İçeriğe geç

Adavet

Bölüm 10 · 9 dk okuma

Adavet

Bölüm 10

TEK ADIM

Gözlerimi yavaş yavaş açtım. Pencereden güneş ışığı geliyordu. Yatağımın üstünde doğruldum ve yanımdaki telefonumu alıp saate baktım. Saat 11'di. Komidinimin üzerinde bir not vardı.

"Tutku ben hastaneye gidiyorum. Sana da birşeyler hazırladım. Tâbi kahveni unutmadım. Lütfen hazırladıklarımı ye! Eve gelince bakacağım. Seni seviyorum."

Gökçe

Gülümseyerek ayağa kalktım ve ilk banyoya girdim. Üzerimi çıkarıp kendimi duşa attım.

Bornozumu giyinip odama geçtim. Kıyafetlerimi giyindim. Telefonumu ve arabamın anahtarını aldım.

Mutfağa gidip ayak üstü birşeyler yedim ve kahvemi içtim. Yavaş yavaş kapıya doğru yürüdüm. Evden çıktım ve arabama bindim.

Bugün şirkete gitmeyecektim. Ortak evime gidecektim. Umarım Cem abi birşeyler bulmuştur.

Yarım saat sonra ortak eve gelmiştim. Arabamı parkettim ve eve girdim. Salonda bir tek Cem abi vardı.

Cem abi beni görünce ayağa kalkıp yanıma geldi. "Günaydın Tutku. Nasılsın?"

"Ben iyiyim abi. Sen nasılsın? Videodaki adamı bulabildin mi?"

"Bende iyiyim. Teşekkürler. O adam araştırıyorum ama net birşey bulunca sana söyleyeceğim. Merak etme bulacağız."

"Umarım abi. Umarım. Neyse bir an önce şu adamı bulalım da."

"Tamam gel geçelim."

Kafamı salladım ve masaya geçtik. Yaklaşık 20 dakika sonra telefonum çalmaya başladım. Telefona baktığımda arayan Akın'dı.

Tutku:Akın ne oldu?

Akın:Tutku yetiş...Acil.

Tutku: Ne oldu? Hemen konum yolla.

Akın:T-tamam.

Akın:Bir konum gönderildi.

"Tutku neler oluyor?"

"Bilmiyorum abi. Ama kötü şeyler. Yanına silah al."

Hemen silah dolabını açıp 2 silah aldım. Cem abi ile yola çıktık. Hemen konumu açtım ve 1 saat gösteriyordu ve 1 dakika burası... Oldukları yeri görünce son gaz basmaya başladım.

"Tutku yetişebilecek miyiz? 1 saat gösteriyor."

"Merak etme abi orayı biliyorum ve hemen orada olacağız."

"Ne nasıl biliyorsun?" Telefonu aldı ve oldukları yeri görünce gözleri kocaman açıldı. "Sen burayı nerden biliyorsun?"

Gerçeği söylemeli miydim? Söylersem beni bulurlardı. Söylememeyi tercih ettim ve "Bir operasyonda gitmiştim ya orası. Kestirmeden gideceğim 20 dakikaya orada olacağız."

Tam da 20 dakika sonra orada olduk. Arabayı az geri bıraktık ve arabadan indik.

"Cem abi dikkatli ol. Ben önden gideceğim sende benim arkamdan."

Cem abi kafasını tamam anlamında salladı ve karşımızda ki depoya doğru ilerlemeye başladık. İki elimle de silahımı sıkı tutuyordum. Burası Gökçe'nin kaçırıldığı depoydu ve burası Bora'nın yeriydi.

Kapının önünde 2 adam vardı onları bayılttıktan sonra ayağımla kapıyı açtım. Kapıyı açtığımda Akın,Onur ve Efe'yi sandalyeye bağlamışlardı. 3'ünün etrafında da Bora ve yanında olduğu adamlar vardı. Etrafa iyice baktığımda deponun içinde 10 tane koruma vardı ve Cem abi ile benim üstüme geliyordu.

Akın "Tutkus! Arkandan geliyor!" Hemen arkama dönüp arkamdaki adamı dövdüm. Cem abiye baktığımda zorlanıyordu. Hemen ona yardım etmeye gittim.

Hepside bittiğinde Bora alkışlayarak bana doğru yürüyordu. "Bravo küçük kız. Gerçekten çekiciydin. Etkilendim."

Silahımı belime koyup ben de onun üstüne doğru yürümeye başladım. "Ne yapıyorsun?"

Tam karşımda durdu. Sırıtarak "Seni denemek istedim güzellik. Canın olan kişileri ne kadar seviyorsun diye ve yaklaşık 20 dakika da geldin oysaki 1 saatlik yolu. İlgimi çekti. Nasıl geldin? Uçak ile mi?"

