İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 48 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 48

48🗡Ne Olur?

🗡

"La Ra! Sana dur diyorum. O herifi durduramazsın!"

La Ra kolunu tutan adamı tek hamlede güçlü bir şekilde iterek kurtuldu ve hiddetlenerek sert bir ses tonuyla sözlerine devam etti.

"Neden durduramayacakmışım? Bak Beomgyu, sözlü olabiliriz ama bana amirimmiş gibi muamele edemezsin. O Lee Soo Man denen herif uzun yıllar saklandı ve yeniden ortaya çıktı. Onu ne pahasına olursa olsun yakalamak zorundayım."

"O senin baban-"

"O benim babam falan değil! Kapa çeneni!"

La Ra rozetini ve tabancasını aldıktan sonra hızla odadan ayrıldı.

Emniyet Müdürlüğünde karmaşalı ve bir o kadar da gürültülü kalabalığın arasından geçerek emniyetten çıktı.

Bay Lee'yi yakalamak için en güçlü istihbarat birimlerinden yardım istemiş, Savcı Kim Jiwoo ile görüşerek kardeşi Lee Know'un adresini almıştı.

Lee Know'un her ne kadar mafya gibi görünse de devlete çalışan bir ajan olduğunu ve devletin adaleti sağlayamadığı durumlarda devreye girdiğini biliyordu.

Şimdi onun yanına gitmeliydi. Bay Lee hakkında konuşulması gerekilen çok şey vardı. Hem de çok...

🗡

"Sen az önce ne dedin?!"

Kızlar arkalarından gelen sesle ürkerek başlarını çevirdiklerinde surat ifadesi değişen bir Lee Know ile karşılaştılar.

Başta çok şaşırdılar ama bu şaşırış az sonra yaşayacaklarının yanında belki de hiçbir şeydi.

Ha Ra elini camdan bölmenin camından çekerek arkalarındaki Lee Know'a döndü.

"Bunun burada ne işi var dedim. Bizi mi dinliyordun?"

Lee Know sakinleşmeye çalışarak bir iki uzun adım attıktan sonra Ha Ra'nın karşısına geçti.

Burnundan soluyordu genç adam ama şu an ne yapması gerektiğini, nasıl tepki vermesi gerektiğini gerçekten bilmiyordu.

"Onu kast etmiyorum," dedi Ha Ra'ya daha sakin bir ses tonuyla. Ardından devam etti sözlerine.

"Bu... Bu bileklik... Bu bileklik babana mı aitti?"

Her ne kadar bu sorunun cevabını bir yanı duymak istiyorsa da bir yanı duymak istemiyordu.

Eğer sorunun cevabı evetse annesine gözleri önünde çeşitli işkenceler uygulayıp onun ölümüne sebep olan herifin kim olduğunu öğrenecekti.

Ama... Ama eğer öyleyse delicesine âşık olduğu kadın o şerefsiz herifin öz kızı çıkacaktı. O zaman ne olurdu? Düşüncesi bile kötüydü. Bunun olmaması lâzımdı.

Ha Ra kendisine gelen soruyla ve karşısında değişik duygular yaşamaya başlayan adamla neye uğradığını şaşırdı.

Lee Know'un gözlerine çöken hüznü görebiliyordu. Ama daha 5 dakika öncesine kadar o gözler çevresine neşe saçıyor,parıl parıl parıldıyordu. Bu yüzüne yerleşen hüznün sorduğu soruyla, babasıyla mı bir alakası vardı ki?

Cevap veremedi genç kız. Ama o cevap vermeyince sabrı taşan ve kendisine engel olamayan Lee Know, Ha Ra'nın omuzlarına ellerini attı ve sert bir şekilde sarsarak:

"Cevap ver!" diye bağırdı.

Az önce bağırmıştı ama şimdi yine ağzını açmış konuşurken sesi kısılmış, sakin ve yalvarırcasına çıkan ses tonuyla devam etmişti sözlerine.

"Ne olur o bilekliğin babana ait olmadığını söyle. O bileklik benim babama ait değil de. Yanlış duydun Lee Know de bana. Ne olur?"

Ha Ra gerçekten neler olup bittiğini anlayamıyordu. Hele Yun Hee! Normalde hemen atağa geçip asi bir şekilde bu duruma engel olması gerekirken şaşkınlıktan dolayı eli ayağı bağlanmış gibi seyrediyordu olanları.

Ha Ra, canının giderek yanmaya başlamasıyla dolan gözlerine hâkim olamayarak gözyaşlarının akmasına izin verdi.

"Lee Know... Canım yanıyor," dedi.

Ama Lee Know'un bir hareketi, diğerini tutmuyordu.

Az önce de sakince yalvarırcasına konuşuyordu. Ama şimdi yeniden ciddileşmiş, buz gibi soğuk gözleriyle bakıyordu genç kıza.

"Benimki daha çok yanıyor Ha Ra. Bir cevap ver. Bu bileklik senin babana mı ait? Duyduklarım doğru mu?"

Neden bu sorunun cevabını bilmek istediğini anlayamasa da Ha Ra daha fazla dayanamayarak:

"Evet!"diye bağırdı.

"Benim babama ait! Ben yaptım bu bilekliği ona! Bırak beni hemen!"

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.