Yol boyunca ikimiz de konuşmadık. 2 saat sonra araba durdu. İkimizde arabadan inmedik.
"Nereye geldik?"
"Gerçekleri öğrenmeye."
İlk arabadan inen o oldu. Sonra ben indim. Etrafa baktığımda büyük bir ev vardı. Burası da neresiydi?
"Bu arada telefonun. Al." Telefonu elime aldım. Önden gitmeye başladı. Hemen konumu kendime gönderdim ve ses kaydediciyi aldım.
Arkasından ilerlemeye başladım. Cebinden bir anahtar çıkardı ve kapıyı açtı. İçeri girdim ve içerisi çok tozluydu.
"Burası da neresi?"
"Burası... Sana sadece göstereceğim. Sana hiç birşey anlatmayacağım sadece kendin göreceksin. Sonra tüm yapbozları birleştireceksin ve gerçeği öğreneceksin."
"Ne? Ne diyorsun?"
Kolumdan çekiştirerek beni aşağı kata indirdi. Bodrum kattı. Kapıyı açtı ve içeri girdik. İçeri de bir sürü dosya vardı. Başka hiçbir şey yoktu.
"Burada sadece dosyalar var."
"Evet. Bakabilirsin."
Yavaş yavaş masaya doğru yürüdüm. Ailemin öldürüldüğü günün bir haberi vardı ve yanında birşeyler yazıyordu. İçimden okumaya başladım.
"Işık ailesinin kötü haberi... Evde ölü bulunan Can Işık ve Selin Işık... Doktorlara göre bu bir intihar olarak bilindi. Anne ve babası ölünce Tutku Işık ağlayarak ailesinin yanındaydı... Küçük Tutku için zor olmalıydı."
Gözümden bir damla yaş düştü. Elimle ağızımı kapattım. Bu gerçek değildi. Gerçek olan bir cinayetti. İntihar değildi. Ailem öldürülmüştü.
"B-bu gerçek mi?"
Kafasını evet anlamında salladı. Kağıt elimden düştü. Başım dönüyordu. Gözlerim kapanıyordu. En son "Tutku!" bu sesi duymuştum. Gözlerim tamamen kapandı.
(...)
Gözlerimi yavaş yavaş açmaya başladım. Koltuktaydım ama burası benim evim değildi. Hemen doğruldum ve etrafa baktım. İçeriden adım sesleri duydum. Kafamı o tarafa çevirdim ve gelen Bora'ydı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Sana birşeyler getirdim. Ye hadi."
"Teşekkürler yemeyeceğim."
"Neden?"
"Pek yemek yemem."
Kafasını tamam anlamında salladı. "Gitmek ister misin?"
"Nereye?"
"1 gündür evine gitmedin. Ayrıca yüzün de yaralar var."
"Gidelim." Ayağa kalktım. Kolumu tuttu ve yüzüne baktım.
"Yaraların?"
"Boşver alıştım. Beni eve bırakır mısın?"
"Tamam gidelim."
Evden çıktık ve arabaya bindik. İkimizde sessizdik. Beni ortak evin yakınına bıraktı.
"Sağol." Konuşmasına izin vermeden arabadan indim. O da arabayı sürüp gitti. Telefonumdan yüzüme baktım. Dudak ve kaşım patlamış,başım kanamış ve yaralar.
Kapıyı açtım ve içeride kimse yoktu. Odama gittim ve yatağıma yattım. Uyumaya çalıştım ama uyuyamadım. Ayağa kalktım ve dolabımdan yaralarımı temizlemek için eşyaları aldım. Aynanın karşısında yaralarımı temizledim. İşim bitince malzemeleri yerine koydum ve telefonum çalmaya başladı. Telefonu elime aldım ve alan Cem abiydi.
Cem:Tutku.
Tutku: Efendim Cem abi.
Cem: Kurtuldun mu?
Tutku:Evet abi. Ne oldu, birşey mi oldu?
Cem:Yok olmadı ama hepimiz seni evde bekliyoruz.
Tutku:Hangi ev?
Cem:Senin evinde Tutku.
Tutku:Tamam geliyorum.
Telefonu kapattım ve evden çıktım. Arabama binip eve doğru sürmeye başladım. Eve geldiğimde cebimden anahtarı çıkardım.
Kapıyı açtım ve açar açmaz Gökçe boynuma sarıldı. Gülümseyerek bende ona sarıldım.
"İyi misin?" Zorlukla konuşuyordu. Dokunsam ağlayacaktı.
Gülümseyerek "İyiyim merak etme."
"Gerçekten mi?"
Kafamı evet anlamında salladım. Sonra içeri girdik ve hepsi iyi olup olmadığıma bakıyordu.
"İyiyim. Öyle bakmanıza gerek yok."
Hepsi de başka bir yöne baktılar ben böyle söyleyince. Gülümsedim.
