İçeriğe geç

Aethelgard

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Aethelgard

Bölüm 4

Cam ve Çelik Matris

Kırık gözlük camları, sokak lambalarının titrek turuncu ışığında küçük birer kristal parçası gibi parıldıyordu. Lucian dizlerinin üzerine çöktü, Vane’in gözlüğünü nemli kaldırım taşlarının üzerinden yavaşça aldı. Çırağının çocuksu saf merakı, temizlediği çarkların ince sesi ve o masum korkusu zihninden fırtına gibi geçti. Konsey, onun tek zayıf noktasını bulmuştu. Ya da Vespera...

Atölyenin kapısı ardına kadar açıktı. İçerideki ahşap tezgahlar devrilmiş, paha biçilmez antika saatlerin pirinç dişlileri, yayları ve cıva tüpleri yerlere saçılmıştı. Ancak bu sıradan bir arama yağması değildi; her şey bilinçli bir cerrahi müdahaleyle parçalanmıştı. Lucian, tezgahın altındaki gizli bölmeye koştu. Silas’ın ve kendisinin yıllar önce yazdığı nöro-mekanik notları... Yoktu.

"Bir şeyi arıyor gibi yapıp, bulmak istediklerini zaten biliyorlardı," dedi arkasından gelen tanıdık, pürüzsüz ses.

Lucian hızla arkasına döndü. Ceketinin içindeki sıcak, aşırı ısınmış titreşim tabancasını çekti ve doğrudan sesin geldiği gölgeye doğrulttu.

Gölgenin içinden Kontes Vespera adım attı. Siyah pelerini buhar isiyle hafifçe lekelenmişti. Sol gözündeki pirinç ve kristal protez mercek, hafif bir tık-tık sesiyle dönerek Lucian’ın titreyen eline ve tabancanın namlusuna odaklandı. Yüzünde ne bir korku ne de bir şaşırmak belirtisi vardı; sadece soğuk, hesaplı bir tatmin okunuyordu.

"Vane nerede?" dedi Lucian, dişlerinin arasından. Tabancanın emniyet valfi basınçtan dolayı ıslık çalıyordu. "Onu Konsey mi aldı, yoksa sen mi?"

Vespera yavaş adımlarla yıkıntıların arasında yürüdü, yerdeki kırık bir porselen kadranın üzerine basmadan yanından geçti. "İkisi aynı şey değil mi Usta Lucian? Babam, yani Konsey Başmühendisi, Vane’in zihnindeki o taze, bozulmamış bellek dokusunu oldukça kullanışlı buldu. Çırağın şu an Titanyum Teraslar'ın altındaki Basınç Laboratuvarı’nda. Büyük Saat’in ilk frekans testinde 'denek' olarak kullanılacak."

Lucian’ın parmağı tetiğin üzerinde kilitlendi. "Seni vurmamam için bana tek bir sebep söyle Vespera. Silas’ı yem olarak kullandın. Bekçileri üzerimize saldın. Ve şimdi de dükkanımı darmadağın edip çocuğumu aldın!"

Vespera hafifçe gülümsedi. O gülümseme, bir makinenin kusursuz soğukluğuna sahipti.

"Çünkü beni vurursan, hem Silas’ın hem çırağının hem de bu zavallı şehrin nasıl bir tuzağa çekildiğini asla öğrenemezsin," dedi Vespera. Elini yavaşça peleninin içine uzattı. Lucian silahı biraz daha kaldırdı ama Vespera bir silah değil, ince bir kristal silindir çıkardı. Silindirin içinde mavi, sıvı bir ışık dalgalanıyordu.

"Silas sana ne anlattı?" diye sordu Vespera, gözlerini Lucian’a dikerek. "Büyük Saat’in herkesin hafızasını sileceğini, Konsey’in kusursuz bir köle toplumu yaratmak istediğini, değil mi? Zavallı Silas... Beş yıl önceki o sözde 'sürgününde' beynine nelerin ekimlendiğini bile bilmiyor. Babam onun zihnini silmedi Lucian. Onu yeniden programladı. Silas, Büyük Saat’i durdurmaya çalıştığını sanıyor. Ama o pirinç küpün içindeki kristal çark... O bir frekans kesici değil. O, Büyük Saat’in rezonansını iki katına çıkaracak olan ana tetikleyici."

