Ceket
Üstümde bir ceket var, unutulmuş ve halkın bordasından gelen acılarla var
İşte bir sabah uyandığımda, o ceketten kalma anıları bir bayrağa bağladım
içinde zeke varmışçasına
Böylece kucaklarımı açıyorum
Belki de açlığın tam ortasından ayrılma insanlığa
bir amentü, zerre kadar değeri olmayan
bir propaganda, sürç-ü lisan eylenmiş ecnebi halka
Ve de derdi koca yürekten
derdi o yürek ve hiç susmazdı, ağıl ağıl yakılan bayraklar varken
zeke hiç susmazdı
Ve güvercinler artık ceketimden çok uzaktı
Yıllar yılı süren zoestik devrim, bir saniye baktığım kararmış tahta, uzaklardan bir ben ve kyo
Harap olmuş bir anı saklanırdı kyonun arkasında ve menekşeler inerlerdi dağlardan aşağıya
Ve halkım ile ız bir daha görülemeyecek bir rüya
Böylece hakikat yolunda bir derviş bir zerdüş' ile karşılaşırdı
Papatyalar açardı altlarında
Ben hariç,
ben olmazken böyle yerlerde yediler sarardı etrafımı
Zeke hariç,
Arz-ı kıyamet yaklaşırdı bir yana, ve menekşeler
Amentü
Güneşin doğduğuna, amentü, bir hiç
Bir hiçti ceketlerim ve Zeke, doğarken beni doğurtan ebem
İlk seksimde seviştiğim zeke
Böylece beni ağzına alıyordu; ağzında, dişlerinin arasında menekşelerle yedi kere kutsanırken
Beni yeniden doğurtuyordu
ZEKE
Kaldırımlar ıslakken yeni zoestik devrimin başını çekerdi kyo
Bir bayrak, bir namus, bir de maphus vardı hayatımızda
Korkularımız adlandırılmıyor çaresizler eşliğinde
Ve ben, menekşeler yağardı kız çocuklarına
Bombalar açarken
Bunlar hissedilirdi, ben gerçekten sevişirken
Ve ellerimde yürüyorum, bir egemen
gerçekten zeke miydi karanlıkta görmezken
Şiirin adını çalmışlardı bir mağarada, köpekleri vardı etraflarında
Yedi gün yedi gece uyurlardı, uyanmaksızcasına, kulluk ederlerdi
Zeke! beni yut ve çiğne
Ayaklarınla
zevk-i tanyeri olsun, hayali bitap, sultan-ı yegah, aşk-ı hatıramda bir halk bıraktı
Ezan sesleri duyulmayan bir halk
Bense ceketimle ezan seslerini topluyordum
Arz-ı kıyamet zamanlarında, ve sermaye
Benim sermayem yoktu, tutuyordum bir bankanın cirosunu
sabah-akşam, odalarca, saraydan kopma
Ve o bankada uyuşturucu basılıyordu
Çocukların ağzında oynaması için
büyüklerin burnunda, benimse damarlarımda
Zeke bana selam veriyor, küçük kızlara menekşe dağıtırken
bana menekşeleri dağıttırırken, bana menekşeleri dağıtırken
Ve hür-i nisa, nisa-i hür bir bomba
Bombalar yağarmış o şehre, menekşelerden ziyade
Halka indirgenemeyecek duygular ve duygulara indirgenemeyecek bir halk
öğle vakti, akşam-sabah, sıcak dolmuş bir sahil, iri göğüslü kadınlar ve menekşeler
Menekşeleri kız çocuklarına çevirmek, onları döndürmek, el üstünde tutup indirmek, kaygan zeminlerde patinaj yapan bir araba gibi keko ve insanlıktan uzak köylü, kürt ve soğuk
Ruhum kız çocuklarından ayrı, Zeke beni güvercinleştiriyor, ceketimi
Sıhat yedi olurken ruhumda açan zeke bir tanrı gibi sarar bedenimi
ve beni
Eskileşmişlikten uzaklaştıran zeke, her daim bir yanım
Ve ben amentüsüz zeke ile yatakta
Ellerimi sardığım beli, kıvrımlı, sıcak ve terli
Sanki ruhumdan bir ayna
Hali hazırda sorgulanan varlık, zoestik devrimle hayali bir zümre kurarak zihinime
embryoma savaş açmış
Bayraklarımızı kaldırmakta
Biz savaş için alırken akıllarımızı
Zekeyle hala yatakta ellerim belinde, fena halde susamıştım, susamıştım sekse
Ve de sen
Sen kaçma bayrakların altına
Bayraklarım ıslatır ruhunu