"Çığlık sesi size mi aitti? İyi misiniz?"
Genç kız hepsine de bir bir şaşkın bir yüz ifadesi ile baktı. Aslında... Aslında odanın içerisinde bir savcı ve bu kadar polis varken her şeyi bir bir anlatıp kurtulabilirdi ama ilk önce Lee Know'u dinleyecekti.
Uyandığı zaman ilk aklına gelen şey bir an kardeşi zannettiği kişiyi Lee Know'un vurduğu anlardı.
O yüzden bilinçsizce, kendine hâkim olamayarak çığlık atmıştı.
Daha sonra kendisine geldiğinde yani her şeyi hatırlamaya devam ettiğinde odada hareketlilik olmuş ve erkeklerin elleri ayaklarına dolanmıştı.
Tanımadığı adam ekşittiği suratının ifadesini bozmayarak ayağa kalkmış ve kendisine kötü bakışlar atmıştı.
Felix hızla Hyunjin'i kolundan tutup yatağın altına çekiştirirken Lee Know ile kurdukları komik diyolaglar müthişti.
Hatta o şaşkınlığın arasında Felix ve Lee Know'un tanımadığı adamı zorla yatağın altına sokmaya çalışmaları ve onun da itiraz ve çabalarına karşın direnemeyip komik bir surat ifadesiyle yatağın altına girmesine gülmüştü bile.
Ah, bir de hepsinin fısıldaşarak birbirine bağırmaları vardı tabii.
"Size sordum hanımefendi, iyi misiniz?"
Jeongin sorusunu yineleyince Ha Ra ona gözlerini dikerek:
"Hah! Evet evet, iyiyim," dedi.
Bundan başka ne diyeceğini bilmediği için yattığı yatağın ucunda oturan Lee Know'a çevirdi bakışlarını.
Bu bakışlarının ne demek istediğini anlayan Lee Know da ayağa kalkıp Jeongin'in karşısına geçti. Ellerini de iki cebine atarak konuşmaya başladı.
"Sorması ayıp sizin burada ne işiniz var? Hadi ablam neyse. Seni de onun fedaisi olduğun için kabul edebilirim belki. Ama... Ama arkandaki polisler... Baskın mı var hayırdır?"
Jeongin onun sözlerine bir yandan katılsa da görevini yaptığı için tamamen katılmıyordu.
"Özür dilerim. Biz savcı hanım bir anda ortadan kaybolunca onu merak ettik ve kardeşi olduğunuz için ifadenizi almaya geldik. Savcı hanım bize başına gelenleri anlattı. Ama çığlık sesini duyunca üzerime düşen görevi yapmak için girdim odaya."
Daha sonra yatakta doğrulmuş ve şaşkın şaşkın kendilerine bakan genç kıza dönerek:
"O çığlık sesi size mi aitti?"diye yeniden büyük bir sabır ve ciddiyetle sordu, sözlerini devam ettirdi.
Ha Ra yutkunarak sadece başını salladı. Bu esnada devreye yine Lee Know girdi.
"Evet, çığlık sesi ona aitti. Kâbus gördüğü için bir anda çığlık atarak uyandı."
Jeongin gözlerini devirip Lee Know'a döndü.
"Neden hanımefendi yerine cevap veriyorsunuz? O kim? Bu evde ne işi var?"
Lee Know, Jeongin'in bir diğer sorusuna karşı gözlerini devirdi ve kafasına havlu sarıp kendilerini izleyen ablasına döndü.
"Noona... Senin vazifeni senden alt rütbeli bir koruma üstlenmiş galiba. Senin işin sorgulamak değil miydi ya? Ama tabii,doğru. Senin işin suçlu insanları sorgulamak. Müstakbel nişanlımın yaşadığı özel bir sorun yüzünden bu evde kalması da suç değildir her hâlde? Anlamadığım şey, neden bir koruma tarafından sorguya çekildiğim? "
Müstakbel nişanlım kelimesini duyan Ha Ra bir anda başını Lee Know'a çevirip şaşkınlığını ona katlayarak baktı.
Aynı zamanda yatağın altında bulunan Hyunjin kulaklarını dört açmış dinliyordu herkesi.
Bu müstakbel nişanlım kelimesini duyunca da hemen yanında uzanan Felix'e dirsek atmış ve onun sesini çıkaramayıp kendisine zarar verememesinden istifade etmişti.
Bu çok hoşuna gitmişti lâkin odanın içerisinde polis kaynıyor olmasından dolayı Felix'in sert bakışlarına karşılık kendisini gülmemek için zor tuttu.
Jiwoo da bu esnada söze girmesi gerektiğini anlayarak:
"Onun bir suçu yok Lee Know,"dedikten sonra devam etti.
"O da sadece üzerine düşen görevi yerine getirdi."
Lee Know yine göz devirdi ve ellerini ceplerinden çekerek Ha Ra'nın yattığı yatağın ucuna yeniden oturdu.
Genç kızın yüzüne baktığında bayağı dalgın olduğunu gördü. Anlayabiliyordu da aslında hâlini.
Ah! Bir de Yun Hee meselesi vardı. Onun çağrısına cevap vermemişlerdi. Acaba gitmiş miydi ki karakola? Kendisi her ihtimale karşın telefonu kapatmıştı ama Yun Hee'nin polise ilk verdiği ismin kendi ismi olması çok yüksek bir olasılıktı.
Genç adam bu mevzuyu düşünmeye başlayıp tıpkı Ha Ra gibi dalmışken Jeongin de Lee Know'un müstakbel nişanlım diye tanıttığı kişiyi çıkarmaya çalıştı.
Ama emindi. Bir yerlerden hatırlıyordu onu. Şimdilik çıkaramasa da daha sonra hatırlayacağını ümit ederek:
"Özür dilerim. Rahatsızlık verdik," dedikten sonra savcısına suç işlemiş masum çocuk gibi bakarak odadan çıktı.
Jiwoo bir kez daha kardeşine bakıp tebessüm ettikten sonra korumasını yolcu etmek üzere onun peşinden giderek odanın kapısını kapattı.
...
