Vücuduma çok soğuk birşey döküldü ve sonra saçımdan tutup geriye doğru atıldım. Gözlerimi açtığımda o vardı. Yine o vardı. "Ooo sonunda uyanabildiniz."
Kafamın arkasından tam enseme doğru bir acı hissediyordum. Elimi uzatıcaktım ama ellerim ve ayaklarım bağlanmıştı. Bir yandan da omuzumdaki yara acıyordu.
"Evet kimsin sen? Burayı nasıl buldun?"
Canım acısa da yine gülümseyerek "Ecelin. Ecelin de seni buldu ve öldürecek!"
"Bu halde mi? Ağzın yüzün patlamış üstüne bağlanmışsın. Nasıl beni öldüreceksin? Öldürsen bile diğerleri de seni öldürür."
"Sahi senin yanında 3 tane lolipop vardı. Nerede onlar? Korkup kaçtılar mı?" Gülüyordum ve onun gözünden ateş fışkırıyordu.
Bana tokat attı ve başım sola doğru düştü. "Senin o sürtük arkadaşını bırakmaya gittiler. Hele bizi polise söylesin bak neler olucak o zaman!"
Gökçe'ye sürtük demişti. Gökçe kırmızı çizgimdi. Ona her söylenen laf bana da söylenmiş olurdu.
"Sen ne dedin!" Sesim çok yüksek çıkmıştı. "Hem ne yaptın da seni polise söyleyecek." Yine alaycı bir şekilde güldüm.
Tam o sırada kapı açıldı ve yanında taşıdığı o 3 kişi gelmişti. "Hey sana diyorum ne yaptın da seni polise söyleyecek?"
"Sanane ulan sanane." Diğerleri de gözlerini bana dikip bakıyordu. Kafamı ne bakıyorsunuz diye salladım.
Saçı kumral olan "Abi ne yapacağız bunu?" Bana yaklaşarak saçıma dokunuyordu. Kafamı hemen geri çektim. Sinirlenmiş duruyordu ve geri çekildi.
"Evet bence acı çektirelim ne dersiniz?" 4'ü de gülerek birbirine bakıyordu. Hiçbir şey benim canımı acıtamazdı.
Patron olan sigarasını yaktı,içine çekti ve bana doğru üfledi. Yanıma biraz daha yaklaşarak. Yaralı omzumu açtı. Sargı bezi olduğunu görünce "Ne oldu buraya?"
Gözlerimi kaçırarak "Oradan vurulmuştum. Hem ben sana bunu neden söylüyorum ki çok mu önemli!"
Aklından ne geçti bilmiyorum ama ilk önce arkasına dönerek diğerlerine baktı. Bana döndü ve yaramı eliyle sıkmaya başladı. Canım acıyordu ama bu 4 itin yanında sesimi çıkarmadım.
"Acımıyor mu?" Kafamı hayır anlamında salladım ve sıkmayı bıraktı. Üstünde gömlek vardı ve kollarını yukarıya doğru kıvırmaya başladı. Kumral olana "Çözün onu!" Başlarıyla onayladıktan sonra ellerimi ve ayaklarımı çözdüler ve kollarımdan tutmaya başladılar.
"Şimdi ne oldu?" Sadece yüzüme baktı ve "İşimiz var." Yüzünde çok pis bir sırıtma oluştu. Üzerime doğru geliyordu. O yaklaştıkça ayaklarım yerinde durmayıp ona vurmak istiyordum. Yüzümle sadece bir karış kaldı ve kafasına bir kez daha kafa atmıştım. Sonra arkamdakilere de tekme attım. Hepsi de acıyla inledi. Alaycı bir şekilde "Aaa ne oldu öyle ya? Tüh çok üzüldüm."
Hepside ayağa kalktı ve üzerime doğru geliyordu. "Ne kadar adaletsizsiniz. 4'e 1. Neyse sorun değil benim için. Ama size sorun." Duvarın sonuna gelmiştim. Beni dövmeye başladılar.