Sinirli bir şekilde nefesimi verdim. "Onları bırak."

"Ya ama neden ben özellikle şu kıvırcıkla ilgilenmek istiyordum."

Sinirli bir şekilde "Sana son kez söylüyorum onları bırak!"

"Olmaz bırakamam güzelim."

"Lan ben senin güzelin değilim! Güzelim deme bana!" Yüzüne kafa atıp yere düşürdüm. Hızlı bir şekilde Onurgilin yanına gittim ama Bora'nın yanındakiler geliyordu. Hepsine de yumruk attım ve hepsi de acı çekiyordu. İlk Akın'ı çözdüm. Akın Efe'yi bende Cem abi ile Onur'u çözüyordum.

"İyi misiniz? Size birşey yaptı mı?"

Akın "Hayır yapmadı ama Efe ve Onur'a vurdular."

"Ne! "

Onur ve Efe aynı anda "Tutku dur. Gidelim."

"Siz iyi misiniz ya!" Sonra aklımda bir plan kurdum ve kabul ettim. Onlar önden giderken bende arkalarından gidiyordum. Kapıya gelince onlar çıktı ve kapıyı kapattım.

Onur "Tutku!Aç kapıyı!"

"Üzgünüm siz gidin. Bugün bu iş bitecek! Lütfen Onur! Cem abi götür onları lütfen!"

Cem abi "Tutku dikkat et! Hadi çocuklar gelin gidelim."

Onur "Abi nasıl gideceğiz!"

Sonradan sesler kesilmişti. Muhtemelen gitmişlerdi. Kafamı kapıya yasladım ve sıkıntılı bir nefes verdim. Ya bugün ben bitecektim ya da onlar ya da hepimiz. Onlara baktığımda Bora ayağa kalkmış ve sandalyeye oturmuştu. Diğerleri de yanına oturmuştu.

Yanımda duran sandalyeyi sürekleyerek karşısına geçtim. Rahat bir şekilde oturdum.

"Böyle yapınca ne geçti eline? Çok merak ediyorum."

Sinsi bir şekilde yüzüme bakarak gülümsedi. Benim arkama bakıyordu. Arkama tam bakacakken kafamın arkasında acı hissettim. Yere düşecekken bir çift kol beni tuttu ve gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlıyordu.

(...)

Üstüme sopsoğuk su döküldü. İrkilerek uyandım. Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda karşımda duruyordu. Beni sandalyeye bağlamışlardı ama baya sıkıydı. Hareket edemedim.

"Sonunda uyandın güzelim. Çok beklettin beni."

Yüksek bir şekilde "Bana güzelim demeyi kes!"

Ona bağırmam onu sinirlendirmiş gibiydi. Yanıma gelerek yüzüme tokat attı. Başım biraz yana düşmüştü.

Ağzımdan tükürüğümü yere tükürdüm. Gülerek "Sinek mi ısırdı ya."

Yüz ifadesi hala aynıydı. Sinirli... O sinirle yüzüme yumruk yapıştırdı. "Bu nasıl? Acıdı mı!"

Sert vurmuştu ağzımdan kan geliyordu. Ağzımda ki kanı yere tükürdüm ve yüzüne bakarak "Kabul ediyorum sert bir vuruştu. Ama benimkinden sonra bir sertlikti."

Sinirli bir şekilde yanımda duran sandalyeye tekme attı.

"Aaa senin yanındaki 3 sincap nerede?"

Arkamdan bir ses duydum ve arkama baktım. Yukarıdaki yerden 3'ü de bizi izliyordu.

Gülerek kafamı salladım.

"Neye gülüyorsun?"

Bora'nın yüzüne bakarak "Hiç gülesim geldi. Şu an komiğime geldi de. Olacaklardan haberiniz yok maalesef ki. Size acıdığım için gülüyorum."

Bu sefer az önce vurduğundan 2 katı daha sert vurdu ve yere düştüm. Hızlı düştüğüm için kafam acımıştı.

Bora düştüğüm yerden hızla kaldırdı ve kafamın da kanadığını gördüm. "Tamam çıkar hırsını alışığım."

"Ah! Karşılık versene! Versene, veremezsin neden bağlısın! Yazık her yerin kan olacak ama öylece oturuyorsun! Çok üzüldüm! Ege! Gelin ,ha birde eşyaları da getirin!" Yüzüme sinsi bir şekilde güldü. Yüzüme yaklaşıp "Birazcık canın yanıcak birşey olmaz değil mi?"

Tam yüzüme yakın olduğu için kafa attım ve "Hiç sorun değil."