Cem abi "Tutku. Sen gerçekten iyi misin? Bak buradaki herkes biliyor yani sen ya gittiğinde birşey olmuştur ya da başka birşey. Ayrıca o Bora denilen it sana ne yaptı?"
Boğazımı temizledim ve "Sorun yok abi. Merak etmeyin. Benim için işinizden de izin aldınız. O yüzden hadi bakalım herkes işine gitsin. Bende çok yorgunum zaten. İtiraz istemiyorum. Hadi gidin."
Onur "Bizi evden mi kovuyorsun?"
"Hayır. Sadece işinizden olmayın diye. Hem ben çok yorgunum. Şimdi odama gidiyorum. 10 dakika için de gitmiş olursanız sevinirim." Kimsenin konuşmasına izin vermeden odama doğru çıktım. Odama girdim ve kıyafetlerimle yatağa yattım.
(...)
Yüksek bir şekilde zil sesi ötmeye başladı ve uyandım. Telefona bakmadan sessize aldım ve uyumaya başladım ama bu sefer de aşağıdan kapı çalmaya başladı.
"Kimsin ya off!"
Aşağıya indim ve kapıyı açtım. Gelen Gökçe'ydi.
"Yeni mi uyandın? Anahtarımı unutmuşum."
"Evet yeni uyandım da sen neden erken geldin?"
"Gel içeri geçelim orada anlatayım."
Kafamı tamam anlamında salladım ve kapıyı kapatıp salona geçtik. Gökçe karşıma oturdu.
"Eee anlat ne oldu?"
"Benim 3 aylığına ya da daha fazla belki 1 yıl Amerika'ya gitmem gerekiyor."
"Ne? Yani neden?"
"Biliyorsun ki ben yurt dışında çalışmak istemiştim ve o kabul olmuş. Ne kadar kalacağım belli değil. Belki aylarca belki yıllarca."
"Ee şuan ne diyeceğimi bilmiyorum. Senin adına sevindim. Ne zaman gidiyorsun?"
"Bu akşam ama eğer sen gitme dersen gitmem."
"Ben sana neden gitme diyeyim. Bu yurt dışı işini en çok ben istedim senden de çok. Daha başarılı ol diye. Tâbi ki de gidiceksin. Annen ve baban ne dedi?"
"Onlara da söyledim biraz üzüldüler ama sonradan kabul ettiler. Peki o zaman valizini hazırlayalım mı?"
"Sorman hata!" Ayağa kalktım ve ilk ona sarıldım. Gökçe'nin odasına çıkıp valizleri düzenledik. Valizleri düzenledikten sonra bavulları arabama yerleştirdik ve havalimanına doğru sürmeye başladım.
"Orada nerede kalacaksın?"
"Başvurduğum yer bana ayrı bir ev ve araba verecek."
"Oh çok iyi rahatladım. Her akşam beni arıyorsun. Yorgun olsan bile."
"Tamam arayacağım." Gökçe'nib bana baktığını hissettim ve gözlerimi ona çevirdim. İkimizde gülümsedik ve havalimanına gelmiştik. Arabadan indim ve bavulları indirdim. Son kez sım sıkı Gökçe'ye sarıldım .
"Sakın ağlama. Kimsenin seni üzmesine izin verme tamam mı Gökçe'm?"
Gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı ve elimle yaşlarını sildim. "Tutku seni çok seviyorum."
"Bende seni çok seviyorum şuan buradan ayrılmak istemiyorum ama artık gitmen gerek. Geç kalma. Vardığında da ara beni tamam mı?"
Kafasını evet anlamında salladı ve yürümeye başladı. Arkasına döndü ve bavulları olduğu yerde bırakıp bana doğru koştu. Bana sarıldı ve sonra hızlı adımlarla yürümeye başladı.
Arkasından gülümsedim. "Deli kız." Gökçe içeriye girdiğinde bende arabama doğru yürüdüm. Arabama bindim ve biraz oturdum. Sonra arabayı çalıştırdım ve Onur'u aradım .
Tutku:Onur?
Onur:Tutku bir şey mi oldu?
Tutku:Hayır olmadı. Herkes nerede?
Onur:Evdeyiz.
Tutku:Tamam bende geliyorum.
Telefonu kapattım ve ortak eve doğru sürmeye başladım. Hep uğradığım kafeden hepimize kahve ve tatlı aldım. Arabaya tekrar bindim ve ortak eve geldim.
Cebimden anahtarı aldım ve kapıyı açtım.
"Ben geldim millet!"
Akın yanıma gelerek "Hoşgeldin Tutkus! Elindekiler ne!"
Gülümseyerek "Hepimize kahve ve tatlı aldım hadi gel yiyelim."
İçeri girdik ve hepsine de sarıldım. Cem abi yoktu. Zaten genellikle kendi evinde ailesi ile kalırdı. Önemli zamanlar da burada kalırdı.
