Uğultu halinde gelen seslerin içinden zar zor ayırt ettim doktorun sesini "Lal hanım duyuyor musunuz?" Dedi. "Lütfen sessiz olurmusunuz !!!" Dedi naif sesli kız. Sesler kesildi. Kimse konuşmadı. Gözlerimi zorlukla açtım. Sanki birbirine kenetlenmişti.Doktor fark etti ve damla damlatmış olmalı ki gözümde bir ıslaklık hissettim. Gözlerimi açabildim. Tam karşımda duran o adamı gördüm. Yanımda duran doktora dönüp baktım, bu kız naif sesli kızdı. Yüksek ihtimal stajerdi. Çok genç duruyordu. " Lal hanım iyimisiniz?"dedi gülümseyerek. Tam gözlerinin içine bakarak içten bir gülümseme ile başımı olumlu anlamda salladım.
Ama iyi değildim...
"Lal hanım kalp krizi geçirdiniz. Daha önce böyle bir şey olmuşmuydu? Diye soran kıza cevap veremedim ellerimi havaya kaldırdım ama geri indirdim bu odadakilerin işaret dili bildiğini zannetmiyordum. O yüzden kafamı hayır anlamında sallamakla yetindim. "Peki. Atlas bey benimle dışarı gelirmisiniz "diyerek o da daki atlas denilen adama döndü. İkisi birlikte dışarı çıkarken arkada, gözleri dolu dolu bana bakan, o odadaki kadını gördüm. Bir anda koşarak bana sarıldı. Kafasını boynuma gömüp ağlamaya başladı. Donup kaldım.Ellerim havada kaldı. Ellerim titredi. O anne kokusunu aldım. Ellerim daha da titremeye başladı.
Siyah gözlü adam yaklaştı ve kadını kendine çekti "Anne gel istersen "diyerek kenardaki sandalyeye oturttu. Bana dönerek "ben işaret dili biliyorum ve annemde "dedi başımla onayladım. Ondan hala korksam da belli etmedim. "Ben Kara şimdilik en büyük abinim, annemiz Alkım ,ikizin Arsen " dedi ve arkadaki çocuğu gösterdi. Şimdilik derken? Başka birisi daha mı vardı. Uzun süre beklediğime kaanat getirip, Ellerimi kaldırıp, kendimi kısaca "Lal " diyerek tanıttım.
Gözlerim yine ellerimi buldu ellerimle oynayarak ellerimi izliyordum. Kara bey ile göz göze gelmek istemiyordum. Korkunçtu. Tek bir kelime onu açıklamaya yetiyordu.
"Lal..." Dedi Alkım hanım titrek bir sesle . Kafamı kaldırıp yüzüne baktım " reşit olmadığin için bizimle gelmek zorundasın hem de birbirimize bir şans versek olurmu?" Dedi. Beni inciticekmiş gibi konuşması içimde kötü bir his oluşturdu. O kadar yıl incitilen kız şimdimi incitilmiycekti yani. Saçmalık.
"Tabiki bir şans verebilirim " diyerek sorusunu yanıtladım. Yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.
Kapı açıldı ve içeri Atlas bey girdi arkasından kapıyı kapatarak" yarım saat içinde taburcu olabilirmiş Lal bir sorun gözükmüyor sadece 2 hafta sonra kontrole gelecek. He bu arada Lal ben Atlas babanım." Dedi ve bana döndü Alkım hanıma dönerek "memnun oldum tanışmamıza, Atlas beye söylermisiniz." Dedim "Tabiki, Atlas Lal memnun olmuş tanıştığınıza" dedi. "Bende prensesim" dedi. Prenses mi? Benden anca prens prenses hikayesindeki at olurdu. Yanıma geldi ve avcumun içine küçük bir buse kondurdu ve sarıldı. Korkmadım. Tam tersine huzurlu hissettim... Huzuru buldum denir ya, ben tam onu dedim içimden. Huzuru buldum
1 saat sonra
Hastaneden çıkmıştık Alkım hanım eşyalarımı almam için Kara beyle birlikte bizi eski evime yollamıştı. Evin önünde durunca Kara beye döndüm. "Şey benimle birlikte gelirmisiniz? "Diyerek sormuştum. Çünkü içeride olacakları biliyordum. "Sen git bi telefonla görüşmem gerek gelirim birazdan" o da birşeydi sonuçta. Ellerimle cevap vermek yerine kafamı olumlu anlamda sallayarak arabadan inip yürüdüm. Kapıyı çaldım ilk çalışta açmadı bir kere daha denedim. "NE VAR BENİ UYKUMDAN KALDIRIYORSUNUZ " Diye kapıyı sertçe açtı Yalçın.
