İçeriğe geç

Ağaç Olarak Yeniden Doğdum?

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Ağaç Olarak Yeniden Doğdum?

Bölüm 1

Bölüm 1

Kendimi tuhaf bir boşluğun içindeymiş gibi hissettim. Yere düşmüştüm. Sağ kolumu ve bacağımı hissetmiyordum.

Gözlerim sonunda odaklanmaya başladığında onları yerinde göremedim. İçimi bir korku salmaya başladı. O sırada yüksek çatışma sesleri dikkatimi dağıttı. İki büyük güç önümde savaşıyordu. Güçleri çok yoğundu. Etrafa yaydıkları güç dalgaları bile insanı korkudan öldürmeye yeterdi. Uzaklardan bir ses duymaya başladım. Çok tuhaf bir sesti. Ses kafamda yükselmeye başladıkça kelimeler anlam kazanıyordu.

"Uçağımız iniş yapmak üzeredir. Tüm yolcularımızın kemerlerini takması önemle rica olunur."

Bir anda uyandım. Bunların hepsi birer rüyaymış. Camdan dışarı baktım. Sonunda evime varmıştım. Uçak iniş yaptıktan sonra uçaktan indim ve valizimi aldım. Çıkışa doğru ilerlerken gözlerim tek bir kişiyi arıyordu.

"Uçak sonunda iniş yapmaya karar verdi!" Sesin olduğu yere yöneldim. Bu kardeşim Umut'tu. Onu görmeyeli gerçekten uzun süre oluyor. Bana yaklaştı ve sarıldık. "Ama sonuçta buraya gelebildim." diye karşılık verdim. Önceki uçağın arızalanmasından dolayı benim bindiğim uçak bir saat geç iniş yapabildi. "Gelebildin ama annemizin sorgulamalarına bir saat boyunca maruz kalan benim." Minik bir kahkaha ile karşılık verdim. Ayrıldıktan sonra valizimi aldı ve arabasına doğru yöneldik. Yolun geri kalanını dertleşerek geçirdik. Onun evine vardığımızda tam inecekken beni durdurdu. "Bekle. Bugün gelişine özel bayrağa çıkıyoruz. Bunu kutlamamız gerek." "Öncesinde duş falan alsam daha güzel olmaz mı?" "Gelir gelmez hastalanmayı mı planlıyorsun?" Cevabımı beklemeden arabadan çıktı. Bayrak diye bahsettiği yer kocaman boyanmış taşla dolu bir arazi. Bayrağın renkleri ile boyandığı için burada herkes bayrak diye sesleniyor. Benim valizimi götürdükten sonra yola çıktık. Bayrakta kimse yoktu. Kardeşim arabayı park ettikten sonra kaputun üzerine oturduk ve o şişeleri getirdi. Buranın manzarasının ne kadar harika olduğunu unutmuşum. Birer yudum aldıktan sonra manzaraya bakarak konuştum.

"Burada hayatlar nasıl? Aranızda ilerleme var mı?" Kardeşim kimi kast ettiğimi anlattı ve gülümseyerek yanıtladı.

"Evet, geçtiğimiz ay evlenme teklifi ettim. Senin geliş tarihin yakın olduğu için seni beklemek istedim ve düğünü önümüzdeki haftaya ayarladık." Bu onun için harika bir haberdi. Oturuşumu düzelttim ve omzuna yumuşak bir yumruk attım. "Sana, boşuna endişelendiğini söylemiştim en başından beri." "Evet ama bu öyle riske atmak istediğim durumlardan değil. O benim için gerçekten değerli."

Gecenin ilerleyen saatlerinde hem daha çok sarhoş oluyorduk hem de muhabbet daha çok açılıyordu. Sohbete daldığımız bir anda arabanın arkasından gelen büyük bir ışık yığını gözümü almaya başladı. Benim dikkatimin dağıldığını gören kardeşim de o tarafa yöneldi. Bu bir arabanın farlarıydı. Bizim arabamıza çok yaklaştığında büyük bir fren sesi geldi ama yavaşlayamadı. Biz ne olduğunu kavrayabildiğimizde artık çok geçti. O araç bizim arabamıza arkadan çarptı ve bizi uçuruma doğru ittirdi. Yere çakılmayı beklerken kalbim hızlanmaya başladı. Sanki yere ulaşmadan önce kalp krizinden ölecekmişim gibi. Son saniyelerimde Umut'a baktım. Korku tüm yüzüne dağılmıştı.

Keşke en azından onu kurtarabilseydim. Yere çakılmadan önce bilincimi kaybettim. Etraf karanlıktı. Ölüm böyle bir şey miydi yoksa?

'Cevaplanıyor... Olumsuz.' Kafamın içinde tuhaf bir ses yankılandı. Daha önce hiç duymadığım birisinin sesiydi. Bir kadının mı yoksa bir erkeğin mi olduğuna karar veremiyordum. Sen kimsin? Belki tekrardan cevap verir umuduyla sordum.

Bu sefer bir süre sessiz kaldı. Tam cevap vermeyeceğini sandığım zaman konuştu.

'Ben bu dünyanın bilgesiyim.' Bilgesi mi? O zaman benimle ne işi vardı ki?