Yaklaşık ne kadar dövdüklerini bilmiyordum ama yüzümün kana bulanana kadar vurmuşlardı. Bırakıp karşıma geçtiler ve beni ayağa kaldırdılar. Onlara karşılık verememiştim. Çünkü kenara kısılmıştım.
"Sizin erkekliğinizde bu kadar değil mi? Bir kadına el kadıracak kadar. Üzülüyorum size yazık."
Hepside sinir olmuştu ve beni tutan saçımı çekti ve "Sus da patronu dinle!"
Gülmeye başladım. "Bu mu patron el kadıracak kadar erkekliği olan. Güleyim de boşa gitmesin!" Yüzüne bakmaya başladım.
Sinirlenmişti. Elini sıkarak "Şunun yüzünü temizleyin daha işimiz bitmedi bununla!"
Tam arkasını dönüp gidecekken "Boşverin ben yaralarımı seviyorum benim ders çıkarmam için duruyorlar ve ben bu dersleri silmem!"
Bana döndü ve "Silinecek!" Aşırı sinirlenmiştim. Kollarımı tutmasalardı şuan onu boğarak öldürebilirdim.
Hava iyice kararmıştı. Gökçe umarım iyiydi. Kumral olan yanıma geldi ve "Al temizle!" Elindeki ilk yardım çantasını aldım ve yüzümü temizlemeye başladım. Canım acıyordu ama umurumda değildi. Temizledikten sonra "Elimi nerde yıkıyabilirim?"
Sağ köşede bir kapı vardı orayı gösterdiler ve oraya girip ellerimi yıkadım. Karşımda ayna vardı. Kendime bakmak istemiyordum. Korkumu yenip baktım ve bir kaşım patlamış,dudağımın kenarı patlamış ve yüzümde bazı yaralar vardı. Gözlerim omuzuma doğru döndü ve yaram kanıyordu. İçimden söylendim sonra kapıyı sertçe kapatıp oraya doğru ilerledim.
İsmini hâlâ bilmediğim patron dedikleri kişi yanıma geldi ve "Yaran kanıyor."
Bilmemiş gibi yaparak "Ne yapayım? Kanarsa kanasın, canım acımıyor hissetmiyorum bile."
Yanıma sandalye çekip oturdu ve omzumu açtı. Üstünde ki sargı bezini açtı ve tendürdiyotu pamuğa bandırıp yarama sertçe bastırdı.Yüksek sesle bağırdım ve "Öküz!"
Bilerek yaptığına adım gibi emindim. Sonra sargı bezini yapıştırdı ve omzumu kapattı. Sonra ayağa kalktı ve "Takip et. Sizde gelin."
Onlar giderken ben hala oturuyordum. Arkamdan "Hemen gel!" dedi yine aynı ses. Sinirle ayağa kalktım ve sandalye yere düştü. Onları takip ettiğimde bir merdivenden çıktık ve burası boks yapmak için bir yerdi.
"Ne yapacağız burada?" Bana döndü ve "Sen demedin mi 4'e 1 diye. Onun için benimle dövüşeceksin."
Alayla gülerek "Emin misin bu sefer de 4'e 1 olmayacağına. Çünkü ben sana güvenmiyorum."
Kolumu sıktı. "Evet eminim şimdi yürü!" Beni ittirerek boks eldivenlerini elime tutuşturdu. Boks için ayrı sahasına girdik ve üstümdeki uzun kolluyu çıkardım. Üstümde sadece sporcu atleti vardı.
"Hey başlamıyor muyuz?" Bana bakıyordu. Kafasına su şişesini attım ve "Ha?"
"Hadi diyorum başla!" Kendine geldi ve ikimizde başlamak için hazırdık. Onun yüzünü pert etmek istiyordum. Diğerlerinden biri hakem oldu ve "Başlayın!" dediği an ilk hamleyi ben yaptım.
