İçeriğe geç

Adavet

Bölüm 6 · 7 dk okuma

Adavet

Bölüm 6

RİTİM

O vardı. Bora buradaydı. Neden buradaydı? Ona şaşırmış bir şekilde bakarken yanıma oturdu. Yanımda duran açılmamış bira şişesini aldı ve içmeye başladı.

"Hâlâ şaşırmış gibi bakmaya devam edecek misin?"

Önüme döndüm. "Senin ne işin var burada?"

"Buradan geçiyordum ve seni gördüm."

"Yalan söylüyorsun."

"Ne?Ne alaka? Neden yalan söyleyeyim ki?"

"Sesinden belli Bora. Anlayabiliyorum. Beni takip ettin değil mi?"

"Hayır ya etmedim."

"Peki ama emin ol buraya tesadüfen gelmedin. Bunu ikimizde biliyoruz."

İkimiz de sessizce denize bakıyorduk. Bana "Aileni özlüyor musun? Yani dün bize geldiğinde kötü olmuştun."

Neden bunu bana soruyordu? Merak mı ediyordu? Neden?

"Neden soruyorsun bunu? Merak mı ediyorsun? Geçen ki olay hâlâ aklımda."

"Evet merak ettim var mı başka soru?"

Alaycı bir şekilde gülümsedim ve yüzüne bakarak "Sorun var. Geçen beni dövüyordun tâbi bende senin ağzının payını verdim ama şimdi bakınca pek de birşey anlamamışsın. İstersen yine yapabilirim."

"Neyse başka şeyler konuşalım. Ne yapıyorsun?"

Büyük bir kahkaha atmaya başladım. "Bilmiyormuş gibi sorman peki."

O da gülmeye başladı. "Doğru sabah şirket CEO'su, akşam da çete başı."

İkimiz de gülmeye başladık. Biramı içerken bittiğini fark ettim.

"Bitmiş bu." Yine gülmeye başladım. Evet maalesef kafam güzel olunca her şeye gülüyordum.

"Al istersen bundan iç." Bana birasını uzattı ve bende içtim. Sonra cebimden sigara paketini çıkardım. İlk kendim aldım ve yaktım. Sonra da Bora'ya uzattım. O da aldı ve yaktı. Sigarayı içime çektim ve üfledim. Biliyorum zararlıydı ama benim umrumda değildi. Gökçe beni ne kadar uyarsa da azaltmaya başladım maalesef. Eskiden baya içiyordum çünkü.

"Siktiğimin hayatı işte. Adaletsizliği desen var,eşitsizliği desen var. Niye yaşıyoruz ki bu hayatta. Mesela ben. Neden yaşayım ki. Kimsem yok. Bir Gökçe'm var birde diğerleri. Onlarda bensiz yapabilirler aslında. Sevdiğim kimse yok,beni seven kimse yok."

"Belki de vardır." Dedi sessizce Bora. Ama duymuştum.

"Efendim ne dedin?"

"Ha şey doğru söylüyorsun. Bu hayatta hiç kimse senden önemli değildir. Tabii hayatından önemli insanlar vardır. Onlar için yaşıyorsun galiba sen. Yani şey olarak sevdiklerin için herşeyi yapan birisin. Dışarıdan öyle gözüküyor."

Gülümseyerek yüzüne baktım ve "Evet öyle biriyim. Sen nasıl birisin?"

Yüzüme ilk başta şaşırarak baktı. "Ben mi bilmiyorum nasıl biriyim ben de bilmiyorum."

"Neden bilmiyorsun? Yani bir insan kendinin nasıl olduğunu neden bilmez?"

"Ben hep şımartıldım. Hem tek erkek ben olunca hem de genellikle zengin çocukları şımartılır. Ama ben kendim gibi davranmayı bilmiyorum."

Şaşırarak yüzüne baktım. Sonra benim yüzüme baktı biraz göz teması kurduk ve sonradan değişik değişik bakmaya başladı. Kafam güzel olsada ne olduğunu anladım ve önüme döndüm.

Bora gülmeye başladı. "Ne oldu korktun mu?"

"Ne,ne alaka? Ben hiçbir şeyden korkmam bir kere! Karşımdaki korksun."

"Ben mi korkacağım? Hahaha güleyim de boşuna gitmesin."

"Evet sen ve diğer karşıma geçenler benden korksun. Çünkü aklınıza alamayacağınız şeyler yaparım!"

Bana biraz yaklaşarak "Öyle mi ne yaparsın?"

Bende onun yüzüne doğru yaklaşarak "Aklına bile gelemeyecek şeyler yaparım!"

Gözleri gözlerimden ayrıldı ve aşağıya doğru bakmaya başladı. Gözleri dudaklarıma kaydı. Yüzüme daha da yaklaştı. Ve dudaklarını dudaklarıma dokundurdu. Hemen sonra çekildi ve önüne döndü.

Benim düşmanım saydığım kişi dudaklarımı öptü... Ne yapacaktım? Ne yapacağım çok belliydi! Buna nasıl cesaret edebiliyordu!

