Taşlı ev yine önümüzdeydi.
İçeri girmeden babamı kolundan tuttum.
Dönüp bana baktı.
Göz göze geldiğimiz an ağlamaya başladım.
Sarıldı.
Kafamın arkasından bastırdı.
Sıkıca.
“Bugün gece yarısı… beyaz güllerinle ağlayan meleği koymak ister misin?”
Kafamı salladım.
Yanağımdan öptü.
“Büzme dudaklarını, hadi.”
Beni hafifçe içeri çekti.
Şeyma hala beni görünce elini göğsüne götürdü.
“Oh…” dedi.
Hâlâ kalabalıktı.
Gül’ü gördüm.
Ben onu aldattım.
Yanına doğru titreyerek gittim.
“Nasılsın?” dedi.
“Özür dilerim.”
Elimden tuttu.
Beni arkaya götürdü.
“Güneş… şu an yaşadığın hiçbir şeyi anlayamam. Mümkün bile değil,” dedi.
“Lütfen kendine ve geçmişine ayırdığın zaman için benden özür dileme. İstediğin kadar bunu yapmaya hakkın var.”
Tekrar ettim:
“Özür dilerim.”
Elimi daha sıkı tuttu.
Kafamı duvara yasladım.
Hafifçe sarıldı bana.
Kenarda çay dağıtan teyzemi gördüm.
“İnci!”
Beni gördü.
“Geliyorum tatlım.”
Çay tepsisini Şeyda ablaya verdi.
Şeyda abla gelmişti.
Yanımıza geldi.
Sağ tarafıma geçti.
Gül kalkacaktı ama teyzem onu tuttu.
“Ben sizi rahatsız etmeyeyim.”
İkisinin de elini tuttum.
İkisi de bana sarıldı.
Biri… çok güzel hissettiriyordu.
Diğeri… hiçbir şey.
Sol elim titremeye başladı.
Zangır zangır.
Ne yapıyorum ben?
Kafamı hafifçe Gül’e çevirdim.
Teyzem başını omzuma koydu.
Gül… dudağımın kenarından öptü.
Titreme bütün vücuduma yayıldı.
Pıt.
Gül geri çekildi.
Eline baktı.
Kan.
Bileğimi tuttu.
Açtı.
Sonra hemen kapattı.
Teyzeme baktım.
Gözleri kapalıydı.
Sol elimle Gül’e sus işareti yaptım.
Kalktı.
Peçeteyle geri geldi.
Tokasını çıkardı.
Peçeteyi bileğime bastırdı, tokayla sabitledi.
Kulağıma eğildi.
“Çok derin…”
Bir şey hissetmedim.
Sadece elimi değil, kalbimi de hissetmedim.
Teyzem kalktığında gül son hızla bilekliği çekti.
Sesim yükseldi.
Bilekliği çekti.
“SAKIN—”
Elinden kaydı.
“BIRAKMA!”
Nefes alışverişim hızlandı. Kalbim göğüs kafesimi kıracaktı.
“bir daha kendine zarar verirsen bu bilekliği çeker bırakırım Güneş duydun mu beni?
Kendine zarar vermek ne ya ergen misin sen?”
Elini tuttum.
Tuttuğum anda iğrendim.
“tamam ya, yapmayacağım… hadi.”
Bir süre daha oturduk.
“Hayat çok hızlı akıyor”
Cevap vermedi,
Ona dememiştim zaten,
Gece kimdi
Ne oldu
Hepsi bulanıklaştı.
Gülün annesi göründü.
Yaklaştı.
Omzumdan tuttu ve sıktı.
Güle döndü
“annecim gidiyoruz.”
Ayağa kalktım.
Annesi biraz durdu.
“ah pardon”
Uzaklaştı.
Gülün iki elini de tuttum.
Güldüm.
Oda güldü,
“üzülebilirsin—
Sadece aptal aptal davranma”
Sarıldım.
Karşılık verdi.
Sonra uzaklaştı—arkasını döndüğünde avucumun içine bir yumruk attım.
Bir şeyler yapmalıydım.
Babam geldi.
“Misafirlere görün zaten kalkıyorlar yavaş yavaş”
“tamam”
Yürümeye devam ettim.