Bir hareketimle onu yere düşürdüm ve üstüne çıkıp yüzünü yumruklamaya başladım. İçlerinden beri "Burada seks yapmaya gelmedik dövüşün!" Onu dediği an ona doğru baktım ve tam ayağa kalkcakken bu sefer beni yere düşürdü ve üstüme çıktı. Ellerimi yukarıda tuttu. Bana yumruk atacağı yere yüzüme yakınlaşmaya başladı ve kumral olan "Patron biz çıkalım mı?" gülerek. Bana bakıp sırıtıyordu.
"Yumruk atmayacaksan in üstümden!" Kafasını hayır anlamında salladı ve o an tüm gücümü toplayıp onu üstümden attım. Ayağımla göğsüne doğru bastırdım. Bağırarak 5'e kadar saydım ve arkadan "Ayağa Kalksana!" diye sesler duyuyordum. 5'e geldim ve ben kazandım.
Eldivenleri çıkardım ve köşeye fırlattım. Normalde kazanan kaybedene elini uzatırdı ve ben bunu asla yapmayacaktım.
Sahadan çıktım ve su içmeye başladım. O da sahadan çıktı ve bana değişik bir şekilde bakıyordu. Suyu kapatıp ona doğru fırlattım ve "Ne bakıyorsun lan!"
"Sanane göz benim bakarım." Sinirlenmiştim ve ona el hareketi çektim. Bana sinirli gözlerle bakıyordu. Hemen aşağıya doğru inmeye başladım.
Gün ışığı vuruyordu. Muhtemelen bizimkiler gelmişti. Ama ne ara sabah olmuştu. Hemen eşyalarımı aldım ve kapıya doğru koştum.
"Koşun kaçıyor!" Gülmeye başladım ve dışarı çıktım. 2 koruma vardı ve hemen silahla kafalarına sıktım ve bir araba gördüm. Bu bizim arabaydı hemen oraya doğru koştum.
Arabaya bindim ve arabanın üstünde bir cam vardı orayı açtım ve bağırarak "Sizinle görüşeceğiz orospuçocukları!" deyip orta parmak kaldırdım. Gülmeye başladım.
Arabanın içine girdim ve arabada benimle birlikte 4 kişi vardı. Arabayı Efe sürüyordu. Onun yanında Akın vardı ve arkada Onur vardı.
Onur yüzüme bakıyordu. "Ne oldu?" Yüzü baya kızgın duruyordu.
"Ne mi oldu? Ne olmadı mı Tutku! Yüzünün haline bak kıyafetin hep kan ne yaptılar sana! Arabayı durdur şunları öldürüceğim!"
"Arabayı durdurma ve ayrıca ben onlara hadlerini bildirdim Onur. Bu yüzümdekilerde beni köşeye sıkıştırdıkları için yoksa böyle bir şey olmazdı bunu en iyi sen biliyorsun.
Onur "Evet biliyorum ama senin canın daha önemli!" Hâlâ sinirliydi. Elini tutup omzuna kafamı koydum.
Gözlerimi kapattım ve uyumaya başladım. Uyandığımda bizim eve gelmiştik. Bir yandan hiç de girmek istemiyordum. Çünkü Gökçe canımı okuyacaktı. Evin kapısını çalmadan önce ben Onur'un arkasına geçtim. Kapıyı Akın açtı. Rahatlamıştım. İçeri girdim ve Gökçe kapıda bekliyordu. Onur önümden çekildi ve Gökçe'ye doğru yavaşça ittirdi. Gökçe hemen boynuma atladı ve sarıldı. Bende ona sarıldım.
"İyi misin yüzün acıdı mı çok?" Gülümsedim ve hayır anlamında salladım.
"Onların hadlerini bildirdim. Sana ne yaptılar? Sen ne gördün?" Yüzüm de korku vardı ,endişe vardı.
"Bir adamı öldürdüler. Ayağım birşeye çarptı o da ses yapınca beni farkettiler."
"Tamam ikimizde iyiyiz. Yemek yaptın mı ya ben çok açım."
Ben hariç herkes gülmeye başladı. "Ne gülüyorsunuz ya insan acıkamaz mı?" Hepsine ters ters bakmaya başladım. Ters ters bakmam bitince teker teker hepsine de dilimi çıkardım ve mutfağa doğru yürüdüm.