"Ne yaptığını sanıyorsun lan sen!" Bana açıklama yapmalıydı yoksa yüzünün tam ortasına yumruk yiyecekti. Ama sessiz kalmayı tercih etti. Burnuna doğru sert bir yumruk attım.

"Ahh! Ne yapıyorsun ya!" Ayağa kalktı ve bana vurmaya çalışacakken özel bölgesine tekme attım. Yere inliyerek düştü.

"Aaa çok özür dilerim. Bilerek olmadı Boracık! Bundan sonra böyle birşeyi yapmazsın diye düşünüyorum." Yüzüne biraz yaklaşarak "Bir daha yaparsan çok kötü şeyler olur!"

Arabama doğru yürüdüm. Arabama bindim. Camdan dışarıya baktım ve benim arabama bakıyordu. Sonra kendi arabasına bindi ve gitti.

Hafif başım dönüyordu. O yüzden arabayı yavaş sürdüm. Eve geldim. Kapıyı açtım ve Gökçe eve gelmişti. Yanıma geldi ve "Neden bu kadar geç geldin? Telefonunu aradım açmadın!" Hemen bana sarıldı.

"Sahildeydim. Oturmuşum birde sigara falan içtim."

"Kahve yapayım mı sana?"

"Olur aslında bende bir duş alayım."

"Tamam canım hadi sen yukarı çık bende kahvemi yapayım."

Odama çıktım ve üstümü çıkarıp duşa girdim. Hemen duşumu alıp üstümü giyindim. Saçımı kurutmadan aşağı indim. Bu yaşıma kadar bana kimse saçımı kurutmamı öğretmedi. Hatta bu yaşıma kadar kimse benim saçımı kurutmadı. Bende hiç kurutmazdım.

Aşağı indim ve Gökçe'nin yanına gittim. Gökçe salonda oturmuş kahvesini içiyordu. Yanına oturdum ve kahvemi elime aldım. Kendime gelmiştim. Kahvemi bitirdim ve hemen odama gidip uyudum.

Sabah çığlıkla uyandım. Gökçe koşarak yanıma geldi. "Ne oldu?"

"Dün... Dün bu Bora benim yanıma gelmişti ve sonra beni öptü! Ben buna nasıl ağzını burnunu patlatmadım!"

"NEE!Ohhh yandan yandan siz olmuşsunuz kızım!"

"Hayır! Yok öyle bir şey! O benim düşmanım! Sana yaptıkları peki! Lütfen bir daha onunla beni shipleme."

Gökçe gülerek "Tamam tamam kızma."

Gökçe odamdan çıktı. Hemen ayağa kalktım ve dolanmaya başladım. Böyle bir şey nasıl olabilirdi! Kendime bu yüzden çok kızıyorum!

"Offf Tutku nasıl yaparsın böyle birşeyi!" Dedim kendi kendime.

Hemen üstüme rahat şeyler giyindim ve evden çıktım. Kahvemi aldım ve bizim ortak eve geçtim.

İçeri girdiğimde kimse yoktu. Muhtemelen işlerinde olmalıydı. Masanın yanına geçtim ve sandalyeye oturdum. Bilgisayarı açtım ve ailemin konusuna döndüm.

O zamanlar evimizde kamera vardı ve hala duruyordu. Kameradan o günkü olayı açtım. Ben köşede saklanmıştım ve annem ile babam rehin tutmuşlardı. Babam "Ne oluyor?" diye soru soruyordu. O adamlarda "Patronun selamı var." deyip ikisini de vurmuştu. Ben orada bacaklarımı kendime çekmiş ağlıyordum. Oradaki bir tane adam yanıma gelip beni dövmüştü. Sonra da hepsi gittiler. Ben annem ve babamın yanına gidip "Uyanın" diye söylüyordum ama ikisi de cevap vermiyordu. Sonra babamın telefonunu almıştım ve Cem abiyi aramıştım. Cem abi geldi ve dizlerinin üstüne düşmüştü. Hemen kendini toparladı ve yanıma gelmeden önce polis ve ambulansı aradı. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Bana "Sen şimdi ağlarsan onlar çok üzülürler o yüzden sonsuza kadar onlara söz vermelisin. Hiçbir zaman ağlamaman konusunda. Sen söz verirsen onlar hep mutlu olurlar ve senin yanında olurlar." Gözlerim kızarmış ve ağlamamı durdum. "Gerçekten mi?" Cem abi gözlerime bakarak evet anlamında kafasını sallamıştı. Sonra annem ve babamın ortasına geçmiştim. Onlara "Söz veriyorum anne baba bir daha ağlamayacağım. Siz benim yanımda dursanız yeter." Sonra polisler ve ambulans gelmişti.

