Gözlerimi açtığımda oda da tek başımaydım. Koluma serum bağlanmış. Başım ağrıyordu.
Sonra kapı açıldı ve içeri hemşire girdi. Yanıma geldi ve "Biraz daha iyi misiniz Tutku Hanım?"
Kafamı evet anlamında salladım. Konuşmaya gücüm yoktu. "Ama başım ağrıyor." dedim güçlükle.
"Şimdi normal uzun zaman yemek yemeyince bayılmışsınız. Dışarıda arkadaşlarınız var. Çağırmamı ister misin?"
"Ne zaman taburcu olabilirim? Onları da çağırabilirsiniz." Yavaşça gülümsedim. O da bana gülümsedi.
"Arkadaşlarınızı çağırayım sana da gerekli şeyleri anlatırım." Dışarı çıktı. Onları çağırdı ve ilk Gökçe girdi. Sonra Cem abi,Akın,Efe ve Onur.
Gökçe koşarak bana sarıldı. Omzumun üstüne bastığı için canım acımıştı. Hemen geri çekildi ve "Özür dilerim yarana bastırdım. Acıdı mı?"
Gülümsedim ve "Hayır acımadı. Sizin canınız yanmasın yeter."
Hemşire bana bakarak "Serum bitince taburcu olabilirsiniz. Birazdan doktor gelecek ve size detaylıca anlatır."
Tam o sırada doktor geldi ve "Tutku nasılsın bakalım?"
"İyiyim doktor bey de ben şimdi çıksam olmaz mı burası beni geriyorda."
Doktor gülmeye başladı. "Biliyorum sıkıldın ama serumun azalmış. Evet sizler yakınısınız galiba. Tutku Hanım'ın değerlerine baktığımızda bağışıklığı biraz düşük. O yüzden sağlıklı yiyecekler yemeli. Gökçe sende biliyorsun iyileşmesi için bunları yapması gerekiyor. Geçmiş olsun." Doktor ve hemşire odadan çıktılar.
Ne bu? Yakında evim olacaktı bu hastane. Buraya gelmek istemiyorum. Çünkü eski anlarım geliyordu. Ben genellikle gelecek ile ilgilenirdim ama geçmişte beni bırakmayan anılar vardı. Bunları şuan da hiç hatırlamak istemiyorum. Ama içimde bir his vardı sanki yakın zamanda bu eski şeyler karşıma çıkmasada hatırlayıp bir köşeye geçip kendimi yalnızlığa kapatıcaktım. Böyle bir şeye izin vermezdim ama genellikle içimde kötü his olursa o olay gerçekleşiyordu.
Gökçe "Kuzum iyi misin?" Kesin çok telaşlanmıştı. Ufacık bile birşey olsa telaşlanırdı. Benim içinde öyleydi ama bende farklı birşey daha vardı. Onun kılına dokunanı yakardım.
"Bak artık bozuşacağız. Arkadaşım birşeyim yook. Lütfen iyi misin iyi misin? İyiyim. İyi olmasam size söylemez miyim ben?"
Bazı insanlar dışarıdan iyiyim dese de bazen hiç iyi değildir. Yani bende öyle. Şimdi diyeceksiniz arkadaşların var hayatın güzel. Ama hayat öyle değil. Dışarıdan çok güzel bir hayatı olan birinin belki de gerçekten de güzel hayatı yoktur. Belki de dışarıdan çok kötü gözüken birinin hayatı güzeldir.
Hayat aynı ayna gibi değil mi sizce de?Aynaya baktığınızda sadece dışarıyı görürsünüz,içinizi göremezsiniz. İnsanların hayatını dışarıdan gördüğümüz gibi görürüz çünkü içini bilemeyiz. O hayatın içindeki acılarını, hayal kırıklığını,hiç yaşanmamış çocukluk hayallerini ve mutluluklarını göremeyiz.
Ama ben kime baksam içini hep görebiliyordum. Mesela Onur. Onur benim 5 yaşımdan beri tanıdığım bir arkadaşım. Aynı yetimhanede büyüdük. Tabi erkekler ve kızlar aynı anda değildi ama aynı yerdeydik. O günü adım gibi hatırlıyordum.