'Sizin dediklerinizi yerine getirmek için oluşturuldum.' Benim dediklerim ha? En son ölümle yüz yüze kalıp şu an zifiri karanlıkta kalan birisiyle alay etmek hiç de hoş değil ama!

'[Yoğunluk tespiti] ile etrafın taranmasını ister misiniz?' [Yoğunluk tespiti] mi? Etrafımdaki yoğunluğu mu tarayacaksın? Neden daha anlaşılır bir ismi yok ki!

'[Yoğunluk tespiti], etrafınızdaki nesnelerin hem maddesel hem ışıksal hem de ses bakımından yoğunluğunu değerlendirerek size tasvir edilmesini sağlar.' Yani bir nevi bana görüş mü kazandıracak?

'Cevaplanıyor... Evet.' Halen benimle alay ettiğini düşünüyorum ama her halükarda bu karanlıkta oturmaktan daha iyidir. Üstelik nedense hiçbir hareket kabiliyetim de yok. Görüş tespitini kullanabilirsin.

'[Yoğunluk tespiti]'ni mi kast ettiniz?' Evet, her neyse. Yoğunluk demek biraz garip kaçıyor.

Etrafımdaki tüm karanlık bir anda aydınlandı. Yemyeşil çimenlerle dolu bir ovadaydım. Yakınımda ise bir nehir geçiyordu. Bu [Yoğunluk tespiti] tuhaf bir özellik. Şu an etrafımı 360 derece bir şekilde görebiliyorum. Ama hareket yeteneğim halen yok. Bu 360 derecelik görüş içerisinde kendime odaklanmaya çalıştım. Tüm bu görüntülerin merkezinde cılız bir fidan vardı. Benim bedenime ne oldu?!

'Bu sizin bedeniniz.' Benimle alay mı ediyor bu? Gerçekten cılız bir fidana mı dönüştüm?

'Yeni doğmuş bir fidan daha uygun olur.' Ben burada varlığımla ilgili felsefi çatışmalar içerisinde olayım, bu sözde bilge de beni doğrulamaya çalışsın! Hayat, bana bunu da mı yapacaktın! Hey! Bilge, bana burada neler olduğunu açıklayacak mısın?

'Neyi açıklamamı istersiniz?' En son ne oldu? En son kardeşimle birlikte uçurumdan düşüyorduk... Doğru ya! Kardeşim. Kardeşime ne oldu biliyor musun?

'Cevaplanıyor... Başarısız. Önceki hayat verilene ulaşım mümkün değil.' Önceki hayat mı? Yani orada öldükten sonra burada tekrar mı doğdum?

'Cevaplanıyor... Olumlu.' Ama bu çok saçma. Üstelik neden ağaç olarak doğdum ki? Bir de bu koskoca ovada çimenler dışındaki tek varlık niye benim?

'Bu evrendeki hayatın ilk başlangıcı sizsiniz. O algıladıklarınız ise canlı çimen değil, büyü enerjisine kompleks atom bileşikleri.' Büyü enerjisi mi?

'Evet, bu evren büyük bir büyü gücü ile dolup taşmakta ve sizi buraya, ilk canlı olarak getirecek gücü karşılamış durumda.' Bu kadar bilgi biraz fazla gelmeye başladı. Etrafımda elbette başka canlılar vardır da ben göremiyorumdur. Yoksa tek hücreli canlılardan önce bir ağacın oluşması saçma olurdu. Ağaç bedenime odaklandım. Köklerimin tamamını parmağımı kontrol ediyormuş gibi hissedebiliyorum. Bu küçücük ağaç formuna kıyasla köklerim çok geniş bir alana ulaşmış durumda. Önemli bir kısmı ise yakındaki bir nehre doğru yönelmiş.

Artık oradaki suyu hissedebiliyordum. Su çok soğuk ve temiz hissettiriyor. Halen insan olsaydım kana kana içeceğim güzellikte bir su. Suyun farkına varmamla etrafa dikkatlice bakmadığımı fark ettim. Bu yeşil şeylerin gerçekten çimen olduğunu varsayarsak etrafta benim dışımda bir canlı yok gibi gözüküyor. Güneşe doğru baktım.

Artık gözlere sahip olmadığım için güneşe direk bakmak acı vermiyor. Aksine, güneşten enerji topladığım için fayda bile sağlıyordu. Sanırım bilge benimle alay etmiyor. Gerçekten bu dünyada ağaç olarak tıkıldım kaldım. Ahhhh.

Bilgeyle konuşmak dışında yapacak bir işimin olmadığı da bir gerçek. Bu güzel yerde uyumayı o kadar çok isterdim ki!

'[Derin uyku] yeteneği aktifleştirilsin mi?' İşte beklediğim ses! Evet, aktifleştir!

'[Derin uyku] özelliği aktifleştiriliyor. Tahmini uyku süresi 3000 yıl.' Sonunda bu güzel geniş ovada güzel bir uy- NE?! 3000 yıl mı! Bilge bekle biraz! Bu süre çok fazla!

Ama bilgeden bir ses gelmedi. [Yoğunluk tespiti]'m yavaşça kapanırken bilincimin de kapandığını hissettim.

Bölüm sonu

3 yorum