Acıyla inledi ve ayağa kalkıp tekrardan yumruk attı. Ağzımdan kanlar akıyordu. Diğerleri ile birlikte az uzağıma gittiler. Onlara birşeyler söyledi ve 3'ü de başka bir yöne gidiyordu. Bana doğru gelerek "Seninle görüşeceğiz o attığın kafaların cezası olucak ama ilk önce bunu yapmam gerek."

Tam konuşacakken kafama sert bir şey vurmuştu ve tekrardan karanlık...

(...)

Karnıma sert bir şey vurulmuştu. Acıyla inledim ve gözlerimi açtım. Kollarım yukarıdan,bacaklarımda aşağıdan bağlanmıştı.

"Aptal! Ne yaptığını sanıyorsun sen!"

Sinirli bir şekilde "Aptal ha! Sen şimdi görürsün!" Karnıma doğru tekrar vurdu ve ağzımdan yüzüne kan fışkırdı.

Yüzündeki kanı eline silip yaladı. "Hmm güzelmiş. Tadına da bakalım mı?" Yavaş yavaş yaklaşıyordu.

"İğrençsin!"

Yüzümle onun yüzü arasında 2 santimlik boşluk vardı. "Ah be güzelim ilk başta kötü davranmasaydın şimdi bu halde değildin."

"Bana güzelim demeyi kes! Başka nereme vurdun ha! Söylesene!"

"Hımm düşünüyorum karnına,sırtına ve yüzüne." Yüzümde ki yaraya dokunarak "Acıyor mu?"

Dokunduğu yer çok acımıştı ve inlemiştim. "Dokunma!"

"Özür dilerim güzelim ama sen istedin bunları."

"Sen anlamıyor musun it herif!"

"Anlamıyorum canım." Konuştuktan sonra ellerimi ve ayaklarımı çözmeye başladı.

"Ne yapıyorsun?"

"Seni çözüyorum. Yaraların çok acıyor olmalı. Onları iyileştirmem gerek. "

İpleri çözdü ve bileklerim çok acımıştı. Ayakta zor duruyordum ve Bora anladı ve beni kucağına aldı.

"Ne yapıyorsun lan bırak beni!"

"Off bir sus be. Susmazsan ben sustururum seni." Yüzüme sırıtarak bakıyordu.

"Ne bakıyorsun lan it!"

"Ehh sen hakettin ama!" Sertçe beni yere attı ve üstüme çıktı. Ellerimi yukarıda sıkıca tuttu ve "Susucak mısın yoksa susturayım mı?"

"Bıraksana! Sonu kötü olur bırak!"

Yüzüme yaklaşarak "Ne olurmuş?"

Kafamı yüzüne doğru vurdum ve burnunu tutarak geriye doğru çekildi. "Bu olur. Anladın mı?"

"Sen manyak mısın! Sürekli kafa atıyorsun ulan bana!"

Zemine oturdum ve gülerek "Evet manyağım. Diğer manyaklıklarımı bilmek istemezsin!"

Sırıtarak "Hımm neymiş bunlar?"

Kafamı sağa doğru çevirdim ve "Sen salak mısın? Ciddi misin sen? Nasıl herşeyi fesatlığa çevirebiliyorsun."

Kendini övermişçesine "Ee biz de buyuz güzelim."

Yüzüne sinirle bakarak "Sen harbi salaksın. Neyse ben gidiyorum bir daha görüşmemek dileğiyle."

Ben ayağa kalkacakken kolumdan sertçe çekip yere düşürdü.

"Hiç bir yere gidemezsin!"

"Tamam nereye bağlayacaksan bağla." Yüzüme mal mal bakmaya başladı. "Ne bakıyorsun? Öyle mi yapacaktın?"

Kafasını evet anlamında salladı ve gülmeye başladım. Ben gülmeye başladığımda tekrar aynı ifade ile bakmaya başladı.

"Sen iyi misin? Neye gülüyorsun?"

"İyi değilim. Ben hep böyleyim."

"Böyleysen bende sana kendimi göstereceğim. Kapat gözlerini.."

"Neden?"

"Hadi be!"

Gözlerimi kapattım ve tekrardan kafamın arkasında bir acı hissettim.

Yavaş yavaş gözlerim açıldı. Kendime geldiğimde Bora karşımda oturmuş sigara içiyordu.

Sigarayı içine çekti ve yüzüme doğru üflemeye başladı. "Uyandın demek. İster misin? Hem borcumu ödemiş olurum."

"Ne borcu?"

"Aa demek hatırlamıyorsun. Hatırlatayım. Sen deniz kenarında bira içiyordun. Sonra ben geldim. Biraz konuştuk,sonra biran bitince sigara yaktın."

Sevinçli bir şekilde "Aa hatırlıyorum sonra sen beni öpmeye çalışmıştın ve bende sana kafa atmıştım. Ama bakıyorum da akıllanmamışsın."

