🗡
"Felix sen ne yaptın?! Niye dövdün adamı?!"
Bu kükreme ile içten içe korkan ama korkusunu belli ettirmemeye çalışan Felix, sonuna kadar doğru yaptığını düşünüyordu.
Zaten abisi yerine koyduğu adama ihanet etmezdi. Ona yalan söylemezdi. Yine doğruları söyleyecek ve ceza alsa bile buna katlanmaya razı olacaktı.
"Hyung..." dedi söze başlamadan önce. Ardından devam etti.
"Ne ceza verirsen ver, katlanmaya razıyım. Ama o... O herif yengenin dudaklarına uzanmaya başlamıştı. Neredeyse öpecekti. Üstelik yenge de istemiyor gibiydi. Eğer o müdahaleyi yapmasaydım işte o zaman bunu kendi gururuma yediremez, kendi kafama sıkardım. Yapacak bir şeyim yoktu. Öyle görünce koştum ve o herifi yengeden uzaklaştırıp ağzını burnunu dağıttım."
Lee Know, Felix'in haksız yere bir hamle yapmayacağını çok iyi biliyordu aslında ancak bu kelimeleri işitince anında yumuşadı.
"Tamam, Felix. Haklısın. Onu daha yakından takip et olur mu? Ha Ra istemediği takdirde kimsenin ona dokunmasına izin verme."
Neşesi yerine gelen Felix güldükten sonra:
"Tamamdır, hyung," deyip odadan çıktı ve Lee Know'u Ha Ra'nın bugünkü hâllerini düşünürken yalnız bıraktı.
🗡
Ha Ra, manyak herifin arabasının gitmesi ile koşar adımlarla Soobin'e yetişip onu kendisinden kat be kat ağır olmasına karşın evine kadar taşımıştı.
Evin anahtarlarını arkadaşının cebinden alıp kapıyı açtıktan sonra yine zorlanarak oturma odalarına kadar götürdü.
Soobin'i hâlsiz bir şekilde koltuğa bıraktı. Ardından eve bir göz gezdirdi. Nerede ne vardı, hiç bilmiyordu ki?!
"Soobin, yaralarını temizlememiz lazım. Ecza malzemeleriniz var mı?"
Soobin zoraki bir yutkunma ile kısık gözlerle Ha Ra'ya baktı. Onu gözlerini kapatıp açarak onayladı ve konuşmak zorunda olduğunu anlayınca kendisini daha fazla zorlayarak:
"Ban-banyoda v-v-var. Gir-girdiğin zam-an görürsün," dedi.
Ha Ra başını salladı ve koridora çıktı. Her bir odanın kapısını tek tek açarak içeri baktı. En sonunda banyoyu bulduğunda uzun süre içeriye göz gezdirdi ve sonunda ezca dolabını gördü. Gerekli malzemeleri hızla aldıktan sonra da Soobin'in yanına geri döndü.
Genç kız, kucakladığı malzemeleri sehpanın üzerine dikkatlice yerleştirdi ve arkadaşının yanına giderek:
"Uzan Soobin," dedi.
"Yaralarına bir bakayım, hadi."
Soobin de diretmedi. Şu an canı fazlasıyla yanıyordu zaten. Kendisini Ha Ra'nın narin ellerine bıraktı.
🗡
Lee Know oturduğu rahat sandalyesinde bir ileri bir geri sallanarak sırıtıyor, önündeki dosyalara bir türlü bakası gelmiyordu.
Bugün neler olmuştu öyle be?
Nasıl o kadar cesaretlenip de söyleyebilmişti her şeyi?
Çok mutluydu, çok! Sevdiği kızın kokusunu daha yakından içine çekmiş, yumuşacık saçlarına dakikalık da olsa dokunmuş, pürüzsüz teninde parmaklarını gezdirmişti.
Dokunduğu, okşadığı her yer sanki o an alev almıştı. Bu kadarcık dokunmayla bir mafya kendisinden böyle geçebiliyorsa eğer evlenirlerse... Ohooo!
"Bizim aptal âşık ne düşünüyor acaba kara kara? Huh?! Acaba?!"
Bangchan'ın alayla karışık sesini işitir işitmez gözleri onu buldu. Koyu kahve gözleri iyice koyulaşmıştı. Sallanmayı bıraktı ve yüzündeki sırıtışı sildi.
"Ha Ra'yı düşünüyorum, evet. Ne olmuş?"
Bangchan, Lee Know'un çalışma masasının karşısındaki tekli koltuklardan birine oturarak arkadaşının sorusunu yanıtladı.
"Bir Lee Know varmış ve Lee Ha Ra'ya olan aşkıyla kafayı bulmuş. Ne olacak? Görevlerini aksatıyorsun bayım."
Lee Know gözlerini devirdi.
"Görevlerimi sorgulamak size mi düştü? Onlarla da ilgileniyorum, merak etme. Senin o güzel beynin rahat olsun."
"İyi o vakit. Ama..." dedi ve sustu. Yine rahat durmayacaktı. Sırıtarak sözlerinin devamını getirdi.
"Dikkat et, ömür boyu 'sevdam' olacak derken 'kara sevdan' olmasın."
Lee Know Bangchan'a ölümcül bakışlarını atmaya başladığı anda Bangchan hemen oturduğu yerden kalktı ve hızla kapıya doğru koştu.
Yine aynı hızla odadan çıktığında Lee Know, o ciddiyeti bozarak arkadaşının çocuksu hâllerine tebessüm etti.
Tam bu sırada kapı biraz aralık açıldı. Ve oda, yine arkadaşının sesiyle doldu.
"Söylediklerimin hâlâ arkasındayım Lee Minhooo!"diye bağırınca bu sefer genç adam oturduğu koltuktan kalktı.
"Ulan şimdi seni-"diyerek kapıya yöneldiğinde Bangchan çoktan kapıyı kapatıp tüymüştü bile.
Lee Know kendisine 'Minho' ismiyle seslenilmesinden nefret ediyordu. Hatta sırf kendisine Lee Know değil de Minho dediği için kaç kişiyi bu dünyadan postalamıştı.
Şu an en iyisi dosyaları falan bırakıp uzanmak ve Ha Ra'nın bugünkü hâllerini gözünde tekrar tekrar canlandırmaktı.
...

