🗡
"Ya Jeongin, sen kardeşimin kusuruna bakma. Biraz saygısız konuştu ama-"
"Ama haklıydı savcı hanım. Merak etmeyin, anlıyorum sizi. Yarın sizi almaya geleyim mi? Yoksa rapor alıp dinlenmek mi istersiniz? "
Jiwoo biraz düşündü ve:
"Emin değilim. Eğer kendimi iyi hissedersem ben gelirim merak etme," dedi.
Ama Jeongin bunu kabul edemezdi. O kendisinin korumasıydı. Bir defa kaçırılmıştı zaten ikinciye müsaade edemezdi.
"Bu sefer olmaz savcı hanım. Sizi yalnız bırakmam. Eğer gelecekseniz bana mutlaka haber verin."
Jiwoo da onun bu korumacı tavrına karşın tebessüm etti.
"Tamam hadi, öyle olsun. Kendine iyi bak," dedikten sonra da onların araçlara binip evlerinden uzaklaşmasını bekledi.
🗡
"Sen şimdi bittin şerefsiz herif! Çık ulan şurdan! Sana haddini bir güzel bildireyim,çık!"
Felix yatağın sağ alt tarafından çıkar çıkmaz hiddetle sol tarafa doğru gitmiş ve yatağın altına tekmesini geçirmeye çalışarak bağırmıştı.
Bundan bir hayli zevk alan Hyunjin ise tekmelerin kendisine isabet etmemesi için sağ tarafa gelmiş ve oradan çıkıp üstünü silkelemeye başlamıştı.
"Ne oluyor Felix? Ne yaptı bu it sana?"
"Hyung, polislerin burada olmasından istifade ederek aşağıda bana yapmadığını bırakmadı. Psikopat lan bu! Yok dirsek atmalar, yok yanağıma makas atmalar..."
Lee Know da Ha Ra da onun anlattıklarına gülümsedi.
Sevdiği kadının yüzünün neşelendiğini gören genç adam ise daha bir keyiflendi. Normalde müsaade etmezdi ama bu sefer Felix'e müsaade edecekti. Sırf Ha Ra'sının yüzünü güldürdüğü için...
"Felix, sen onu al da git. İstediğini yap aslanım. Ben de yengenle biraz konuşayım."
"Yengen mi?! Sen ciddi misin ya?"
Ha Ra'dan gelen bir anlık tepkiye Lee Know şaşırmadı ve tebessüm etmeye devam etti.
Bu esnada Felix, Hyunjin'i kolundan tutup odadan çıkarmak üzere götürürken Hyunjin yine gülerek alaylı ses tonuyla:
"Lee Know red mi ediliyor acaba?" diye sordu.
Bunu dedikten sonra Felix tarafından kafasına sert bir şaplak yedi. Yüzündeki gülüş aniden solup Felix'e ölümcül bakışlar atarken Felix:
"Hah!" dedi.
"İşte bana bu bakışlarla gel."
İkisi de odadan çıktıktan sonra Lee Know, yeniden sevdiği kızla ilgilenmeye koyuldu.
"Şaka yapmıyorum Ha Ra," dedi uzun bir sessizliğin ardından. Genç kızın gözleri kendisini bulunca da hakikatleri söylemeye devam etti.
"Ne yengen kelimesi ne de müstakbel nişanlım kelimesi... Hiçbiri şaka ya da bir oyun değil. Geleceğimizde olduğundan emin olduğum şeyler."
Ha Ra yaşadıkları üzerine biraz kafayı yediği için gülerek:
"Hayır," dedi.
"Tamam, yeter artık bu kadar saçmalık. Gördüklerim bana yeter. Gitmek istiyorum. Ve mümkünse bir daha karşıma çıkmamanı. "
Lee Know bu kelimeleri duyunca dahi yüzündeki sırıtışı silmedi. Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Ondan resmen kendisini bırakmasını istiyordu bu kız. İmkânsızı...
"Söylediklerini hemen unutuyorum küçük hanım ve sen de bir daha tekrar etmiyorsun."
...