Arkamdan Gökçe sırtıma atlayarak "Oyy sen bize trip mi atıyorsun." Yanaklarımı sıkmaya başladı. En nefret ettiğim şeydi ama Gökçe'ye izin veriyordum ve diğerlerine de. MAALESEF. Sevdiklerimin yüzü gülsün bana yeterdi aslında. Gerisi umrumda bile değildi.
"1 trip atmıyorum ben ve atmam da. Ben ve trip aynı kategoriye bile giremez. 2 sırtımda in lütfen birazdan ikimiz de yere düşeceğiz." İnmeyip boynuma daha sıkı sarılmaya başladı ve bacaklarını tutup "Yolumuzdan çekilin!" diye bağırdım.
Efe,Onur ve Akın köşeye geçmiş bizi izliyorlardı. Gözüm Onur'a kaydı ve bana hayranlıkla bakıyordu. Göz göze gelince gülümsedik.Onlar çekildi ve hızlı bir şekilde koşmaya başladım.
Gökçe "Tutku dur düşeceğiz lütfen!" Bir yandan mızmızlanıyordu bir yandan da kahkaha atıyordu. Yüzünü göremesem de şuan da gözleri kısılmış ve 32 dişini göstererek güldüğüne adım gibi emindim.
Nasıl oldu anlamadım ama ayağım takılmıştı ve yere düşmüştük. Hafif omzum ve vücudum acımıştı ama sesli bir şekilde kahkaha atmaya başladım. Gökçe de olayı anlamadı ama sonradan farkına varıp o da gülmeye başladı.
Onur ,Efe ve Akın yanımıza koşturarak geldi. Onur "İyi misiniz?" Ben hala gülüyordum ki Gökçe benim sırtıma doğru düşmüştü ve hala duruyordu.
"Ben çok iyiyim de bu üstümde yatan kızı almazsanız çok kötü olaylar olucak. Alın şunu üstümden." O yaşanacak olayı hiç düşünmek istemiyorum ama...
Gülmeye başladım ve Gökçe kalkarken "Yerim çok güzeldi ama ya neden kaldırdınız ki!"
Gökçe üstümden kalkınca diğer tarafıma döndüm ve kafamı yere koydum. "Öyle mi canım... Bak pisleşmek istemiyorum lütfen bu konuyu kapatalım."
Akın yanıma gelerek "Tutku?" Bak yine gelmişti işte şimdi pisleşme ustası tam yanımda duruyordu.
"Efendim Akın?" Lütfen beni şaşırt Akın lütfen!
"İyi misin? Miden falan bulanıyor mu?" Ne alakaydı şuan. Mide bulanması?
"Ne alaka şuan?" Akın;Onur,Efe ve Gökçe'nin suratına bakıp sırıtıyordu ve onlarda sırıtıyordu. İşin aslını biraz sonra öğrendiğimde ani bir hızla Akın'a dönüp "AKIN!" O kadar çok bağırmıştım ki Akın yerinden sıçradı.
"Seni döverim gözümdem kaybol yoksa senin için hiç iyi olmaz!" Ne kadar çok iyi arkadaşlarım vardı ama...
Akın "Tamam sustum." Dedi ve gülmeye başladı. Bir yandan da Onur gülüyordu. Diğerlerine bakıcaktım ki Gökçe ve Efe mutfağa gitmişti. Bunlar ne ara gittiler? Onur'a gözlerimi kısarak "Hoşuna mı gitti?"
Onur "Evet hem de çook." Sizi bana tek tek mi gönderiyorlar?
"Elini uzatta kalkayım hiç biriniz de kaldırmadınız. Kızgınım size!" Onur kaşınıyormuş gibi gülerken yanıma geldi ve beni kaldırdı.
Bir an başım döndü ve yere düştüm. Gözlerim yavaş yavaş kapandığında sadece Onur'un yanıma gelip "Tutku!" demesini duydum ve gözlerim kapandı.
Her zamanki gibi evim olan o karanlıkla baş başa kaldım. Beni bazen tek anlayan o karanlık...