İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 49 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 49

49🗡Bir Cevap Ver!

"Benimki daha çok yanıyor Ha Ra. Bir cevap ver. Bu bileklik senin babana mı ait? Duyduklarım doğru mu?"

Neden bu sorunun cevabını bilmek istediğini anlayamasa da Ha Ra daha fazla dayanamayarak:

"Evet!"diye bağırdı.

"Benim babama ait! Ben yaptım bu bilekliği ona! Bırak beni hemen!"

Genç adam bunu duyunca daha da tellendi.

Öfkesine yenik düşüyordu. Belki de ömrü boyunca pişman olacağı şeyler yapıyordu ama elinde değildi.

Bu öfke tüm vücudunu esir alıyordu resmen. Genç kızın çırpınışlarına hiç aldırış etmedi. Hatta onu bırakmak yerine kollarını daha çok sıkmaya başladı. Saçının teline bile zarar gelmesini istemediği Ha Ra'sına şimdi kendisi zarar veriyordu.

"Kim?!"diye kükredi aniden.

"Baban kim?!"

Yun Hee arkadaşına yapılanlara daha fazla göz yumamadı.

Lee Know'a engel olamayacağını biliyordu. Bundan dolayı bulunduğu yerden koşmaya başlayarak uzaklaştı ve nefes nefese oturma odasına girdi.

Bangchan, Jisung, Jiwoo ve Felix burada oturuyorlardı. Hemen onlara bağırdı.

"Yardım edin! O adam çıldırmış durumda. Öldürecek Ha Ra'yı, yetişin!"

Salonda oturan herkes bir anda ayaklandı ve ne olup bittiğini anlamayarak koşmaya başladılar.

Koridora vardıklarında gerçekten Lee Know'un Ha Ra'ya karşı olan davranışlarını görünce şaşkınlıktan âdeta dillerini yuttular.

Jiwoo hemen koşarak kardeşinin koluna sarıldı ve bağırmaya başladı.

"Ne yapıyorsun Lee Know?! Kendine gel, bırak kızı! Lee Know!"

Ama Lee Know'un kulakları hiçbir şeyi duymuyordu.

Devreye beyler girdi. Bangchan, Felix ve Jisung hemen kuvvetlice çekip onun Ha Ra'yı bırakmasını sağladılar.

Ama Lee Know şimdi de bu üç genç adamın kollarının arasında çok fena çırpınıyor ve Ha Ra'ya ulaşmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.

"Bırakın beni! Bırakın diyorum size, bana bir cevap vermek zorunda!"

Jiwoo, Yun Hee ile beraber hemen şiddetle ağlayan genç kızın yanına ulaştı. Onu Lee Know'dan uzaklaştırdılar.

"Benim odama gidelim Yun Hee. O sakinleşmeyecek. Her ne olduysa bana bir bir anlatın hemen."

Ama genç kızı götürürlerken bile hâlâ arkalarından kükreyen Lee Know'u zapt etmek hiç kolay olmuyordu.

"Nereye götürüyorsunuz onu?! Bana bir cevap vereceksin! Kim?! Kiiimm?!"

Sonunda kızlar odaya girip kapıyı kapattılar. Ha Ra'yı yatağın üzerine oturttuktan sonra Jiwoo her ihtimale karşı odanın kapısını kilitledi ve hıçkıra hıçkıra ağlayan kızın önüne çömeldi.

"Neler oluyor? Bir anda nasıl bu hâle gelebildi? O sana zarar vermeye kıyamazdı Ha Ra."

Ancak Ha Ra'dan bir cevap beklerken transa giren genç kızın sözleriyle gözlerini yumarak derin bir nefes alıp verdi.

"O... O Lee Know değil. O canavar, Lee Know olamaz. Olamaz..."

Ha Ra her ne kadar konuşamayıp deli gibi ağlamaya devam etse de Yun Hee gördüğü kadarını Jiwoo'ya anlatabilirdi.

"O cam bölmedeki bileklik nedir?"diye sorarak en önemli yerden başladı.

Jiwoo, Yun Hee'nin sorusunu duyunca anında ona döndü şaşkınca bakarak cevap vermek yerine kendisi de soru sordu.

"Bileklik mi? Kızlar sizin o bileklikle ne işiniz olur?"

"Biz evi gezerken Ha Ra tesadüfen gördü onu. Yanına yaklaştı. Ne olduğunu sorduğumda bir zamanlar babasına yapmış olduğu bilekliğin burada ne aradığını söyledi ve bir anda olanlar oldu. "

"Bir dakika, bir dakika! Sen az önce ne dedin? Babasına mı?!"

"Neler oluyor savcı hanım?"

Jiwoo bunun üzerine oldukça korkan iki genç kıza hüzünle baktıktan sonra olan biten her şeyi anlatmaya başladı.

O bilekliğin annelerine Lee Know'un gözleri önünde işkence eden ve onun ölümüne sebep olarak ailesini dağıtan herife ait kalan tek ipucu olduğunu, Lee Know'un o olaydan sonraki psikolojik durumunu, hassasiyetlerini, her şeyi ama her şeyi bir bir anlattı.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.