İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 45 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 45

45🗡Kalk Dedim Sana

🗡

"Doymuşsunuzdur inşallah. Şimdilik bununla idare edin. "

"Doyduk doyduk Jiwoo'cuğum. Ellerine sağlık."

Jisung'un Jiwoo'ya samimi bir şekilde tebessüm ederek bu kelimeleri söyleyişi ve genç kızın da ona gülerek samimi bir şekilde cevap vermesini Hyunjin gözlerini devirerek ve yüzünü ekşiterek:

"Iyyy, vıcık vıcık," diyerek karşıladı.

Aslında daha çok kendi kendine fısıldamıştı ama bu cümlesini duyan, onunla çok ama çok iyi anlaşan Felix olmuş ve hemen cevabını yapıştırmıştı.

"Ooo, Hyunjin Bey sonunda mafya olduğunuzu hatırlayabildiniz. Döndüğünüz için sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim şimdi."

Hyunjin tebessüm eden Felix'e de normal sert bakışlarını ciddi bir şekilde gönderince Felix bu sefer:

"Bayağı ciddiyiz herhâlde. Tamam, tamam. -Da sen daha ne kadar kalmayı düşünüyorsun burada? Güya bir de baş düşmanlarımızdan biri olacaksın. Bu ne samimiyet? Artık gitmen gerektiğini biliyorsun değil mi? "diye sordu.

"Adamlarımı aradım, beni almaya gelirler şimdi. Ayrıca ben senin değil, Lee Know'un baş düşmanlarından biriyim."

"Fark etmez. Ben de bu aile ile beraber büyüdüm."

Ardından eli ile sohbete dalan Jiwoo'yu ve Lee Know'u göstererek:

"O benim ablam, o da abim," dedi gururlanarak.

Daha sonra ise aklına gelen bir şeyle aniden havadaki elini indirerek kaşlarını çattı.

Fazla beklemeden de merakla:

"Bu arada adamlarını nereden aradın sen ya?" diye sordu.

İşte şimdi ufacık da olsa sırıtmıştı Hyunjin.

"Senin telefonundan," diye 'u'ları da uzatarak Felix'e cevap verdi.

"Telefonum? Hah!"

Bunun üzerine Felix hızlı bir şekilde üzerini yoklamaya başladı. Üzerinde bulamayınca çevresine de bakınırken Hyunjin ceketinin cebinden telefonu çıkardı ve Felix'e uzattı.

"Telefonum! Sen ne ara-! Ne ara telefonumu aşırdın ya?!"

Felix bir haber olsa da herkesin gözü Hyunjin ve Felix'in üzerindeydi.

Onların bu hâlini tebessümle seyrederken Felix'in son cümlesini söyleyiş tarzını duyunca kopmuşlardı.

Bir tek Yun Hee garip garip bakıyordu çevresine. Burada neler döndüğünü bir türlü anlayamıyordu.

Bu esnada Jisung'un pansuman yaptığı yaralı kolunun kaşınmaya başlamasıyla rahatsızca oturduğu yerde kıpırdandı.

Ardından arkadaşı Ha Ra'nın gülen yüzüne baktı. Cidden bu kızı bir türlü anlayamıyordu. Sanki yıllardır bu ailenin bir üyesiymiş gibi davranıyordu.

Gözü onun üzerindeyken Ha Ra'nın dönüp kendisine bakmasıyla gözlerini devirmesi bir oldu.

Bence böyle bir durumda ona trip atması gayet normaldi. Ama bu evde daha fazla kalmak hiç normal değildi. Evde bir savcı olduğunu bilmese bir dakika bile durmazdı zaten. Bundan dolayı bir hışım ayağa kalktı ve:

"Hadi Ha Ra," dedi.

"Artık gidelim."

Onun aniden kalkışı ve söyledikleriyle tüm gözlerin odağı bir anda o olmuştu. Lâkin Ha Ra'nın hâlâ oturduğunu görünce sinirleri daha bir tepesine çıktı ve bu sefer daha sert bir sesle konuştu.

"Hadisene! Daha ne oturuyorsun?!"

Baktı yine tık yok. Bağırmaya devam etti.

"Sen iyi misin ya?! Sen gerçekten benim tanıdığım Ha Ra mısın?! "

"O nasıl laf Yun Hee? Ben sadece-"

"Sen sadece ne?! Daha ne kadar burada oturmayı düşünüyorsun?! Sen burada gülüp eğlenirken, senden günlerce haber alamayan annenin ne hâlde olduğunu düşünmüyor musun?!"

"Yun Hee..."

"Kalk dedim sana Ha Ra! Bir daha bu uyarıyı yaparsam senli ya da sensiz fark etmez, buradan giderim."

Ha Ra yavaş yavaş ayağa kalkıp Yun Hee'ye doğru yaklaşırken, Yun Hee onun uyuşuk adımlarına daha fazla dayanamadı.

Uzun adımlar atarak Ha Ra'nın yanına geldi. Ardından onu bileğinden tutarak âdeta sürüklemeye başladı.

Tam çıkmaya yeltenmişti ki güçlü bir kişinin elinin Ha Ra'yı tuttuğu elini çekmesiyle bunu yapan kişiye baktı.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.