Cem abi bilgisayarı önüme koydu. Ve karşımda bir video vardı. Bu da kimdi?
Şaşırmış bir şekilde Cem abinin yüzüne baktım. Bana bilmiyorum bende bakışı atıyordu. Herkes yanımıza geldi ve Cem abi videoyu başlattı.
"Şuan da bu video izliyorsan demek ki birşeyler bulmaya yakınsın. Eğer birşey bilmek istiyorsan bu işin peşini bırak. Yoksa sana ve yanındaki kişilere zarar ya da bilemedin başka şeyler gelebilir Tutku. Şimdi diyorsundur ismimi nereden biliyorsun diye. Elbet senin hayatında olan herşeyi biliyorum ama sen benim daha ismimi bile bilmiyorsun. Ne yazık çok üzüldüm."
Ekrana alaycı bir şekilde gülümseyerek yaklaştı ve "Kendinden emin misin? Ailen hakkında herşeyi biliyor musun? Iı bilmiyorsun... Ailen hakkında bilmediğin çok şey var Tutku. Bunu sadece sen bulabilirsin. Yardımın için sadece kendine ihtiyacın var."
Video burada bitmişti. Aklımda bir sürü soru vardı. Bu adam kimdi? Ailemi nereden tanıyordu? İsmimi nereden biliyordu? Ailemin arkadaşı mıydı,düşmanı mı? Katille ilgisi olabilir miydi?
"Cem abi bunu bana atar mısın?" Herkes şok içindeydi. Cem abi sadece kafasını sallamakla yetindi.
Onur "Tutku iyi misin?" Sesi endişeli ve meraklı çıkıyordu. Benim için endişeleniyor muydu? Sanki dilimi yutmuştum. Kafamı evet anlamında salladım.
Cem abi "Gönderilir şimdi Tutku." Kafamı salladım ve ayağa kalktım. Kimse konuşamıyordu. Dışarı çıktım.
Cem abigil'den:
Onur "Abi şimdi ne olacak? Kızın tüm şeyi yıkıldı. Bu video, bu adam kim bu adam? Çıldıracağım birazdan!"
Cem "Çocuklar sadece sakin kalıp Tutku'nun yanında olmalıyız. Ama ilk önce bu adamı bulup herşeyi ondan öğrenmeliyiz."
Akın "Yüzünü gördünüz mü ? Çok kötüydü yanına gitmeli miyiz sizce?"
Efe "Şimdi bence yalnız kalmalı . Aklı karışık olmalı büyük ihtimalle. Bırakalım yalnız kalsın."
Hepsi de sandalyede oturup sadece susuyorlardı.
Tutku'dan:
Aklım çok karışıktı. Bir uçuruma gidip bağırmak istiyordum ve galiba yapacaktım. Ayaklarım ve ellerim titriyordu. Arabama bindim ve koltuğa oturdum. Anahtarı yerine sokarken bile elim şiddetle titriyordu. Takamadım ve direksiyona vurarak ağlıyordum. Arabam da su vardı ve onu alıp içtim.
"Sakin olmalıyım,sakin olmalıyız Tutku. Onları bulacaksın ama buradan uzaklaşmalısın. Sakin ol onlar yanında."
Sakinleştim ve arabamın anahtarını soktum. Ama elimin titremesi hala devam ediyordu. Gaza son gaz basıyordum. Arabalar bana korna çalıyordu ama umrumda değildi.
Her zaman geldiğim uçuruma geldim. Arabadan indim ve yere oturdum.
"Ya uzun zaman oldu tabii en son 3 hafta önce gelmiştim ama uzun süre oldu sayılır. Özlettim mi seni? Sana yeni dertlerimi söylemeye geldim deniz ve uçurum. "
Deniz ve uçurum. Yalnız kaldığımda tek arkadaşlarım. Bazen insan değilde bir nesne,eşya sizin arkadaşınız olabilir. İşte benimde galiba deniz ve uçurum. Ama sigarayı unutmamak gerekir. Her tek kaldığımda içerdim. Cebimden sigaramı aldım ve yaktım.
"Biliyor musunuz bugün bir video izledim. Bu video ailem hakkındaydı. Bir adam vardı bana "Şuan da bu video izliyorsan demek ki birşeyler bulmaya yakınsın. Eğer birşey bilmek istiyorsan bu işin peşini bırak. Yoksa sana ve yanındaki kişilere zarar ya da bilemedin başka şeyler gelebilir Tutku. Şimdi diyorsundur ismimi nereden biliyorsun diye. Elbet senin hayatında olan herşeyi biliyorum ama sen benim daha ismimi bile bilmiyorsun. Ne yazık çok üzüldüm."
"Kendinden emin misin? Ailen hakkında herşeyi biliyor musun? Iı bilmiyorsun... Ailen hakkında bilmediğin çok şey var Tutku. Bunu sadece sen bulabilirsin. Yardımın için sadece kendine ihtiyacın var." Dedi.
