Sadece **5-6 saniye** sürecek o dehşet verici görüntü başladı:
* **1-2. Saniye:** Gökyüzünün olmadığı, her yerin kan kırmızısı ve pas rengi bir sisle kaplı olduğu devasa, ucu bucağı görünmeyen kızıl bir boşluktaydılar. Yukarıda, o kızıl sisin ardında, gökyüzünde asılı duran devasa, mekanik çarklara benzer mor ışık halkaları kendi etraflarında yavaşça dönüyordu. Tıpkı o laboratuvardaki reaktörün çekirdeği gibi.
* **3-4. Saniye:** Salih kafasını kaldırdığında, o sisin içinden onlara doğru bakan, boyları metrelerce uzunlukta, yüzlerce uzuvlu, devasa silüetler gördü. Bu şeyler küçük Kırıklar gibi değil, dağ gibi büyüktü. Eklemlerinden çıkan o korkunç demir sürtünme sesiyle o devasa şeylerden biri başını aşağıya, onlara doğru çevirdi.
* **5-6. Saniye:** İklim acı içinde haykırarak Salih'e daha sert sarıldı. Kollarından akan kanlar o kızıl toprağa sızarken, toprağın altından milyonlarca küçük siyah elin onlara doğru tırmanmaya başladığını gördüler. İklim son bir nefesle, ciğerlerindeki tüm kanı kusarak zihnini tekrar zorladı: "Buradan değil... Burası değil!"
### Eski Botanik Bahçesi
Dünya tekrar o yüksek frekanslı çınlamayla altüst oldu. Kızıl boşluk bir kağıt gibi yırtıldı ve kendilerini kampüsün en ücra köşesinde bulunan, yıllar önce terk edilmiş eski **Botanik Bahçesi serasının** içinde buldular.
Tenis kortunda değillerdi; burası kırık camlarla, kurumuş yapraklarla kaplı, bitkilerin vahşileştiği bambaşka bir yerdi. İklim beton zeminin üzerine yığıldı. Kollarındaki o derin jilet kesiği gibi çizgilerden akan kanlar toprağı buluyordu. Nefes almakta zorlanıyordu, kolları tamamen işlevsiz kalmış gibi yanına düştü.
Salih zorlukla doğruldu, burnundan akan kan yüzünü tamamen kaplamıştı ama İklim’in kollarını görünce kendi acısını tamamen unuttu. Hemen hırkasını yırtarak İklim’in kanayan kollarına turnike yapmaya çalıştı.
**İklim:** (Dişlerini birbirine vurarak, tir tir titreyerek fısıldadı) "O... orası neresiydi Salih? O devasa şeyler... Biz dün gece laboratuvarda nereyi patlattık böyle?"
Salih, İklim’in başını göğsüne yasladı, elleri kan içindeydi. Sırf gücüyle oynadığı, o mor frekansı etrafa yaydığı için canavarları o korta çekmişti ve İklim onun yüzünden bu hale gelmişti.