Yüzü kasıldı ve "Ben hatırlamıyorum . Neyse konu bu değil. Zevzeklik yapmayı kes!"

"Çok korktum! Altıma işiyeceğim!"

Ayağa kalktı tam karşımda durdu. Yüzüme doğru eğildi ve çenemi sıkı bir şekilde tutup "Kaşınma istersen."

"Kaşısana. Çok merak ettim. Nasıl kaşıyacaksın?"

"Peki sen kaşındın." Yavaş bir şekilde odadan çıktı.

Bu seferki ipler sıkı değildi ve kolay bir şekilde açtım. İplerden kurtulduktan sonra etrafıma bakındım ama sandalyeler ve yatak vardı.

Kendimi koruma altına almak için yavaş bir şekilde kapıya doğru ilerledim. İçeriden ses gelmiyordu. Kapıyı yavaşça açtım ve odadan çıktım. Odadan çıktığım da Bora karşımda oturmuştu ama arkasında bir sürü koruma vardı. Yanında ise çetesinin diğer kişileri vardı. İçlerinden birinin ismi Ege'ydi ama diğer 2'sinin neydi bilmiyordum. Hızlı bir şekilde korumalara baktım. Belki 20,bilemedin 40 kişi vardı.

Bora eliyle işaret yapıp üzerime doğru geliyordu. Hemen kendimi korumak için ellerimi yumruk yaptım. Tek tek dövüşüyordum. Bir yandan da dayak yiyordum. Önümdeki adamı döverken birden arkamdan kollarım tutuldu.

Ayağımla vuracakken Bora "Ayaklarını da tutun!"

2 kişi de ayaklarımı tuttu ve Bora ayağa kalktı. Tam karşımda durdu ve kafasını kafama doğru eğildi.

Yüzümde ki kanlara dokunuyordu. Yavaş dokunurken sert bir şekilde yüzüme bastırmaya başladı. Dişlerimi sıkıyordum ama bağırmıyordum.

"Ne istiyorsun söyle!"

"Benimle dövüşeceksin. Ama kazanırsan seni rahat bırakacağım.-"

"Sen kazanırsan?"

"Ben kazanırsam o da bana kalsın . Kazanınca söylerim."

"Tamam kabul. Seninle dövüşeceğim."

Arkamda duran adamlara kafasıyla çekilin dedi ve beni bıraktılar.

İkimiz yan yana yürümeye başladık. Boks sahasına geldik ve boks eldivenlerini giyindim.

İlk sahaya ben girdim ve sonra Bora girdi. Ellerimi yumruk yaptım ve dövüşmeye başladık.

Yüzüne doğru bir yumruk attım ve yere düştü. Bunu fırsat bilerek üstüne çıktım ve vurmaya devam ettim. O kendisini korurken bana birşey dedi...

"Aileni kim öldürdü biliyor musun? Etrafındakilere iyi bak Tutku. Seni hep bekleyeceğim. Şimdi gidebilirsin."

O an dünyam durmuştu ve o bunu fırsata çevirerek beni yana yatırdı. 5'e kadar saydı ama benim dünyam durmuştu.

Üstümden kalktı ve beni ayağa kaldırdı. Kolumdan tutup beni dışarıya çıkardı. Sonra bir tane arabaya bindirdi. Elimdeki boks eldivenleri hâlâ duruyordu. Gözümü kırpmadan sadece karşıya bakıyordum.

Sessizliği bozan Bora oldu. "Ben kazandım."

Kafamı sola doğru çevirdim ve yüzüne bakmaya başladım. "İyi bravo!"

"Neye sinirlendin?" O sırada arabayı durdurdu.

Gülerek "Neye sinirlendin mi! Sence neye!" Kapıyı açıp arabadan indim. Arkamdan Bora da indi.

"Hey bekle! Nereye?"

"Sana ne!"

Kolumu sıkıca tutup beni durdurdu. "Neye sinirlendin?"

Kolumu hızlıca çektim ve gülerek "Neye? Neye olucak! Ailemin ölümü hakkında birşey biliyorsun! Sürekli bunu söylüyorsun! Ne biliyorsun! Ailemi nereden tanıyorsun! Söyle artık!" Yüzüme öylece bakıyordu. Kollarını tutup onu sarstım. "Söylesene! Ne biliyorsun!"

"Belki yalan söylüyorum. Nerden biliyorsun?"

"Bunun yalanı olmaz! Gerçeği söyle!"

"Gerçekleri mi istiyorsun!"

"Evet! Gerçekleri söyle artık!"

"İyi arabaya bin bir yere gitmemiz gerek."

Hızlı adımlarla arabaya bindim. Arkamdan da Bora bindi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.