"Dilim tutulmuştu o adam bunları söylerken. Ailemle ne ilgisi vardı? Ailemin düşmanı mıydı? Daha doğrusu benim ismimi nereden biliyordu? Beni tanıyordu ama onun dediği gibi ben onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Nefes alamıyorum. Artık bunu söylemek bana normal cümleymiş gibi geliyor. Her söylediğimde içim acımazdı ama son zamanlar canımı çok yakıyordu."
Sigaramı derin bir şekilde içine çektim. Gözümden yaşlar dökülmeye başladı. Kendimi teslim olmuş gibi hissediyordum ve ağlıyordum.
Bağırarak "Bende ne istiyorsunuz! Ben neden mutlu olamıyorum! Ölmek istiyorum! Yaşamak istemiyorum! Canım yanıyor!"
Konuşmayı kesince bağırarak ağlamaya başladım. Ne yapacaktım şimdi ben? İçimden bir ses oraya atla diyor diğeri de atlama ailenin katilini bul diyordu. Aklım çok karışıyordu. Sigaram bitmişti ve tekrardan bir tane daha yaktım. Biliyordum zararlıydı ama benim bu hayatta en sevdiğim şey kendime zarar vermekti...
(...)
Gözlerimi açtığımda etraf karanlıktı. Büyük ihtimalle uyumuştum. Telefonumdan saate baktığımda saat 23:35 'di. "Bu kadar zaman geçmiş mi ya?"
Sonra fark ettim ki Gökçe'den 30 cevapsız arama ve 20 mesaj, Onur'dan 20 mesaj ve 10 arama ve Cem abi ise 8 arama vardı. Hepsi de merak etmişti.
Alaycı bir şekilde gülümsedim ve gözlerimi kapatıp gökyüzüne döndüm. "Çok adaletlisin evren! Hem de çok. O kadar adaletlisin ki bana adeletin ne olduğunu gösterdin."
Bu sefer de bir psikopat gibi gülmeye başladım. Tekrar bir sigara yaptım. Ama bu sefer uzun bir şekilde içime çektim. Fazla çektiğim için öksürmeye başladım.
Sigara bitti ve arabaya doğru yürüdüm. Son kez gökyüzüne baktım ve bugün çok güzel gözüküyordu.
"Çok güzel gözüküyorsun gökyüzü sen sakın kötü olma. Aynı benim gibi. Yıpranmış,kırgın,üzgün hiç olma. Sen hep bu güzelliğinde ol. Seni bu yüzden seviyorum."
Arabaya bindim ve son gaz basmaya başladım. Yol 1 saatlik sayılırdı ama ben yolu çok uzatmıştım. Yoldayken Gökçe,Onur,Cem abi,Efe ve Akın arıyordu. Aramalarını görmezden geldim ve yola döndüm. Bir kenara çektim ve tekrardan sigara yakmaya karar verdim ama bittiğini fark ettim.
"Sende bit! Sen de bir senin bitmediğin kalmıştı o da oldu! Offf yanımda da yok başka."
Arabayı tekrar sürmeye başladım. Yolda giderken bir grup birkaç kişiyi dövüyordu ve buna göz yumamazdım. Tenha bir yer sayılırdı ama karşılarında birçok dükkan vardı. Eminim ki hepsi de görüyordu ama korktukları için birşey yapamıyorlardı. Sinirlenmiştim ve hemen arabadan indim.
"Hey! Ne yapıyorsunuz!" diyerek bağırdım. Hepsinin de yüzü bana döndü. Toplam 7 kişilerdi ve 3 kişiyi dövüyorlardı. Geçen ki olay aklıma gelmişti. Yine adaletsizlik vardı.
İçlerinden biri öne çıktı ve muhtemelen başları buydu. "Sana ne lan sen kimsin!"
Alaycı bir şekilde güldüm ve arabadan uzaklaşmaya başladım. Bana cevap veren sinirlenmiş duruyordu. Ben yaklaşırken yanındakiler bir adım attı ama bana karşı çıkan onları durdu ve bana doğru yürümeye başladı.
18 yaşlarındaydı. Hadi bilemedin 19. Karşı karşıya geldik. "Sorun ne? Neden dövüyorsunuz onları?"
Sinirle beni ittirdi ama hareket ettiremedi ve şaşkınlıkla "Sanane de sen... Sen nasıl geriye düşmedin!"
Yine alaycı bir şekilde güldüm ve "Emin ol çocuk senden daha güçlüyüm. Ama sizin yaşınızdakiler neden birisini dövüyor. Söyle bakalım sorun ne?"
"Seni ilgilendirmez bacım hadi uza buradan yoksa kötü olur!" Elini yumruk yapmıştı.
"Sana son kez söyleyeceğim bırakın onları ve bana el mi kaldıracaksın? Elini yumruk yaptın. Senden yaşça büyük birine ve hatta kadına el kaldırmamanı öğretmediler mi çocuk?"
Bu sefer sinirlendiği yüzünden belliydi. Sorun çıkarmak istemiyordu ve hemen arkaya dönüp o çocukları bıraktılar. Bana döndü ve "Bizden borç aldılar ve ödemediler sorun bu!"
