Uyandığımda salondaki camdan içeriye giren güneş ışıkları yüzüme çarpıyordu. Yanımdaki koltuğa baktım, küçük velet hala uyuyordu. Koltuktan kaldım, mutfağa doğru yürüdüm. Mutfağa girdim ve 1 bardak su içtim. Üzerimde hala dün gecenin pişmanlığı vardı, Kaan'ı kesinlikle öldürücektim. Kaan'a olan nefretim artık dahada fazlaydı, onunla ortak olmaya bile tahammül edemiyordum. Bardağı sertçe tezgaha çarptırarak bıraktıktan sonra telefonum çaldı ve bir anlığına duraksadım. Arayan, sabah meşgule attığım abimdi. İçimi korktu ve şüphe kaplamıştı, o kadar önemli bişey olmuştu ki abim beni aynı gün içerisinde 2. kez arıyordu. Telefon hala çalıyordu, titreşim sesi her tekrarlandığında içimdeki korku biraz daha büyüyordu. Tereddütle telefonu açtım, abim sinirli bi ses tonuyla başladı ;
- Küçük piç. Sabah ki telefonumu neden açmıyorsun? İlla oraya gelip seni öldürmemi istiyorsun. Sabah görevinin iptal olduğunu söyleyecektim, kaçırdığın çocuğun babası polis. APTAL! Başımızı belaya soktun, mutlu musun? Ayrıca Kamera kayıtlarını silmeyi unutmuşsun. Her şey kabak gibi ortada. Olduğunuz yerden ayrılmayın, uzun bi süre Kaanla aynı evde kalıcaksınız. İhtiyaçlarınızı bizim çocuklar getiricek, bişey lazım olursa söyle.
Beni azarlayıp telefonu suratıma kapadı, konuşmama fırsat bile vermedi. Bütün ettiği hakaretleri yutmuştum, ama Kaanla aynı evde kalacağım gerçeği boğazıma takılmıştı. Bu çocuğa en fazla ne kadar katlanabilirdim? 1 hafta? Hayır, o kadar bile sabredebileceğimi sanmıyorum. Düşüncelerimde boğulurken Kaan içeri girdi. Belli ki yeni uyanmıştı, mutlu bi ses tonuyla "Günaydın." dedi. Dün gece hiç bişey olmamış gibi davranması tam Kaanlık bi davranıştı, ayrıca dün gece onun altında kalıp hiç bişey yapamamamın intikamınıda çok sert bi şekilde alıcaktım. Kaan benden çakmak istedi, bende sadece tek bir çakmak vardı; onuda tersine çakınca içinden çakı çıkıyordu. Tabi ki 17 yaşındaki bi çocuğa çakı vermeyecektim :) Kaan benden 2 yaş küçüktü, sürekli "Çocuk" diyerek takılırdım ona. Kaan'a çakmağımda çakı var veremem, diyemiyceğime göre; onu sinir etmek için şöyle dedim ve sırıttım.
"Sana çakmak vermek çok isterdim, fakat maalesef çocukların sigara kullanması hiç etik değil. Üzgünüm."
Kaan kaşlarını çatmıştı, aptal aptal yüzüme bakıyordu. Kaan'ın boyu benden çok daha kısaydı, aramızda belirgin bi fark vardı. Kollarımı birbirine sardım ve kafamla kapıyı işaret ederek ona mutfaktan çıkmasını işaret ettim. Kaan'ın mutfaktan siktirip gitmek dışında başka bi çaresi yoktu. Kaan gittikten sonra bi dal sigara yaktım, yavaş yavaş içtim. Gözüm dalmış giderken sadece elimi hareket ettiriyordum, sigarayı çekebilmek için. Sigaramı söndürdüm ve salona gittim, kız uyanmıştı. Koltuğun üzerinde oturup odanın içini inceliyordu, kızı öldürmemiz gerekiyordu. Babası polismiş, tekrardan hapis yatmak istemiyorum. Kızı öldürüp ormanda bi yere gömsek kimsenin haberi olmaz sanırım. Bu fikrimi ortağıma danışmıycaktım, kendi başımada halledebilirdim. Kıza selam verdim ve dolaba yöneldim, dolaptan kocaman bi balta çıkardım. Kızın gözlerinden bütün korkusu hissediliyordu, işte bu hisse bayılıyordum. Korku dolu gözleriyle baltaya bakması bana inanılmaz bi haz veriyordu, baltanın üzerine biraz etil alkol sürdüm. Etik alkolün kokusu bütün odaya yayılmıştı, burnumu yakıyordu. Bayılmadım çünkü zaten bu kokuya alışkınım, ilk cinayetim değildi.