O günden beri kimsenin karşısında ağlamıyordum. O gün olanları izleyince gözlerim küçüklüğümü gördü. Bana gülümsüyordu. Gözümden bir damla yaş düştü ve onu hemen sildim. Sonra dışarıda ki arabanın plakasını yazdım ve o adamların yüzlerini net olana kadar çektim ama yüzlerinde maske olduğu için fazla birşey belli değildi.Hepsini önüme koydum ve en ince ayrıntısına kadar düşünmeye başladım.

O sırada kapı açıldı. İçeri Onur,Akın,Efe ve Cem abi girdi. Şaşırmış yüzümle onlara baktım. "Siz neden geldiniz?"

Onur "Eve uğradık değildin burada olduğunu düşündük. Sen ne yapıyorsun burada."

"Ailemin katilini bulmaya çalışıyorum."

Cem abi "E o zaman bizde yardım edelim değil mi?"

Masanın etrafına oturdular ve gülümsemeye başladım. "Teşekkür ederim yardımlarınız için."

Akın "Kız biz yardım etmesek nasıl bulacaksın zaten! Bak şimdi bütün sırları çözeceğim! Hiç biride bulamayacak,ben bulacağım!"

Gülmeye başladım ve "Görüyor musunuz kardeş gibi kardeş! Gel ulan buraya sarılacağım sana."

Akın dünden razıymış gibi masanın üstünden zıplayarak yanıma geldi ve sımsıkı sarıldım. Hepimiz gülmeye başladık.

"Hadi hadi çalış bakalım bu kadar gevezelik yeter." Dedi Onur.

Herkes kendine bir bölge bir iş seçerek uğraşıyordu.

3 saat sonunda Gökçe arıyordu. Telefonu açtım.

Tutku:Gökçe?

Gökçe:Tutku ne yapıyorsun?

Tutku:Ne yapayım ailemin katilini bulmaya çalışıyorum sen?

Gökçe:Ben de kahve içiyordum da şuan boşum hastaneye gelsene.

Tutku:Birşey mi oldu?

Gökçe:Hayır canım öyle canım sıkıldı seni çağırayım dedim.

Tutku: Tamam o zaman her zamankinden alıp gelirim.

Gökçe:Tamam bekliyorum canım.

Ayağa kalktım ve "Gökçe çağırıyor onun yanına gideceğim. Belki havam değişir ama pek sanmıyorum. Eğer küçük birşey bile bulursanız beni hemen arayın. Lütfen."

"Tamam Tutku sen git hadi biz araştırıyoruz." Dedi Cem abi.

Arabama bindim ve yola çıktım. Küçüklüğümü görünce en çok ona üzülmüştüm. Onun istediği hayatı yaşayamadık. Bunları düşünmemeye çalışıyordum ama sürekli aklımda ki sorular çoğalıyordu.

Hastaneye gelmeden önce hastanenin yanındaki pastaneden ikimize kahve ve küçük pasta almıştım. Hastaneye girdim ve Gökçe'nin odasına girdim.

"Hoş geldin!" diyerek yanıma geldi ve sarıldı. Moralim bozuktu ama zorlada olsa gülümsemeye çalıştım.

"Hoşbuldum." Aldıklarımı masaya koydum ve koltuğa oturdum. Ben fazla konuşmuyordum ve göz ucuyla baktığımda Gökçe beni inceliyordu. 10 dakika sonra "Ne oldu? Neyin var? Düşünceli ve dalgın gözüküyorsun?"

"Uzun zaman sonra evdeki son görüntüleri izledim. Orada küçüklüğümü gördüm. Ayaklarımı kendime çekmiş ve ağlıyordum. Annem ve babam ne olduğunu çözmeye çalışıyordu ama -tak tak- ikisini de vurmuşlardı. Onun şeyindeyim galiba." Duvarı izliyordum.

Gökçe kalktı ve yanıma gelip bana sarıldı. "Bulacağız merak etme tamam mı?"

Bana üzülmesin diye başımı tamam anlamında salladım. 2 saat sonra tekrar Cem abigilin yanına gitmek için arabama bindim.

Arabama bindiğimde gözlerimi kapattım ve başımı arkaya yasladım. Biraz böyle durunca bir pizzacıya girip oradan pizza aldım. Muhtemelen Cem abi,Efe,Akın ve Onur yemek yememiştir. Yemekleri aldım ve arabaya tekrar bindim.

Evin önüne geldim ve yemekleri aldım ve içeri girdim. "Merhaba!"

Hepsi de beni görünce ayağa kalktı. Bende elimdekileri gösterdim ve ilk koşan Akın oldu. "Sonunda! Tutku bunlar bana yemek vermediler biliyor musun? Aç bıraktılar hepsi! Ama sen bana kıyamadın ve aldın değil mi?"

Gülümseyerek "Tâbii ki Akın! Sana almayacaksam kime alacağım. Neyse hadi gelin yiyelim."

Yemekleri yedik ve tekrar işe koyulduk. Yaklaşık 1 saat sonra Cem abi ayağa kalktı ve yanıma geldi. "Tutku birşey buldum!"

Şaşırmıştım ve bir yandan mutlu olmuştum. "Gerçekten mi! Hemen göster abi!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.