Ben bir kenara oturmuş ağlıyordum. O zamanlar Onur benden 1 yaş büyüktü. Yanıma oturdu ve bana mendil uzatmıştı. Bana o zaman "Her ne oldu bilmiyorum ama ağlama artık küçük kız." Demişti. Elinden mendili alıp gözlerimi sildim ve ona "Ben küçük kız değilim! Ben Tutkuyum!" Bana bakarak gülümsedi. "Tamam küçük kız. Bende Onur." Ona orada ters bakış atıp gitmiştim. O günden sonra alışmam zor da olsa hep Onur ileydim. Onur sanki benim abimdi. Onur gülerse bende gülerdim,ağladıysa beraber ağlardık,kavga mı ederdi yanına gidip ona yardım ederdim. Ama onun ailesi de onu terk edip gitmişti. İkimizin de durumu aynıydı ailemiz yoktu. Biz birbirimizin ailesi olduk.
Sonra Efe ve Akın. Onlarda en yakınım sayılırdı. Onlarla ortaokuldan beri tanışıyorduk. 4'ümüzde aynı sınıftaydık. Sonra onlar da ailem oldu ve beraber tüm gücün üstünden gelmeye başladık. Onlarda bende 1 yaş büyüktü. Beni hep kız kardeşleri olarak gördüler bende onları abilerim olarak gördüm. Onlar ise ailelerinden küçük yaştan beri şiddet görüyorlardı. Biz de bir gün karar verdik ve şunları kendimize söz verdik:"Bundan sonra bizim ailemiz buradaki 4 kişi. Biz birimize her zaman güveneceğiz. Kimse bizi üzemeyecek. Üzeni üzeriz. Bundan sonra bu 4'lüyü herkes çekecek!"
O günler çok güzeldi. Hemen kendime döndüm ve Gökçe "Bir yere daldın?" Fark etmişlerdi galiba. O kadar belli oluyor muydu?
"Boşver ya hadi çıkalım artık şu serum bittiyse. " Gülmeye başladık. Serum bitmişti. Hemen kıyafetlerimi giyindim ve arabaya bindik. Onurgil bizi eve bıraktılar ve sonra bizim ortak eve gittiler. Gökçe kapıyı açtı ve "Yemek yer misin?" Yemek mi? Bu da soru muydu? Tabikide yemek varsa bende varım.
"Sormadığını varsayıyorum." İkimiz de gülmüştük. Ben de salona geçtim.
Kendimi koltuğa attım ve gözlerimi kapattım. Gökçe'nin kolumu dürtmesiyle uyandım.
"Uyumuşsun ama yemek yemeden uyuma dedim. Gel yemek yiyelim." Kafamı salladım ve ayağa kalktım.
Yemeğimi yedim ve odama çıktım. Üstümde sanki büyük bir yük vardı. Odama girdim ve hemen ebeveyn banyoma girip duş almaya karar verdim. Kıyafetlerimi çıkardım ve suyu açtım. Suyun altına girdim ve kendimi biraz da olsa rahat hissettim. Banyodan çıktım pijamalarımı giyindim ve yatağıma yattım.
~
Sabah uyandım ve Gökçe uyanmamıştı. Hayret nasıl uyanmamıştı? Ne kadar kahvaltı yapmasam da ikimize birşeyler hazırlamaya başladım. İşlerimi bitirdim sofrayı kurdum ve telefonum çalıyordu. Odama gittim ve Cem abi arıyordu. Ben de diyorum benim başıma neden hala birşey gelmedi. Telefonu açtım.
Tutku:Sana da günaydın abi. Sen ağzını yorma yine ne gelecek başıma.
Cem:Bu sefer şirket ile ilgili Tutku. Bilmiyorum hatırlıyor musun ama bugün Özdemir Holding ile ortaklaşma için toplantımız var.
Tutku:O bugünmüydü. Neyse ben hazırlanıp şirkete geçerim. Yaklaşık 1 saat sonra geçerim ben haberin olsun. Toplantı kaçtaydı?