Yine gülmeye başladım. "Ne kadar söyle bakalım?"
"Neden gülüyorsun! 10.000 TL."
"IBAN ver."
Bana ibanını verdi ve ona parayı yolladım. Sonra telefonu cebime koyup "Eğer çete olucaksan birşeyler bilmen gerekir çocuk. Böyle olmaz. Ben mesela çetenin başıyım ve bizi kim görse arkasına bakmadan koşup kaçarlar." İki elimi yüzüne doğru çarptım ve yerinden sıçradı.
Korkmuş duruyordu ve bacakları titriyordu. "Ve eğer karşındaki kişi düşmanınsa ya da normal biriyse sakın titreme! Seni ezip geçerler. Bu da benim size kıyağım olsun. Hadi eyvallah. Dikkatli olun!"
Arkamı dönüp arabama bindim. İçeriden bakınca bana doğru bakıyorlardı ve arabayı çalıştırıp hemen gittim.
Evin önüne geldim ve saat gece yarısı 2'ydi. Kapıyı açtım ve içeriden birileri koşup geliyordu. Karşımda tanıdık yüzler vardı. Gökçe koşarak yanıma geldi ve sımsıkı sarıldı. Bende ona sarıldım.
"Neredeydin! Çok korktum!" Bağırarak konuşuyordu ve haklıydı. Ama yapacak hiç birşeyim yoktu.
"Biliyorum korktunuz hepiniz ama çok yorgunum ve yalnız kalmak istiyorum. Lütfen beni anlayın. Uyumak istiyorum."
Hepsi de yüzüme bakıyordu ve Akın yanıma geldi. Bana sarıldı ve "Uktut korkuttun bizi! Seni özledim ve bunlar seni çok özledi ama en çok ben. Bir daha gitme hem bize kim havalı ve seksi birisi nasıl adam öldürecek! Sen olmazsan öyle birşey olamaz."
"Akın özür dilerim senin esprilerine ve yaptığın herşeyine gülerim ama bugün ve bundan sonra ki zamanlar bunlar olmayabilir o yüzden özür dilerim senden."
"Olsun utkuk ama sonsuza kadar böyle olma! Bunları biliyorsun hep beni tersliyorlar bir tek sen koruyup bana gülüyorsun. Sende gidersen ben ne yaparım!"
"Senin için deneyeceğim Akın. Şimdi dinlenmem gerek."
Akın da benden ayrılarak direkt odama girdim. Kapıyı kapattım ve duşa attım kendimi. Bir süre suyun altında durdum ve sonra hemen işimi halledip çıktım. Pijamalarımı giyindim ve terasa çıktım. Terasta kimse yoktu.
Terasımız da bir salıncak vardı ve oraya oturdum. Gökyüzüne bakıyordum. 1-2 saate güneş doğacaktı. Ben gözlerimi kapattım ve biraz sonra yanıma birisi geldi.
Gözlerimi açtığımda yanımda Onur duruyordu. "Ne yapıyorsun burada?" Dedi.
"Nefes almaya çalışıyorum ama olmuyor."
"Neden?"
"Bilmiyorum kendimi hiç iyi hissetmiyorum Onur. Herşey üst üste geldi. Ailem,o adam ve o..."
"O kim?"
"Boşver şimdi onun konusunu hiç açamam. Başımda zaten onca dert var. Önemsiz birisi."
"Gökçe'yi kaçıran kişi mi o."
Başımı evet anlamında salladım. "Neyse onu sonra ben hallederim. Benim uykum geldi uyuyacağım. İyi geceler."
Gülümseyerek "İyi geceler Tutku."
Odama gittim. Ve gözlerimi kapattığım an hemen uyudum.
(...)
Sabah 11'i geçerken uyandım. Aşağıdan sesler geliyordu. Pijamalarım ile aşağı indim. Bizimkiler kahvaltı için kavga ediyorlardı. Tâbii bu kavganın sebebi muhtemelen Akın'dı.
Yanlarına gittim. "Gençler neler oluyor burada?"
Akın kollarını önünde bağlayarak "Utkuk bunlar benim sevmediğim şeyi yapıyorlar hepsi kendinin sevdiği şeyleri yaptırıyor ama bana yapılmıyor."
Yanına gülümseyerek gittim ve omzuna elimi attım. "Siz neden Akın'a istediği şeyi yapmıyorsunuz ulen!"
Onur hemen lafa atılarak "Ama Tutku-"
Onur'un yanına gidip elimi dudaklarına koyup susmasını işaret ettim. "Sessiz olun lütfen! Gel Akın ben sana istediğini yaparım. Gökçe gitti değil mi işine?"
Onur evet anlamında kafasını salladı ve Akın yanıma geldi. "Bana sucuklu yumurta yapar mısın Utkuk?"
"Tamam yaparım ama bana da vereceksin!"
"Tâbii ki Utkuk'um onlara asla vermem zaten."
Gülümsedim. Kahvaltımızı yaptık ve bizim ortak evimize geçtik. Ben yine sandalyeme oturup araştırmaya başladım.