[Yoğunluk tespiti]'m yavaş yavaş kendisine gelmeye başladı. İnsan olduğum süre boyunca hiçbir zaman bu kadar iyi dinlendiğimi hatırlamıyorum. Ben insanken bu özellik neredeydi! Etrafa bakındım ve gördüğüm şeyle bir anlığına şaşkınlık geçirdim. Devasa bir ağaca dönüşmüştüm ve etrafımdaki bomboş ova ağaçlarla dolmuştu. Onlar da mı benim gibi bir insan acaba?
'Cevaplanıyor... Olumsuz. Onlar, sizden türeyen ve çeşitlenen ağaç yapıları.' Benden türeyen mi? Ha bir dakika! Bu ses! Bir daha bu tarz özellikleri kullanacağında beni uyarsan iyi edersin! 3000 yıllık uyku nedir?!
'Not edildi.' Etrafı incelemeye başladım. Yakınıma küçük bir köy kurulmuştu ve insanlarla doluydu. Onlar tamamen buralı mı yoksa benim gibi mi?
'Cevaplanıyor... Onlar bu dünyadan sizden farklılaşıp hayatta kalmayı başaran canlı türleri. Tamamen buraya aitler.' Anlıyorum. Buradaki her şey benden mi türedi?
'Cevaplanıyor... Evet.' Kendimi bir garip hissettim. Etrafıma tekrardan bakındım. Burada yaşayan her şey benim üzerimden farklılaşıp canlılık özelliği kazandı ha? Ama dur bir saniye. Büyük bir tereddütle yakınımdaki dereyi kontrol ettim. Halen eski gürlüğünde akmaya devam ediyordu ama kalitesi... Evet! Halen kalitesi bozulmamıştı. Yakına kurulan köyün suyu mahvedeceğinden korkuyordum ama hiçbir şey yapılmamış. Sahi köy demişken...
Köyden tuhaf sesler geliyor. Gözlerim olmadığı için [Yoğunluk tespiti]'mi istediğim hücreme yönlendirebildiğimi fark ettim. Eğer köklerime odaklanırsam x-ray gibi bir özelliğim olmadığı için ışığı algılayamam ama diğer özellikler için aşırı kullanışlı olabilir. Köklerim, dallarımdan daha uzağa ulaşmış durumda olduğu için faydası göz ardı edilemez. [Yoğunluk tespiti]'mi yaşlı adamın olduğu yere yönlendirdim. Yaşlı bir adam avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
"Buradan taşınmamız gerekiyor! O şeytan bu köye sadece lanet getirir!" Bunları derken beni işaret etti. Şeytan mı? Buradaki her şeye ilk başta hayat veren kişi benim bir kere! Tabi ağaç olduğum için bunu dışarı söyleme gibi bir şansım yok herhalde.
"Tamam baba, sakinleş artık." Ondan daha genç ve köyün lideri gibi gözüken birisi ona yaklaştı. Baba ha? Belli bir yaşın üzerindeki yaşlılar ile uğraşmak gerçekten sıkıntı. Özellikle 40 yaşın üstünde olup telefona takanlar ile. O adama içten bir şekilde kolaylıklar diledim.
"Ama anlamıyorsun! O ağaç buradaki herkesin ölümüne sebep olacak!" O yaşlı kesinlikle aklını yitirmiş durumda. Liderleri gibi gözüken adam hafif bir gülümseme ile onu çadırların birine götürdü. O gülümsemeyi nerede olsa tanırım. Günlük bu tarz şeylerle uğraşıyor gibi duruyor. En içten dileklerimle ona kolaylıklar diliyorum. Diğer insanlar hiçbir şey olmamış gibi işlerine geri döndüler.
Sonunda rahatsız edici o sesten kurtuldum. Köklerim ile etrafı incelemeye karar verdim. Köklerim, dallarımın ulaştığından yaklaşık 5 kata kadar daha fazla uzağa ulaşabiliyor. Bu mesafe köyün tamamını geçecek kadar geniş. Etraftaki yoğunluktan anladığım kadarıyla bu orman her türlü hayvana da ev sahipliği ediyor gibi gözüküyor. Ama ne olduklarına karar veremediğim bir kaç farklı canlı türü de var. 2 ayak üstünde gitmelerine rağmen insanlardan hem daha ağırlar hem de aşırı derecede daha hızlılar. Yoğunluklarından anladığım kadarıyla kuyruğa bile sahip gibi duruyorlar. Yaaaani umarım o şey kuyruktur. Orayı sadece köklerim ile tarayabildiğim için ışıktan bi haberim ve hızlarından dolayı tam şekillerini algılamak zor. Bir yere yetişmeye çalışıyorlar gibi çünkü bu kadar hıza sahip bir canlı olsan bile bu kadar acele etmek saçma geliyor. Tabi bunu bir ağaçtan duymak garip olsa gerek. Algı mesafemden çıktıklarına algı mesafemi tekrar gövdeme çektim ama bu sefer insanları daha iyi gözlemleyebilmek için toprağa yakın bir seviyeye. Kadın-erkek demeden herkes çalışıyor gibi duruyor. Kendileri arasında iletişim çok az. Sadece ihtiyaç duyduklarında konuşuyor gibiler. Çocuklardan ise ses seda yok şu anlık. Buna şaşırsam mı yoksa sevinsem mi bilemedim.
