Siz hiç âşık olduğunuz adamın onu unuturum korkusunu yaşadınız mı? Onun saçının rengini unutma korkusunu, göz rengindeki baharı, sesini, nefes alış verişini unutma korkusu yaşadınız mı? Ben işte tam o anı yaşamaktan korkuyorum. Chard’la ağlamaktan duramıyorduk. Chard bir an ciddileşti, gözümden akan yaşı sildi ve “Seni asla unutmayacağım, bunu bil. Ölsem bile seni çok seveceğim ve senin gelinlikli halini görmek benim için dünyalara bedel. Bunu sakın unutma.” dedi. Chard’ın dolmuş gözlerine baktım ve “Benim de seni sevdiğimi asla unutma.” diyerek bavulumu hazırladım ve dışarı çıktım. Bir anda hava karardı, yağmur yağıyordu, şimşekler çakıyordu. İşte bu büyük aşkın sonuydu. Tam at arabasına binerken Chard kolumdan tuttu ve kendine doğru çekti. Yüzünden akan yağmur damlası değildi, bunu çok net görebiliyordum. Chard kulağıma fısıldayarak “Merak etme, 1401 yılında seni bulacağım ve seninle birlikte mutlu bir yaşam kuracağız. Sana yemin ederim ki…” Birden dolmuş gözleriyle bana bakarak kalın sesiyle “Söyle nefesim, söyle, anlat ona… Dokunmadı ellerim asla başkasına…” dedi. Ona gülümseyerek “Seni daima bekleyeceğim, Chard.” dedim. At arabasına bindim ve yola devam ettik. 8 saat sonra evime varmıştım. Düğünümde Chard’ı görecektim. Keşke o beni gelinliğimle görürken ben de onu damatlığıyla görseydim, dedim içimden. Babamlar karşılaştık ve bana kucak dolusu sarıldı. “Aferin kızım, yarın akşam düğün var!” Babam sevinçten havalara uçuyordu. Oysa ben aşkımı kaybediyordum. İçimde her adımda bir hüzün vardı. Babama seslenerek “Ben odama geçeceğim, biraz dinlenmem lazım.” dedim. Babam bana dönerek “Tabii ki kızım, dinlenmen lazım. Yarın düğünün var, görüşürüz.” dedi. Kafamı merdivenlere doğru yönelttim, odama çıkıp uyuyakalmıştım. Kalktığım anda sabah olduğunu fark ettim. “Çok erken.” dedim ve hemen kahvaltı sofrasına oturdum. Babam bana bakıp “Kızım, niye yemek yemiyorsun?” dedi. Babama döndüm: “Şey, çok heyecanlıyım da o yüzden.” Babam bana gülümseyerek “Haha, kızıma bak sen! Aferin sana ama yemeğini yemen lazım. Öğlen yemek yiyemeyeceğiz.” dedi. Bunu duyunca yemek yemeğe başladım. Kalktım ve hizmetçiler beni hazırlamaya başladılar. Akşam olmuştu, tüm şövalyeler gelmişti. Chard’ı göremiyordum. Gelinlik o kadar kabarıktı ki hareket bile edemiyordum. Düğün başlıyordu, herkes yerlerine geçmişti. Başlıyorduk. Evleneceğim adam kürsüye çıkmıştı. Ben de yürümeye başladım kürsüye doğru. Bir an sağ tarafa baktım ve en ön sırada Chard’ı gördüm. Bana o kadar güzel bakıyordu ki yüzümden bir damla yaş akıyordu. Kürsüye ilerledim ve damatla karşı karşıyaydık. Yaşlı adam yaklaştı ve “Sayın Lord Gilbert, Mary’yle evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” dedi. İçimden “Ne olur hayır desin.” diye dua ettim ve “Evet.” dedi. Chard’ın gözlerinin dolduğuna emindim ve öyle de olmuştu. Göz ucuyla ona bakıyordum ve ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Bana soruluyordu: “Prenses Mary, Lord Gilbert’la evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” Sesim titreyerek “E-evet.” dedim. Herkes çok mutluydu ama iki kişi hariç: ben ve Chard. Ve düğün bitmese de benim aşka olan hissim bitmişti. Ama bir umut vardı: Chard’ı 1401 yılında onu beklemek.
Bölüm 6
Hayat aşkım benden uzak 😣✨
Bölüm sonu
2 yorum
Babası kral ve yaşlı bir adamla evleniyor 😑
1YanıtŞu akımın tam tersini yapın artık ne olur Ağlıcam sonunda:)
1Yanıt