"Aaaaaa hoş geldin o*rospu gel geç al eşyalarını defol gi-" derken yüzüne inen tokatla sustu. Ve yavaşça kafasını bana çevirdi. Yüzüne alaycı bir gülümseme koydu ve beni bileğimden tutup içeri çekti ." Ne oldu, benim kızım olmayınca götün mü kalktı. Ama bu seni dövmemem için bir neden değil." Der demez yüzüme tokat attı. Bir anda yere oturur şekilde düştüm. Düşmemle birlikte kafama ardından karnıma sayısız tekme attı. vücudum da ayak izi değilde senin sevgi izin kalsaydı. Ben sana naptımda beni hiç sevmedin baba.
Neden baba.
Bir tekme daha atıyordu ki önüme bayılmasıyla kafamı kaldırıp yapana baktığımda Kara beyi gördüm. Ama elinde silahla. Yüksek ihtimal silahın kabzasıyla bayıltmıştı çünkü ateş edilmemişti. Bir dakka silah ne alakaydı? Bir anda midemin bulandığını hissedince yan dönüp kusmaya başladım. Kusarken Kara bey saçlarımı tutmuştu. Ben kusmayı bitirince ona dönüp bakmıştım. Oda bana." Çok özür dilerim geç geldiğim için çok özür dilerim. " şuan o korkunç adamdan eser yoktu. İstemsizce ona sarılmışım çünkü şuan sarılmaya o kadar çok ihtiyacım vardı ki. O da bunu fark edip bana sarıldı. "Herşey için çok özür dilerim " diye fısıldadı kulağıma. O an ilk defa ağladım. Çektiğim acıya değil bunca yıla ağladım. "Ağlama çirkin ördek geçecek herşey şimdi gel bi yüzünü yıkayalım" diyerek kucağına alıp banyoya doğru yöneldi.
Bir dakika ya ben çirkin değilim. Ona dönerek ellerimi oynatarak hızlı bir şekilde söyledim."Ben çirkin değilim hele hele ördek hiç değilim."
Kalın sesiyle gür bir kahkaha attı.ve gözlerimin Tam içine baktı. Baktığı an gözlerimi kaçırdığım için olmalı ki sordu."bu adam sana ne yaptı da sen herkesten korkuyorsun, göz teması kuramıyorsun ? Anlatmak istersen dinlerim hem ayrıca benden korkma çünkü her saniye yanında olacağım tamam mı? Şimdi bak bakıyım yüzüme " diyerek elleriyle çenemden hafifçe tutup kafamı kaldırdı onunla göz göze gelmemi sağladı. Göz göze gelince bu sefer korkmadım. Korkamadım gözleri bu sefer ürkütücü değildi minnet duyar gibi ama birazda mutluluk vardı.
Acaba göz okuma kursu falan mı açsam yada göz okuyabiliyorum fiye yeteneksizsinize falan mı katılsam ?
Bunu bir düşünmeliyim.
"Ne düşünüyorsun ?" Diye sordu.
Gülerek cevap verdim "yarışmaya mı katılsam diye düşünüyorum "
"İstersen neden olmasın" "hayır sadece şakaydı."diyerek geçiştirdim.
Ama neden olmasın?
Sen önce kendi haline bir bak sonra düşün bence
Diyen iç sesime hak verdim. Banyoda beni yere bırakan Kara beyin yardımı ile yüzümü yıkadım ve havlu ile kuruttum. Dolaba uzanıp ilk yardım çantasını alıp içinden pansuman malzemelerini çıkardım. Bana uzaylı görmüş gibi bakan Kara beyle aynada göz göze geldim. "Ne yapıyorsun?" "Pansuman yapacağım "diyerek cevap verdim. "Hayır tabikide hastaneye gideceğiz " dedi. Tabi ben umursamayarak pansuman yapmaya devam ettim. "Kime diyorum çirkin ördek" dedi. Bunu 2. Kez demesiyle arkamı dönüp baktım ve cevap verdim. "Sen kendine bak dobermann" Dedim. Afallayarak "Ne?" Dedi. Güldüm. "Neyse hadi yürü. Yada dur kucağıma alayım" diyerek kucağına alıyordu ki önüme ellerimle engelledim. "Hiç gerek yok hastaneye ben pansuman yaparım giderken bi eczaneden morlukları için krem alırız " diyerek ikna olmasını bekledim. Pek ikna olmamıştı sanki ama olaya sıkıla "peki ama düzenli olarak pansuman yapılacak ve kremler sürülecek" dedi. Alışığım diyemedim. Ben hergün dayak yiyorum diyemedim. Ben bu pansumanı hep yapıyorum diyemedim. Sadece kafamı olumlu anlamda salladım ve pansuman yapmaya devam ettim.
***
Evden önemli eşyalarımı ve kıyafetlerimi alıp çıkmıştık.
Yolda gelirken bir eczaneden krem almıştık ve şimdi önünde 30 a yakın koruma olan, küçük ama büyük olan o evin önündeydik. 10+1 gibi duruyordu. Ve sanırım öyleydi. Kara beye döndüm ellerimi kaldırıp sordum "ev kaç artı kaç?" Güldü "10+2" dedi. Yaklaşmışım.
Devam edecek...