Cem: Saat 11'de. Ben birazdan geçeceğim.
Tutku:Tamam abi. Sana kolay gelsin.
Telefonu kapattım ve hemen üstüme bir takım alıp giyindim. Bir yandan kendi hayatımı araştırıyorum bir yandan da koca şirket ile uğraşıyorum. Cem abi olmasa ben bu işleri nasıl halledecektim?
Hafif makyaj yaptım ve Gökçe'nin odasına gittim. Kapısını çaldım ve "Gel! Dedi.
İçeri girdim ve "Hadi gel kahvaltı hazırladım bize." Gülümsedim. Bana aniden yüzü döndü ve şaşırmıştı.
"Sen ciddi misin?" Kafamı evet anlamında salladım. Üstünü düzeltti ve hemen koşarak aşağı indi.
Sesli bir şekilde güldüm. "Hey düşeceksin!" Mutfağa doğru ilerledim ve Gökçe gözlerini kocaman açmış masaya bakıyordu. "Hadi ye bakalım. Bende kahvemi alayım."
"Sen yemeyecek misin? Bak doktor ne dedi. Hatta ben de söyledim. Sağlıklı besleneceksin."
Sıkıntılı bir nefes verip "Hadi sen otur ben kahveden devam." Bana ters ters bakıyordu. "Hiç öyle bakma lütfen. Beni biliyorsun Gökçe."
Bana trip attı ve kahvaltısını yapmaya başladı. Bende kahvemi yapmaya başladım. Tezgaha doğru yaslandım ve Gökçe'ye bakıyordum.
"Bana bakmaya devam edecek misin?" Gülümsedim ve "Kızgın mısın bana?" Yanına gittim ve masum masum bakmaya başladım.
"Hiç öyle bakma biliyorsun o gözlerine dayanamıyorum!" Kafasını diğer tarafa çevirdi. Bende ona sımsıkı sarıldım.
"Sen bana kıyamazsın ki." Yanağından öptüm ve kahve makinesi ötmeye başladı. Hemen kahveyi bardağa koydum ve yanına oturdum.
"Hey sana birşey soracağım?"
"Söyle bakalım asi kız ne isteyeceksin?" Dedi. Aslında birşey istemeyecektim.
"Senin yarın izin günün ya..." Kafasını evet anlamında salladı.
"Yarın beraber
bir şeyler yapalım mı?" Gözlerine bakıyordum.
"OLURR! Yapalımm." Küçük çocuk gibi sevinmiştim. Tabi onun benden de bir eksiği yoktu o da çok sevinmişti.
Ayağa kalktım. "Canım benim bugün toplantım varmış. Normalde bizim ortak olan eve gidecektim ama şirkete gideceğim. Akşam geç gelebilirim haberin olsun."
"Tamam asi kızım sana kolay gelsin. Ama buraları sen toplayacaksın."
Bir yandan koşup bir yandan da sırıtarak "Ben gittim bile!"
"Ya Tutku!" Onu dinlemeden evden çıktım. Saat 9 olmuştu. Arabaya bindim. Şirkete yarım saatlik yol vardı. Şirkete gitmeden önce hep uğradığım kafeden kahve aldım. Kahvemi aldım ve arabama bindim. Yola devam ettim.
Şirkete geldim ve arabamı parkettim. Çalışanlarına güler yüzle selam verdim ve odama doğru yürüdüm.
Odamın önüne geldiğimde Azra yanıma geldi. Azra benim asistanımdı. "Günaydın Azra. Bugün kü şeyleri söyler misin?"
Odama beraber geçtik ve ben koltuğuma oturdum. Azra ayakta karşıma geçti ve bugün olan işlerimi söyledi. 1 toplantım ve stajyer gelenlere bakıcaktım.
"Tamam şuan saat 10'a geliyor. Toplantı yapacağım kişiler gelince toplantı odasına al. Toplantı bitince stajyerlere geçeriz. Çıkabilirsin." Gülümsedim ve o da gülümseyip odadan çıktı.
Sandalyemin arkasına doğru yaslandım.