İçeriğe geç

ADEN VERA

Bölüm 3 · 5 dk okuma

ADEN VERA

Bölüm 3

3

Eve girmiş, Alkım hanım bana kısaca evi gezdirmiş beni odama götürmüştü. Anlamıştı birşey olduğunu ama zorlamak istememişti. Odam güzeldi açıkçası ağırlıklı koyu gri tonlarında ve beyaz tonlarındaydı. Alkım hanım çok kez sormuştu beğenip beğenmediğimiz ama bence çok güzeldi. Özel tasarımmış beğenmediysem tekrar tasarlatcakdık Alkım hanım öyle söylemişti ama gereksiz masraf olacağını ve çok beğendiğimi söyleyerek onun içini rahatlatmıştım. Şimdi ise yumuşak yatağımda yatıyordum. Gelen uykumla birlikte uyumak için gözlerimi kapattım...

***

"Lal hadi uyan güzel kızım "

"Lal"

Bir anda gelen sesle sıçradım. Gelen sese bakınca Alkım hanım olduğunu görünce rahatladım. "Korkutmak istememiştim ama yemek yiyeceğiz uyanman gerek çirkin ördeğim" dediğinde gülümseyerek "sorun yok " diyerek ayağa kalktım ve Alkın hanımın elinden tutarak "gitmiyormuyuz" Dedim Gülerek. Hızla oda elimi tuttu ve beni çekiştirerek aşağıya indirmeye başladı. Aslında pek çekiştirmiyodu. Sahilde sevgilisine koşan çiftler gibi gidiyorduk.

Zemin kata gelince mutfağın yanındaki odaya girdik burası yemek odasıydı. Masada en başa Atlas bey oturmuştu hemen karşısındaki sandalyede boştu , yaşlardaki sandalyelerde Kara ve Arsen yan yana oturmuştu karşısında 2 sandalye boştu ama bir sandalyenin önünde servis açılmıştı. O sandalyeye oturdum. "İyi akşamlar " Dedim ellerimle "sanada " diye karşılık verdi Kara. "Afiyet olsun" dediğinde Atlas bey, herkes yemeye başladı bende yemeye başladım. Çorba vardı birde pilavlı nohut severdim ama hiç canım istemiyordu o yüzden sadece çorbayı içip kalktım sofradan "kim yaptıysa eline sağlık ben doydum size afiyet olsun" Dedim. " Ben yaptım afiyet olsun ama hiç bir şey yemedin kızım " " teşekkürler ama doydum" "peki ama yine acıkırsan gel " kafamı onaylar biçimde sallayarak salona geçip tekli koltuğa oturdum ve telefonumla oynamaya başladım. Bir süre sonra yanımda bir hareketlilik hissetmeme kafamı çevirip baktığımda Arsen olduğunu gördüm. Gülümseyerek baktım. Oda gülümsedi ve konuştu.

" Nasıl birisi olduğunu bilmiyorum ama içimden bir ses seninle iyi anlaşacağımızı söylüyor sana güveniyorum inşallah güvenimi kırmazsın Aden"

Telefonumu çıkarıp notlar kısmına yazarak cevap verdim.

"Güvenini kırmamaya çalışacağım Arsen " yazdım. O sırada salona Atlas bey , Alkım hanım, Kara bey geldi ve oturdular.

"Birbirimizi tanımak için bir kaç soru sorsam sorun olurmu Aden?" Diye soran Alkım hanıma cevap verdim .

" Hayır, çok iyi olur Birbirimizi tanımak. Siz sorun ben cevapliyım"

" Tamam o zaman" diyerek bir defter ve kalem çıkardı not almaya başladı

Oha kadın seni tanımak için not alıyor

Dedi, iç sesim. Haklıydı da.

" herhangi bir şeye alerjin varmı Aden?"

" hayır yok. Sizlerin varmı ?"

"Bizimde yok. Herhangi bir hastalığin varmı bugün ki olay dışında "

"Hayır yok bildiğim kadarıyla. Sizlerin varmı?"

"Babanın hipertansiyon hastalığı dışında bizlerinde bir hastalığı yok"

"Kitap okumayı severmisin?"

"Evet severim"

"Arsende çok sever"

"En sevdiğin renk?"

Neydi benim en sevdiğim renk?

Her seferinde kana bulanan beyaz mı? Beyaz bulutların kapattığı mavi mi? Her gün batan güneş gibi sarı mı? Her küçük kızın sevdiği pembe mi? Karanlığında boğulduğum siyah mı? Neydi benim en sevdiğim renk?

" Her rengi severim" diye uzatmak istemedim. Onaylar biçimde kafasını sallayarak not almaya devam etti.

" Ve son olarak en sevdiğin yemek?"

" yemek ayırt etmem ama sulu köfte severim"

"Tamamdır teşekkür ederim canım "

Biz bunları konuşurken Arsen telefonla oynuyordu Atlas bey ve Kara bey ise işleri hakkında konuşuyordu. Ne işi yaptıklarını bilmiyordum bu yüzden Alkım hanıma dönerek sordum.

"Siz, Atlas bey ve Kara bey ne işle uğraşıyorsunuz?"