Güneş batma hazırlıklarını yapıyor. Gökyüzü turunculaşırken köy mevcudunu saymaya karar verdim. Köyün mevcudu anladığım kadarıyla 1000 kişiyi kapsıyor ama çadırlardaki eşyalar yüzünden içeriyi saymadan elde ettiğim bir sayı bu. Eğer birisi ben sayıma başladığım zamandan beri dışarı çıkmadıysa onu saymamışımdır büyük ihtimal.
Bir kaç evin içini ışıkla da görebildim ama kullandıkları eşyaların bir çoğuna tamamen yabancıyım. Bu yüzden yoğunluklarına odaklanmak da saçma olur. Hava karardıktan sonra herkes köyün merkezinde toplandı. Herkes çadırlarından bir şeyler getirdi ve 10 bölümden oluşan büyük sofralara ayrıldılar. Sanırım büyük bir ziyafet verecekler. Herkes yemeğe başlamadan önce kendi aralarında konuşmaya başladı. Bir süre sonra liderleri ayağa kalktı ve dikkati üzerine topladı. O sırada bir anda herkes sustu. Bu adamın sahip olduğu otorite inanılmaz. Hiçbir şey yapmadan binden fazla kişiyi susturmak herkesin yapabileceği bir şey değildir. Adamın konuşma yapmaya başladığı fark ettim. Hemen odak noktamı oranın yakındaki köklerimden birine aldım.
"Bugün hepimiz tekrardan önemli bir gün için toplandık! Bugün, topraklarımızı o büyük işgalcilerden başarıyla korumamızın 2. yıl dönümü! O savaşta büyük kayıplar verdik ama toparlanmayı da başardık! Şimdi, o büyük savaşta bizi buralara getirmek için kendisini feda eden dostlarımızı, kardeşlerimizi, eşlerimizi, ailelerimizi saygıyla analım!"
Sanırım konuşma bitti. Daha iyi bir görüş için odak noktamı gövdeme geri çektim. Herkes dua ediyordu. Çocukların bile içten dua ettiği bir anma töreniydi bu. Savaş gerçekten büyük boyutlarda geçmiş gibi görünüyor. 2 yıl önce ama insanlar sanki dün yaşanmış bir olay gibi olayın duygularını yaşıyorlar ve ciddiyetini kavrıyorlar... Böyle bir ortam benim dünyamda görülmesi neredeyse imkansız bir durum. Sanırım buranın insanları gerçekten farklı.
Herkes dualarını bitirdikten sonra yemeğe başladılar. Ama lider hemen başlamadı. Yakınındakilere bir şeyler söyledikten sonra ayağa kalktı ve oradan uzaklaştı. Daha sonra benim olduğum yere doğru geldi. Odak noktamın arkasına doğru yöneldi. Ne yaptığını görmek için odak noktamı değiştirdim. Arkamdaki bir mezarın önünde diz çökmüş ve dua ediyordu. Ben bu mezarı nasıl fark etmedim? 360 derece görüş alanına sahip olsam bile halen körüm sanırım. Önceki hayatında 7 numara gözlük takan birisinden ne bekliyorsunuz ki! Adam duasını bitirdikten sonra ağlamaya başladı. Sanırım mezarda onun için gerçekten önemli birisi yatıyor. Odak noktamı dallarımdan birine çektim ve diğer tarafımda kalan mezar taşını okumaya çalıştım. "Son nefesine kadar büyük cesaret göstererek savaşıp savaşın kaderini değiştiren Canan'ın anısına"
Lider kendisini toparladıktan sonra geri döndü. Herkesle birlikte sofraya oturdu ve güler yüzlerle ziyafetin tadını çıkardılar.
Herkes çadırlarına çekildi. Bu mezarın içinde yatanın kim olduğunu gerçekten merak ediyorum çünkü sadece liderleri ziyarete geldi. Tabi ki ona da sorma şansım yok. Köydeki insanlar kendi aralarında ondan bahsederler mi diye düşündüm ama kesin Canan'a aittir diyebileceğim hiçbir konuşma yoktu. Herkes ya kendi kayıplarından ya savaşın kendisinden ya da günlük konuşmalardan bahsediyordu. Neyse, en azından herkesi mutlu bir şekilde görmek de güzel. Umalım ki bu çaplı büyük bir savaş tekrar yaşanmasın.
Herkes tüm ışıkları söndürdü ve köy tamamen sessizliğe büründü. Sanırım herkes uykuya dalmıştı. Şu an bana eşlik eden bir kaç cırcır böceği ve nehrin üzerinde parlayan aydan başkası değil. Hey bilge, [Derin uyku] özelliğimin süresini kendi kafama göre belirleyebiliyor muyum?
'Cevaplanıyor... Olumlu. Mikrosaniyesine kadar ayarlanabilir durumda.' Anlıyorum. O zaman bu özelliğimi gün batımından 5 dakika öncesine kadar kullanmak istiyorum. Burada gün doğuşunu seyretmek harika olacak.
'[Derin uyku] özelliği aktifleştiriliyor. Tahmini uyku süresi 10 saat 23 dakika 44 saniye.' Yarın görüşürüz bilge. İyi geceler! [Yoğunluk tespiti]'m yavaş yavaş kapanırken huzurlu bir şekilde uykuya daldım.