Hepimiz koltuğa oturduk. Sesli bir şekilde nefesimi verdim. Akın,Efe ve Onur'a baktığımda bana bakıyorlardı.
"Bugün birşey öğrendim."
Hepsinin de kaşları çatıldı. Konuşan Efe oldu. "Ne öğrendin?"
Arkama doğru yaslandım ve "Ailem hakkında."
Hepsi aynı anda "Ne?"
"Lafımı kesmeden anlatayım sonra cevap verin olur mu?" Hepsi de kafasını tamam anlamında salladı. "Siz gittikten sonra bir süre Bora'ylaydım. Sonra bana benimle dövüşeceksin dedi. Kazanırsam bizi rahat bırakacaktı. Ama o kazanırsa ne istediğini söylemedi. Ben de kabul ettim, ben kazanırken bana ailem hakkında birşey dedi ve ben o an dondum. O da fırsat bilerek beni düşürdü ve o kazandı. Kolumdan tutup arabaya bindirdi. Ben şaşkındım. Bana ben kazandım dedi,bende sinirlendim ve arabadan indim. Bana seslendi onu tersledim. Ona ailem hakkında ne biliyorsun dedim ve bana gerçekleri mi öğrenmek istiyorsun dedi bende evet dedim. Tekrar arabaya bindik ve bir eve götürdü. İçeri girdik ve bodruma indirdi. Kapıyı açtı ve etrafta dosyalar ve fotoğraflar vardı. Yavaş yavaş ilerledim ve bir haber gördüm. Üstünde ailemin intihar ettiği yazıyordu ama bu bir intihar değil cinayetti. Sonra gözüm karardı ve bayıldım. O oda da benim ailemin fotoğrafları vardı."
3'ü de sessizdi. Sadece bana bakıyorlardı. Gözümden bir damla yaş düştü hemen elimin tersiyle sildim. 3'ü de yanıma gelip sarıldı. Bende onlara sarıldı.
Onur "Oranın yerini biliyor musun?"
Kafamı evet anlamında salladım.
Bu sefer konuşan Efe'ydi. "O zaman şimdi hepimiz bunu en ince detayına kadar araştırıyoruz ve o katilin kim olduğunu buluyoruz. "
Zorla gülümsedim ve "Yarın başlayalım. Cem abiye de anlatırız ama Gökçe bilmesin olur mu? Şimdi endişelensin istemiyorum."
Hepsi kafasını tamam anlamında salladı. Ayağa kalktım ve bilgisayarımı aldım. Tekrar yerime oturdum ve onlarda yanıma oturdu. İlk evimizin yakınlarındaki kameraları izledik. Plakayı kapatmışlardı ve yüzlerinde maske vardı.
O zamanlar babamın çetesi vardı ve anlaşamadığı kişi onları ölümle cezalandırmıştı. Evin içinde ki kameralara baktığımızda farklı bir şey yoktu. Kameraları izledikten sonra Google'a girdim ve oradan araştırmaya başladım ama böyle bir haber yoktur yazıyordu. Geçen haftalarda 2 tane haber vardı ama artık yoktu ve onlara da giremiyordum.
"Burada 2 haber vardı."
Hepsi de yüzüme bakıyordu. Konuşan Akın oldu. "Evet! Burada 2 haber vardı."
Onur "En son ne zaman baktın?"
"Geçen hafta. Bu işte bir iş var."
Onur "Tek çözümü var gibi duruyor."
Akın ve Efe Onur'a bakıyordu ama ben ne dediğini anlamıştım.
Sıkıntılı bir nefes verip "O çözüm de Bora."
Efe ve Akın bana döndüler. İkisi aynı anda "Ne!"
Konuşan Onur oldu. "Onda birşeyler var. O yüzden onu araştıracağız ve..." Bana baktı.
"Ben de onunla yakın olmak zorundayım ama bu biraz zaman alacak. Çünkü hemen yakın olursam anlar. Hepimiz hatta Cem abi ile beraber onlara yemek yemeye gideceğiz. Hem yeni bir projemiz vardı bu da bahanemiz olur."
Hepimiz sessizce durduk. Ayağa kalktım ve masaya doğru yürüdüm. Arkamdan 3'ü de geldi.
Efe "Planımız ne?"
"O evin yerini biliyorum. Ama ilk işimiz Bora 'yı, ailesini hatta yanında gezdirdiği 3 kişi var onlar, hepsini araştıracağız. Sonra hepimiz yemek yemeye gideceğiz ve son olarak o eve gireceğiz."
Hepimiz birbirimize bakmaya başladık.
Akın "O zaman şu işi bitirme zamanı geldi. Ne dersiniz?"
Gülümseyerek "Çok uzadı bile."
Sonra hepimiz sarıldık ve odalarımıza geçtik. Direk yatağıma yattım ve hemen uyudum.