İçeriğe geç

Adını Bile Bilmezken

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Adını Bile Bilmezken

Bölüm 3

Bölüm 3-Adını Söyle

Ders bitmişti.

Sınıftan çıkarken telefonumu çantama koydum ve koridora baktım.

Onu göremedim.

Nedense biraz hayal kırıklığına uğradım.

“Ne bekliyordun ki?” diye söylendim kendi kendime.

Tam merdivenlere yönelmiştim ki arkamdan bir ses geldi.

“İrem.”

Döndüm.

O.

Elinde telefonuyla birkaç adım gerimde duruyordu.

“Ne?”

“Dün sana bir söz vermiştim.”

“Hatırlıyorum.”

“Adımı söyleyecektim.”

Gülümsedim.

“Ben artık merak etmiyordum.”

“Yalan.”

“Belki.”

Başını iki yana salladı.

“Senin şu ‘belki’ olayını çözmem lazım.”

“Çözemezsin.”

“Göreceğiz.”

Bir an sessiz kaldı.

Sonra elini hafifçe uzattı.

“Ben Ege.”

Elime bakıp sonra yüzüne baktım.

“Ege.”

“Evet.”

“Güzelmiş.”

“Adım mı?”

“Evet.”

“Seninki de güzel.”

“Biliyorum.”

Bir an durdu.

Sonra gülmeye başladı.

“Sen gerçekten kendine güveniyorsun.”

“Biraz.”

“Belli oluyor.”

“Rahatsız mı oldun?”

“Hayır.”

“İyi.”

Yanımızdan birkaç kişi geçti. Koridor kalabalıktı ama nedense etrafımızdaki sesler biraz uzaklaşmış gibi geliyordu.

Ege telefonunu cebine koydu.

“Bir şey soracağım.”

“Yine öğretmen mi?”

“Hayır.”

“İyi, çünkü bu konuda artık sana yardım etmiyorum.”

“Dün neden bana ‘hayır’ dedikten sonra güldün?”

“Çünkü çok saçma bir soru sormuştun.”

“Belki konuşmak için bahane arıyordum.”

Cevap vermedim.

Ege de birkaç saniye sustu.

“Bak, şimdi sustun.”

“Ne diyeyim?”

“Bilmiyorum.”

“Sen başlattın.”

“Doğru.”

Gülümsedi.

“Dün seni ilk gördüğümde biraz soğuk görünüyordun.”

Kaşımı kaldırdım.

“Ben mi?”

“Evet.”

“Sen de çok konuşkan görünmüyordun.”

“Değilim zaten.”

“Belli.”

“Seninle konuşuyorum ama.”

Bu kez ben sustum.

Ege hafifçe gülümsedi.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Yine mi ‘belki’ diyeceksin?”

“Hayır.”

“İyi.”

Tam o sırada zil çaldı.

Ege başını sınıflara doğru çevirdi.

“Derse girmem lazım.”

“Benim de.”

Bir adım attı, sonra durdu.

“İrem?”

“Efendim?”

“Instagram kullanıyor musun?”

Gülümseyerek baktım.

“Kullanıyorum.”

“Bulabilir miyim seni?”

“Belki.”

“Tamam.”

Telefonunu çıkardı.

“Kullanıcı adını söyle.”

Söyledim.

Bir şeyler yazdı.

Birkaç saniye sonra telefonum titredi.

Ege takip isteği gönderdi.

Ekrana baktım.

Sonra ona.

“Buldun.”

“Bulurum demiştim.”

“Profilime dün bakan sen miydin?”

Bir an yüzündeki ifade değişti.

“Ne?”

“Dün tanımadığım bir hesap profilime bakmıştı.”

Ege gülümsemeye başladı.

“Belki.”

“Ege.”

“Ne?”

“Sendin.”

“Kanıtın var mı?”

“Yok.”

“O zaman…”

“Belki sendin.”

Güldü.

“İşte şimdi oldu.”

“Ne oldu?”

“İlk defa sen bana benzedin.”

“Nasıl yani?”

“Merak ediyorsun.”

Cevap vermeden ona baktım.

Ege de bana baktı.

Sonra sınıfına doğru yürümeye başladı.

“Görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

Birkaç adım sonra arkasını döndü.

“Bu arada…”

“Ne?”

“Profilime bakarsan beğeni atma.”

“Niye?”

“Çok belli olur.”

Kahkaha attım.

“Sen zaten yeterince belli ediyorsun.”

Bu kez cevap vermedi.

Sadece gülümsedi.

Ve sınıfına girdi.

Ben de kendi sınıfıma dönerken telefonum yeniden titredi.

Yeni mesaj.

Ege:
“Bu arada öğretmenin bugün değiştiğini gerçekten biliyor musun?”

Gülümseyerek cevap yazdım.

Ben:
“Hayır.”

Birkaç saniye sonra:

Ege:
“Güzel. O zaman yarın yine konuşmak için bahanem var.”

Ekrana bakıp istemsizce gülümsedim.

Demek mesele öğretmen değildi.

Hiçbir zaman öğretmen olmamıştı.

Bölüm sonu

4 yorum