"Ben şefim, babanın mimarlık şirketi var , abinin ise araba galerisi var ama şirkette çalışıyor." Kafamı salladım demek bu zenginlik ordan geliyordu. " ben odama çıkıyorum uyuyacağım izninizle size iyi akşamlar" "tamam canım" normalde 'canım' kelimesinden nefret ederdik ama bu kadın söyleyince sevdiğimi fark ettim. Odama çıkıp telefonumdan kısık sesli bir müzik açarak yatağa yattım. İlk defa huzurlu bir uyku çekmenin rahatlığıyla gözlerimi kapattım.

***

Daha önceleri de gittiğim motor yarışı yapılan o nalet sokaktayım alkol kokusu, sigara kokusu, birbirinden geçmiş o insanlar, yerde motor kazası yapmış kan göleti içinde yatan kız. O kız çok tanıdıkdı. Çünkü o kız bendim. Kimse görmüyordu o kızı. Üstünden atlatıp geçiyorlardı. Motor eziyordu o kızı. Yani beni. Bir anda başka yere geçiyordu. Bir film şeridi gibiydi. Tüm yaşadıklarım tek tek göz önündeydi. Hepsi kısa kısa geçip gitti son olarak ölüm anım kaldı.Beni sarıp sarmalamışlar ve uzunca bir tabuta yerleştirmişlerdi. Çevremde dolaşanların seslerini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapalı olmasına rağmen, her nasılsa onları görüyordum.

“Genç yaşta öldü zavallı!” diyorlardı.

Mikrofondan ses geliyordu.Sanki mikrofonla söylenen bu ses, beynimin en ücra köşelerinde yankılanıyor ve:

“Geçti artık geçti!” diyordu.

Evet çoktan geçmişti...

'İstediğin yere kavuştun . İstedikleri yere kavustun.' Diye yankılanıyordu bir ses.

Yeni bulduğum ailemin çevremi sardığını ve içinde bulunduğum tabutun kapağını örtmeye çalıştıklarını fark ettim. Daha onlarla vakit geçirecektim.Onları engellemek için avazım çıktığı kadar bağırmak ve çırpınmak istediğim halde ne kımıldayabiliyor, ne de bir ses çıkartabiliyordum.

Hiçbir şey düşünemiyordum. Bu arada omuzlara kaldırılmış ve sallana sallana götürülmeye başlanmıştım. Dışarıdaki seslerden yağmur yağdığı belli oluyor ve su damlacıklarının sesi, tabutumun gıcırtısına karışıyordu.

Bir adam dehşet içinde bağırıyordu 'ben gelene kadar bakamadınız mı? Sadece 2 hafta bakıcaktınız. Daha erken o beni görmedi. Onunla vakit geçirmedim ben. Siz nasıl insanlarsınız. Size ailem diyemiyorum. Gencecik kıza gelen hale bakın.' Diye bağırıyor bir yandan sinir krizi geçiriyordu. Kimdi bu kişi. Tanımıyordum. Nereye geliyordu 2 hafta sonra ? Kime ailem diyemiyordu? Kimdi onun ailesi? Benim ailem onun ailesimiydi? Alkım hanım ağlıyordu, feryatlar dağıtıyordu. Arsenin sessiz ağlama seslerini duyuyordum. ' anne kalbim sıkışıyor ' diyordu bir yandan.

Sesler iyice uzaklaştığında, eğik bir şekilde taşındığımı hissederek mezarlığa çıkan yokuşu tırmandığımızı anladım. Şiddetle yağan yağmurun tabuttaki çatlaklardan sızarak kefenimi yer yer ıslattığının da farkındaydım. Buna rağmen, dışarıda konuşulanlara kulak verdim. Tabutumun taninda giden biri, yanındakinin kulağına fısıldayarak:

“Rahmetlinin tersliği, öldüğü günden belli!” diyordu. “Sırılsıklam olduk ya!..”

Duyduklarım herhalde yanlış olmalıydı. Yoksa bunlar, iyi anlaştığım eski mahalleliler değil miydi?

Yolculuğum bir müddet sonra bitmiş ve tabutum yere indirilmişti. Kapak tekrar açıldı ve cansız vücudumu yakalayan kollar, beni dibinde su toplanmış olan bir çukura indirdi.

Boylu boyunca yattığım yerden etrafa baktım. Veda ettim herkeze görmeselerde. Daha önce hic görmediğim biri, sesinden anladığım kadarıyla sinir krizi geçiren kişiydi. Kimdi o? Kenarda duran elinde peçete ile duran eski mahalleden safiye teyzeyi gördüm. Severdim kendisini. Onun yanında Alkım hanımı zor tutan bir kadın ve annem, Alkım hanım perişan haldeydi çok mu sevmişti, 1 günde. Arkada ağacın dibine çökmüş can çekişen ikizim, Arsen, Yanında bana dönük gözlerde bakan Kara, abim ve hemen önümde duran babam, Atlas beyi gördüm gözlerinin altı mosmor, gözleri kan çanağı, elinde kürek. Bunlar durumu anlatmaya yeterdi Bile.

Ve beklenen oldu. İlk toprak Atlas beyden geldi...

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.