🗡
"Bay Lee, bunu size nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama-"
"Uzatmadan söyle."
"Kızınız Lee Know'un evindeymiş. "
Bunu duyan Bay Lee, gözünü Seoul'ün manzarasından çekerek hiddetle adamına döndü.
Bu kelimeleri duyar duymaz tüm vücuduna hücum eden öfke giderek artmaya başladı.
"Ne işi varmış orada?!" diye hiddetle kükreyince ona istihbarat veren adamı bile ürkerek bir adım geri gitti.
Lâkin Bay Lee'nin korkaklarla işinin olmadığını bildiğinden dolayı korktuğunu belli ettirmeyerek düz bir sesle adamından aldığı bilgileri anlatmaya başladı.
"Adamımızın verdiği bilgiye göre Lee Know'un kucağında baygın bir hâlde eve götürülmüş. İlk önce kaçırılmış olabileceğinden şüphelendik lâkin arkadaşı Yun Hee, Lee Know'un sağ kolu diyebileceğimiz adam Bangchan ile birlikte o eve gönüllü bir şekilde girmiş."
"Bu... Bu... Bu nasıl olabilir? Kızımla... Bu herif neden bir türlü yakamdan sıyrılmak bilmiyor?!"
Bay Lee şimdi loş ışılarla aydınlatılmış çalışma odasının içerisinde bir oraya, bir buraya gidiyor âdeta dört dönüyordu koskoca odanın içerisinde.
Geçmişteki hesabı kapatmak için mi kızını kullanıyordu acaba diye düşündü ama o zaman olanlardan Lee Know'un haberinin olması imkânsızdı.
Tesadüf mü acaba diye düşünse tesadüfün de bu kadarı olabilir miydi? Bir türlü anlam veremiyordu ve içindeki öfke giderek artıyordu.
"Ne yapmamızı emredersiniz efendim?"
Adamının sorusuna karşılık buz gibi donuk gözlerle ona bir bakış attı ve kesin bir şekilde:
"İçerideki adamımıza söyleyin!"dedi.
"Derhâl... Derhâl kızımı oradan çıkartmanın bir yolunu bulsun! İster güzellikle, ister zorla!"
🗡
Bayan Lee evin içerisinde sıkıntı ile bir oraya bir buraya gidiyor, elindeki telefonu kullansa mı kullanmasa mı bilemiyordu.
Ne kızına ne de Yun Hee'ye bir türlü ulaşamıyordu. Durum böyle olunca kızının vurulmasına sebep olan adam geliyordu aklına. Gerçi türlü çeşit senaryolar dönüyordu lâkin bunlardan en az birinin gerçek olma ihtimali...
Çıldıracak gibiydi. Oğullarından hayır yoktu zaten. Bundan başka çaresi kalmamıştı. Her ne kadar o adamı aramak istemese de burada söz konusu olan kişi kızıydı. Onun için bir anne olarak her şeyi yapardı.
Kararını verince volta atmayı bir anda bırakıp olduğu yerde âdeta taş kesildi.
Uzun yıllar sonra onu arayacaktı. Bir yanı nefretle dolu olduğu için 'arama' dese de, bir yanı sanki özlemiş ve sesini duymak için can atıyormuş gibi 'ara ara' diyordu.
Bu ikilemden nefret ediyordu. Lâkin geç kalmak da istemiyordu. Kızının başına geçen her saniyede daha çok zarar geliyor olabilirdi. Bundan dolayı ne kadar kızgın olsa da numarasını rehberinden silemediği kocasını aradı.
"Soo Ra!"
Bay Lee de yıllar sonra karısının onu aradığını görünce kendisine hakim olamamış, sanki ilk tanıştıkları günkü gibi bir heyecanla telefona yanıt vermişti.
Bayan Lee başta konuşmak için ağzını açtıysa da onun sesini duyunca kapatması bir oldu.
Gerçekten özlemişti. Ama onun gibi bir herifle beraber olamazdı. Sesini düz tutmaya çalışarak katı ve serin bir şekilde:
"Yardımına ihtiyacım var," dedi.
"Ha Ra hiçbir yerde yok. Arkadaşına da ulaşılamıyor. Kesin başlarına kötü bir şey geldi. Yardım et."
"Merak etme. Ha Ra'nın nerede olduğunu biliyorum. Çok yakın bir zamanda yanında olacak."
Bayan Lee Soo Ra şaşkınlıkla "Nasıl?"diye sordu.
"Ne demek nerede olduğunu biliyorum! Kızım nerede?! Senin pis işlerine alet olmadı değil mi?!"
"Sakin ol Soo Ra, yok öyle bir şey. Ben de az önce öğrendim. Korkulacak bir şey yok. Ayrıca arkadaşı da onun yanında."
"Anlamıyorum. Hiçbir şeyi anlamıyorum."
"Sen rahat ol ve bu işi sadece bana bırak. Ha Ra en geç yarın akşama yanında olacak."
...
