak dolmuş bir sahil, iri göğüslü kadınlar ve menekşeler

Menekşeleri kız çocuklarına çevirmek, onları döndürmek, el üstünde tutup indirmek, kaygan zeminlerde patinaj yapan bir araba gibi keko ve insanlıktan uzak köylü, kürt ve soğuk

Ruhum kız çocuklarından ayrı, Zeke beni güvercinleştiriyor, ceketimi

Sıhat yedi olurken ruhumda açan zeke bir tanrı gibi sarar bedenimi

ve beni

Eskileşmişlikten uzaklaştıran zeke, her daim bir yanım

Ve ben amentüsüz zeke ile yatakta

Ellerimi sardığım beli, kıvrımlı, sıcak ve terli

Sanki ruhumdan bir ayna

Hali hazırda sorgulanan varlık, zoestik devrimle hayali bir zümre kurarak zihinime

embryoma savaş açmış

Bayraklarımızı kaldırmakta

Biz savaş için alırken akıllarımızı

Zekeyle hala yatakta ellerim belinde, fena halde susamıştım, susamıştım sekse

Ve de sen

Sen kaçma bayrakların altına

Bayraklarım ıslatır ruhunu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.