Lucian’ın zihni karmakarışık oldu. Silas... Bir piyon muydu?

"Neden inanayım sana?" dedi Lucian, sesi ilk kez tereddütle titreyerek. "Sen Konsey’in öz kızısın. Onların gücünden besleniyorsun."

"Ben Konsey’in kölesiyim!" dedi Vespera, sesinde ilk kez hakiki bir nefret kıvılcımı çakarak. Sol porselen tenindeki ince kılcal damarlar mavi renkte parıldadı. "Babam beni bir insan olarak değil, Aethelgard’ın mekanik ağına bağlanacak ilk canlı arayüz olarak tasarladı! Sol gözümü, omuriliğimi, kalbimi söküp yerine bu dişlileri koyarken bana sormadı. Babamın tek derdi bu şehri devasa bir saat gibi yönetmek. Silas ise öfkesiyle gözü körleşmiş, babamın kurduğu tuzağa koşan trajik bir aptal. Silas o çarkı Büyük Saat’e taktığı an, şehirdeki herkesin nöronları patlayacak. Silinme olmayacak Lucian... Toplu bir zihinsel felç olacak."

Lucian tabancayı yavaşça indirdi. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. "Peki sen... Sen ne istiyorsun Vespera?"

Vespera elindeki kristal silindiri Lucian’a doğru uzattı. "Ben iki tarafın da yok olmasını istiyorum. Babamın ve onun otoriter Konseyi'nin... Ve Silas’ın kör intikamının. Büyük Saat’in çekirdeğine o kristal çarkı değil, bu silindiri yerleştireceksin. Bu silindir, Pirinç Nefesi’ni üreten bacaların kontrolünü tersine çevirecek. Gaz sıfırlanacak. Şehirdeki herkes, yıllardır unuttukları her şeyi —gerçek isimlerini, ailelerini, özgürlüğün ne olduğunu— aynı anda hatırlayacak. Bir kaos doğacak, evet. Ama o kaosun içinden Konsey de çökecek."

Lucian kristal silindire baktı. Işık, gözlerinin pupilinde mavi yansımalar oluşturuyordu. Vespera kusursuz bir oyun kurmuştu. Konsey’i Silas’ın isyanıyla tehdit ediyor, Silas’ı intikam ateşiyle manipüle ediyor, Lucian’ı ise çırağının canıyla ve şehrin hafızasıyla köşeye sıkıştırıyordu.

"Silas’ı durdurmamı istiyorsun," dedi Lucian.

"Silas yarın gece Titanyum Teraslar’a sızacak," dedi Vespera, pelerinini tekrar omuzlarına çekerek. "Büyük Saat’e ulaşmasına yardım edeceksin. Ama son anda, o çarkı takmasına engel olacaksın. Çırağın Vane’i laboratuvardan ben çıkaracağım. Karar senin Usta Lucian. Ya eski dostunun kör intikamına kurban olursun, ya da bu şehrin zincirlerini kıran tek adam olursun."

Vespera arkasını dönüp dükkanın kırık kapısından geceye doğru süzüldü. Dışarıdaki sis, kadının siluetini saniyeler içinde yuttu.

Lucian yıkıntıların ortasında yapayalnız kaldı. Elinde Vane’in kırık gözlüğü, diğer elinde ise Vespera’nın verdiği mavi ışıklı kristal silindir vardı. Atölyenin duvarındaki büyük sarkaçlı saat, ağır bir ritimle çalışmaya devam ediyordu.

Tık. Tık. Tık.

Zaman tükeniyordu. Lucian, Vespera’ya güvenemeyeceğini çok iyi biliyordu. Kadın hem babasını hem Silas’ı hem de kendisini aynı satranç tahtasında birer piyon gibi oynatıyordu. Ama şimdilik, o tahtada hareket edebilen tek piyon da Lucian’dı.

Tezgahın arkasındaki kasadan eski saatçi önlüğünü, yedek dişli takımlarını ve babasından kalan gerçek mermi atan, pirinç işlemeli ağır mekanik tabancayı çıkardı. Titreşimler bittiğinde, geriye sadece çelik konuşurdu.

"Bekle beni Vane," diye mırıldandı Lucian karanlığa doğru. "Ve affet beni Silas..."

Bölüm sonu

1 yorum